Hayvanlardan Tanrılara Sapiens- Yuval Noah Harari

Buna karşılık, insan tepeye o kadar hızlı çıktı ki, ekosistemin gerekli ayarlamayı yapacak vakti olmadı ve buna ek olarak insanlar da bu değişime ayak uyduramadı.

Evrimde ilk ateş önemli. Yemek pişirmek, savunma, ısınma, sınırsız güç demek…

Belki de bu yüzden atalarımız Neandertalleri yok etti, çünkü Neandertaller yok sayılamayacak kadar yakın, fakat tolore edilemeyecek kadar da farklılardı.

Bilişsel devrimde iletişim bir, dil ikinci aşamadır. Sosyalleşmeyi, iş birliğini sağlar.

Bildiğimiz kadarıyla sadece Sapiens hiç görmediği, dokunmadığı veya koklamadığı varlıklar hakkında konuşabiliyor.

Kurgu tehlikeli biçimde yanlış yönlendirilebilen veya dikkat dağıtan bir şey olabilir. Öte yandan kurgu, sadece bir şeyleri hayal edebilmemizi değil, bunu kolektif olarak yapmamızı sağladı.

Doğal bir grubun sınırı 150 kişidir.

Ortak bir mite inanan çok sayıda yabancı başarılı işbirliği yapabilirler.

Etkili hikayeler anlatmak kolay değildir; zorluk hikayeyi anlatmakta değil, herkesin hikayeye inanmasını sağlamaktadır.

Yalandan farklı olarak hayali gerçeklik herkesin inandığı bir şeydir ve bu ortak inanç sürdüğü sürece hayali gerçeklik dünyada belli bir güce sahiptir.

Geniş çaplı toplulukların işbirliği mitlere dayandığından, farklı hikayeler anlatarak, yani mitleri değiştirerek insanların davranış biçimleri değiştirilebilirdi.

Sonuç olarak, Bilişsel Devrim’den bu yana Homo Sapiens değişen ihtiyaçlara göre davranışlarını yenileme becerisine sahip olmuştur.

İlk avcı toplayıcının Avustralya sahillerine ayak bastığı an, Homo Sapiens’in ilk kez belli bir kara parçasında besin zincirinin en üstüne tırmandığı ve artık dünyanın en tehlikeli hayvanlarından biri haline geldiği andır.

Amerika kıtası boyunca gerçekleşen insan seli, Homo Sapiens’in zekasını ve erişilmez uyum sağlama becerisini çok net ortaya koyar. Şimdiye dek başka hiçbir hayvan, tamamen aynı genlerle bu kadar farklı habitatlarda bu kadar hızlı yayılmamıştır.

Ne kadar çok türü ortadan kaldırdığımızı bilseydik, hala hayatta olanları korumak için daha istekli olurduk. Bu özellikle de okyanusların büyük hayvanları için geçerli.

Biz buğdayı evcilleştirmedik, buğday bizi evcilleştirdi.

Tarih çok az insanın “Yaptığı” , geri kalanların da tarla sürdüğü veya su kovaları taşıdığı bir şeydir.

Tüm topluca yapılan insan faaliyetleri içinde örgütlenmesi en zor olanı şiddettir.

Hayali düzene nasıl inandırılır: 1- Hayali olduğunu söyleme (Tanrı, doğa yasası de)

2- Eğitim (Sürekli ilkeleri hatırlat)

Hayali düzenin görülmesini engelleyenler: 1- Fiziksel dünyaya gömülüdür (Bireysellik)

2- İsteklerimizi şekillendirir (Reklamlar)

3- Kişiler arasındadır (Mevcut bir hayali düzenin yerine alternatif düzenle değiştirebilinir)

Quipu: And yazısı, ipliklere düğüm atılarak yapılır; henüz çözülemedi.

Yazının insanlık tarihine en önemli katkısı şudur: Yavaş yavaş insanların düşünme ve dünyaya bakış biçimlerini değiştirmiştir. Özgür düşünce ve bütüncül bakış, yerini bürokrasi ve sınıflandırmaya bırakmıştır.

Eşitlik ancak daha iyi durumdakilerin özgürlüklerini kısıtlayarak sağlanabilir. Her bireyin tamamen istediği gibi davranabileceğinin güvencesini vermek kaçınılmaz olarak eşitliğe zarar verecektir.

Tüccarlar, fatihler ve peygamberler “Biz ve onlar” ikiliğinin ötesine geçebilen ve insanlığın potansiyel olarak birleşebileceğini gören ilk insanlardı.

Para şu ana kadar yaratılmış en evrensel ve en etkili karşılıklı güven sistemidir.

Denarius (Roma para birimi) Dinar’a dönüştü.

Para dilden, devlet yasalarından, kültürel yasalardan, dini inançlardan ve toplumsal alışkanlıklardan daha açık fikirlidir. Para insanlar tarafından yaratılmış ve neredeyse tüm kültürel farkları aşabilen tek güven sistemidir; ayrıca din, cinsiyet, ırk, yaş ve cinsel yönelim üzerinden ayrımcılık da yapmaz. Para sayesinde birbirini hiç tanımayan ve güvenmeyen insanlar etkin işbirlikleri yapabilirler.

Her ne kadar para yabancılar arasında güven oluşturmaya yarasa da, bu güven insanlara, topluluklara veya kutsal kabul edilen değerlere değil, paranın kendisine ve paranın gerisinde yatan mekanizmalara karşı geliştirilen güvendir. Aslında yabancıya veya komşuya değil, ellerinde tuttukları paraya güveniriz, paraları biterse güvenimiz de biter.

Bir imparatorluğun kökenlerinden, yönetim biçiminden, sınırlarından veya nüfusunun büyüklüğünden ziyade kültürel çeşitliliğiyle ve esnek sınırlarıyla belirlenir.

Endüljans: Günahların affı

Evrenin bu üstün güçlerinden istekte bulunmanın tek gerekçesi, tüm arzulardan vazgeçip iyinin yanında kötüyü de kabullenmektir.

Çok tanrıcılığın içgörüsü dinsel hoşgörüye yol açan bir niteliğe sahiptir.

Zerdüştlük, Ahura Mazda (İyi) ve Ehrimen (Kötü)’den oluşan düalistik bir din.

Ya tek ve kadiri mutlak bir Tanrı’ya inanırsınız ya da ikisi de kadiri mutlak olmayan iki karşıt güce inanırsınız. Oysa insanların çelişkili şeylere aynı anda inanabilme kapasitesi muazzamdır.

Budizm (Sidharta Gautama) ‘e göre, eğer zihin keyifli ya da can sıkıcı bir şeyler yaşadığında bu olayları oldukları gibi kabul ederse, o zaman acı doğurmaz. Duygular olduğu gibi kabul edilir. An yaşanır bu Nirvana (Ateşi söndürme) ‘ya ulaşır ve bu kişi Budha (Aydınlanmış kişi) yani doyum ve huzura ulaşmış ve acıdan kurtulmuştur. Dharma/Dhammer, doğanın evrensel yasası ” Acı arzudan doğar.” Gerçekliği olduğu gibi yaşamak için zihin eğitilmelidir.

Hümanist, insanlık, Homo sapiens’e tapınır. Onlara göre insan, kendine özgü kutsal bir doğası var ve bu yüzden diğer hayvanlardan ve varlıklardan temelde farklıdır. Dünyadaki en önemli şey ve evrende olup biten her şeyin manasını belirler. İyiliği her şeyin üstünde ve dünyanın geri kalanıyla tüm diğer canlılar insan türünün faydası için yaşarlar.

İnsanlık: 1- Liberal olarak, en temel özellik bireyselliktir. Bireysel özgürlük kutsaldır. İnsan hakları, işkence, idam…

2- Sosyalist olarak, İnsanlık hedeftir. Homo sapiens türünün tamamı kutsaldır. Tüm insanlar eşittir.

3- Nazizm ise, evrimsel hümanisttir. İnsanlık evrim geçirebilen ve bozulabilen bir türdür. Üstün insan, alt insan…

Belli bir dönem hakkında sadece yüzeysel bilgi sahibi olanlar, genellikle eninde sonunda baskın hale gelmiş olasılığa odaklanırlar ve geriye dönük bir bakışla neden bu sonucun aslında kaçınılmaz olduğunu kanıtlamaya çalışırlar. Konu hakkında daha derinlemesine bilgi sahibi olanlar ise tercih edilmeyen yolları daha iyi fark ederler.

Tarihte o kadar çok etken, o kadar çok karmaşık biçimde etkileşime girer ki; en ufak değişiklikler bile sonuçta çok büyük farklar yaratabilir.

Kaotik sistemler: 1- Öngörüye göre değişmeyen ( Hava durumu …)

2- Öngörülere göre değişen (Tarih, borsa, siyaset )

MEM: Kültürel bilgi birikimi

Öte yandan Batı’da ortaya çıkması ve olgunlaşması yüzyıllar süren değerler, mitler, hukuki araçlar ve sosyopolitik yapılar bu ülkelerde mevcut değildi ve bunlar kolayca kopyalanıp içselleştirilemiyordu… Çinliler ve Türkler ise hem farklı biçimde düşündükleri hem de toplumlarını farklı şekillerde örgütledikleri için farkı bu denli hızlı kapatamadılar.

Avrupalılar belirli bir teknolojik üstünlükleri olmadığı sıralarda bile, bilimsel ve kapitalist zihniyetle düşünmeye ve davranmaya alışmışlardı.

Önemli nokta, bitki arayan botanikçiyle koloni arayan denizci subayının benzer bir zihniyeti paylaşmalarıydı. Hem bilim insanı hem de fatih, işe ilk önce cehaletlerinin farkına vararak başladılar.

Modern Avrupalılar için imparatorluk kurmak bilimsel bir projeydi, bilimsel bir disiplini oluşturmak da emperyal bir proje.

Smith’in, insanların bencil bir şekilde kar arttırma dürtüsünün, kolektif zenginliğin temeli olduğu iddiası, insanlık tarihindeki en devrimci fikirlerden biridir. Sadece ekonomik değil, ahlaki ve siyasi anlamda da devrimci bir fikir. Smith’in söylediği kısaca şudur: Açgözlülük iyidir ve ben zenginleşerek sadece kendime değil, tüm topluma fayda sağlıyorum. Egoizm alturizmdir.

Yeni kapitalist itikatta ilk ve en kutsal emir şudur: “Üretimin karı üretimi arttırmaya yatırılmalıdır.” Bu yüzden kapitalizmin adı “Kapitalizm”dir. Kapitalizm, “Kapital”‘i yani sermayeyi “Zenginlik”‘ten ayırır. Sermaye üretime adanmış para, ürün ve kaynak demektir.

Karı ve üretimi arttırma baskısı, insanların yollarına çıkan her şeye karşı kayıtsız kalmalarına sebep olur. Büyüme, hiçbir ahlaki değerle sınırlandırılamayan bizatihi bir değer olunca felakete sürükleyebilir.

Milyonlarca yıllık evrim, hepimizi topluluk üyesi olarak düşünmek ve yaşamak yönünde tasarlamıştır; oysa biz iki yüz yıl içinde birbirine yabancılaşmış bireyler haline geldik. Hiçbir şey kültürün akılalmaz gücünü bundan daha iyi doğrulayamaz. Mutluluk daha ziyade somut durumla soyut beklentiler arasındaki ilişkiye bağlıdır…Durumunuz iyileşince beklentileriniz yükselir ve sonuç olarak nesnel koşullarımızdaki büyük gelişmelerbile bizi memnuniyetsiz kılabilir. Koşullar kötüleşince beklentiler iyice azalıyor ve ciddi bir hastalık bile bizi önceki halimizden daha mutsuz etmiyor.

Mutluluk aslında bir insanın hayatını anlamlı ve değerli görüp görmediğiyle ilgilidir.

Anlamlı bir hayat, zorluklar içinde geçse de son derece tatmin edici olabilir, buna karşılık anlamsız bir hayat da ne kadar konforlu olursa olsun korkunç olabilir.

Budha’nın tavsiyesi sadece duygusal başarıların peşinden koşmayı bırakmak değil; duygularımızın peşinden koşmayı da bırakmaktır.

Fizikçiler Big Bang’i bir tekillik olarak anlatırlar, doğanın bilinen yasalarının hiçbirinin varolmadığı andır. Zaman bile mevcut değildir; dolayısıyla da bir şeyin Big Bang’den önce varolduğunu iddia etmek mantıksızdır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Web sitenizi WordPress.com ile oluşturun
Başla
%d blogcu bunu beğendi: