Sıradan Zaferler- Manu Larcenet

Suçlayacak birilerini aramayı bıraktığınızda problemleriniz gittikçe daha da büyüleyici bir hal alıyor.

Keyif alabileceğin bir iş yapmak iyi ve çok nadir rastlanır bir şey.

Yeniden doğman gerekiyor… Eğer hayatını değiştiriyorsan, etrafını saran her şeye karşı çok daha dikkatli olmalısın, çünkü çocuklarda olduğu gibi senin de hayatta kalabilmen buna bağlı.

Bir yerde bulunma fikri beni o kadar çok rahatsız ediyordu ki, hiçbir yerde olmak harika geldi.

Hiçbir şey gizli değildir ama ortaya çıkartılmak zorundadır ve bulunmak istenmeyen hiçbir şey kendini gizlemez.

Minnet duymayı beceremeyen bir toplum, ölmeye başlamıştır.

Hayat bize çok şey verir. Bunu bir türlü anlayamayız, çünkü inatla azla yetinmeyi öğrenmişizdir.

Belki kaçmak da onun mücadele etme şeklidir.

En güzel fotoğraflar, genelde en yapmacık olanlardır.

Kime kızgınsın? Arzu ettiğin gibi biri çıkmadığım için bana mı, yoksa bunu bu zamana kadar görememiş olduğun için kendine mi? Sana yalan söylemedim. Ne görmek istiyorsan onu gördün… Bana ne gösterdiysen, onu gördüm.

Hepimizin acıya, kedere ve eksik kaldığımız şeylere verdiğimiz tepkiler farklıdır. Bazı insanlar bu boşluğu doldurmak için uzun uzun konuşur, tartışır ya da çeşitli teoriler üretir. Kimileri ise tam tersine, çalışkan bir çocuğun matematik problemine odaklanışı gibi sessiz kalır.

Prensipli olmak iyidir, gereklidir… Ama aynen mantık kavramında olduğu gibi, insanın ilişkilerine müdahale edemeyecek kadar da basit bir şeydir… Ama hepimiz değişiriz… Evrim geçiririz… Pişmanlıklarımız vardır. Bir fikir sahibi olma hakkına sahipsin ama başkalarının hayatını yargılamak yetkilerini biraz aşmak oluyor, şerif.

Ölenle ölmemem gerektiğini anladım. Görünen o ki, bu olayın yaratacağı kaçınılmaz dehşeti engellemek ve yaşatacağı acıyı önlemek mümkün değil, en azından bunu onlara borçluyum.

Annem der ki, zor olan şey yol değildir, zorluk yolun kendisidir.

Uzun yıllar boyunca sanatçıyla sanatı birbirine karıştırdım… Çok güzel şeyler yapan, çok çirkin bir insan olabilirsiniz. Dünyanın bütün güzelliklerini kağıda yansıtırken, hiçbirinden nasibini almayabilirsin. Çok garip: Bir insan, kendi yarattığı şeyin nasıl bu kadar gerisinde kalabilir? Eğer ortaya çıkan iş, sanatçıdan daha iyiyse, neden onun gelişimine yardımcı olmaz?

Unutmadan, seni asla unutmayacağımı söylemek istedim.

Onu hatırlatacak bir şeyler istemiyor musun? Hatırlamam gereken her şey kafamın içinde. Çekmecelerde yer kaplayacak daha fazlasına ihtiyacım yok.

O bu evin her köşesinde. Her saksının arkasında. Kutulara sığmayacak şeyleri saklamayı tercih ediyorum.

Babam öldü. Bu yıkımın büyüklüğünü henüz kavrayabildiğimi sanmıyorum. Onu kaybetmiş olmanın dehşetiyle yaşadığım uyuşukluk geçtiği zaman belki de samimi bir şekilde yasımı tutabildim. Çocukluğumdan beri, korkmak istediğim zamanlarda bu olayı her açıdan hayal ederdim. Bunu kafamda o kadar çok canlandırdım ki, gerçeğe dönüştüğünde ferahlamış oldum. Garip bir şekilde, işte sonunda oldu. Artık yaşamam gereken daha az korku var diye düşünüyormuşum gibi. Ama bütün o korkunç fantazilerimin ve rol yapışlarımın arasındaki bunlar aslında törene hazırlık sayılırdı. Asla anlayamadığım tek bir şey vardı… O da bu kalıcı öfkeye asla hazır olamamak.

Bazı şeylerin nedeni yoktur… Ama bu onların mantıksız olduğu anlamına gelmez.

İnsan kendisine dayatılmayan şeyler hakkında daha yoğun duygular hissedebiliyor.

Sendikalara ya da partilere üye olmalarına gerek olmaksızın, o adamların arasında güçlü bir bağ olurdu… Belki de ağır işçiliğin getirisidir… Acıyla gelen haysiyet, kesinlikle… Bunun sebebi, insanların kırışıklıklarına yansıyan zor yaşam şartları ya da yara izleri de olabilir. Birbirlerini bu şekilde tanıyorlardır… Lanetlilerin ortaklığı…

Bilirsin büyük duygular yaratan güzel, kaçınılmaz ve ideal olan düşünceler için sürekli bir şeyleri ödünç alırız. O da yaşamını bu küçük detaylar üzerinden şekillendirmiş. Olan bitene bu şekilde sakince göğüs gerebilmiş. Yaşıyla mı alakalıydı, yoksa doğasında mı vardı bilmiyorum ama belki de onu bu kadar değerli kılan şey, bizim asla kavrayamadığımız bir şeydir… Belki de anlayacak daha fazla bir şey yoktur.

Bütün bunlarla yaşamayı nasıl beceriyorsun? Ölmediğin zaman, yaşamayı seçmek zorundasın.

Suçluluk, kim olduğunuz gerçeği karşısında duyduğunuz korkudur.

Bu günlerde köklerinin oraya buraya dayanması çok moda. Bir sürü saçmalık. Aptalca bir geleneğe tapınmaktan başka bir şey değil. Bizi bir yere mıhlıyor ve oradan hiçbir yere kıpırdayamıyoruz. Kökler sadece ağaçlar içindir.

Hiçbir mantık tarafından engellenmeksizin sanat, değerli olan şeyleri özgürce görebilmemizi sağlar. Sanat, her şeyi telafi eder.

Eğer bir beklentin olmazsa, hayal kırıklığına da uğramazsın.

Doğası gereği bir militan asla kendini sorgulamaz ve hatasını kabul etmez… Bu, entellektüel sahtekarlığın doruk noktasıdır… Ve fikir sahibi olmak şöyle bir şeydir. Zerre çaba harcamadan her şeyi kategorize edebilirsin.

Sadece seçim zamanlarında vatanseverlik coşkusuna kapılan insanlara hiç güvenmiyorum.

Kaçımız, ne için oy verdiğimizi bilecek kadar kültürlüyüz? Bir toplum görüşü için oy vermiyoruz, daha çok bir medya imajına oy veriyoruz… Ya da daha da kötüsü bir aile geleneğine uyarak oy veriyoruz. Ve bu şekilde önemliyiz diye kendimizi kandırıyoruz. Bununla tatmin oluyoruz. Ama eminim yarın hepimiz önemsiz olmaya devam edeceğiz. Kimse bu olanları değiştirmek için oy vermiyor.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Web sitenizi WordPress.com ile oluşturun
Başla
%d blogcu bunu beğendi: