Ütopya- Thomas More

… kralların kendileri filozof olmadıkça başkalarını dinlemeyeceklerini anlamıştı.

Bir dava ne kadar haksız olursa olsun onu haklı gösterecek bir yargıç bulunur.

Halkın yoksulluğu kralın varlığını korur. Zenginlik ve özgürlük devlete baş kaldırmaya, hor görmeye götürür. Özgür ve zengin adam haksızlığa, zorbalığa kolay dayanamaz. Yoksulluk ve açlık yürekleri çökertir, ruhları köreltir. İnsanları acı çekmeye, köle olarak yaşamaya alıştırır: Öylesine ezer ki onları, boyunduruklarını sarsmaya güçleri kalmaz.

Efendinizin şerefi ve sağlığı kendinin değil, halkının zengin olmasına bağlıdır. İnsanlar kralları insanların yararı için başa getirdiler, kralların yararı için değil… Kralın en kutsal ödevi kendininkinden önce halkın mutluluğunu düşünmektir. Halkın yoksulluğunu krallığın bir güvencesi saymak kabaca ve açıkça yanlıştır.

Kral yüceliği, dilencilerin değil, zengin ve mutlu insanların başında kalmakla kazanılır.

Malın mülkün kişisel bir hak olduğu, her şeyin parayla ölçüldüğü bir yerde toplumsal adalet ve rahatlık hiçbir zaman gerçekleşmez.

Tartışma sonraki toplantıya bırakılır. Böylelikle, kimse ilk aklına gelen şeyleri gelişi güzel ortaya atmaz ve halkın yararını unutarak kendi düşüncesini savunmaya kalkışmaz. İnsan çok kez öne sürdüğü bir düşünceden vazgeçmeyi kendine yediremez. Yanıldığını açığa vuramaz. Kendi ününü kurtarmak için halkın yararını feda eder. Ayak üstü düşmenin yarattığı bu büyük tehlike böylece önlenmiş olur.

Ütopya’da toplum kurumlarının amacı, her şeyden önce, halkın isteklerini ihtiyaçlarını gidermek, sonra herkese bedenin köleliğinden kurtulmak, düşüncesini özgürce işletmek, kafa yetilerini bilimler ve sanatlarla geliştirmek için mümkün olduğunca fazla vakit bırakmaktır. Ütopyalılar için gerçek mutluluk, işte bu düşünce gelişmesinin ta kendisidir.

Herkes bilir ki, bütün canlı varlıklarda, açgözlülüğün nedeni, ya korku, ya da yoksulluktur. İnsanda ise bazen yalnız kendini beğenmişlikten gelir açgözlülük. Çünkü faydasız ve boş şeyleri gösterişle ortaya serip, başkalarından üstün geçinmeyi şanlı bir iş sayar insanlar.

Bir koyunun sırtında taşıdığı yünün en incesinden yapılmış giysiler giyiyor diye bir insanın daha soylu, daha değerli olacağını sanması deliliktir onlar için. Kendiliğinden hiç de yararlı olmayan altına neden bu kadar değer verildiğini, insanın dilediği gibi kullandığı bir nesnenin nasıl insandan daha üstün sayılabileceğini anlamıyorlardı. Bir de şuna şaşırıyorlardı: Nasıl oluyor da, bir eşek kadar bile kafası işlemeyen vicdansız, ahlaksız, budala zenginin biri, sadece birkaç torba altını var diye, akıllı, dürüst bir sürü insanı buyruğu altında köle gibi kullanabiliyordu.

Bir devletin gelişmesi de, yıkılması da, o devleti yönetenlerin ve yargıçların elindedir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Web sitenizi WordPress.com ile oluşturun
Başla
%d blogcu bunu beğendi: