Görmek- Jose Saramago

… fakat unutmayalım ki böyle bir sahtekarlık, faillerin ve suç ortaklarının maharetine ve ellerine geçen fırsata bağlı olarak, seçimden önce işlenebileceği gibi, seçim sırasında ve sonrasında da işlenebilirdi.

… aslında hepimiz sinirli, şaşkın, ne yapacağını bilemez haldeyiz ve bildiğimiz üzere, bu ruh halindeyken gerçekte düşünmediğimiz şeyi söylemek kolaydır.

… fakat hiçbiri ilk arayan olmak istemiyordu, o seçim sandığında akıl etmedeki sürat ve girişkenlikte birincilik madalyasının sekretere düştüğünü kabul etmek olurdu bu.

Bir şey öğrenen var mı. Soru, gereksizliğinin yanında, nasıl demeli, birazcık haksızdı, çünkü öncelikle öğrenmek, öğrenmek denen şey, daima bir şeyi öğrenmekti, hiçbir işe yaramasa bile…

… ve doğru dürüst hazırlanmamış doğaçlama konuşmalara kalkışamayacak kadar serinkanlılıktan yoksun olduğundan, şimdi kendi altındakileri konuşmaya davet ederek bu müşkül durumdan kaçıyordu ve bu da, yine bildiğimiz üzere, lider olmanın daha modern bir başka biçimiydi.

Kadere meydan okumanın çok çeşitli yolları vardır ve neredeyse hepsi de boşunadır ve en kötüsünün olacağını düşünmeye mecbur kalırken en iyisinin olacağına inanmak ise bu yolların en sıradanlarındandır.

… evrenin, insanlığın çelişik arzu ve hayallerine kayıtsız yasalara sahip olduğunu ve bizim bunları ifade ederken beceriksizce isimler vermekten daha fazlasına ne maharetimizin ne de gücümüzün yettiğini, keza her şeyin bize evrenin bu yasaları bizim idrak gücümüzü aşan ve daima aşacak hedefler için kullandığını kanıtladığını unutmaktadır.

… onun gibi, sizin gibi, hakikati söylerken hepimizin yalan söylemeye devam edeceğimizi açıklayın.

… bu ülkenin yurttaşları anayasanın kendilerine bahşettiği hakların düzenli olarak yürürlükte olmasını talep etmek gibi sağlıklı bir alışkanlığa sahip olmadıklarından, askıya alınan şeyin hesabını sormamaları mantıklı, hatta doğaldı.

Ne yazık ki, en mükemmel ve en eksiksiz fikirlerin bile uygulanma vakti geldiğinde başarısız kalabildiğini deneyimle bilmekteyiz, kah son anda tereddüt gösterilir, kah umulan şey ile gerçekte elde edilen şey arasında uyumsuzluk görülür, ya da kritik bir anda durumun hakimiyeti elden kaçabilir.

Başbakanın üç adım ileri iki adım geri ya da daha popüler bir deyişle, ilerlemezken ilerliyormuş gibi yapmak…

Onları ağır ateşte yavaş yavaş pişmeye bırakalım dedi…

Sevgili dostum, durumlar karmaşıklaştığında, umutsuz olduğunda her şeye bağlanırız.

… bu belediye, şehrindir, yoksa şehir belediyenin değil…

Sakin olun, huzur içinde uyuyun. Huzur içinde olmak için uykuya ihtiyacımız olmasa çok daha iyi olur.

İnsanların kafası her zaman içinde yaşadıkları dünyayla tam bir uyum halinde değildir, olayların gerçekliğine uyum sağlamakta güçlük çeken insanlar vardır.

Evet, fakat hiçbir dönemle ya da hiçbir yerle kıyaslanamayacak yıkıcı bir eylem karşısında, sistemin en duyarlı organına, parlamenter temsil organına bütünüyle zarar veren yıkıcı bir eylem karşısında eğer zafer kazanmak istiyorsam, bu durumda tarihte unutulmaz bir yerim olmalı, daima biricik kalacak bir yer, demokrasinin kurtarıcısı olmalıyım.

Ekranda beliren haber muhabiri, kravatını sımsıkı düğümlemiş ekşi suratlı biriydi, sanki kısa dönemde ne bağışlamaya ne de unutmaya hazır olduğu bir hakaretin kurbanı olmuş gibiydi…

Evet, fakat eğer olaylar karmaşıklaşırsa, benim fikrimi uygulamaya koymak gerekecek. Fikriniz hakkında henüz hiçbir şey bilmiyorum. Günün birinde söylerim. Kulak kesileceğime güvenebilirsiniz…

… Çünkü tam da ne bok yiyeceklerini öğrenmek için toplanmışlardı…

Sayın başbakan, öyle görünüyor ki, siz de sırf adı var diye ölümün var olduğu inancını paylaşıyorsunuz, eğer nesnelere önceden verilmiş bir ad yoksa nesnelerin de gerçek bir varlık gösteremeyeceği savına benzer bir fikir savunuyorsunuz.

Kelimelerin yerlerini değiştirmek çoğu kez anlamı değiştirmek demektir, fakat bunlar, yani kelimeler, tek tek ele alındıklarında, fiziksel olarak, eğer böyle ifade edebilirsem, geçmişteki hallerini devam ettirirler…

İskemlelerini geriye iten bakanlar, tek bir insan gibi kalkıp ayakta coşkuyla alkışladılar. Sonuçta, nifak tohumlarından temizlenmiş bakanlar kurulu artık yekpare bir blok halindeydi; tek şef, tek irade, tek proje, tek yol.

Doğru düşündünüz, sevgili dostum, ama aynı zamanda yanlış da düşündünüz, insanlar arasında yapabileceğimiz en kesin ayırım onları zekiler ve aptallar diye ayırmak değil; zekiler ve aşırı zekiler diye ayırmaktır, aptallarla ne istesek yaparız, zekiler karşısında en iyi çözüm onları hizmetimize almak olur, aşırı zekilere gelince; onlar bizim tarafımızda olsalar bile özünde tehlikelilerdir, bu tehlikeden kaçınamazlar. İşin en tuhaf yanı, ne yaparlarsa yapsınlar sürekli olarak onlara karşı dikkatli olmamız konusunda bizi uyarırlar; ama genellikle uyarılara dikkat etmeyiz ve sonra sonuçlara katlanmak zorunda kalırız.

Deneyimlerim bana şunu öğretti ki, en berbat orospu çocukları böyle görünmeyenlerdir.

Kimi zaman karar merkezlerine fazla yakın olmak miyopluğa yol açar, görüş açısını daraltır.

Bir imkansızlık asla tek başına gelmez.

Size bir fincan kahve ikram edebilir miyim, diye sordu. Çok teşekkürler, görevdeyken hiçbir şey kabul edemeyiz. Elbette, büyük yolsuzluklar hep böyle başlar, bugün bir kahve, yarın bir kahve, üçüncüde her şey yitip gitmiştir zaten.

Masum kimse yoktur, herkes bir suçtan sanık olmasa da bir kabahatten suçludur.

Keza beklediğim cevapları elde etmem ne kadar gecikecek diye düşünüyordum. Cevapları zaten biliyor musunuz, yoksa sorularınızın cevaplanmasını mı bekliyorsunuz.

Çünkü bir polise bildiği ya da bildiğini ileri sürdüğü şeyi nasıl bildiğini sormak bana zaman kaybı gibi gelir.

Hayır komiser, artık tek gözün iki gözden daha iyi gördüğünü biliyorum, çünkü ona yardım edecek bir diğeri olmadığından bütün işi o yapmak zorundadır. Belki de bu yüzden körler ülkesinde tek gözlüler kral olur, derler.

Kimi durumlar vardır ki hüküm suçtan önce yazılmıştır.

Sizin parolanıza, Hayır, asla yetmez, diye cevap verecek. Ya benim ki nedir ? Zaman daima boldur.

Komiserim, ben belki de asla komiser olamayacak basit bir polis müfettişiyim, fakat bu meslekteki deneyimimden öğrendim ki; yarım ağızla söylenen şeyler eksiksiz lafların söyleyemediklerini söylemek için vardır.

… onlar bir şeyini çalmadan önce sen çal şeklindeki körler yasasına göre, en berbat düşman daima en yakında olandır. Fakat nereye gittiğimizi bilmememiz için kör olmamıza gerek yok.

Bu meslekte öğrendim ki, yönetenler bizim saçma olarak adlandırdığımız şeyler karşısında asla tınmazlar, üstüne üstlük bilinci köreltmek ve aklı boşaltmak için bunlardan yararlanırlar.

Bu sözler, muhtemelen, sizin sunduğunuz haliyle kimse bunları daha önce söylememiş olsa da, birbirlerini kaybetmeme şansına sahip olmuşlar; onları bir araya getirecek biri olmuş, burada ayrı ayrı dolanan birkaç sözü nasıl bir araya getireceğimizi bilseydik, eğer kim bilir belki de bu dünya biraz daha iyi bir yer olurdu. Terk edilmiş zavallıların karşılaşabileceğinden emin değilim.

… yukarı çıkmak belli bir zaman alır, aşağı inmek de belli bir zaman, tıpkı kader gibi.

… sansür zaten bildiği şeyi onaylayarak kendi kendini kandırmış, bildiğini sandığı şeye daha fazla dikkat etmesi gerektiğini aklından geçirmemişti; çünkü bilinenin ardında sonsuz bir bilinmeyenler zinciri saklıdır ve bu bilinmeyenlerin sonuncusu muhtemelen sonuçsuzdur.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Web sitenizi WordPress.com ile oluşturun
Başla
%d blogcu bunu beğendi: