Julius Caesar- William Shakespeare

Veni, vidi, vici (Latince): Geldim, gördüm, yendim (Julius Caesar)

… kısmen Stoa felsefesini benimsemiş, kendine hakim olmayı felaketler karşısında yılmamayı ilke edinmiş olan Brutus ise, oyunun sonunda, yenik düşen şerefli bir Romalı komutan olarak düşman tarafından esir alınmaktansa intiharı seçer.

Shakespeare’in oyununda Julius Caesar, zayıf kişilikli, hırslı, bencil, böbürlenmeyi seven, kendine güveni olmayan, batıl inançlı, karasız ama yer yer inatçı, ancak her şeye rağmen bir ölçüde kendini halka sevdirmeyi başarmış biri. Caesar, aynı zamanda yer yer güzel ve etkili konuşan bir lider, iyi bir hatip; kendisi de bu yönünün farkında, hatta zaman zaman çevresindeki insanlarla ve karısıyla bile nutuk çeker gibi konuşuyor. Ancak farkında olmadığı yönleri de var. İnsan davranışları ve ahlak kuralları hakkında söylediği güzel sözlerin, kendi kişilik özelliklerini yansıtmadığını göremiyor. Örneğin ölüm gerçeği karşısında insanın metin olması, kişilikli insanın ilkelerinden ödün vermemesi, doğru bildiği yoldan şaşmaması, sağlam durması gerektiğini çok güzel ifade ediyor, ancak davranışlarını gördüğümüzde, söylediği güzel sözleri aslında pek de bilerek söylemediğini, bu sözlerdeki derin anlamı kavrayamadığını, sözüyle davranışının uyuşmadığını, sonuçta Caesar’ın kendini tanımadığını fark ediyoruz… Sağlam durmakla, prensip sahibi olmakla, inatçılığı birbirine karıştırıyor. Büyük görünme hevesiyle sürekli böbürlenirken, insanları ürküttüğünü ve alay konusu olduğunu göremiyor.

Alea iacta est (Latince) : Zar atıldı . Caesar güçlenince komutanlığı bırakıp Roma’ya dönmesi istendiğinde söylemiş. Roma’ya yürüyüp Pompeius’u yenmiş. Roma takviminde Quintilis ayı, Julius / July / Temmuz olmuş.

Brutus’un prensipleri onun etkili bir devlet adamı olmasını önlüyor. Oysa Antonius’un prensip sahibi olmayışı, karşısına çıkan fırsatları anında değerlendirip, en azından bu oyunda başarıya ulaşmasını sağlıyor.

Oyundaki derin ironi örneklerinden biri özellikle bu noktada görülüyor. Antonius’un kişiliğinde Brutus’un zayıflık olarak gördüğü nitelikler yani gençliği, tecrübesizliği, eğlence düşkünlüğü, fırsatçılığı, geleceği umursamadan gününü gün etmeye bakması, uygulamada onun kitle psikolojisini doğru çözümleyerek halkı kendi amacı doğrultusunda yönlendirmesinde büyük etken oluyor. Yine oyunun önde gelen kişilerinden Cassius’un en belirgin nitelikleri kurnazlık, hırs, hasetlik ve Brutus başta olmak üzere insanları etkileme ve kandırma becerisi; Brutus gibi özünde iyi, dürüst, prensip sahibi, neredeyse filozof bir insanın Cassius gibi biri tarafından kolayca kandırılması, Shakespeare’ in oyunlarında sık işlediği bir motif, çözümsüz görünen tarih boyu insanların kafasını karıştıran bir muamma. Cassius’un iç yüzünü görebilen tek kişi Caesar. Cassius çok düşünüyor, bu gibiler tehlikeli olur diyor; kurnaz politikacı, kurnaz politikacıyı tanıyor.

Oyundaki temel ironilerden biri suikast sonucu ortaya çıkan durumla ilgili: Caesar, cumhuriyeti yıkarak kral olmak, devleti diktayla yönetmek, Roma’ya hükümdarlık rejimi getirmek istediği gerekçesiyle öldürülüyor. Ancak Caesar’ın ölümü, suikastçilerin amaçladığının aksine, cumhuriyetin sona ermesine ve yüzyıllar sürecek bir imparatorluk rejiminin başlamasına zemin hazırlıyor. Antonius, Octavius ile anlaşarak üçlü yönetimin öteki üyesi Lepidus’u ortadan kaldırmayı planlıyor. Oysa o dönemin donuk kişilikli, iddiasız tavırlı Octavius’u ikisini de bertaraf ederek imparator oluyor.

Julius Caesar’ da insanoğlunun şaşırtıcı boyutlarını görüyoruz. Doğru insanlar eğri işlere kalkışıyor; kötü amaç peşinde koşanlar, belli anlarda konuşmalarıyla, tutum ve davranışlarıyla derinlik kazanıyor, yüceliyorlar, kişiler neyi, neden yaptıklarını bilmeden, bildiklerini sanarak, bilip bilmediklerini düşünmeden, büyük davaların peşine düşüyorlar; kusurlarıyla yükseliyor, erdemleri yüzünden felakete sürükleniyor, bir anlık yanılgılarıyla tarihin akışını değiştiriyorlar. ( Bülent Bozkurt)

Pekala, sana bir soru, aziz Brutus,

Kendi yüzünü görebilir misin?

Tabii ki hayır Cassius.

Malum göz kendini göremez,

Ancak bir gereç yardımıyla, aksini görebilir.

*

Ben de sana şerefden söz edecektim,

Bilmiyorum sen ve diğerleri

Şu yaşadığımız hayata ne diyorsunuz.

Ama ben, benden hiç farkı olmayan birinin

Boyunduruğu altında yaşamaktansa,

Hiç yaşamam daha iyi.

*

Gene bağrışıyorlar.

Alkışlara bakılırsa Caesar’a yine

Bol bol paye yağdı anlaşılan.

Tabii, adam tıpkı Rodos heykeli gibi,

Almış bir kere şu ufak dünyayı

İki bacağının arasına.

*

Bazen insan kendi kaderini kendi belirler.

Şu anda kuldan farkımız yoksa,

Kusur bizde, aziz Brutus, burçlarımızda değil.

*

Biliyormusun ben çevremde

Şişman insanlar olsun isterim

Saçı başı düzgün, geceleri iyi uyuyan insanlar.

Şu Cassius’a bak; hiç et yok adamda

Suratında da aç bir ifade var

Çok düşünüyor, bu fikirler tehlikeli olur.

*

Fazla okuyor; çok keskin gözlemci

Kimin ne olduğunu gözünden anlıyor.

Mesela sen oyun seyretmekten hoşlanırsın;

O hoşlanmıyor, müzik dinlemiyor.

Nadiren gülüyor, güldüğü zaman da sanki;

Olur olmaz her şeye güldüğü için

Kendini ayıplıyormuş, alaya alıyormuş gibi

Rahatsız insan olur böyleleri, karşılarında

Kendilerinden yüksek birini gördükçe

Huzur bulamazlar, onun için de

Çok tehlikeli olurlar. Demek istediğim

Kimden korkman gerektiğini bileceksin.

*

Bu akşam bana yemeğe gelsene Casca

Gelemem sözüm var.

O zaman yarın gel.

Olur; ben hayatta olursam, sen fikrini değiştirmezsen

yemeklerin de yenmeye değerse gelirim.

*

Evet Brutus, sen şerefli birisin

Ama görüyorum ki o asil karakterini işleyip

Ona bambaşka bir biçim vermek mümkün

Bu yüzden soylu beyinler hep birarada olmalı

Ne kadar sağlam karakterli olursa olsun

Ayartılamayacak insan var mı şu dünyada?

*

Halkın gönlünde Brutus’un yeri çok yüksek.

Biz yaparsak suç sayılacak şey,

Onun desteğini alırsak

Tılsımlı bir simya olayı gibi

Haklı ve değerli bir işe dönüşür.

*

Gün ışıdı mı, yılan deliğinden çıkar; o zaman

Bastığın yere dikkat edeceksin

Taç giyecek… O zaman…

Zehrini biz sağlıyoruz yani,

Günü geldiğinde başımıza bela olsun diye.

Baştaki insandan ne zaman korkulur?

Elindeki gücü insafsızca kullandığı zaman.

*

Hırslı insan için

Tevazu bir basamaktır, ona basa basa tırmanır yukarı

Ve bir kere en tepeye ulaşmaya görsün

Anında sırt çevirir kullandığı merdivene

Kendini tepeye ulaştıran basamakları hor görür.

*

Brutus, uyumayı bırak, uyan ve kendinle yüzleş

Neden Roma vs… Konuş! Vur! Düzelt!

*

Hey gidi komplo!

Ne de utangaçmışsın meğer! İyi de

Korkunç yüzünü, kötülüğün kol gezdiği

Karanlık gecede bile göstermezken,

Gündüz gözü o hain suratı gizleyecek

Karanlık mağarayı nerede bulacaksın.

*

Korkaklar ölmeden önce defalarca ölür;

Cesur insan ölümü bir kere tadar.

Hayatta en tuhafıma giden şeylerden biri de,

İnsanoğlunun ölümden korkması.

Oysa ölüm kaçınılmaz son,

Geldiği zaman gelmiş olacak.

*

Sen de mi Brutus! O zaman öl Caesar!

*

Dehşet göre göre merhameti unutacak insanlar.

*

Güzel söz kötü vuruştan iyidir Octavius

Peki ya senin gibi, güzel söz söyleyeyim derken

Aynı zamanda kötü vuruş yapana ne demeli!

Tıpkı, Yaşasın Caesar diye bağırırken,

Caesar’ın yüreğinde delik açtığın gibi.

*

Brutus’u yenen yine Brutus oldu;

Onu öldürme şerefini kimseye bırakmadı

*

İçlerinde en asil Romalı oydu.

O hariç, suikastçilerin hepsi

Hasetten kıydılar yüce Caesar’a,

Oysa Brutus, halkın iyiliği için,

Davaya inandığından katıldı ötekilere.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Web sitenizi WordPress.com ile oluşturun
Başla
%d blogcu bunu beğendi: