Yüzyılın En İyi Bilimkurgu Öyküleri-Orson Scott Card

Elinde çekiç olana her şey çivi görünür… Akademi edebiyat kurumu için şu daha yerinde bir benzetme: Elinde sadece çekiç olana, vida kusurlu bir çivi görünür.

Hikayeler bizi değiştirir. Ortak anıları paylaşan insan toplulukları yaratırlar. (O. S. Card)

Karman çorman hayatları olan insanları bulup onlara yüksek maaşlı, ilgi çekici (ama tehlikeli) gerekli sebebi olan bir iş vermekten daha iyi bir yol düşünebiliyor musunuz?

Yarın yapılması gerekeni asla dün yapma. Sonunda başarılı olursan, asla tekrar deneme. Zamanda bir dikiş dokuz milyarı kurtarır. Bir paradoks düzeltilebilir. Düşündüğün zaman daha erkendir. Atalar yalnızca insandır. Herkes hata yapabilir. (Siz Zombiler, Robert Anson Heinlein)

Neredeyse her zaman, kendini kalbinden bıçaklayarak veya vurarak intihar eden kişiler, özenle göğüs kafeslerini çıplak bırakırlar, aynı tuhaf dürtüden dolayı denizde intihar eden kişiler de genellikle tamamen soyunurlar.

Bir anlığına içinde kokuya, sessizliğe yer olmayan, içine hiçbir şeyin tam olarak dolduramadığı hayatından koptuğunu hissetmişti.

İstedikleri tek şey yeni bir silahtı. Üstün bir ırktan üstün bir silah; fırsatını bulurlarsa üstün ırkın canına okuyacak, bulamazlarsa da kendi ırkımızın canına okuyacak bir silah.

Bazı yaşayan ruhların içinde, dile getirilemez bir yalnızlık vardır. O kadar büyük ki paylaşılmalı. Diğer canlıların paylaştığı yoldaşlık gibi. Benim ki böyle bir yalnızlık; bu yüzden bil ki, bu uçsuz bucaksızlığın içinde senden daha yalnız biri var. Aman Tanrım dedi içten bir şekilde ve ağlamaya başladı. Kime yazılmış? En yalnız olana… Artık her şey çok fazla geldiğinde, hiç kimse umursamadığında… denize bir şişe atarsın ve yalnızlığının bir parçası denize karışır. Oturup birinin bir yerde şişeyi bulduğunu… ve onun ilk kez, hayattaki en kötü şeyi birinin anlayabileceğini gördüğünü düşünürsün.

Yeterince şey öğrendim dedi, uçan dairenin bana söylediğinden. İstediğim şey borcumu ödemekti. Yardım edilebilecek kadar kötüydüm; yardım edebilecek kadar iyi olduğumu bilmek zorundaydım. Beni kimse istemiyor mu? Sorun değil. Ama bana hiç kimsenin, nerede olursa olsun yardımımı istemediğini söyleme

… yeterince uzun süre, yeterince yalnız kalmışlar için yalnızlığın bile bir sonu olduğuydu. (Yalnızlığın Uçan Dairesi, Theodore Sturgeon)

Vakıf serisi, Roma İmparatorluğu’nun yükseliş ve düşüşü temel alınarak yazılmış, geleceğin galaktik tarihini tasarlar. ( Robot Düşleri, Isaac Asimov)

Maymunlar daha da güçsüzleşerek eski Arctarlı zekasının her bir zerresini çoktan kaybetmiş iki ayaklı canlılara dönüşmüşlerdi. Bu canlılar kendilerinden önceki maymunların bile taşıdığı birçok duyuyu da kaybetmişti. Ve bu canlılar, bu insanlar artık karşı koyulamaz bir hızla bozuluyorlardı. Önceki hayvan ataları gibi sadece yemek uğruna öldürürken, amaçsızca öldürmeyi öğrenmişlerdi. Birbirlerini gruplar, kabileler, uluslar halinde öldürmeyi öğrenmişlerdi. Bozulmanın sapkınlığı içinde birbirlerini katlettiler, ta ki dünya kendi kanlarıyla dolup taşana kadar. Kendilerinden önce gelen maymunlardan bile daha zalimdiler, aklını yitirmişin mutlak zalimliğiyle. Sürekli ilerleyen delilikleri yüzünden bolluk içinde aç kalmış, kendi ülkelerindeki insanları öldürmüş, kendilerinden önce hiçbir canlının sahip olmadığı batıl korkuların altında ezilmişlerdi. (Ters Evrim, Edmond Hamilton)

Kitleler halinde insanlar devlete, vatandaş olarak değil de vücutlarıyla bir makine olarak hizmet ederler. Her zaman savaşa hazır ordu, milis güçler, gardiyanlar, jandarmalar, ayaklanmaları bastıran timler, hep böyle kitlelerden kuruludur. Bir çok durumda yargıda bulunmak veya ahlak anlayışına göre davranmak serbest değildir ama bu insanlar kendilerini taş, toprak ve odun yerine koyar, belki de amaca uygun tahtadan adamlar üretilebilir. Genelde saygıdeğer kabul edilen iyi vatandaşlar da böyledir zaten. Diğerleri kanun koyucu, politikacı, hukukçu, rahip ve resmi görevlilerse devlete kafalarıyla hizmet eder, ahlaki yönden bir fark gözetmediklerinden, bilmeden Tanrı yerine şeytana da hizmet edebilirler. Kahraman, vatansever, şehit ve gerçek anlamda reformcular gibi pek az insan devlete vicdanlarıyla hizmet eder, bu yüzden de genellikle devlete direnir ve devletten düşman muamelesi görürler. (Tövbe Et, Harlequin! Dedi Tiktakbey, Harlan Ellison)

Hayatını tanıdık kılan, mükemmel ve doğru şeyler değildir. Biraz olsun yanlış olan şeylerdir. Takılan kilit, merdivenlerin başındaki yayları eskidiğinden açmak için biraz itilmesi gereken şalter, her defasında ayağın altında biraz kayan halı. Burckhardt’ın hayatının işleyişinde bazı şeylerin yanlış olması değildi sorun, yanlış şeylerin yanlış olmasıydı. (Dünyanın Altındaki Tünel, Frederik Pohl)

Sorun şu ki, kötü bir alışkanlığımız var, o da entelektüel ve ukala kişilerin dediğine kanarak mutluluğu cahillikle aynı kefeye koymak. Bize göre sadece acı entelektüel, sadece kötü ilginçtir. Sanatçının da sorunu bu kötülüğün ne kadar boş bir şey olduğunu ve acının sıkıcılığını yadsımak. Bir şeyi alt edemiyorsan, onun yanına katılacaksın. Eğer acı veriyorsa üstüne git, tekrarla. Fakat çaresizliği yüceltmek, hazzı küçümsemektir. Şiddeti kabullenmek, diğer her şey üzerinde ki kontrolü kaybetmek demektir.

Mutluluk, yıkıcı, gereksiz ve ne gereksiz ne yıkıcı şekilde bölünen adil bir ayırıma dayalıdır.(Omelas’ı Terk Edenler, Ursula Kroeber Le Guin)

Başarıyla gerçekleştirilmiş bir katliamın mutluluğu doğru bir mutluluk değildir, korkunç ve gereksizdir. Sınırsız ve büyük bir memnuniyet, düşmanlara karşı duyulan değil, her yerdeki zarif ve narin ruhlu insanlarla ve yazın görkemiyle birlikte duyulan yüce bir zafer hissidir.

Hesper onu burada hiç sanat olmayacağına dair uyarmıştı ve Takide nasıl bu kadar emin olduğunu sormuştu. Çünkü iletişim sistemleri mükemmel demişti. Bir beyinden diğerine anlam kaybı olmadan soyutlamaya gerek duymadan. Sanat iletişim kuramamaktan doğar. Kusurluluğun simgesidir. (Görünen Yüz, Karen Joy Fowler)

Erkeklere nazaran kadınlarda daha çok rastlanan, kendi güzelliğinin farkında olmayıp kadınları aniden ve derinden etkilediğini fark eden ama bunun sebebini anlamayan biri.

Hayatınızda olabilecek en güzel şeyin çoktan olduğunu hiçbir pişmanlık duymadan öğrendiğinizde, en sonunda ruhsal dengeniz, hatta tuhaf bir şekilde neşeniz de yerine geliyor. (Kar, John Crowley)

Yardım etmeye yanaşacak kadar olgundu, ama henüz her şeyi bildiğini düşünecek kadar büyümemişti.

Çemberin etrafındaki ayılara baktım. Ve ne gördüklerini merak ettim. Bazılarının gözleri kapalıydı. Bir arada olmalarına rağmen, her biri kendi ateşinin önünde oturuyormuş gibi görünüyordu, ruhları yalnızdı. (Ateşi Keşfeden Ayılar, Terry Bison)

Tarafsızlığım beni yanılttı hayatım, dedi kadına kederle. Soğukkanlı ve nesnel kalabilseydim en azından biraz huzur bulabilirdim. İkimizi de nasıl lanetlediğimi asla bilmezdim. Ama kalamadım tarafsızlık baştan beri bir yalandan ibaretti. Bir şeyleri ölçümlemeye gittiğimiz andan itibaren insaniyetimiz araya girdi. Evrenin pasif gözlemcileri olamadık çünkü yaşıyoruz, insanız, düşünüyoruz ve hissediyoruz. Ve bu yüzden de eninde sonunda gerçeği öğrenmeye mahkum edildik, bu yüzden acı çekmeye mahkum edildik.

Hangi yöne doğru yol aldığı ya da hangi yıldızları ziyaret edeceği Gillette’in hiç mi hiç umurunda değildi. En sonunda anlamıştı; nereye giderse gitsin, evine gidiyordu. (Bir, George Alec Effinger)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Web sitenizi WordPress.com ile oluşturun
Başla
%d blogcu bunu beğendi: