Devlet- Platon-2

Simonides, doğruluk herkese borçlu olduğumuz şeyi ödemektir demiş.

Doğruların borcu, dostlarına iyilik etmektir., kötülük değil. İnsan da düşmanına sadece kötülük borçludur, düşmana layık olan da budur.

Demek bir şeyin en iyi koruyucusu, en iyi bekçisi o şeyin en usta hırsızıdır da.

İnsan iyi tanıdıklarını sever, kötü sandıklarını sevmez. Ama bir çoklarını, iyi olmadıkları halde iyi sanmakla, ya da tersine iyi oldukları halde kötü bilmekle yanılmış olmuyor muyuz?

Haksıza kötülük, haklıya iyilik etmek doğruluktur. Doğruluğu, kötü sandığı dostlarına zarar vermekte, iyi sandığı düşmanlarına da iyilik etmekte görür.

Dosta, iyiyse iyilik etmek, düşmana kötüyse, kötülük etmek doğrudur.

Bilen adam, yasak etsen de etmesen de bildiğini söylemekten çekinecek mi sanırsın?

Bilmeyene yaraşan ceza : bilmediğini bilenden öğrenme cezası…

Doğruluk, güçlünün işine gelendir.

Her yönetim, kanunlarını işine geldiği gibi koyar. Bu kanunları koyarken kendi işlerine gelen şeylerin yönetilenler için de doğru olduğunu söylerler; kendi işlerine gelenden ayrılanları da kanuna, doğruluğa aykırı diye cezalandırırlar.

Doğru olan, yalnız güçlünün işine geleni yapmak değil, tersini de, işine gelmeyeni de yapmaktır.

Güçlünün işine yaramayanı, güçsüzlerin yapması gerekiyor.

Sanatçıların hiçbiri yanılmaz, yanılan bilgisi yetmeyince yanılır, yanıldığı anda da artık sanatçı değildir.

Her sanat, işine geleni kendi bulur. Sanat, yetersizliğini gidermek için bir başka sanatı gereksemez.Çünkü sanatta hiçbir yetersizlik, hiçbir kusur olamaz. Sanatın kendi alanındaki şeyden başka bir şeyin işine geleni araştırması gerekmez. Bir sanat, sağlam oldukça, yani kendi bütünlüğü içinde kaldıkça, hiçbir kusura, hiçbir bozukluğa yer vermez.

Her bilgi, kendinden üstün olanın işine geleni değil, kendi yönetimi altında olanın, yani güçsüzün işine geleni gözetir ve buyurur.

Doğrulukta doğru, aslında başkası için yaralı olan, yani güçlünün, yönetenin işine yarayan şeydir. Güçsüzün, yönetilenin de zararınadır. Eğrilikse tam tersine. Güçlü, üstün olduğu için, yönetilenler güçlünün işine geleni yaparlar. Kendi mutluluklarını değil, onun mutluluğunu sağlarlar.

İnsanlar eğriliği, eğrilik yapmak korkusundan değil, eğriliğe uğramak korkusundan ayıplarlar.

Sanatıyla başarılar elde etmek isteyen kimse, sanatına uygun bir iş görmek isterse, kendine en iyi olanı değil, yönetilene en iyi olanı yapar ve buyurur. İşte bundan dolayı da yönetmeyi göze alacak olanlara bir ücret verilmelidir. Bu ücret para ya da şereftir. Yönetmeden kaçanlaraysa verilecek ücret cezadır.

İyiler ne para için yönetmeyi üzerlerine alırlar ne de şeref için; yönetmeyi üzerlerine almak için karşılarında bir zor, bir ceza bulunması gerekir.

Burada cezanın da en büyüğü, kendimiz yönetime karışmayınca daha kötü birinin yönetimine girmiş olmaktır. Bence en değerli insanlar, bundan korktukları için yönetmeyi ele alırlar.

Doğruluk, iyilik ve akıllılık, eğrilikse kötülük ve bilgisizliktir.

İyi ve akıllı olan kendine benzeyeni değil, benzemeyeni aşmak ister. Ama kötü ve bilgisiz olan, hem benzerini hem de karşıtını aşmak ister.

Eğrilik araya geçimsizlik,kin ve kavga sokuyor. Doğruluksa, iyi geçimi ve dostluğu sağlıyor.

Eğriliğin öyle bir gücü vardır ki, kendine de karşıtına da, yani doğruya da düşman kesilir.

Eğriler birlikte iş göremez. İş görüyorlarsa onları ortak amaçlarına ulaştıran bir şey vardır o da doğruluktur. Büzbütün kötü, eğri olan insanlar iş göremez. Eğriler ancak doğrulukla iş görürler.

Doğru adam mutlu, eğri adam mutsuzdur.

Hem kendisi hem de verdiği sonuçlar iyi olan şey, mutlu olmak isteyenin aradığı şeydir doğruluk.

Herkes böyle düşünmez, çoğuna göre doğruluk, zahmet karşılığı elde edilen bir şeydir. Doğruluk, zor elde edilen bir şey olduğu için, aslında ondan kaçınmak gerekir. Ama fayda sağladığı ve ün kazandırdığı için de ona heves edilir.

Haksızlık etmek fırsatını bulan herkes haksızlık eder. (Lydia’lı çoban Gyges’in yüzüğü: Sürüsünü otlatırken birden deprem olur, yer yarılır ve bir yarık açılır. Burada tunçtan bir at bulur. atın içindeki oyukta insandan büyük bir ölü bulur ve parmağındaki altın yüzüğü alır. Görünmez yapan bu yüzükle, saraya gidip kraliçeyi baştan çıkarır ve kralı öldürür.)

Eğriliğin son kertesi, doğru olmadan doğru görünmektir.

Ya Tanrı gibi yaratılmış olduklarından ya da bilgeliğe erdiklerinden ötürü eğrilikten tiksinen insanlardan başka kimse doğru olmak istemez. İnsanlar ancak korkaklık, ihtiyarlık ya da başka bir yetersizlik yüzünden eğrilik edemedikleri için eğriliği kötülerler.

Köpek tanımadığı birini görünce, ondan kötülük gelmese bile hırlar. Tanıdıksa ona iyilik etsin etmesin sevinir. Bu huy, filozofların ta kendisidir. Dostu ve düşmanı bilip bilmediğine göre kestiriyor. Demek ki onda asıl merak bilmek ve öğrenmektir. Filozofluk bilmek merakıdır.

……………………. Devam edecek

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Web sitenizi WordPress.com ile oluşturun
Başla
%d blogcu bunu beğendi: