Kutadgu Bilig- Yusuf Has Hacib

** Çeviri: Prof. Dr. Reşit Rahmeti Arat, Kabalcı Yayınevi, 2. basım, Eylül 2008

Türkler herkesçe bilinen iyi silah kullanmak, cesaret, girişim sahibi ve teşkilatçı olma özellikleri yanında zaman zaman karşılaştıkları yabancı rakipleri tarafından bazı olumsuz sıfatlarla da nitelendirilmiştir.

Karahanlılar Devleti: Uygurlar Manihaizm inancıyla zayıflayıp diğer bir Türk boyu olan Kırgız’ların Süvarilerle donanmış istilacı ordularına yenilince devletsiz kalan Uygurlu Türk Boyları yeniden Gök Çatı altında bir medeniyet inşa etmeye teşebbüs ettiler. Büyük bir cengaver ve saygın bir lider olan “Arslan Kara Han”, bu yeni medeniyetin temellerini attı ve Uygurlu tüm Türk boylarının liderliğine geçerek kendisini Türk Dünyasının “Büyük Kağan’ı” ilan etti. Önce önde gelen Türk Boylarından ÇİĞİL, YAĞMA ve TUHSİ boyları Kara Han’a biat etti. Bu büyük birlikteliğe Karluk devletide katılarak Arslan Kara Han’ın liderliğini kabul ettiler.  Türk Coğrafyasında yaşayan diğer büyük ve küçük boylarda Kara Han’ın büyük kağanlığını kabul ederek Büyük Karahanlı Devletini kurdular. Türk Kültüründe her yön bir renk ile tasvir edilirdi. KARA Kuzey, KIZIL Güney, GÖK Doğu, AK Batı olarak anılırdı. Arslan Kara Han kendi unvanını Devlet İsmi  olarak belirledi ve Türk Coğrafyasının kuzeyinde vücut bulan bu hareketin adı da, liderinin unvanı gibi KARA oldu. Arslan Kara Han, Seyhun nehri ile yıkılan Uygur Devletinin Batısını içine alan bölgeyi hakimiyeti altına alarak Karahanlı Devletinin sınırlarını çizmiş oldu. Artık Doğudaki Çin tehdidi sona ermişti. Batıda ise Abbasilerin hakimiyeti altında yaşayan Sasaniler bulunuyordu. Sasaniler, İslam orduları tarafından yıkılıp (642) önce Emeviler, sonrasında ardılları Abbasilerin hakimiyeti altına girmişlerdi. 200 yıl Arap hakimiyeti altında yaşayan Sasani Devleti, Abbasilerin zayıflaması ve Sasani topraklarında otorite boşluğunun oluşmasıyla “Saman Hüda” önderliğinde bir devrim hareketine sahne oldu (875). Saman Hüda’nın yönetimi ele geçirmesiyle Sasani coğrafyası üzerinde Samani Devleti vücut buldu. Abbasi boyunduruğundan kurtulan Samaniler, kısa süre içerisinde sınırlarını genişleterek büyük bir devlet haline geldiler. Üstelik Karahanlılar için önemli ve stratejik bir bölge olan Maveraünnehire ilerleme niyetindeydiler. Arslan Kara Han, yükselen Samani tehlikesine karşı Maveraünnehiri zapt ederek sınırlarına dahil etti ve Samanilerin bu stratejik bölgeye yerleşmelerini engelledi (880). Maveraünnehirin Karahanlı topraklarına dahil edilmesiyle Karahanlılar Aral gölünden Gobi çölüne kadar olan geniş bir coğrafyaya hükmeder hale gelmişti. Arslan Kara Han, Büyük Karahanlı Devletini 43 yıl içerisinde Orta Asyanın en büyük devleti haline getirmişti. Arslan Kara Han’ın 883 yılında vefat etmesi üzerine oğlu Bazır Han, ortak kağan olarak da diğer oğlu Oğulçak Han birlikte yönetime geçtiler. Arslan Kara Han’ın büyük oğlu olan Bazır Han, ülkenin yönetimine geçince Türk Töresi gereği “Sol Yabgu” yani ortak kağan olarak kardeşi Oğulçak Han’ı tayin etti. Bazır Han Balasagun’u merkez yaparak ülkenin doğu yakasını, kardeşi Oğulçak Han’da Taraz’ı merkez yaparak batı yakasını kontrolleri altına aldılar. Bu sırada, Samani devleti içerisinde saltanat mücadelesi baş gösterdi. Şehzadeler hükümdar olabilmek için birbirleriyle kanlı mücadeleler içerisine giriştiler. Bu mücadele neticesinde ülkesinden kaçmak zorunda kalan Samani şehzadesi Nasr Bin Ahmet, Karahanlılara sığınarak Oğulçak Han’ın himayesine girmeyi talep etti. Oğulçak Han, Nasr’ın himaye talebini kabul ederek sadakatini ödüllendirmek ve şehzade olarak saygınlığını korumak amacıyla kendisine Artuç şehrinin idaresini verdi ve vali tayin etti. Nasr Bin Ahmet, Samani Devletindeki karışıklıklar sona erdikten sonra da geri dönmek yerine Artuç şehrinde kalmayı tercih etti. Uzun yıllar Artuç valiliği yapan Nasr, Artuç’u Müslüman ve Türk tüccarların uğrak yeri  ve önemli bir ticaret merkezi haline getirdi. Nasr’ın henüz Artuç valisi olduğu dönemde, ilerleyen yıllarda Müslüman olup Karahanlıların başına geçerek  olan Büyük Kağan Bazır Han’ın oğlu Satuk Han, devletin idaresinde görev alması için Oğulçak Han’ın yanına gönderilmişti. Oğulçak Han, henüz 12 yaşında olan yeğeni Satuk’u askeri ve idari vasıflar edinmesi için Artuç şehrine, Nasr Bin Ahmet’in yanına gönderdi. Nasr hem adaletli bir idareci, hem de sevilen bir din adamıydı. Nasr’ın öğretilerinden ve kişiliğinden etkilenen Satuk, zamanla Müslümanlığı kabul edecek ve ülke yönetimine el koyarak Karahanlı devletini Müslüman bir devlet haline getirecektir. https://www.turktarihim.com/Karahanl%C4%B1lar.html

Maveraünnehir, Orta Asya’da, Ceyhun ve Seyhun nehirleri arasında kalan tarihi bölge. Bugün bu bölge Kazakistan, Özbekistan ve Türkmenistan arasında bölünmüştür.

Abdülkerim Satuk Buğra Kara Han (895-955): Karahanlılar’da İslamiyeti ilk kabul eden ve Kaşgar (Ordu-Kend)’da ilk Türk-İslam Devleti’ni kuran kişi. Artuç (Artış) gömüldü.

Karahanlı Harun Buğra Han (?-992): Abdülkerim Satuk Buğra Kara Han’ın torunu. Kuzeyde ikinci merkez olarak Balasagun (Kuz Ordu/Kuz Ulaş/ Kuz Balık)’u yaptı. Batıda Semerkand ve ortada idare merkezi Özkend oldu. Samani Emiri Nuh’dan Buhara’yı, Gazneli Sevüg Tigin ile ittifak yaparak aldı. Bu sırada hastalanarak öldü. Yerine Samani Prensi Nasr geçti. Gazneli Mahmud, Nasr’ın kızı ile evlendi.

Nasr’ın oğulları: Ahmed Togan Han, Mansur Arslan Han (Gazneli Mahmud’un oğlu Mesud’un kızını alıyor)

Yusuf Kadir Han (?- 1032): II. Ahmed Togan Han’ın kardeşi. Güçlü bir hükümdar oldu. Oğlu Yağan, Gazneli Mahmud’un kızıyla, Gazneli Mahmud’un oğlu Muhammed de Yusuf Kadir Han’ın kızıyla evlenir. Gazneli Mahmud’un oğlu Mesud, Yusuf Kadir Han’ın kızıyla evlenir. Mesud’un oğlu Mevdud, Yusuf Kadir Han’ın oğlu Buğra Tigin (Süleyman Arslan Han) ‘in kızını alır. Maverraünnehir, Ali Tigin’den (Yusuf Kadir Han’ın kardeşi) Yağan’a geçer.

Yusuf Kadir Han’ın oğulları Tuğrul ve Harun’un üzerine giderek Hocend’i sınır yapar. 1042’de Doğu ve Batı Karahanlılar diye ikiye ayrılır. Bu sırada Selçuklular Buhara, Semerkand, Özkend’e ilerledi (1089). Tüm Karahanlı devletinin başı, son hükümdar Yusuf Kadir Han’ın oğlu Buğra Tigin (Süleyman Arslan Han)’dır. 1304’de Gazneli Mesud ile ittifak yaptı. 1032’de Kaşgar, Talas (Taras), İsficabu Şaş (Taşkend)’de Mahmud Muhammed ve Buğra Yağan Tigin ile Doğu Karahan, Özkend ve civarı da Tuğrul ve Harun Hanlara Batı Karahan olarak bölündü. Nasr oğlu İbrahim (Börü Tigin) maverraünnehiri ele geçirir. Oğlu Şemsül Mülk burada Selçuklu Melikşah’ı tanır.(Batı Karahan) Doğu Karahan’da Süleyman oğlu Muhammed Arslan iç istikrarı yakalar. Sonra ki hanedan sıralaması : Hasan bin Arslan, Ahmet bin Hasan, İbrahim bin Ahmet, Muhammet bin İbrahim, Yusuf bin Muhammed, Muhammed bin Yusuf’dur. Son temsilci Osman 1213’de Harzemşahlar burayı aldılar.

Kutadgu Bilig, Hasan bin Arslan (Tavgaç Kara Buğra Han) ‘a ithaf edilmiştir. (1069-70 arası sunulmuş)

Yusuf Has Hacib(?-1077): Balasagun (Kuz Ordu) doğdu. Tavgaç Kara Buğra Han tarafından Has Hacib veya Yusuf Uluğ Has Hacib adı verildi.

Toriga/Tongo Alp Er (Efrasiyab-İran): Türk hükümdar

Kut-ad-gu-bil-i-g: İnsana her iki dünyada tam manasıyla kutlu olmak için gereken yolu gösteren bir eser. (Birey, toplum ve devlet için)

Kün-Toğdı: Kün, törü ( doğru, kanun, doğruluk)- Hükümdar

Ay- Toldı: Kut (saadet, ikbal, devlet, mutluluk)- Vezir

Öğdülmüş: Ukuş (akıl)- Vezirin oğlu

Odgurmuş: Akıbet ( hayatın sonu, afiyet)- Vezirin kardeşi

Bu kitabı, Çin’de Edebül Müluk, Maçin’de (Çin’in güneyi) Enisül Memalik/ Ayinül Memleke, Doğu illerinde Ziynetül Ümera, İran’da Şahname-i Türki/ Pendamei Müluk diye bilirler.

Yarlığ: Ferman

Bu kitabın sözleri insana yardım eder, yol gösterir her iki dünyada ki işleri düzenler. ( B, Uyaklı Giriş, 17 bab)

Meliklerin halk üzerinde hakları olduğu gibi halkın da aynı derecede melikler üzerinde hakkı vardır.(B, Uyaklı Giriş, 42 bab)

Ey bir olan Tanrı, bir başkası sana ortak koşulamaz;

başta her şeyden önce ve sonda her şeyden sonra sensin.

Senin birliğin hesaba gelmez;

bu kudretin her şeye hakimdir.

Sen şüphesiz birsin, ey sonsuz Tanrı

istisna sayıya gelmez.

Ey içi ve dışı bilen, ey hakkul yakin

gözden ıraksın, fakat gönüle yakınsın.

Senin varlığın, parlak güneş ve ay gibi bellidir,

fakat nasıl olduğunu kavrayacak gönül ve akıl yoktur. (8-12)

Yaratıcı varlığına yaratılmış olanlar tanıktır.

yaratılan iki, birin hazır tanığıdır.

*

Onun eşi benzeri yoktur,

nasıl olduğuna mahlukların aklı ermez.

Yürümez ve yatmaz, uyumaz, uyanıktır.

ne benzer, ne karşılaştırılır ne de tasavvur götürür.

Arkada ve önde değildir, ne sağdadır ne solda

yani ne altta, ne üstte ne de ortadadır.

Yeri O yarattı, O’nun için yer söz konusu değildir.

şunu bil ki, O’nsuz da yer yoktur. (15-19, D, Tanrı Azze ve Cellenin Övülmesini Anlatır)

Başta, herkesten önce, Tanrı’ya inanmış

gönlü ve dili dürüst olan Ebu Bekir gelir.

Malını, tenini ve canını feda etti,

dileği ancak yalvaçın (kitap getirmiş peygamber) sevinciydi

Sonra kişilerin seçkini, halk içinde mümtazı,

dili ve gönlü bir olan Ömer vardı.

Oydu yardımcısı ve doğru dinin temeli

şeriatin yüzünden perdeyi o kaldırdı.

Sonra haya sahibi, yumuşak huylu,

kişilerin seçkini, cömert ve eli açık Osman’dı.

O bütün malını ve kendisini feda etti.

Yalvaç da ona iki kızını verdi.

Ondan sonra seçkin, cesur

yiğit, kahraman ve akıllı Ali vardı.

Eli cömert, yüreği saftı, bilgili

takva sahibi ve adı büyük biriydi. (51-8, Dört Sahabenin Övülmesini Anlatır)

Gök kaşını çattı, gözünden yaş saçıyor,

çiçek yüzünü açtı, bak, gülmekten katılıyor. (80, Parlak Bahar Mevsimini ve Ulu Buğra Han’ın Övülmesini Anlatır)

Bunlardan en üstte Sekentir (Satürn) dolaşır,

bir burçta 2 yıl 8 ay kalır.

Ondan sonra ikinci olarak Onay (Jüpiter) gelir

bir burçta 12 ay kalır.

Üçüncü olarak Kürud (Mars) gelir, gazapla dolaşır.

nereye bakarsa, yeşermiş olan kurur.

Dördüncüsü Yaşık (Güneş)’tır dünyayı aydınlatır

yaklaşanları, karşısına gelenleri ışığıyla aydınlatır.

Beşincisi Sevit ( Venüs)’tir sevimli yüzünü gösterir

sana severek bakarsa müsterih ol.

Bundan sonra Arzıtilek (Utarit) gelir.

ona kim yaklaşırsa dilek ve arzularına kavuşur.

Bunlardan en altta bu Yalçık (Ay) dolaşır.

Güneşle karşı karşıya gelirse dolunay olur. (131-7)

Kozı (Koç) bahar yıldızıdır, sonra Ud (Boğa) gelir.

Erentir (İkizler) ile Kuçık (Yengeç) dürtüşerek yürür.

Bak Aslan’ın komşusu Buğdaybaşı (Başak)’dır.

Sonra Çadan (Akrep) ve Yay’ın arkadaşı Ülgü (Terazi) gelir.

Bundan sonra Oğlak, Könek (Kova) ve Balık gelir. (139-141, 7 Yıldız ve 12 Burcu Anlatır)

Tanrı insanı yarattı ve seçerek yükseltti

ona erdem, bilgi, akıl ve anlayış verdi.

Ona hem gönül verdi hem de dilini açtı

ona güzel biçim, güzel tavır ve hareket ihsan etti.

Ona bilgi verdi ve insan bugün yükseldi,

ona anlayış verdi ve böylece düğümler çözüldü.

Tanrı kime anlayış, akıl ve bilgi verirse

o pek çok iyiliğe elini uzatır. (148-151, İnsanoğlunun Bilgi ve Akıl Değerini Anlatır)

Söz bilerek söylenirse bilgi sayılır,

bilgisizin sözü kendi başını yer. (170)

Kişi iki şey ile kendini yaşlanmaktan kurtarır,

biri iyi iş, diğeri de iyi söz. (181, Dilin Erdemi ve Kusurunu Anlatır)

Bu yalnguk (insan) adı yanıldığı (yongluk) için verildi

yanılmak insan için yaratıldı. (197)

Bilgi sahibi pek azdır, bilgisizlerse çoktur.

bil ki, anlayışsızlar çok, anlayışlılar nadirdir.

Bilgisiz bilgiliye daima düşman olmuştur,

bilgisiz bilgiliyle her zaman mücadele etmiştir.

Kişiden kişiye çok fark vardır

bu fark bilgiden ileri gelir, sözüm buna dairdir. (199-201)

Sözü bilerek söyleyen çok kişi var

benim için sözü anlayan adam azizdir.

Bütün iyilikler bilginin faydasıdır

bilgiyle göğe bile yol bulunur.

Sen her sözünü bilgiyle söyle

herkesin bilgiyle büyük olduğunu bil.

Söz yağız yere mavi gökten indi

kişi kendine sözüyle değer verdirdi. (207-10)

Dünyayı elde tutmak için kişide anlayış gerekir

halka hakim olmak içinse hem akıl hem de yürek gerekir.

Dünyayı elinde tutan, onu anlayışla tuttu

halka hükmeden, bu işi bilgiyle yaptı. ( 217-8, Kitap Sahibi Kendi Özrünü Anlatır)

İnsanoğlu yağız yer üzerine elini

uzattı, her şeye bilgisiyle erişti. (302)

Hakimlerin sözünü dinle, düşün

ve şu dört şeyin azını azımsama.

Bu dörtten biri ateş, biri düşmandır

üçüncüsü hayatın tuzağı olan hastalıktır.

Sonra bunlardan biri de bilgidir

bu dört nesneyi hafife alma, büyüktür önemi. (306-8)

Misk ve bilgi birbirine benzer

insan bunları yanında gizli tutamaz.

Miski gizlersen, kokusundan belli olur,

bilgiyi saklarsan, dili ayarlamasından belli olur.

Bilgi hiçbir zaman fakirliğe düşmeyen bir senettir,

hırsız ve dolandırıcıların eli ona erişemez, alamaz.

Bilgi ve akıl kişi için bir köstektir

kösteklenmiş kişi yakışıksız şeylere pek gitmez. (311-4)

Bilgisizin düşmanı kendi bildiği ve yaptığıdır

başka düşmanı olmasa bile, bu ikisinin sıkıntısı yeterlidir. (318)

Öfkeyle kalkan pişmanlıkla oturur

kişi hiddetlenince işinde yanılır. (324)

İnsan hiddetlenirse, bilgisizce hareket eder

eğer öfkelenirse, öfke onu akılsız kılar. (334)

Bak şu birkaç şey kişi için kötüdür

insan bunları bilirse, kendini korur.

Bunlardan biri yalan söylemektir

İkincisi verilen sözden dönmektir

Üçüncüsüyse içkiyi sevmektir

buna tutulan, şüphesiz ki tamamen boşa yaşamıştır.

Biri de insanın inatçı olmasıdır,

bu inatçı insan için dünyada sevinç yoktur.

Yakışıksız hallerden biri de kaba huylu olmaktır,

böyle biri başkalarının evinde tozu dumana katar.

Biri de boşboğaz, hiddetli ve öfkeli olmaktır,

sövmeye başlarsa, insanın kalbini kırar. (337-342, Bilgi ile Aklın Erdem ve Faydalarını Anlatır)

Vücudum ok ve gönlüm de yay gibiydi

şimdi vücudum yay oldu, gönlümü ok yapmalıyım. (371, Kitabın Adı, Anlamı ve Yazarın Yaşlılığını Anlatır)

O böylece her gün bir çok zahmete katlandı

Huzur arayan insan daima zahmetle karşılaşır. (432)

Huzur istersen, o zahmetle birlikte gelir.

Sevinç istersen, o kaygıyla birlikte bulunur. (434)

Bak kendinden emin olan kişi gaflete düşer

düşman saldırsa, önce gafiller ölür. (444)

Bey ne kadar doğru olur ve iyi hareket ederse

halk için o kadar kutlu bir devir ve hayat başlar. (455, Söz Başı: Hükümdar Kün-Toğdı Hakkında)

Aklın kıymetini yine akıllı bilir,

bilgenin sattığı bilgiyi de bilgili alır (470)

Tanıdığı olmayan kişi kör gibidir

kör yolunu şaşırırsa onu ayıplama (493)

Kişiye her yerde tanıdık gerekir

her türlü iş tanıdık aracılığıyla yoluna girer (497)

Bir kişinin arzusunu anlatmaya bir başkası da aracılık edebilir

fakat insanın kendisi kendi işine başkasından daha yakındır.

Ne kadar iyi ve yakın biri olursa olsun, düşün

kişiye başkası kendisinden daha candan olabilir mi?

Eğer kendine candan bağlı birini arıyorsan

sözün kısası, kendinden daha candan birini bulamazsın. (516-8)

İnsan kimi severse onun kusuru erdem olur,

kimi sevmezse onun erdemi kusur görünür. (534)

Gönül kimi severse, onun kusuru erdem olur,

bütün ters işleri doğru ve eksiklikleri de tam görünür. (536)

Hangi işte acele edilirse o iş uzar ve gecikir.

acele yapılan işler pişmanlıkla neticelenir.

Acele etmemek ve işin zamanını beklemek gerekir,

ey hakim, her iş zamanı gelince olur. (556-7, Ay-Toldı’nın Hükümdar Kün-Toğdı’nın Hizmetine Girişini Anlatır)

Sukunet ve zarafet aklın niteliğidir,

akılsız kişiler hayvan sürüsüne benzer (585, Ay-Toldı’nın Hükümdar Kün-Toğdı’nın Huzuruna Çıkışını Anlatır)

Bütün yanlışlıkların başı aceleciliktir

bütün iyi işler ileriyi düşünerek yapılan işlerdir (633)

Sen önce bana yer gösterdin, ben oturmadım.

Benim için yer yoktur, sen bunu anla demek istedim. (660)

Dümdüz yerde top nasıl kendi kendine yuvarlanırsa

mutluluk da öyledir, ben sıyrılıp giderim. (662)

Akar su, güzel söz ve devlet, bunlar durmadan

yorulup dinlenmeden dünyayı dolaşırlar.

Mutluluğa inanılmaz, o vefasız ve dönektir,

yürürken hemen uçar, ayağı kaygandır (669-70)

Güvenme bu mutluluğa, geldiği gibi gider

inanma bu devlete, verdiği gibi alır (694)

Ay- Toldı şöyle dedi: Kısaca

ben ve doğam bir geyiğe benzeriz (698)

Beni bulan kişi mütevazi doğalı

alçakgönüllü ve tatlı dilli olmalı.

Kendini gözetmeli, aşırılığa gitmemeli,

kötü ve çirkin işlere yaklaşmamalı.

Toplanmış olan malı yerinde sarfetmeli,

hayatını, işini, tavır ve hareketlerini düzenlemeli.

Kendinden büyüğe saygı göstermeli,

kendinden küçüğe rıfk ve şevkatle davranmalı.

Kibir ve gurur ile başkalarını incitmemeli,

kendini küçüklerin eğlence ve zorlamasına bırakmamalı.

Boşu boşuna kendini içkiye vermemeli,

boş yere malını saçıp heba etmemeli.

Eli ve dili ile oyuna karışmamalı,

tavır ve hareketlerinde dürüst olmalı (703-9)

Kişiye mutluluk gelir, meşhur olur

yeni ay gibi büyür ve parlaklığı artar.

Dönek ve deli devlete gönül bağlama

devlet dolunay gibidir, tekrar küçülür. (740-1)

Gelirim, giderim, ileriye doğru yürürüm

dünyayı gezerim, benim için yer yurt yoktur. (747, Ay-Toldı Hükümdara Devlet Sıfatını Anlatır)

Üç ayaklı olan her şey doğru ve düz durur,

eğer dört ayaklı olursa biri eğri olabilir.

Düz olan bir şeyin her tarafı iyidir,

her iyinin dikkat edersen tavır ve hareketi düz olur.

Hangi şey yana yatarsa eğri olur

her eğrilikte bir kötülüğün tohumu bulunur (804-6)

Benim doğam da güneşe benzer

doğruluk ile doludur ve asla eksilmez.

İkincisi güneş doğar ve bu dünya aydınlanır,

aydınlığını bütün halka eriştirir, kendinden bir şey eksilmez.

Benim de hükmüm böyledir ben ortadan yok olmam,

hareketim ve sözüm bütün halk için aynıdır.

Üçüncüsü bu güneş doğunca yer ısınır

o zaman binlerce renkli çiçek açılır.

Benim bu kararım hangi memlekete erişirse, o memleket

başatan başa taşlık ve kayalık dahi olsa hep düzene girer (826-31)

Bir de güneşin burcu sabittir.

Bu sabit dediğim, temeli sağlam olduğu içindir (833, Hükümdarın Ay- Toldı’ya Cevabını Anlatır)

Benim beğenmediğim şeylerden biri yalandır;

Ondan sonra da zulüm edenler gelir,

Sonra da doğası haris ve olgun olmayanlar,

aceleci huylu ve gözü doymaz olanlar,

Her işte hiddet gösterenler, içkiye düşkünler veya çalıp çırpanlar (848-50, Hükümdarın Ay- Toldı’ya Cevabını Anlatır)

Hangi şey seçkin, nadir ve değerliyse

onu gerçekleştirmek hiç de kolay değildir.

Kötülük değersiz bir şey olduğu için onu yapan da

değersizdir, fena iş değersizdir ve daima kötü olacaktır. (900-1, Hükümdarın Ay- Toldı’ya Cevabını Anlatır)

İnsan insana daima yakın yaşar,

kötü olmasaydı iyi yapacak iş bulamaz. (910)

İyiliğin bugün sana hiç zararı yoktur

fakat bugün inan ki, onun faydasını yarın göreceksin.

Kötülük bugün faydalı görünse bile,

yarın zararını görürsün, bunu düşünüp anla. (915-6, Hükümdarın Ay- Toldı’ya Cevabını Anlatır)

Kişinin konuşması için ona bir şey sorulması gerekir

sorulmadığı takdirde sözünü gizlemelidir.

Ey hükümdar, iyice düşünürsen

sormak erkektir, cevap vermek de dişi

Dişi için bir erkek koca olur

eğer doğarsa, bunlardan iki çocuk doğar. (978-80, Ay-Toldı Hükümdara Dilin Erdemini ve Sözün Faydalarını Anlatır)

Avamın karnı doyarsa, bak, öküz gibi yatar

boş sözlerle avunur, vücudunu semirtir. (988)

Bilgili kişiler vücutlarını yıpratır,

bilgi ile avunur ve ruhlarını semirtir.

Vücudun nasibi hep boğazdan girer

ruhun nasibiyse doğru sözdür ve kulaktan girer. (990-1)

Ay-Toldı dedi ki: Sözün yeri sırdır

söz ona bölünür, fakat biri söylenmelidir.

Biri söylenebilir, dokuzu yasaktır

yasak sözler aslında hep fenadır. (998-9)

Ay-Toldı dedi ki: Fazla söz sormadan

söylenip insanı usandıran sözdür.

Az söz ise sorulduğu zaman söylenen

ve bir ihtiyacı karşılayan sözdür. (1005-6)

Sözü güzel ve iyice düşünerek söyle

ancak sorulduğunda söyle ve kısa kes.

Çok dinle, fakat az konuş

sözü akıl ile söyle, bilgi ile süsle (1008-9)

Çok söylemekle bilge olmaz kişi

çok dinlemekle bilge bulur başköşeyi (1015)

Nimet tam olunca, insan yiyecek bir şey bulamaz.

Nimet tam olursa insanın ömrü tükenir (1046-7, Mutluluğun Devamsızlığı ve İkbalin Dönekliğini Anlatır)

Her şey kendi olgunluğunu bekler

tam olgunluğa erişince tekrar inişe başlar (1050)

Ey hayatta olan, gafil olma

bugün dirisin, fakat bir gün muhakkak öleceksin (1066)

Şu insanoğlu ne kadar acizdir

ömrünü dilediği gibi geçiremez.

Dileğine kavuşsa, yaşamasını bilmez

yaşasa da dileğine kavuşamaz, ey hakim (1122-3)

Bütün canlılar için ölüm bir kapıdır

yürüyenlerin hepsi bu kapıdan geçer (1134)

Mal seni kullanacağına, sen onu kullan (1192)

Sen yaratılmıştın, her yaratılan ölür

yaratılan ölür, ama yaratan kalır.

Sen benim için çok merhametli ve cömert bir babaydın

fakat yaratan senden daha merhametlidir.

Seni o yarattı, o sana mutluluk verdi

bana da vermeyecek mi buna iman et.

Değersize değer ondan gelir

küçük büyüklüğü onun ihsanıyla bulur (1242-5, Ay-Toldı’nın Oğlu Öğdülmüş’e Nasihat Verişini Anlatır)

Gerekli olan insan, işe yarayan insandır

işe yarayan insan da faydalı olandır (1619)

Çalışmakla elde edilemeyen şey akıldır.

Tanrı onu insanın hamuruna katar.

Kişi akıl dışında bütün erdemleri öğrenir

ve böylece bilgisi gelişir (1682-3)

Tanrıya inanan bilgili kişi

kısmetinde ne varsa onunla yetinir (1740)

İster yat, ister dünyayı dolaş, koş

kısmetin neyse sana o nasip olur (1742, Öğdülmüş’ün Hükümdar Kün-Toğdı’nın Hizmetine Girişini Anlatır)

Aklın hareketi yaşlıdır, fakat kendisi gençtir (1870, Öğdülmüş Hükümdara Aklın Tarifini Anlatır)

Kişi her işe başlarken, bilgi ile başlar

ve akıl ile sona erdirir.

Bey halkı bilgi ile elinde tutar

bilgisi olmazsa, aklı bir işe yaramaz (1967-8)

Gönül olmazsa, insana gözünün faydası yoktur

akıl olmazsa insan gönlünden yeterince yararlanamaz (1991)

Acelecilik, zevzeklik ve hiddetli mizaç

bunlar bilgisizlik alametleridir (1997)

Her işte sükuneti tercih et

yalnızca ibadette acele et, çabuk davran (1999)

Bir memleketim bağı ve kilidi iki şeyden ibarettir

biri ihtiyatlılık, biri de kanun, bunlar esastır (2015)

Arslan itlere baş olursa

itlerin herbiri karşısındakine arslan kesilir.

Eğer arslanlara it baş olursa

o arslanların hepsi it gibi olur (2047-8)

Memleket tutmak için çok asker ve ordu gerekir

askeri beslemek için de çok mal ve servet gerekir (2057)

Bir bey şu beş şeyi kendinden uzak tutmalıdır

Biri acelecilik, ikincisi cimrilik ve üçüncüsü hiddettir

bunlara karşı diren, yenilme.

Bir bey için fena olan şeylerin dördüncüsü inatçılıktır

yakışmayan bu şeylerin beşincisi de şüphesiz yalancılıktır (2060-2)

Bunların en kötüsü bu inatçılıktır (2064)

Seçkin bir bey olabilmek için

erdeme değer verilmeli, ey namlı meşhur

Bir kimsenin adı bey, fakat doğası avamınki gibi olursa

o halk arasında avamdan daha aşağı görülür (2081-2)

Bütün erdemlerde herkesten üstün olmalı

halka karşı adaletle davranmalı.

Hangi memleketin beyi böyle olursa

o memleket halkı kurtulur, derdi kalmaz.

Orada mutluluk güneşi doğar ve memleket huzura kavuşur

fakat ne yazık ki, böyle insanlar çok yaşamaz (2171-3, Öğdülmüş Beyliğe Layık Beyin Nasıl Olması Gerektiğini Anlatır)

Kötülük neredeyse kötüler de beraberdir (2248)

Kötü iyiyle hiçbir zaman anlaşamaz (2249)

Her şey kendisi gibi olanlar arasına katılır. (2252, Öğdülmüş Beylere Vezir Olacak İnsanın Nasıl Olması Gerektiğini Anlatır)

Kötülere haşmet ve siyaset

iyilereyse daima hürmet gerekir (2303)

Kumandan yüreği savaşta arslan yüreği gibi

dövüşürken de bileği kaplan pençesi gibi olmalı

O domuz gibi inatçı, kurt gibi kuvvetli

ayı gibi azılı ve yaban sığırı gibi kinci olmalı.

Aynı zamanda kızıl tilki gibi hilekar olmalı

deve aygırı gibi kin ve öç gütmeli.

Kendini saksağandan daha ihtiyatlı tutmalı

gözünü kaya kuzgunu gibi uzaklara çevirmeli.

Arslan gibi hamiyeti yüksek tutmalı

baykuş gibi geceleri uykusuz geçirmeli (2310-4)

Kumandanın özellikleri: Doğru sözlü, güvenilir, cömert, yürekli, hile ve kurnazlık bilmeli, sebatlı, kararlı olmalı (2323-8)

Kalabalık değil seçme asker olmalı (2332)

Düşmana karşı iki silah var: Önce hile ve aldatma

sonra ki ihtiyat ve uyanıklık (2355-8)

Düşmanın askeri çok ve seninki daha azsa

savaşa acele etme, ona göre tedbir al.

Anlaşmak imkanı varsa anlaş.

Yoksa zırhını giy, düşmana sıkı sıkı yapış ve güreş.

Gayret et, düşmanı usandır, mümkünse gece baskını yap,

gece karanlığında kuvvetinin az veya çok olduğunu kim bilecek.

Eğer kazanmak için imkan bulamazsan

elçi göndererek barış yapmaya çalış.

Sözle oyala, barış yap, kendini koru

ve savaşa acele etme.

Böyle olmazsa ve düşman anlaşmak

istemeyip savaşmakta ısrar ederse

işi uzatma, askeri topla ve savaş, askere mal dağıt

kahramanlık duygularını okşa ve her araca başvur.

Savaşı uzatırsan düşmanın aklı başına gelir,

iş uzadıkça kuvvetinin derecesini anlar. (2359-66)

Eğer düşman karşı durmayıp senden kaçarsa

onu takip et ve esir almaya çalış, , böyle yapmazsan

Düşmanı yenen kahraman yiğitlerin safı karışınca

düşman dönüp tekrar hücum eder ve galip gelir.

Düşman kaçarsa, onu ölçülü izle, uzaklara gitme,

eğer düşman geri dönerse sonra kaçamazsın.

Düşman ümitsizliğe düşerse, ölümü göze alır

ölümü göze alan kişi çok şiddetle karşı koyar. (2388-91)

Serbest ve hür insana güleryüz göster, tatlı söz söyle, mal ve mülk dağıt

onlar bu üç şeyin etrafında toplanır.

Sen kulu altın ve gümüş ile alma

bu üç şeyi feda et, o herkesi sana getirir (2408-9)

Memleketi alan onu kılıçla almıştır

Memleketi tutansa onu kalemle tutmuştur.

Bir memleketi kılıç ile derhal ele geçirmek mümkündür,

fakat kalem olmayınca insan onu elinde tutamaz. (2425-6, Öğdülmüş’ün Hükümdara Kumandanın Nasıl Olması Gerektiğini Anlatır)

İnsan zeki olursa, asla mala muhtaç olmaz,

bilgili olursa işinde asla yanılmaz. (2447)

Ulu hacib, güleryüzlü, tatlı dilli, alçakgönüllü,

sabırlı, akıllı, bilgili, kulağı delik, doğru, zeki olmalı (2469-81, Öğdülmüş’ün Hükümdara Ulu Hacib’in Nasıl Olması Gerektiğini Anlatır)

Candan bağlı hizmetkarın kıymeti

merhametsiz ve hayırsız oğuldan daha yüksektir.

Faydasız ve değersiz ise kardeş olsa bile onu bırak

yararlanacağın kişiyi arkadaş edin, onun bol bol hayrını gör. (2574-5)

İnsan sözüyle söver ve diliyle acıtırsa

bu kemiğe sızı ve gönüle ateş olur.

Vurulan kamçı yarası kapanır ve çabucak geçer,

dil acısıysa yıllarca dinmez (2579-80, Öğdülmüş’ün Hükümdara Kapıcıbaşının Nasıl Olması Gerektiğini Anlatır)

İnsan dileğine zeka ile ulaşır,

önce bilgi edin, iyice kavra, sonra işe giriş (2627)

Elçi sakin, bilgili, zeki, nazik, gözütok, düzyazı ve şiir bilen, çok kitap okuyan, astronomi, tıp, düş yorumu bilen, matematik, geometri, tavla, satranç, cirit, ok, avcılık, çok dil bilen, okuma-yazması olan, konuşması hazır cevap, güçlü hafızalı, kendini saydıran biri olmalı (2619-41)

O her tür insanın sözünü dinlemeli, anlayıp bilmeli,

fakat bunu açığa vurmamalı (2642, Öğdülmüş’ün Hükümdara Elçinin Nasıl Olması Gerektiğini Anlatır)

Katip çok güvenilir, ağzı sıkı olmalı (2675-6)

Gereksiz söz yanan ateş gibidir,

onun ağzından çıkarmamalısın, sonra kendin yanarsın.

Dilin söylediği iyi söz ise akar su gibidir,

nereye akarsa orada çiçek açar (2687-8, Öğdülmüş’ün Hükümdara Katibin Nasıl Olması Gerektiğini Anlatır)

Verilmeyecek şey vaat etmemeli,

bir kere de vaat edildi mi, ona engel olmamalı (2811, Öğdülmüş’ün Hükümdara Hazinedarın Nasıl Olması Gerektiğini Anlatır)

Hangi işe çok emek sarf edilmiş ise

insan onu sever ve onu her şeyden aziz tutar.

İnsan ömrünü hangi şeye sarf ederse,

o şey sevimli can kadar kıymetli olur.

Ömür aziz değil, emek azizdir,

bu emeğe sarf edilmeyen hayata yazıktır. (2839-41)

Ne kadar doğru, dürüst ve güvenilir birini bulsan bile

bil ki, senin için en güvenilir ve doğru kişi yine kendinsin.

Bütün doğru ve olgun kişilere güvenmeli,

fakat kişi daha çok kendi kendini koruyup başını gözetmeli (2849-50, Öğdülmüş’ün Hükümdara Ahçıbaşının Nasıl Olması Gerektiğini Anlatır)

Hastalık ve rahatsızlık kişiye boğazdan gelir,

tedavi ve ilaç da boğazdan olur. (2895)

Ey beyim rahatı arama zahmeti ortadan kaldır,

rahat ile zahmet bir arada bulunur. (2936, Öğdülmüş’ün Hükümdara İçkicibaşının Nasıl Olması Gerektiğini Anlatır)

Hizmette bulunan insanlar iki çeşit olur,

biri hür, biri kul.

Kul kendi seçimi dışında hizmet eder,

işi görmezse beyden dayak yer.

Hür insana bak, o kendisini kul edip hizmet eder,

onun hizmetini takdir edip emeğini karşılamak gerekir. (2987-9)

Hür insanı kul ile bir tutmak olmaz,

hür insana hür muamelesi yap, kulu da kul gibi kullan (2991)

Bilgi ve erdem öğren, ona hürmet et

bu erdem sonra sana da hürmet getirir.

Bilgi edin, anlayış sahibi ol, zamanını boşa geçirme

zamanı gelince, o sana iyilik getirir (3013-4)

Hazine neye gerek, çok asker gerek

beyin zenginliği gereksiz, halk tok olmalı (3031)

Ey hükümdar şu üç şey zulüm ve baskıya sebeptir,

biri beyin ihmalkarlığı ki, bundan musibet gelir,

ikincisi halkın başında bulunan kişinin zayıf olması,

üçüncüsü de halkın bağrını yiyen tamahkarlıktır (3109-10, Öğdülmüş Hükümdara Hizmetkarların Beyler Üzerindeki Haklarını Anlatır)

İbadet kılmalı, fakat onu halktan gizlemeli,

ibadet ne kadar çok olsa bile onu azımsamalı (3231)

Namaz ve oruç bunlar hep kendi yararın içindir,

hep kendi yararını düşünen insan bencil olur (3243)

İnsanların iyisi kendi yararını bırakıp,

zahmet yüklenerek başkalarının faydasını isteyendir. (3245)

İbadet edip ve buyruklara uydum diye fazla gurur getirme,

ibadete devam et, Tanrıya ibadet eden insan azizdir. (3255, Hükümdar Kün-Toğdı’nın Odgurmuş’a Mektup Yazıp Göndermesini Anlatır)

Düşman senin için ne kadar küçük olursa olsun

sen onu büyük kabul et, ey mert ve cesur insan (3398)

İnsanı gaflet uykusundan uyandıran düşmandır ve yine

düşmandır ki, onun kusur ve erdemini memlekete ilan eder (3413)

Şimdi kimin erdemi çok olursa

onun dengi olmayan düşmanı da o kadar çok olur (3415)

İyi insanın düşmanı belli olur

kötünün düşmanı yoktur, kötü adam zaten ölüdür. (3417)

Erkek olan, çoğu elde edebildiği halde azla yetinir

böyle bir insan zahitlik mertebesine erişir.

Yoksa aradığını bulamayan herkes zahit (sofu) olur

sabırdan başka çare bulamadığı için elindekiyle yetinir. (3442-3)

Ey arkadaş, istişare ederken

kendi faydasını düşünmeyen kişiyle istişare et.

Kendi faydasını düşünen kişi, yararı için

uygun olanın bile uygun olmadığını söyler. (3493-4)

Seni en çok düşünen yine bizzat kendinsin

insanlara güvenme, işte o kadar. (3496)

İyilik her yerde iyidir

insan iyiliğe karşı her yerde iyilik bulur.

Sen iyilik yap kötü olma

böylece nerede istersen orada korkmadan dolaşabilirsin (3510-1, Odgurmuş’un Öğdülmüş İle Münazara Edişini Anlatır)

Tanrı herhangi bir kulunu seçerse, ona

dünya malı vermez, böylece onun yolunu temizler (3524)

İnsan zenginleşirse aşağılık olur

alçakgönüllülük ancak yoksullukla mümkündür (3527)

Bu hayatın her günü çok kıymetlidir

bunu boş yere harcamak doğru olmaz (3544)

Yola çıkan kişi yol üzerinde evini yapmaz

göç eden kişi de eşyasını evde bırakmaz (3560)

Bütün dünya zevki şu üç şeydir,

her üçünün tadı da birbirine denktir.

Bu üçün biri yemek içmektir,

biri de erkeği avutan dişidir

üçüncüsüyse esen yaşamaktır

bu üç şeyden en gerekli olanı da odur. (3573-5)

Zevk neredeyse mihnet de beraberdir

tatlı neredeyse orada acı vardır (3585)

Karın doyarsa, vücut tembelleşir, dilediğin gibi

olmasını istersen, ona istediğini vermemelisin (3604)

Hayat tamamı tamamına üç gün sürer

bundan ötesi birkaç düş ve gecedir.

Bu üç günden biri yarındır, biri de dündür ki geçti

bugünkü hayat acaba yarına ulaşacak mı (3605-6, Odgurmuş Öğdülmüş’e Dünyanın Kusurlarını Anlatır)

Kendisinde acıkma ve doyma nitelikleri bulunan birine

kulluk etme, kulluk için neye bir put ararsın (3753)

Dilemekle elde edilemeyecek bir şeyi dilemek kötüdür

etki etmeyen bir sözü söylesen, sözün kıymeti kalmaz (3828, Odgurmuş’un Hükümdara Mektup Yazıp Gönderişini Anlatır)

Onun dilediği şeyi bilen yoktur

ilahi kazanın oluşmasına kimse engel olamaz (3904, Hükümdar Kün-Toğdı’nın Odgurmuş’a İkinci Mektubunu Anlatır)

İnsan gerçek ibadetin ne olduğunu bilemezse

yaptıklarının hangisinin ibadet olduğunu anlayamaz (3990, Öğdülmüş’ün Odgurmuş İle İkinci Kere Müzakere Edişini Anlatır)

Kök aykuluk (Karahanlı Türkçesi): Türkmen beyi

Öğe (Karahanlı Türkçesi): Akıllı

Tigin (Karahanlı Türkçesi): Hakan oğlu, önceleri köle anlamında kullanılmış

Çavlı (Karahanlı Türkçesi): Şöhret, ün, şanslı

Yavgu /Yabgu (Karahanlı Türkçesi): Yönetici, hükümdardan sonra gelen

Yugruş (Karahanlı Türkçesi): Vezir (4067-9, Öğdülmüş’ün Odgurmuş’a Beylere Hizmet Ediş Törenini Anlatır)

Dostu çıkar ve zarar içinde sına, eğer o bu hallerde de

dostluğuna devam ederse ona sıkı yapış.

Dostun içini öğrenmek istersen

sen onu sözle hiddetlendir, ona kaşlarını çat.

Seni sevmediğini bilmek istersen

ondan çok sevdiği bir şeyini iste, hemen anlaşılır.

Eğer bunların her ikisinde de gücenme göstermezse

bu insanı canın gibi aziz tut (4208-11)

Sana biri çıkarı için düşman olursa, ey cömert

sen kendi çıkarından vazgeç ve onunla barış.

Düşmanın çıkarı sağlanırsa o sana yaklaşır,

böylece onun zararı yerine faydası dokunur.

Düşmanını dost etmeye gayret et

Onunla barışarak emniyet ve huzur içinde yaşa (4228-30)

Kardeşim ne kadar çok kardeş veya dost edinirsen edin

yalnızca kendine düşman edinmemeye gayret et (4259)

Dost edinmek kolay, fakat dostluğu korumak zordur

düşman olmak kolay, fakat barışmak zordur (4269)

Kişinin aslını açıkça bilmek istersen, dikkat et

onun düşüncesi, sözü ve hareketi buna tanıktır.

Hareketi iyi, düşüncesi ve sözü doğruysa

bu onun aslına derhal tanıklık eder (4287-8, Öğdülmüş Kapıdaki Hizmetkarlarla Nasıl Geçinileceğini Anlatır)

Hendese: Geometri

Tazif: 2 katını almak

Tansif: 2’ye bölmek

Aded cezri: Sayı kökü

Cemi: Toplama

Tefrik: Ayırma

Mesahaya: Ölçme

Mukabele: Karşılaştırma (4378-82, Müneccimlerle İlişkiyi Anlatır)

Ne isterlerse ver, ne gereksizse al; hile bilmeyen

bu zümrenin, hep doğru hareket ettiğini gördüm.

Bunlarda görgü ve bilgi arama

tavır ve hareketleri de serbest olur, ey temiz kalpli

Bunlarla ilişkide kendine dikkat et

bunlar görgüsüz, usulsüz ve kaba olur.

Onlara tatlı söz söyle, fakat onlara arkadaş gibi davranma

bunlar bilgisiz ve haşin olur (4445-8, Hayvan Yetiştirenlerle İlişkiyi Anlatır)

Ey takva sahibi kişi, evlenme

evlenirsen, kendi dengin ile evlen

Yüz güzelliği arama, güzel huy ara

huyu güzel olursa o mükemmel demektir (4483-4, Nasıl Evlenileceğini Anlatır)

Ey dost arkadaş, sana kesin bir söz söyleyeyim

bu kızlar doğmasa, doğarsa da yaşamasa daha iyi

Eğer dünyaya gelirse, onun yerinin toprağın altı

veya evinin mezara komşu olması daha hayırlıdır.

Kadınları her vakit evde koru

kadının içi dışı gibi olmaz (4511-33, Çocukların Nasıl Terbiye Edileceğini Anlatır)

Elin dara girerse, ey mert yiğit

başkalarına bundan sızlanma

sevenlerin duyar fakat yardımına koşmazlar

seni sevmeyenlerse gülmek için fırsat bulurlar ( 4540-1, Hizmetçilere Nasıl Davranılacağını Anlatır)

Yog/ Ağu/ Sagu/ Yuğu: Cenaze, ölü

Yakın komşu, ahret kardeşin, senin için özel

ziyafete git. Diğerlerine gitme, oturacak yer olmaz (4581-5)

Yaşın genç ve ömrün bahar yıllarındaysa

soğuk şeyler kullan, kanın bunları ısıtır.

Yaşın kırktan fazla ve mevsim sonbaharsa

doğanı sıcak şeylerle düzenle

Yaşın altmış ve vaktin de kışsa, sıcak şeyler kullan

soğuk şeylerle arkadaşlık etme (4623-5)

Daima esenlik diler ve hiç hasta olmamak istersen

az adlı ilaçtan ye ve öyle yaşa, ey beyzadem.

Uzun zaman huzur içinde ve rahat yaşamak istersen

dil adlı eti ye ve öyle yaşa, ey temiz kalpli (4642-3, Öğdülmüş Odgurmuş’a Ziyafete Gidişin Adabını Anlatır)

Fuka: Arpa suyu

Mizab: Sofra suyu

Cülengbin: Bal suyu, gül balı/ reçeli

Cülab: Gül suyu/ şerbeti (4656, Öğdülmüş Odgurmuş’a Ziyafete Daveti Anlatır)

Türeteni bulursan türeyen senindir

yaratanı bulursan yaratılan senindir

Türeyenden korkma ve ondan hiçbir dilekte bulunma

türetenden kork ve her şeyi ondan iste (4743-4)

Ukba: Ahret

İnsan hangi işle uğraşır ve sonuç alamazsa

onu bir süre bir tarafa bırakmalıdır, ey derin bilgili

Bu dünyanın huyu böyledir, peşine düşersen senden kaçar

vazgeçersen sana doğru gelmeye başlar (4928-9, Odgurmuş Öğdülmüş’e Dünyadan Yüz Çevirip Olanla Yetinmeyi Anlatır)

Mina : Mine rengi, Gökmavisi (4960, Hükümdar Kün-Toğdı’nın Odgurmuş’ı Üçüncü Kez Davet Edişini Anlatır)

Böke: Güçlü kişi, yiğit, birinci olan (4053)

Selam insanı insanın şerrinden korur

selama karşılık veren de selametini teminat altına alır.

Büyüklerin küçüklere selam vermesi gerekir

ve böylece işler yoluna girer (5059-60)

Dinle şimdi uyanık insan ne der

içini süsle, dışını boyayıp cilalama

Her nesneyi yükselten şey onun içinden gelir

içi yoksa, dışı hiçbir işe yaramaz (5112-3, Hükümdar Kün-Toğdı’nın Odgurmuş İle Görüşmesini Anlatır)

Baban öldü gitti ve bu ölümüyle sana öğüt verdi (5154)

Bir işle uğraşırken hiddetlenme, öfkeni engelle

eğer gazaba gelirsen, dilsizmiş gibi hareket et

Din işinden başka işte acele etme

insan acele işin faydasını görmez

İhsanda bulunurken acele et ve çabuk ver

cezalandırmak ve dayak atmakta ihtiyatlı davran.

Harekette aceleci ve sözde zevzek olma

Sabırlı ol, sabırlı olana halim derler (5216-9)

Bütün insanlara karşı merhametli ol

başkalarının zararını isteme, yolunu şaşırma (5262)

Malını kendinden önce, henüz hayattayken göndermeye

gayret et, o baş belasından kurtul, yerine sevap kazan (5292)

Yarın ki günün ve gecen bugünkü

gününden daha iyi olsun (5307)

Ey hükümdar, bu nefsine kuvvetle karşı koy

onun arzusunu yerine getirip ona zevk sürdürme.

En kötü düşmanın budur

sen ona iyilik yaparsan o sana kötülük eder

Vefalı olursan karşılığında sana cefa eder

ona cefa edersen vefakarlık gösterir (5318-20)

Gözü tok kişi ne der, dinle

zenginliğin başı tok gözlü olmaktır (5385)

Yoksul derler, yoksul olan kimdir

yoksul, istediği kadar zengin olsun açgözlü olandır (5387)

Sözün faydası işittiğin sözü işe uygulamakta

ve böylece kendini doğru yola yöneltmektedir (5434, Odgurmuş’un Hükümdara Öğüt Verişini Anlatır)

Burkan/ Burhan: Put (5486)

Ey kudretli hükümdar, kötüleri servet sahibi etme

kötüler zenginleşince hal ve tavırlarını değiştirirler.

Eli darlıkta kalıp muhtaç duruma düşünce

iyilerin bile tavır ve hareketi bozulur.

Doğası iyi olan insan da muhtaç duruma düşünce

iyiliği nispetinde hareketi kötüleşebilir (5524-6)

Bir işi iki kişiye birden verme

onlar da birbirine yükler ve iş yapılmadan kalır (5533, Öğdülmüş Hükümdara Memleketin Düzenleme Yolunu Anlatır)

Otuz iki dişimin, bu beyaz incilerimin ipi koptu

ve onlar da birer birer döküldü (5640)

Jüpiter: Müşteri, Erendiz, Eren, Erentir, Erentüz

Pluton: Yaldırık, Yıldırık, Usandır, Usandız, Usan

Neptün: Konuşuk, Konuşu, Alantiz, Alantir

Mars: Kızıldız, Kızıl, Kızan, Kızantır, Kızandız, Merih

Uranüs: Cetegey, Cetey, Yetendiz, Yeten

Merkür: Utarit, Arzu, Tilek, Dilek yıldızı

Venüs: Zühre, Sabah yıldızı, Çolpan, Sevit, Sevüt, Çolpandiz

Dünya: Kainat, Alem, Yer, Arz, Yerdinç, Yertinç, Yerintir, Yerindiz

Satürn: Zuhal, Sekentir, Sekendiz, Kivan, Erkli, Erkliğ (5675-6)

Takım Yıldızlar: Ürgel

Büyük Ayı : Yedi Aygır, Yeteğen , Yediger Ursa Major. Türkler bazen Yedi Kağan (Yedi Hakan) veya Yedi Uğru (Yedi Hırsız), Yedi Karakçı (Yedi Haydut), kimi zaman da Yedi Arkar (Yedi Dağkoyunu) ya da (Yedi Kör) adı verirler. Moğollar ise aynı Takımyıldıza Yedi Bilge veya Yedi Yaşlı derler.

Ülker: Ülger, Pleiades , Süreyya

Arı Kovanı: Kovan, Praesepe ,Yemlik

Küçükayı: Kömük, Kümük, Ursa Minor

Küçükaslan: Kambar, Kempir, Leo Minor

Kraliçe: Karakurt, Karagurd,  Cassiopeia

Avcı: Tayaktah, Tayahtah,  Orion

Yakut mitolojisindeki Tanrı adlarının verilmiş olduğu Saka (Yakut) kültüründeki burç adları: 1- Saka (Seve): Aquarius, Könek (Künek), Kova (Koğa), Dolça (Dolca), Çelek (Şelek), Kürülgen, Yakutça: Tanha – Kader Tanrısı. Kişioğlunun doğumundan itibaren onun kaderine hükmeder ve davranışlarını kayıt altına alır. 2-Koç (Koçak, Koçkar): Aries, Kuzu (Kozı, Guzu), Koy (Hoy), Yakutça: Elbis – Kavga Tanrısı. Savaş Tanrısı olarak da algılanır. Acımasızdır ve insanlara acımasızlığı telkin eder. Şeytani özelliklere sahiptir. 3- Güreçi (Güreşçiler): Gemini,  İkizler (İğiz, Egiz, Ekizler, İgire) Yakutça: Cöhögöy Toyon – At Tanrısı. Atların ve (şaman ve ruhlara ait) soyut atların iyesidir. Ürkütücü bir ruhtur, kızdığı zaman insanlara verdiği atları geri alır. 4-Yengeç (Yenne):  Cancer, Kısala (Kısla), Suvşayan, Paka, Arağak, Yakutça: İyehsit – Doğum tanrıçası. Güçlü gülüşleriyle doğum yapan kadına hatta doğuran ev ve ahır hayvanlarına yardım eder. 5- Arslan (Asan, Arstan): Leo, Tonga (Tunga), Hahay, Yakutça: Ürüng Ayığ Toyon – Gökyüzü Tanrısı. İlk insanı o yaratmıştır. Dünyayı idare eder. Yaratıcı ruhların en büyüklerindendir. 6- Başak (Maşak, Masak):  Virgo, Buğday (Boday, Buğa), Yakutça: Alahçın – Yaşam Tanrıçası. Yeryüzünü korur. Doğaya can verir. Yeşillik alanlarda rüzgar olup gezer. Bataklık bölgelerde dolaşır. 7- Ülgü (Ülçev): Libra, Kesil, Tartı, Iyahın, Yakutça: Uluğ – Yaratıcı Tanrı. Büyük Yaratıcı gücü ifade eder. Yaratıcı gücün eril yönünü simgeler. Soyut bir varlıktır. 8- Çayan (Çadan, Şayan, Çeyen): Scorpius, Kuyruğan, Yakutça: Hotoy- Kartal Tanrı. Güneş’in sembolüdür. Yeniden doğuşu, ebedi yaşamı, ölümsüzlüğü, güneşin doğuşunu simgeler. 9- Yay (Cay): Sagittarius, Okçu, Oktar, Ohçut, Bökey, Yakutça: Suğorun- Şaman Tanrısı. Gelecekte kimlerin şaman/kam olacağını önceden bilir. İyi veya kötü değildir. 10- Oğlak (Ulak, Ovlak): Capricornus, Serke, Keçi, Eçki (Öçke), Çubuku, Yakutça: Cılha – Çocuk Tanrısı. Çocuk doğduğunda kaderini belirler. Doğumu yapan kadını da korur. Çocuğu olmayan kadınlar ondan çocuk ister. 11- Boğa (Buka, Buğa): Taurus, Ud (Ut), Öküz (Ögüz, Ügiz, Oğus), Yakutça: Ayıhıt – Güzellik Tanrıçası. Aşkın ve güzelliğin simgesidir. Ongunu kuğudur. Kuğular bu nedenle kutsal sayılır ve dokunulmaz. 12- Balık (Belik, Balıklar, Balıktar): Pisces, Çabak, Uçulu, Yakutça: Ağar- Canlılar Tanrısı. Yeryüzündeki tüm sürecin işleyişinden, insanlardan ve diğer canlılardan sorumludur.

(https://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrk_halk_astronomisi)

İbadeti gençlik çağında yerine getir

yaşlılık gelince insanın gücü kalmaz (5716, Öğdülmüş’ün Geçen Hayatına Acıyarak Tövbe Edişini Anlatır)

İyi niyetle hareket eden her zaman iyilik görür

niyetini gerçekleştiremese bile bunun karşılığını bulur (5733)

Yoksul ve zaruret içinde yaşayan biri

zenginleşirse, bütün iyi hareketlerini terk eder.

Eğer yoksul biri servete kavuşur ve zenginleşirse

doğruluk yolundan çabucak ayrılır.

Devleti görmemiş olan biri bu mutluluğa kavuşursa

onun doğası gittikçe bozulur ve memlekete felaket getirir.

İdarede bulunmamış biri memleketin idaresini

eline alırsa, hem eli hem diliyle halka zulmeder. (5755-8, Odgurmuş’un Öğdürmüş’e Tavsiye Vermesini Anlatır)

Eğer sana sert söz söyleyen olursa, buna kızma

doğru söz sert olur, buna sertlik gösterme (5775)

Her sözü dinle, ancak gerekli olanı al

gereksiz sözleri orada bırak.

Sözü dinle, doğru veya yalan olduğunu araştır

doğruyu kabul et, yalanı cezalandır (5876-7, Doğruluğa Karşı Doğruluk İnsanlığa Karşı İnsanlığı Anlatır)

İnsan hastalanırsa onun bütün günahları dökülür

ey kahraman, günah dökülünce insan kurtulur (5982)

Tanrı, iyi veya kötü kazasını bildirmek isterse

bunu gece yatarken uykuda bildirir (5988, Odgurmuş’un Hastalanarak Öğdürmüş’ü Çağırmasını Anlatır)

Bilgisize düşünü açma ve anlatma

düşünü bilene sor ve bunu geciktirme

Gece gördüğün düşün yorumu başka

gündüz gördüğün düşün yorumu başkadır (5995-6)

Düşü nasıl yorarsan, sonucu ona göre olur

düşü kötüye yorma, sana zararı dokunur (6004)

Bahar mevsimi genç, kızıl; yer kara ise kan aldırmalı

Yaz mevsimi delikanlı, sarı, pembe, öğütülmüş şey ise midesini boşaltıp, kudret helvası yemeli

Güz mevsimi geçkin kişi, siyah, dağ, kuyu, çukur ise; sevdası güçlenmiş, ilaç içip, beynini temizlemeli

Kış mevsimi yaşlı, akarsu, buz, kar, dolu ise; balgamı güçlenmiş, sıcak yemeli (6007-14, Öğdürmüş Odgurmuş’a Düş Yorumlamayı Anlatır)

Düşte bir kaptaki suyun yarısı içilince

hayatın yarısı tükendi ve yarısı kaldı

Eğer suyun tamamı içilirse

hayat sona erdi ve mezar kazıldı demektir (6062-3 Odgurmuş’ın Bu Düşü Farklı Yorumlayışını Anlatır)

Acele ederken sakin, hiddetlenirken de halim ol (6090)

Tanrı hükmüne razı ol, ne gelirse ona tahammül et (6093)

Doğru söyle, sözün dürüst ve tam olsun (6094)

Güleryüzlü, tatlı sözlü ol ve iyi hareket et (6095)

Cömert ve alçakgönüllü ol, tuz ekmek yedir

başkalarının ayıbını görme, ört ve yok say

Arzularına hakim ol, öfkelenirsen kendini tut

nefsin eğri yola saparsa ona engel ol (6096-7)

İnsanoğlu, dikkat edersen, ne kadar zayıf bir mahluktur

sevinci azdır ve her şey ona bir kaygı kaynağıdır (6199, Odgurmuş’ın Öğdürmüş’e Nasihat Edişini Anlatır)

Kaygı ve keder seni ne kadar esir ederse etsin

ne kadar ağlatırsa ağlatsın, bir gün yüzün yine gülecektir

Bu dünyanın çok eski bir kanunudur, kötülük veya

iyilik ne kadar uzun sürerse sürsün bir gün geçer (6343-4)

Ey nimet sahibi bundan şükrederek yaralan

ey mihnet sahibi kaderine boyun eğ, sabırlı ol

Sabredersen mihnet senin için nimet olur

nimet için şükredersen bu nimet daha da artar (6449-50)

Yıl 462 idi bu eseri yazıp tamamladım (6495, Hükümdarın Öğdülmüş’e Başsağlığı Dileyişini Anlatır)

Bu sözleri tam 18 ayda söyledim

sözlü toplayıp derleyerek seçtim ve ayırdım (6624)

Dilini tut, boğazına hakim ol, çok uyuma

gözünü yum, kulağını tıka ve böylece huzur içinde yaşa (6643, Kitap Sahibi Yusuf Ulu Hacib Kendi Kendine Nasihat Edişini Anlatır)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Web sitenizi WordPress.com ile oluşturun
Başla
%d blogcu bunu beğendi: