Bilinmeyen Değer- Hermann Broch

Bilimde en saçma şeyler birdenbire ciddileşir.

… matematik bir bakıma insan ruhunun umutsuzluğunun ifadesidir… aslında ona ihtiyacımız yok, ama bir tür dürüstlük adası olduğu için seviyorum matematiği.

Dünya bizim dışımızda değil, içimizde yanar.

Sadece bilim karşısında tıpkı öğrenciler gibi kayıtsız kalan biri, ancak böyle biri iyi bir öğretmen olabilir derdi hep, gençlik tutkulu birini izlemekten hoşlanmaz, içlerinden gerçekten tutkulu biri çıkacak olursa da zaten öğretmene ihtiyaç duymayacaktır.

… ustaca tasarlanmış deneylerin sunduğu kusursuz fiziksel oluşumların bile, hatta bu fiziksel olayların tahmin edilebilirliği dahil, bütün bunlar, düşünsel çeşitliliğin küçük ve yetersiz bir yansımasıydı, ki bu da matematiktir, görünür dünyanın somutluğu içine aşırı somut bir şey olarak, yokluğu tasavvur edilemeyecek bir şey olarak gömülmüş olan, dünyayı kapsayan, ama yine de onun gerçekliği içinde kendine özgü gerçeklik olarak duran şeydir.

Dünyanın çeşitliliği içinde anımsama da unutma da yolunu şaşırır, bilginin çeşitliliği içinde, olguların uçsuz bucaksız kütlesi içinde insanın nereden geldiği ve nereye doğru çabaladığı önemsizleşir, köken ve hedef silikleşir.

Richard bu adamın zengin ama yine de berbat edilmiş yaşamını uzaktan hissediyordu. Ona acımıyor, küçümsüyordu, hele şimdi iyice küçümsüyordu. Başka birinin farkına varamayacak, başka birine acıyamayacak kadar meşguldu kendisiyle, Hiç arkadaşsız, oracıkta oturan ve bir arkadaş arayan havasına baktı göz ucuyla.

O da tıpkı kendisi gibi direngendi, ikisi de kederli iyimserlerdi. Neşeli tavırlarıyla Kapperbrunn ise karamsardı. Richard bunu birdenbire anladı. Ancak teslimiyet insanı neşelendirir, hala uman ve çaba sarf edenin ise neşelenmesine filan izin verilmemiştir; bütünlük şeytani bir şeydir.

İri ve esmer Susanne’nin yanında Katharine, zamandan bağımsız dünyevi bir görüntüye sahip, yaşı belli olmayan bir Rubens kadını gibi, ebediyen doğuran, buna rağmen çocuksuz, çünkü sadece sevgilisi onun çocuğu olabilir.

Dünyada günahkar olan, önceden kestirilemez olandı. Nedensel ve yasal bağıntıdan kopmuş olan, ki isterse bu, uzayda tek başına süzülen bir ses olsun günahkardır. Yalıtılmış olan, hem anlamsız hem günahkardır.

Aslında bütün bunları bir insanın düşünüp taşınıp keşfetmiş olması gerçekten dehşet verici dedi. Ama düşüncenin bütün bu korkunçluğun üstünde evrenin ikincil anlamı daha da korkutucu olarak süzülmekteydi. Kavranması artık pek mümkün olmayan ne matematik formülleriyle ne de her hangi bir sözcükle ifade edilebilen buna rağmen, her türlü korkunçluğun üstünde yükselmiş beynin dikkat çekici serinliği ve serbest hareketliliği artık hiçbir şeyle örtüşmeyen ve buna rağmen içinde kusursuz bir gerçeğin kanıtını taşıyan ikinci dereceden bir gerçekliğin içine heyecan verici bir aktarım.

… evrenin çok anlamlılığının bizzat nesnelerin içinde mi, yoksa kişinin bunları nasıl anladığında mı yattığı belirsiz kaldığı için ona neredeyse minnettardı.

Kendisinden sadece kendisinden söz ediyordu; buna rağmen bir kaçıştı bu, kendi kör varoluşundan daha üstün bir varoluşa kaçış yine de bu varoluşa ve onun en aydınlık öz iradesine bir geri kaçıştı aynı zamanda, Sen’in reddi içinde, Ben’in özverisiydi.

Olup biten her şeyi kapsayacak kadar bilgiye ulaşmayı başarmış olan kişi, ölümsüzdür… yani içsel olarak ölümsüz.

Herhangi bir yerden içeriye bilinmeyen bir yaşam akıyordu zorla. Herhangi bir yerde akan henüz bilinmeyen bir kanıtın gerçek anlamın bütününü hatta matematiğinkini bile yansıtabilecek bir kanıtın akımı.

Çünkü bilgini amacı bilginin dışındadır.

Dünya içimizde yanıyor, dışımızda değil diye düşünmeden edemedi Richard.

Matematiğin nihai gerekçesi matematiğin dışında ama yine de içinde yatar, varoluşun ilahi amacı varoluşun dışındadır, aşkın nihai amacı aşkın dışındadır ama o yine de aşktır.

Seni seviyorum. Geçmişin köleliği ile geleceğin köleliği arasındaki özgürlük anı.

Çabuk gel, ey ölüm! Ama gelişini görmeyeyim ki, seni görmekten alacağım haz beni tekrar hayata döndürmesin. ( Miguel Cervantes dos Santos)

… herkesin bir düşüncesi olabilir, düşünceler havada uçuşur… ama doğru zamanda doğru yerde olmak, bu dehadır.

Ve ancak şimdi çözüldü annesinin faal donakalmışlığı, ölüm insanın etinden bir parça koparıp aldığında insanın üstüne çöken o hayvani uluya uluya ağlama hali içinde çözüldü. Çünkü ölümün saygınlığı ve yüceliği, doğrudan doğruya insanın bu hayvani yanından kaynaklanır; ciddi ve olağanüstüydü annenin insani feryadı içinde hayvani olan.

Bilgiydi bu, bilgiden başka bir ad verilemezdi, çünkü dünyanın zenginleşmesinden ve dünyayı zenginleştiren tek şeyden, dünya karşısında açık olmaktan kaynaklanıyordu, yine de en yalnız senin bilgisiydi; kendisinden başka hiçbir şeye dayanmayan bir bilgiydi, ölümün sesinde kaynağını bulan, ölümün kendisi gibi yalnız ve her türlü yaşamdan ayrılmış fakat her türlü yaşamın hedefi olan ölüm gibi her şeyi kapsayıcı, bütünlüğü içinde onu kapsayıcıydı; çünkü kaynağını ölümden alan bizatihi kanıttır ve artık şu ya da bu mantıksal bilgi, … şu ya da bu ölümün varoluşu ile ilgili bilgi bile değildir, aksine kesinkes varoluşun yalın ve büyük bilgisidir, her türlü varoluş içeriğinden bağımsız, her türlü varoluşa bağlı, her türlü yaşama bağlı, basitliği içinde ve duygunun yalnızlığı içinde her şeyi kapsayıcıdır; mantıksal olanın, ancak buradan hareketle kendi savunusunu bulan son kanıtıdır.

Bilim de kutsaldır, o da yaşamın kutsallığını taşır… Fakat ölümün kutsallığı aşktır, ancak ölüm ile yaşam birlikte varoluşun bütünlüğünü oluştururlar ve tüm bilgi ölümün içinde yatar.

Hepsi kültüre, sanata ve bilime büyük övgülerle başlar, ama işin mali yanına gelince hepsi “Ama ne yazık ki” diyerek tam tersine dönerler. Kültürel amaçlar için daha fazla para mı? Olanaksız, olanaksız, olanaksız. Vergi verenlere karşı sorumluyuz. Vergi verenler profesörleri beslemeye itiraz ediyor. Vergi verenin parasıyla araştırma yapmak kolay. Bu bir marifet değil, herkes yapar.

Sınırsız ama sonsuz değil, uzay eğriymiş. Hareketli kütleler, hareketsizlerden daha ağırmış. Işık bir ağırlığa sahip.

Kapperbrunn ” Hayata gözlerinizi kapatırsanız böyle olur işte… Fildişi kulelere saklanmak istersiniz… hayat öcünü alır.. çünkü hayat acımasızdır…”

Bu çetin şeffaf havada, matematikten konuşuyor olmaları sanki doğal bir şeydir; çünkü matematik de aynı şekilde şeffaf, aynı şekilde net, aynı şekilde çetindir.

Weitprecht’le siz, en çılgın matematiksel şeyleri fiziğe ve astronomiye sokmadınız mı? Eskiden matematik dışına çıkabileceklerine asla inanılmayan şeyler… Ve bir kez fiziğin içine giren şey, kaçınılmaz olarak tekniğe geçer ve teknik içinde olan bir şey kaçınılmaz olarak silahlanma sanayisine geçer ve güzel bir yeni öldürme türü haline gelir… Evet, her gerçek bilginin pratik bir sonucu vardır…

Bizim batıl inancımızın da adı bilim… Sonuçta aynı kapıya çıkıyor.

Kapperbrunn, bilgi tutkusunun yaşamdan uzaklaştırdığını söylüyor… Ama tıpkı yıldızlardaki gibi, sürekli olarak bilginin arkasına, gerçek yaşamın olduğu ve gizlendiği yere varma umuduyla, insan bilgiyi ya da daha doğrusu bilgileri arar … Evet, bu da korkudur.

İnsanların gözleri hep aynıdır… ister renkli ister beyaz olsunlar… Gözlerinde ya Tanrı ya da Şeytan vardır… Kimse gözleriyle yalan söyleyemez.

Her dilin, başka dillere tercüme edilemez olan kendi doğal sırları vardır, buna karşılık bilimin dili hiçbir sırra sahip olmama, hiçbir halka, hiçbir ülkeye bağlı olmama ihtirasına batmıştır; insan çehresine sahip ve iyi niyetli olan herkes tarafından eksiksiz anlaşılma ihtirası içindedir. Ulusal hale getirilmek istenen bir bilimin vay haline; çünkü içine taşınan münzevilik ve sırlar, artık halk dillerinin doğal sırları değil, aksine bir halkın diğerini yok etmeye çalıştığı silahlanma sanayisinin yapay dilidir. Yarı ve çeyrek cahillerin yan bilimi haline gelmiştir. Doğrusu kanın, ulusallığın, yurdun ve dilin sırlarını yadsımak kimseye uygun gelmeyecektir ama bu sırlara sahip olmadığı için bilgiye karşı mücadele eden ve bu sırları bilgiye yapay olarak aşılamak isteyen biri, bilgiyi kötüye kullanma niyetinde olduğunu ele verir…

Bilgi yaşama hizmet eder, savaş sanayisine değil; halkların barışına ve sevgiye hizmet eder.

Dünyada hala çok fazla değil, hayır, çok az bilgi; çok fazla değil, hayır, çok az bilim; çok fazla değil, hayır, çok az akıl; çok fazla değil hala çok az insancıllık var.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Web sitenizi WordPress.com ile oluşturun
Başla
%d blogcu bunu beğendi: