Macbeth- Jo Nesbo

** Shakespeare Yeniden için yazılmıştır.

Duff karar kelimesini bilhassa vurgulamıştı. Seçim yapmak da diyebilirdi elbette. Fakat seçmek her aptalın yapmaya mecbur kalabileceği bir şeyken, karar almak ileriyi etkileyen bir eylemdi ve hem zihinsel bir süreç hem de güçlü bir kişilik gerektirdiği için ancak bir lider bunu yapabilirdi.

Cevap vermesinin an meselesi olduğunu biliyordu. Her insan bir yere kadar dayanabilir ve sonunda pes eder, bedenine dövmesini kazıttığı yeminleri bozar ve asla yapmayacağını sandığı her şeyi ama her şeyi yapardı. Çünkü insana uygun olan sadakat değil, ihanetti.

Macbeth şehrin en doğusundan geliyor ve dışarıdan biri dedi, Duncan. Bizse daha yakın bir çevreye ait sayılırız. Herkes bizi Kenneth’a karşı gelmemizle tanıdı; biz polis teşkilatında bir kültür değişimini temsil ediyoruz ama aynı zamanda özel okullarda okuduk ve seçkin ailelerin çocuklarıyız.

Hayır ben de senin gibiydim, dedi Banquo. İdareyi başkalarının ele almasından mutlu olurdum. Ama keşke yanımda biri olsaydı da benim fikirlerimin de onlarınki kadar iyi olduğunu söyleseydi. Hatta bazen daha iyi. Diğerlerinden daha doğru kararlar alıyorsan liderlik etmek zorundasın, bu senin topluma karşı lanet bir vazifen… Sanırım bazı insanlar lider doğuyor ve zamanla ona dönüşüyor. Emniyet Müdürü Duncan gibi. İkna yeteneğiyle seni etkisi altına alan, bir şey uğruna sana kendini bile öldürtebilen insanlar. Diğerleriyse ne böyle bir kabiliyete ne de liderlik vasfına sahip oluyor, sadece patron koltuğuna oturuncaya kadar hiç durmadan yükselme arzusuyla hareket ediyor. Zeki ve etkileyici olabilirler, ağızları iyi laf yapabilir ama aslında insanları anlamıyorlar. Çünkü onları görmüyorlar. Anladıkları ve gördükleri tek bir şey var. O da kendileri.

Her zaman büyük resmi görmen lazım. Ve bazen acımasızlık iyinin tarafındadır, Macbeth.

Bir önceki gün dürüst ve şerefli olsalar da insanlar balçık gibiydi fırsatlara, sebeplere, dün onlara söylediklerinize göre şekil alırlar ve bir gün önce hayal bile edemedikleri şeyleri bugün kaygısızca yapabilirlerdi. Evet, değişmeyen tek şey budur. Güvenebileceğiniz tek gerçek. Kalp açgözlüydü.

Zırhın oraya konma sebebi, kumar oynayanlar yukarı baktıklarında bilinçaltlarına ya korundukları ya da izlendikleri fikrini aşılamaktı. Hangisi olduğuna kendi vicdanları karar verirdi.

Bazen şansın kaçınılmaz olduğunu reddedenler en akıllı müşterilermiş gibi görünürdü. Yeterli vakit tanınırsa herkes kasaya karşı kaybetmeye mahkumdu.

Halkı süslü cümlelerle değil, kim olduğunla kazanırsın. Sen ve ben bu halkın bir parçasıyız, Macbeth. Aynı şeyleri biliyoruz. Aynı şeyleri istiyoruz. Halkın içinden. Halk için. Halkla beraber… Yürekli, amansız hemen eyleme geçen bir adamdı ama pahalıya mal olabilecek zaafları vardı. Yoksun olduğu kötülük gibi. İnsana en azından karar verdiği anlar için gerekli olan bir kötülük. Böyle anlarda sizi kısıtlayacak bir ahlaka sahip olmamakla baş edebilmeli, büyük resmi görmeyi bırakmamalı, bu küçük resimde kendinize doğruyu mu yapıyorum diye sorarak işkence etmemeliydiniz… Ama bazı fırsatları sizi ne de olsa mutsuzluğa mahkum edeceği, yakalasanız da yakalamasanız da ömrünüz boyunca pişmanlığa sebep olacağı için reddetmez miydiniz?

Siyaset, mümkün olanı yapma sanatıdır ve kötülükle savaşmak için bazen kötülüğü kullanmanız gerekir.

Biz insanlar gerçekçiyizdir. Eskiden verdiğimiz kararlar değiştirilemezse hatalarımızın peşimize takılıp bize fazla ıstırap vermemesi için bu kararları elimizden geldiğince koruruz.

Meredith, menüyü açıkladı ve ona Fransızların nasıl insanlar olduğunu anlattı: Artık uluslararası geçerliliğini yitirmiş bir dili konuştukları gerçeğini kabullenmiyorlardı ve İngilizceleri öyle kötüydü ki düşmanlarının dilinde aptal gibi görünerek çifte hezimet yaşamaya katlanamıyorlardı. Kibir ve güvensizlik çoğu zaman bir arada gelir dedi.

Masum ve her türlü ahlak duygusundan yoksun. Bunun adı huzurlu edilgenlik değil mi? Toplumdaki yerimizi öğrenelim ve onlara bize dilediklerini yapmaları için izin verelim diye büyüklerin çocuklara zorla öğrettikleri şey?

Kadınlar kalplerden ve onlara nasıl konuşulacağından anlar. Çünkü kalp, içimizdeki kadındır. Beyin daha büyük, daha konuşkan olsa da ve evi erkeğin yönettiğine inansa da kararları sessizce veren kalptir.

Çocuk adama neden gözünü istediğini sorunca Hekate her şeye sahip olduğunu, o yüzden geriye sadece kendisi için değil, alıcı için en değerli olan şeyin kaldığını söylemiş… Bundan sonra ikinci gözü kimbilir onun için ne kadar kıymetli olacakmış. Aslına bakılırsa çocuk için kayıp ve kazanç neredeyse eşitmiş.

Güç sana insanların saygısını kaybetmeden dilediğini yapma özgürlüğü verir.

Hiçbirimiz olduğumuz kişi yüzünden saygı görmeyiz, hanımefendi. Yapabildiklerimiz sayesinde görürüz. Özellikle de saygı görmeyi beklediğimiz kişi için yapabileceğimiz bir şey varsa.

Hedeflerine ulaşmak istiyorsan sevdiklerinden vazgeçebilmen gerekir. Birlikte zirveye tırmandığın kişi güçsüzleştiğinde ya onu cesaretlendirirsin ya da ipi kesersin. Neden? Neden mi? Çünkü düşerse seni de aşağı düşürür. Hayatta kalmak istiyorsan, kalbinin yapmayı reddettiği şeyi ellerin yapmak zorunda kalır.

Yani senin kazancına bağımlı olan bir aile geçindirdiğin için kendini öyle hissetmiyorsan yolsuzluğa bulaşmamış mı oluyorsun? O zaman aile ya da şehrin faydası gibi iyi bir gerekçen varsa yolsuzluk kelimesini yeniden yorumlayabilir, ne bileyim, çıkarcı politika diyebiliriz mesela… Bence tam tersi dedi Lennox. Bana kalırsa açgözlülükten başka bir nedenin olmadığını biliyorsan kavramları kendine göre yorumlamaya başvuruyorsun. Oysa temiz ahlakla işlenen bir suçun yoruma ihtiyacı yoktur. Onun gerçek adıyla da yaşayabiliriz. Yolsuzluk, soygun, cinayet.

Manasız bir son olurdu elbette, ancak her şekilde son gelmeyecek miydi zaten? Kendimizle ilgili hikaye daima yarıda kesilir, hikayenin sonu anlamsız, neticesiz, onu çözüme ulaştıracak son bir perde oynanmaksızın havada kalmaz mıydı hep?.. Yoksa hiçbir anlamı yok muydu? Belki de herkesin konuşup hiç kimsenin dinlemediği sonsuz bir karmaşa uğultusundan kopan cümlelerdik sadece.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Web sitenizi WordPress.com ile oluşturun
Başla
%d blogcu bunu beğendi: