Körlük- Jose Saramago

Öteki hastalar onu alçak sesle destekledi, fakat hiçbiri, hatta kadının kendisi bile, talebinde fazla ısrarcı olmadı, doktoru sinirlendirmemelilerdi; yoksa bu sabırsızlıklarını onları daha uzun süre bekleterek ödetirdi, daha önce yaşamışlardı bunu.

Kör adam, muayeneyi kolaylaştıracakmış gibi gözlerini açabildiği kadar açtı, ama doktor onu kolundan tutup bir aletin arkasına oturttu, biraz hayal gücü olan biri bunu, sözlerin yerini gözlerin aldığı, günah çıkartanın günahkarın ruhunun ta içine baktığı yeni model bir günah çıkartma yeri olarak düşünebilirdi.

Bir doktor da ne olursa olsun, ağzından çıkan sözlerin ne anlama geldiğini bilmekle yükümlüydü, tıp fakültesine bunun için gitmişti…

… işin içinde ne olursa olsun, körlük bulaşmaz. Ölüm de bulaşmaz, buna rağmen herkes ölür…

… basit bir kadındı, kendi iyiliği için bile olsa yalan söylemeyi beceremiyordu.

… fakat, tuhaf bir şekilde, yüzlerindeki ifade aynıydı, tehdit ve korku karışımı, ama yine de korkuları aynı değildi; tıpkı tehditlerin de aynı olmadığı gibi.

… bu fiziksel kusurun söylenmesinden hoşlanmamıştı sanki, hakkı da vardı, çünkü bunun gibi, dikkatli bakmadıkça fark edilmeyen kusurlar, sadece söz edildiğinde gerçekte olduklarından daha kötü görünürdü göze.

… bu insanların kendilerinin seçmediği bir otoriteye boyun eğeceklerini, üstelik, sözünü dinledikleri, otoritesini ve koyduğu kuralları kabul ettikleri halde, karşılığında kendilerine hiçbir şey veremeyecek birine boyun eğeceklerini düşünmek, bahsi baştan kaybetmek demektir.

Her hareketimizden önce bütün sonuçlarını tahmin etmeye çalışsak, bunları ciddi olarak düşünsek, önce kesin sonuçları, sonra olası sonuçları, sonra rastlantısal sonuçları, daha sonra da hayali sonuçları düşünmeye kalksak; kımıldayamayız bile, tek bir adım atamayız.

… her düşündüğünde, söyleyip yaptığında haklı olmayan biri askerlik hayatında o kadar yüksek rütbeye erişemezdi.

Tam anlamıyla insan gibi yaşamıyorsak, en azından tam anlamıyla hayvan gibi yaşamamak için elimizden geleni yapalım.

… ama dünyanın hali böyleydi, gerçeğin amacına ulaşması için çoğu kez yalanlarla maskelenmesi gerekiyordu.

Kavga da her zaman için az çok bir tür körlüktür.

… sonunda en büyük kötülüklerin bile, içinde o kötülüğe sabırla katlanmamıza yetecek kadar iyilik barındırdığı sonucuna kaçınılmaz olarak bir kez daha varacağız.

… kocasının uyanıp onun yokluğunu hemen fark ederek, “Nereye gidiyorsun?” sorusunu sormasını istemiyordu, kocaların karılarına olasılıkla en sık sordukları soruydu bu, en sık sordukları ikinci soru da “Neredeydin?” tabii.

Gidelim, dedi, yalnızca ölmesi gereken ölür, ölüm haber vermeden seçimini yapar.

Sonra uzun bir sessizlik oldu, kadınlar hakkında söylenecek her şey söylenmişti, şimdi erkekler söyleyecek bir şey bulmalıydı ama bunu beceremeyecekleri baştan belliydi.

Nasıl ki cüppe giymekle keşiş olunmuyorsa, eline asa almakla da kral olunmaz, bu asla unutulmaması gereken bir gerçektir.

… aslında körlük, umudun tükendiği bir dünyada yaşamaktı.

Bu sorunun yanıtını bulamadı, yanıt hep ona ihtiyaç duyulduğunda gelmez akla, çoğu kez beklemek verilebilecek tek yanıttır.

… bütün hikayeler evrenin yaratılış hikayesine benzer, o anda orada kimse yoktur, kimse tanık olmamıştır ama yine de olanları herkes bilir.

Gereğinden fazla kelime kullanıyoruz demek istiyorsunuz yani,. Gereği kadar duyguya sahip olmadığımızı söylüyorum. Belki de yeteri kadar duyguya sahibiz ama onları ifade edecek kelimeleri kullanmıyoruz. Sonuçta da duygularımızı yitiriyoruz.

Yazar da herhangi bir insan gibidir. Ne her şeyi bilir ne de yaşayabilir, soru sorup hayal etmesi gerekir.

Herkes yalnızca bildiği şeylerden söz etmeli, bilmediklerini de sormalı.

Bizim elimizden gelebilecek tek mucize yaşamaya devam etmektir.

Körlerin en kötüsü artık görmek istemeyen kördür.

Ölülerin yanından onları görmeden geçip gitmek, çok eskiden beri insanlığın alışkanlığıdır dedi doktorun karısı.

… öldükten sonra çekilen acılara katlanmak daha da zordur.

Asıl zor olan, insanlarla birlikte yaşamak değil onları anlamak, dedi doktor.

Bir gün, bu dünyada artık yararlı hiçbir şey yapamaz hale geldiğimizi fark edersek yaşamamıza basitçe son verecek kadar cesur olabilmeliyiz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Web sitenizi WordPress.com ile oluşturun
Başla
%d blogcu bunu beğendi: