Otomatik Portakal- Anthony Burgess

Tüm hayvanların en zekisi, iyiliğin ne olduğunu bilen insanoğluna sistematik bir baskı uygulayarak onu otomatik olarak işleyen bir makine haline getirenlere kılıç kadar keskin olan kalemimle saldırmaktan başka hiçbir şey yapamıyorum. Cockney dilinde bir deyiş vardır:” Uqueer as as clockwork orange.” Bu deyiş olabilecek en yüksek derecede gariplikleri barındıran kişi anlamına gelir.

Koltuk altında kitaplar taşıdığını görüyorum kardeşim. Bugünlerde hala kitap okuyan birine rastlamak gerçekten nadide bir zevk kardeşim.

Böylece karanlıkta birbirimize girdik, üstünde insanlar bulunan aydede yeni yükseliyordu, yıldızlar sanki kavgaya katılmak isteyen bıçaklar gibi parlıyordu.

Otomatik Portakal ve dedim ki bu çok salakça bir isim. Otomatik portakal mı olurmuş?.. Bir büyüme yaratığı olan ve tatlılık kapasitesine sahip insanoğluna son rauntta Tanrı’nın sakallı dudaklarından sızan sıvıyı içmeyi dayatma girişimine dediğim gibi ona mekanik bir varlığa göre kanunlar ve koşullar dayatma girişimine karşı kalemden kılıcımı kaldırıyorum…

Ama seni uyarıyorum Alexciğim, her zamanki gibi iyi bir dostun olarak uyarıyorum, bu çürümüş ve hasta toplumda seni kendinden kurtarmak isteyen tek insan olarak uyarıyorum.

Bu güzel bir konuşma. Ama kötülüğün sebebini bulmaya çalışarak tırnaklarını kemirmeleri, kahkahadan kırılmama yol açıyor kardeşlerim. İyiliğin sebebini aradıkları yok, öyleyse niye tersini merak ediyorlar ki? Madem kimileri iyi insan olmayı seçiyor, madem bundan haz alıyorlar, onlara hayatta karışmam, kimse de bana karışmasın. Ama bana karışıyorlardır. Üstelik kötülük bireye özgüdür, sizlere, bana ve tek tabancalığımıza özgüdür ve bizleri yaratan bizim Tanrı’dır, hem de gururla ve keyifle yaratmıştır. Ama birey olmayan şeyler kötülüğe katlanamazlar, yani devlet ve yargıçlar ve okullar kötülüğe izin veremezler çünkü bireylere izin veremezler… Ama yaptıklarımı sevdiğim için yapıyorum.

Ama sokağa çıktığımızda, düşünmenin salaklara göre olduğunu ve akıllıların ilhamı ve Tanrı’nın gönderdiklerini filan kullandıklarını çakazladım.

Tamam öyleyse çocuklar, şuna kanunları bizim de bildiğimizi, ama kanunları bilmenin her zaman yetmediğini göstermekle işe başlayalım.

… ve pis kokuyorlardı, yıkanmamış filan değil, kirlenmiş gibi değil de sanki sadece suçlulara özgü, tozlu, yağlı bir acizlik kokusu yayıyorlardı kardeşlerim.

İyilik seçilen bir şeydir. İnsan seçemediğinde insanlıktan çıkar.

İyi bir insan olmak korkunç olabilir… Tanrı ne ister? Tanrı iyilik mi ister yoksa iyi olma seçeneğini mi? Kötülüğü seçen bir insan, kendisine iyilik dayatılmış bir insandan bazı açılardan daha üstün olabilir mi?

Hapisteki şairin dediği gibi her insan sevdiği şeyi öldürür.

Sınırlamak her zaman güçtür. Dünya bir bütündür, hayat bir bütündür. En hoş ve harika eylemler biraz şiddet içerir…

Bir akıl çağının kafirliği. Doğruyu görür ve onaylar, ama yanlışı yaparım.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Web sitenizi WordPress.com ile oluşturun
Başla
%d blogcu bunu beğendi: