Dünyalar Savaşı- Herbert George Wells

Fakat hepsi doluysa bu dünyalarda kimler yaşıyor? Dünyanın efendileri biz miyiz yoksa onlar mı? Her şey nasıl insanlar için yaratılmış olabilir? ( Kepler, Robert Burton, Melankolinin Anatomisi)

İnsan düşüncesinde hayat sürekli bir var olma mücadelesi olarak görülür ya, aynı inanç Marslıların kafasında da yerleşmişti.

Onlar hakkında hemen sert bir hüküm vermeden önce kendi türümüzün de sadece nesli tükenmiş bizonlar ve dodo kuşları gibi hayvanlara karşı değil, kendisinden aşağı gördüğü ırklara karşı da ne kadar acımasız ve mutlak bir yıkım taşıdığını hatırlamak zorundayız. Tazmanyalılar insana çok benzemelerine rağmen Avrupalı göçmenlerin yürüttüğü bir soykırım savaşıyla 50 yıl içerisinde tamamen yeryüzünden silindiler. Marslılar da aynı ruhla savaşsalar bizim bundan şikayet etme hakkına sahip iyilik melekleri olduğumuz söylenebilir mi?

Lambanın pembe gölgesi sevgili karımın kaygı içindeki bana bakan tatlı yüzüne vurmuş, beyaz örtünün üzerindeki gümüş ve cam malzemeleriyle yemek masası ( o günlerde böyle ufak tefek lükslere felsefe yazarları bile sahipti ) bardağımda mora dönen koyulukta kırmızı şarap, hepsi fotoğraf netliğinde kafamda… Mauritus’taki muhterem dodo kuşunun kendi yuvasının rahatlığında efelenerek, hayvan eti peşindeki bir gemi dolusu gaddar denizcinin adasına gelişinden bahsedişi misali, ağzımdan “Yarın onların icabına bakarız sevgilim” sözleri döküldü.

“Her şey değişti” dedim sakince ” Soğukkanlılığını korumalısın. Hala umut var.” “Umut!” “Evet. Umut var, tüm bu yıkıma rağmen!”…”Erkek gibi davran!” dedim.”Ödün patlamış senin! Karşılaştığı ilk felakette çökecekse dinin ne anlamı var? Depremlerin ve sellerin, savaşların ve yanardağların daha önce insanlara çektirdiklerini düşün!”…

Sindirim işlemleri ve bunların sinir sistemine etkileri gücümüzü tüketiyor ve zihnimizi meşgul ediyor. İnsanlar sağlıklı ya da sağlıksız ciğerlere veya mide bezlerine sahip olup olmadıklarına göre mutlu ya da sefil oluyorlar.

Bedensiz bir beyin de elbette insanoğlunun duygusal alt yapısına sahip olmayan, salt bencil bir zeka haline gelecektir.

Ne var ki, zayıf karakterli, gurur yoksunu, korkak, cansız, nefret dolu, kurnaz bir yaratıktı, ne Tanrıyla ne insanlarla yüzleşiyor, kendisiyle bile yüzleşemiyordu.

Bir an biz insanların değil, ama üzerinde hakimiyet kurduğumuz zavallı hayvanların çok iyi bildiği bir duyguya kapıldım. Açtığı çukura dönmek isterken aniden bir binanın temellerini kazan bir düzine inşaat işçisinin çalışmasıyla karşı karşıya gelmiş bir tavşan gibi hissettim kendimi. O anda beni günlerdir içten içe kemiren bir şeyin zihnimde çok açık şekilde beliren ilk ipucuna ulaştım. Bu tahttan indirilme duygusuydu, artık efendi değil, Marslıların hakimiyeti altında diğer hayvanlardan farksız, herhangi bir hayvan gibiydim. Artık biz de hayvanlardan farksızdık, gizlenmek ve uygun zamanı kollamak, kaçmak ve saklanmak zorundaydık. İnsanlardan duyulan korku bitmiş, hükümdarlığımız artık sona ermişti.

Yani yaşarsa benim gibi insanlar yaşayacak; üremenin devam etmesi için sana söyleyeyim, yaşamak için her şeyi yaparım. Yanılmıyorsam, fazla zaman geçmeden sen de içinde yatanı açığa çıkaracaksın.

Yani gidiyorum. Onların yakınına. Planladım bunu; iyice düşündüm. Biz insanlar yenildik. Yeterli bilgimiz yok. Şimdi olanak varken öğrenmemiz gerek. Öğrenirken de yaşamamız ve yakalanmamamız gerek. Anladın mı? Yapılması gereken bu… Dikkat et, herkes vahşi hayvana dönüşmeyi beceremez, ama olması gereken de bu… Tüm bu kişiler, bu evlerde yaşayan insanlar, o şekilde yaşamaya alışmış o kahrolası küçük memurlar, onların hiçbiri işe yaramaz. Onlarda o ruh yok, şerefli idealler ihtiraslar yok, bunlara sahip olmayan insan da… Tanrım! Neden bu kadar korkak ve tedbirliler? Hepsi işe yetişmek için koşturmaya alışmış.

Her şeyi olduğu gibi kabul eden bir çok insan olacak, şişmanlar ve aptallar; bir çok insan da her şeyin çok yanlış olduğu ve bir şeyler yapmaları gerektiği gibi bir hisse kapılacak. İşler bir çok insanın bir şeyler yapması gerektiği duygusuna kapıldığı raddeye geldiğinde zayıflar ve fazla karmaşık düşünüp de kendinde güç bulamayanlar, her zaman hiçbir şey yapmayalım dinine sarılırlar, çok dindar, çok kibirli bir halde zulme ve Tanrı’nın takdirine boyun eğerler… Korku fırtınasının enerjisi budur, herkes içini böyle rahatlatır.

Evcilleştirilen insanlar, evcil hayvanlar gibi olacaklar; birkaç nesil sonra iri, güzel, bol kaslı birer aptala dönüşecekler, bildiğin çöp yani!.. Emirlere uymayanlar. Ayrıca sağlam vücutlu, sağlam kafalı kadınlar da isteriz; anneler, öğretmenler. Uyuşuk bezgin hanımefendiler olmaz; gözlerini devirenlere yer yok. Zayıf ve aptalları alamayız. Yaşamak ciddi bir iş artık faydasız, olay çıkaran, işe yaramaz olanlar ölmek durumunda ölmeliler. Ölmeyi istemeliler. Sonuçta yaşamak ve insan türünü lekelemek bir çeşit ihanet. Mutlu da olamazlar. Zaten ölmek o kadar korkunç değil, korktuğumuzdan öyle zannediyoruz.

Soyumuzu sürdürmek tek amaç değil. Dediğim gibi, o zaman farelerden bir farkımız kalmaz. Bilgimizi korumalı ve arttırmalıyız, asıl mesele bu.

… İnsanların tüm aletleri başarısız olduktan sonra Tanrı’nın bilgeliğiyle bu dünyaya koyduğu en mütevazi şeylerce katledilmişlerdi… Bu hastalık mikropları, her şeyin başlangıcından bu yana bu dünyada yaşam başladığından beri, insan öncesi atalarımızdan bugüne dek büyük zararlar vermişti.

… bu saldırı gerileme ve çürümenin en bereketli kaynağı olan gelecekten emin olmanın rahatlığını bizden çaldı, insanların bilimine olağanüstü katkılar armağan etti ve insan soyunun menfaati kavramının güncelleşmesine yardımcı oldu.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Web sitenizi WordPress.com ile oluşturun
Başla
%d blogcu bunu beğendi: