Upanishadlar

Bu görselin boş bir alt özelliği var; dosya ismi: upanisadlar_1324942.jpg

** Çeviri: Korhan Kaya, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 1. baskı, Ekim 2008

** Hinduizm’in felsefi ve daha çok mistik yapıdaki kutsal kitaplarıdır, Şruti kategorisinde yer alırlar. Anlamı “yanıbaşına oturmak”tır. Bu metinler geçmişte Hindu rişilerinin (“peygamberlerin”) öğrencilerine öğrettiği gizli bilgilerdi, Vedalar’ın sonu (Vedanta) ve tamamlayıcısı olarak görülürler.Sanskritçe’deki Shruti veya Shruthi, “duyulan” anlamına gelir ve Hinduizm’in merkezi kanonunu içeren en yetkili, eski dini metinlerin gövdesini ifade eder. Dört gömülü metni de dahil olmak üzere dört Veda’yı içerir – Samhitas, erken Upanishadlar, Brahmanas ve Aranyakas.

Upanishadlar, eski Hintlilerin yaşamı ve ölümü, ölümden sonrasını, tanrıyı ve evreni açıklamaya çalıştıkları, bu bağlamda birçok soruna el attıkları felsefe ve teoloji metinleridir.

Bu dünyadaki en iç rahatlatıcı ve insanı yücelten eser olsa gerek. Yaşamımın tesellisi o oldu, ölümümün de o olacak. (Arthur Schopenhauer)

M.Ö. 600’lerde Budizm’in ortaya çıkışından az önce ortaya çıktı. 108 tane, vedalarla bağı olmayanlarla birlikte 200’den fazladır. En eski ve en önemlileri 13 temel Upanishad olarak bilinir. Daha önce varolan Vedalar ve Brahmanalardan izler taşır. (İlahi, kurban töreni vs…) Bhagavadgita’yı etkilemiştir.

Sandilya, Dadhyana, Sanatkumara, Aruni, Yacnavalkya gibi filozoflar yetişmiş.

** Udara-Śāṇḍilya” olarak da biliniyordu ve ona Brahman’ın büyüklüğünü ve sınırsızlığını öğreten Atidhanvān discaunaka’nın öğrencisi idi . En önde gelen metafizik filozoflardan biridir. Ruhun özünün bilinç olduğu ve belirleyicinin (beden, birey, arayan) nihai dinlenme yerini belirsizde (Purusha, Brahman ) belirsiz olarak bulduğu sonucuna varır. ( https://en.wikipedia.org/wiki/Sandilya_Vidya)

** Sanat Kumara : (Sanskritçe) Ebedi gençlik demektir. Kumaras dört Bilgeler (Rishiler çocuklar olarak evreni dolaşır)  Sanaka, Sanatana, Sanandana ve Sanatkumara adını verir. Yaratıcı tanrı Brahma’nın akılda doğan ilk yaratımları ve oğulları olarak tanımlanırlar . Brahma’nın zihninden doğan dört Kumara , babalarının isteklerine karşı ömür boyu bekarlık yemini ( brahmacharya ) verdiler. Materyalist ve spiritüalist evrende herhangi bir arzu olmaksızın, öğretme amacıyla dolaştıkları söylenir.  Dört erkek kardeş de Vedaları okudu. Dört Kumara, yaratıcı tanrı Brahma’nın en büyük oğullarıdır .  Brahma evrenin yaratılması görevini üstlendiğinde, önce vücudunun farklı yerlerinden bazı varlıkları ona yardım etmek için yarattı. Kumaras bu tür ilk varlıklardı. Aklından yaratıldılar ve bebek olarak göründüler. Brahma onlara yaratılışta yardım etmelerini emretti, ancak Sattva’nın (saflığın) tezahürleri ve dünya hayatına ilgisiz olarak, reddettiler ve bunun yerine kendilerini babalarının isteklerine karşı Tanrı’ya ve bekarlığa adadılar.  Brahma’nın oğulları olarak dört bebek Kumaras şeklinde göründü, bu yüzden.

https://en.wikipedia.org/wiki/Four_Kumaras

Aruni/Aruneya: Vazgeçme ve özgürleşme ile ilgili aynı adlı bir Upanishad’dır. Feragat eden kişi öfke, açgözlülük, yanılsama, aldatma, yalan ve arzudan vazgeçmelidir.  Şiddetsizliği, doğruluğu, iffetliliği ve başkalarıyla tutkuyla paylaşmayı gözlemlemelidir.  Asasını (bastonu) arkadaşı olarak görmeli ve “Sen benim enerjim ve benim için arkadaşsın, sen İndra’nın yıldırımısın” demeli . (https://en.m.wikipedia.org/wiki/Aruneya_Upanishad)

** Yajnavalkya Upanishad: Vazgeçme ile ilgilidir. Tüm maddi ve sosyal bağlardan vazgeçtikten sonra manastır hayatını sürdüren bir sanyasinden devleti ve beklenen davranışı anlatıyor. Bir feragat eden, Yajnavalkya Upanishad’ın oğulları veya evli yaşam için hiçbir arzusu olmadığını ve tüm bu değişimleri geride bıraktığını belirtir. ( https://en.m.wikipedia.org/wiki/Yajnavalkya_Upanishad)

Ksatriya: Asker sınıfı

Jainizm: Kurucusu Vardhamane (Mahavira)

Budizm kurucusu: Siddhartha Gautama

Gargi: Gargi Vachaknavi (MÖ 9. ila 7. yüzyıllarda doğdu) eski bir Hint filozofu .  Vedalar’ın tanınmış yorumcusudur. Varoluşun kökenini sorgular. ( https://en.m.wikipedia.org/wiki/Gargi_Vachaknavi)

Upa-ni-shad: Bir kimsenin yakınına/dizinin dibine oturmak

Hoca kendisinden öğrenim almak isteyene “Git kandilini de al gel, sana öğreteceğim.” diyerek öğrenciliğe kabul eder.

Arunyakalar, orman metinleridir vedalara bağlı Brahmanalara bağlıydı.

Arunyaka ve Upanishadlar’a vedaların sonu/Vedanta denir. Çeşitli veda okullarına aittir.

En büyük, en ünlü Upanishad, Brihadaranyaka Upanishad’dır.

En eskileri Aitareya, Brihadaranyaka, Çhandogya, Taittiriya, Kaushitaki ve Kena Upanishadlar’dır. Bunların hemen hepsi düzyazı, Kena Upanishad’ın yarısı şiirsel. Vedanta öğretisi vardır.

İşa Upanishad kısa, değerli ve Beyaz Yacurveda’ya yarı düzyazı, yarı şiirsel olan Mundaka ve Praşna Upanishad ise Athatveda’ya aittir. Bunlarda Samkhya- Yoga öğretileri ve monoteistik/tek tanrı düşünce vardır.

108 Upanishad’ın 10’u Rigveda, 19’u Beyaz Yacurveda, 32’si Siyah Yacurveda, 16’sı Samaveda, 31’i Atharvaveda’ya aittir. Kalanların vedalarla ilgisi yoktur.

En yüce varlık Brahma ile her canlının içindeki Atman aynı varlıktır.

Tat tvam asi/Sen O’sun ve Aham Brahma asmi/ Ben Brahma^yım. Upanishadların formülüdür.

Evren Brahma’dır, Brahma da Atman’dır. Atman evrendir.

Prana: Soluk, nefes

Atman: Öz

Upanishadlar’daki öğretiye göre en yüce amaç Brahma ile bir olmaktır.

Şafak kurban atının başı, güneş gözü, rüzgar soluğu, vaişvanara ağızı, yıl bedeni, gök arkası, hava karnı, yeryüzü karnının altı, yönler böğrü, ara yönler kaburga kemikleri, mevsimler organları, ay ve yarım aylar eklemleri, gün ve geceler bacakları, yıldızlar kemikleri, bulutlar etleri, kum midesindeki yemek, nehirler bağırsakları, dağlar karaciğer ve akciğerleri, ağaç ve bitkiler yeleleri, doğu ön kısmı, batı arka kısmıdır. Kişnediğinde ışık saçar, şaha kalktığında yıldırımlar çakar. İşediğinde yağmur yağar.

Deniz onun akrabası, onun doğum yeridir.

Başlangıçta hiçbir şey yoktu. Her şey ölümle, açlıkla örtülmüştü, çünkü açlık ölümdür. Sonra o düşündü. Bir beden edineyim. Sonra o tapınmaya başladı. Bundan su ortaya çıktı. Tapınırken zevk aldım diye düşündü. Parlaklıkla ilgili olana Arka denir.

Su Arka’dır. Suyun sertleşen köpüğü yeryüzünü oluşturdu. Yeryüzünde ölüm kendine eziyet etti. O çile çekip eziyet ederken onun ısısından ve özünden ateş çıktı.

O kendini üçe böldü. Agni (Ateş), Aditya (Güneş) ve Vayu (Hava). Yaşam soluğunu (Prana) da üçe böldü. Doğu başı, kuzeydoğu- güneydoğu ön kısımları, batı kuyruğu, kuzeybatı – güneybatı arka kısımları, kuzey ve güney böğürleri, gökyüzü sırtı, hava karnı, yeryüzü göğüsüdür.

O ikinci bir ben edinmek istedi. O (Açlık ve ölüm) akıl aracılığıyla sözle (Vaç) birleşti. Sonra tohum yıl oldu. Vaç, yıl boyunca giden zamanı doğurdu. O çıkınca ölüm ağazını açtı. Bhan diye bağırdı bu söz oldu.

O kendi kendine düşündü. Eğer ona karşı çıkarsam çok az yiyecek bulurum. O yüzden o sözle ve bedenle birlikte varolan her şeyi ortaya çıkardı… O bunları ortaya çıkarınca yemeye de başladı. Bu Aditi (Sonsuzluk) doğasıdır… Her şey ona besin olur.

O kendine eziyet edip çile doldurunca ortaya güç ve görkem çıktı. Güç ve görkem yaşam soluklarıdır. O yüzden, yaşam solukları gittiğinde beden büyüdü, akıl da bedende yerini aldı.

O benim bedenim kurbana uygun olsun, onunla kendime benlik bulayım istedi. Sonra o at oldu çünkü büyümüştü.

Aşvamedha: At kurban töreni

Bir yıl serbest bıraktı. Sonra onu kendisi için kurban etti. Diğer hayvanları tanrılara sunulmaktan kurtardı. Kurbancı kurbanı bütün tanrıları temsilen Pracapati’ye sunar.

Agni (Kurban ateşi) ve Aşvamedha töreni bir tanrıdır, yani Ölüm.

Tanrılar (Deva) ve ifritler (Asura) Pracipati’nin nesli. Tanrılar daha genç. Dünya için çekişiyorlar.

Udgitha’yı söz okudu. İfritleri yenmek için. Bir kimse konuşurken kötülük çıkarsa bu ifritler yüzündendir. Bir kimse solurken aksilik olursa bu ifritler yüzündendir. Bir kimse bakarken kötü şeyler görürse bu ifritler yüzündendir. Bir kimse duyarken kötü şeyler işitirse bu ifritler yüzündendir. Bir kimse düşünürken ne kötülük ortaya çıkarsa bu ifritler yüzündendir.

Ağıdaki soluk (Ayasya) uzuvların özü olduğu için Angirasa denir. Ölümden uzaktır.

Kötülük ve ölümün ötesine taşıdı. Söz ateş haline geldi. Ölümden kurtulunca parladı.

Soluk(Koku) rüzgar haline geldi. Esmeye başladı.

Göz güneş haline geldi. Yakmaya başladı.

Kulak göğün yönleri ölümün ötesine geçti.

Akıl ay haline geldi. Parladı.

Soluk şarkı söyleyerek kendine yiyecek sağladı. Soluk içine girip onun besinini paylaştılar. Hepsinin özü soluktur.

Brihaspati: Brihasti: Söz- pati: efendi

Samaveda: Saman: Söz- sa: söz- ama: soluk

Udgitha: Ut: yukarıda- githa: şarkı

Brihaspati, Brahmanaspati, Samaveda, Utgitha bunlar sözdür.

Samanın mülkiyeti müzik sesidir. Altını müzik aletidir. Desteği sestir.

Temizleyici formül/Saman duası: Asata ma sadgamaya, tamasa ma cyotirgamaya,mrityor ma amritam gamaya (Beni gerçek olmayandan gerçeğe götür. Beni karanlıktan aydınlığa götür. Beni ölümden ölümsüzlüğe götür.)

Başlangıçta bu dünya insan (Purusha) biçimindeki özdü (Atman). Etrafında kimseyi görmeyince bu benim dedi ve insan önce ben der sonra adını söyler.

Purva: Önceki zaman- ush: yakar. Purusha: Kötülükleri yakan.

O korktu. O yüzden yalnız olan korkar… İkinci olursa korku olur.

Hiç zevk almıyordu. O yüzden yalnız olan zevk almaz… Yere düşüp (Pat) koca (Pati) ve karı (Patni) oluştu… Kişi bir bütünün yarısı gibidir. (Pracapati)

Ağız ve avuçta tüy yok, buralar ateş deliği.

O (Brahman) her yere girmiştir. O tamam olmadığından görülmez. Soluk alırken adı soluk olur, konuşurken adı söz olur, görürken göz, duyarken kulak, düşünürken akıl olur, bunlar onun sadece hareketlerden aldığı adlardır. Bir kimse bunlardan sadece birini yüceltiyorsa onu bilmiyor demektir. Çünkü O bunlardan ayrıdır. İnsan Ona Atman olarak tapınmalıdır, çünkü onların hepsi Atman’da bir olurlar. Bu Atman her şey için bir izdir, çünkü her şey Onunla bilinir olur. Kişi de aradığını ayak izlerini takip ederek bulur.

Bize her şeyden yakın olan bu öz, oğuldan, zenginlikten ve her şeyden değerlidir. Eğer bir kimse herhangi bir şeyi bu özden daha değerli sayarsa şöyle söylemek gerekir: “Değerli saydığını kaybedecek”

Başlangıçta bu dünya Brahma idi. O sadece kendini bildi. O yüzden O her şey oldu. Her kim ben Brahma’yım derse her şey haline gelir… Dolayısıyla kim bir tanrıya bu ayrı, ben ayrıyım diye tapınırsa hiçbir şey bilmiyor demektir. O tanrılara sunulan bir kurban hayvanı gibidir.

Brahma Kshatralığı (Güçlü yönetici) yarattı. Bu tanrılar: İndra, Varuna, Soma, Rudra, Yama, Parcanya, Mrityu, İşana’dır.

Viş denilen kalabalık tanrılar Vasular, Rudralar, Adityalar, Vişvadevalar, Marutlar yarattı.

Şüdra sınıfını Püshan (Büyüten) olarak yarattı. Bu dünya püshan, çünkü yer ana her şeyi besler, büyütür.

Dharma (Yasa) yarattı. Kshatralığın gücüdür.

Brahma tanrılar arasında Agni, insanlar arasında Brahman, Kshatriyalar arasında göksel Kshatriya, Vaişyalar arasında göksel Vaişya, Şüdralar arasında göksel Şüdra olarak görülür.

Atman dünyasını bilmeden yaşamdan ayrılırsa, öz yücelip kutsanamaz. Atman dünyasını bilmeden büyük ve kutsal iş yaparsa, o da mahvolur. Öze gerçek durum olarak tapınırsa mahvolmaz. İstediği her şeyi bu özden karşılar.

Öz tüm yaratıkların dünyasıdır. Adak ve kurban tanrılar, vedalar, ermişler, insanlara hayvanlara barınma ve yiyecek verirse onların dünyası olur. Her insan kendi dünyasında güven içinde yaşamak ister, bunu bilen tüm canlılar da onun güven içinde yaşamasını isterler.

Tek olan Atman karım olsun, doğurtayım ve zenginliğim olsun, kurban sunayım der. Bu çok büyük bir istektir. Bunlardan birini kazanamayan kendini kusurlu hisseder. Onun kusursuzluğu şöyledir: Akıl onun kendisidir, ses ise karısı. Soluk onun neslidir, göz dünyalık servetidir, çünkü onunla bulur. Kulak onun göksel servetidir çünkü onunla duyar. Beden onun işidir, çünkü onunla iş ypar. 5 çeşit kurban sunmadır, kurban hayvanı 5 çeşit, dünyada ne varsa 5 çeşittir.

Yaratılışın atası bilgi ve çile ile 7 besin yarattı. 1- Herkes, 2- Tanrılar, 3- Kendisi, hayvanlar, soluk alan almayan hepsi bu besine muhtaçtır.

1- Besin yüceltilmez, genel besin. 2- Besin ateşe kurban edilen Huta ve ateşe sunulan Prahuta’dır. Yeniay ve dolunay kurbanlarıdır. Sadece bir istek için kurban sunulmaz.

Hayvanlara verilen parça süttür. 1 yıl boyunca sütle kurban töreni yapan kişi, tekrarlanmış ölümden kurtulur derler. Bu böyle değildir, bu sunuyu yapınca bütün besinleri tanrılara sunar.

Madem sürekli yiyorlar neden tükenmiyor? Çünkü tükenmeyen Purusha’dır. Bunu bilen kişi yok olmazlık içindedir ve sürekli derin düşünceyle bu besini üretir. Yapmazsa besin tükenir. Pratika ağızdır ve besini ağızıyla yer.

Kendisi için 3 yaptı dendiğinde Akıl, Söz ve Soluk anlaşılır. İnsan aklıyla görür ve duyar. Tutku, şüphe, inanç, inançsızlık, metanet, metanet yoksunluğu, utanma, düşünme, korku hepsi akıldır. Ses aslında sözdür. Söz bir amaç için tasarlanır. Kendiliğinden bir şey değildir. İç soluk, dış soluk, yaygın soluk, üst soluk, orta soluk hepsi soluk (Prana)dır. Öz (Atman) bunları kapsar.

3 dünya: Bu dünya Söz, orta dünya Akıl, göksel dünya Soluk.

3 Veda: Rigveda Söz, Yacurveda Akıl, Samaveda Soluk.

Tanrılar Söz, atalar Akıl, insanlar Soluk.

Baba Akıl, anne Söz, Çocuklar Soluk

Bilinen Sözün biçimidir. Bilinmesi gereken Akıldır. Bilinmeyen Soluktur. Bu şekilde insanlara yardım ederler.

Sözün bedeni yeryüzü, biçimi ateştir. Aklın bedeni gökyüzü, biçimi güneştir. Ateş ve güneş birleşince Soluk (yel) çıkar. İndira’dır rakipsizdir.

Soluğun bedeni sudur, biçimi aydır.

Bunların hepsi birbirine benzer, sonsuzdur. Sınırsız tapınmanın, sınırsız dünyası olur.

Pracipati, yıldır. 16 parçası vardır. Geceleri 15 parçadır. 16 parçası sabittir. Gecelerle alçalır ve yükselir. Yeniay olan gecelerde 16 parçasıyla soluğu olan her şeyin içine girer ve ertesi sabaha yeniden doğar. Bu gecede soluk alanın soluğu kesilmemeli.

Pracapati’nin 15 parçası zenginliği, 16 parçası özüdür. Bir kimse zenginliği ile alçalır veya yükselir. Özü tekerleğin göbeği, zenginliği çemberidir.

İnsanların dünyası oğul edinilerek, ataların dünyası kurban sunularak, tanrıların dünyası bilgiyle kazanılır. En iyisi tanrıların dünyasıdır.

Putra: 1- Pu (Pur) doldurmak- tra (kurtarmak) Babanın bıraktığı boşluğu dolduran. 2- Put (Cehennem)- tra (Kurtarmak) Cehennemden kurtaran

Bilgiyi bilerek dünyadan ayrılan baba, oğluna bu yaşam özellikleriyle (Söz, Akıl, Soluk) olarak girer.

Yeryüzünden ve ateşten kutsal Söz ona girer ve söylediği her şey oluşuma geçer.

Gökyüzünden ve güneşten kutsal Akıl ona girer ve mutluluk ona ulaşır, kederlenmez.

Sudan ve aydan kutsal Soluk ona girer ve hareket etsin etmesin hiçbir şey onu rahatsız edemez, zarar veremez. Ona sadece iyilik ulaşır.

Pracapati aktif eylemleri yarattı. Aralarında çekişme oldu. Ses ben konuşacağım, göz ben göreceğim, kulak ben duyacağım dedi. Ölüm onları yakaladı ve kontrole aldı. Ses, göz ve kulak yoruldu. Ölüm soluğu zaptedemedi. Hareket etsin, edemesin o hiç yorulmaz, yok olmaz. Onun biçimine girelim dediler. Onlara yaşam solukları dendi.

Agni (Ateş), Aditya (Güneş), Çandra (Ay), Vayu(Rüzgar). Soluk ve Vayu asla kaybolmaz.

Kişi sadece tek bir eylem uygulamalıdır. Kötü ölüm bana gelmesin diyerek soluk almalı ve vermelidir. Bir kez uygulamaya başladı mı onu mutlaka bitirmelidir. Böylece kişi o tanrı (Soluk) ile birliğini sağlar ve onunla aynı dünyada barınır.

Bu dünya üçlüdür: Ad, Biçim ve İş

Uktha (Dua ilahileri) Söz diye çağrılır. Bütün adlar ondan doğar. Saman şarkısıdır, bütün adlarla aynıdır. Brahman duacısıdır, bütün adları destekler (Bhar).

Uktha Beden (Atman) diye adlandırılır. Bütün eylemler (Ut-tha) ondan türer. Saman, Bhar aynıdır.

Bu üçlü varsa da Atman tektir. Gerçekle sarılmış ölümsüzlüktür. Prana ölümsüzlüktür. Ad ve biçim gerçektir. Prana onlar tarafından saklanmıştır. (Brihadaranyaka Upanishad, I. Adhyaya)

Güneş canlıların başı kralı

Ay ulu beyaz cüppeli Soma, yiyeceksiz kalmaz.

Yıldırım parlak nesiller yapar.

Boşluk dolu ve eylemsizdir, nesilleri bu dünyadan ayrılmaz.

Rüzgar İndra Vaikuntha güçlü ordu, düşmanlarını yener.

Ateş alt edici, nesilleri alt edilmez.

Su tamamlayıcı, tamamlayan gelir, ondan doğan ona benzer.

Ayna parlayan, nesil ve onunla hareket eden parlak.

Bir kimsenin arkasında bıraktığı ses, yaşam vaktinden önce ölmez, yaşamını tam yaşar.

Boşluktaki kişi, ayrılmaz parça, ikinci parçası olur ve ondan eksilmez.

Gölgesi olan kişi, ölüm yaşamını tam doldurur. Ölüm ona zamanından önce ulaşmaz.

Beden cisimleşmiş, nesli cisimleşir, şekillenir.

Uyurken bilinç, duyuların bilinciyle, yeri kalpte olan tüm bilinç içinde emilir. Soluk, ses, göz, kulak ve akıl sınırlanır.

Uykuya dalan tüm dünyalara sahip olur. Tüm duyuları bedeni etrafında keyfince dolaşır.

Hita: Uykuya dalanın damar, kalp zarı ve tüm bedene dağılması.

Upanisad: Gerçeğin gerçeği. Gizli öğreti. Bütün duyular, dünyalar, tanrılar, varlıklar Öz’den çıkar.

Merkez soluk, bedende bulunur, örtüsü baş, desteği soluk, ipi besindir. 7 düşman akrabası var.

7 ölümlü varlık ona hizmet eder: 1 ve 2 Gözler ( Vişvamitra ve Comodogni), kırmızı çizgiler ( Rudra- Shiva’nın adı-) bağlı su ( Parancaya) Göz bebeği (Aditya) kara kısmı (Agni) beyazı (İndra) alt kirpikler ( Yeryüzü) üst kirpikler ( Gökyüzü) ile bağlıdır. 3- Ağız (Atri/Atti), 7 ermiş soluğa Prana denir. 8. ise Brahman’la konuşan sestir. (Duacıya bağlı) 4 ve 5 Kulaklar ( Gotama ve Bharadvaca), 6 ve 7 Burun delikleri (Vasishtha ve Kaşyapa)

Brahma’nın 2 biçimi var: Maddesel/ maddesel olmayan, ölümlü/ölümsüz, katı/akar, var (sat)/öte olan (tya)

Satya: Gerçek. Belirli ve belirsiz olandan oluşur. (Sat-Tya)

Hava ve gök hariç her şey maddesel, ölümlü, katı ve belirli, özü güneş, ısıtır, sat’ın özü.

Hava ve gök maddesel değil, ölümsüz, akıcı, belirsiz, özü güneş çemberindeki kişi, tya’ın özü

Bu kişi safran rengi, beyaz yün, kırmızı İndragopta böceği, ateş yalazı, beyaz lotus çiçeği, ani şimşek çakması gibi görünür.

Bütün her şey, Öz’den dolayı sevilir. Öz görülüp, işitilir, kavranır, düşünülür, tüm dünya bilinir.

Bir davul çaldığında yayılan sesleri kavrayamayız. Fakat davul ve davulcuyu kavrarsak sesi kavrayabiliriz.

Tüm vedaların birleştiği yer konuşmadır.

Sınırsız, sonsuz ve bilgiden oluşan varlık, elementlerden doğar ve tekrar onlarda kaybolur. Ölümden sonra bilinç yoktur.

Bir kimse bir başkasını gördüğünde, kokladığında, işittiğinde, bir kimse bir başkasına konuştuğunda, onu düşündüğünde, anladığında bir ikilik (Dvaita) varmış gibi olur. Bütün bunları yapan Öz’dür. Nasıl başkasını koklar, görür, işitir, konuşur, düşünür ya da anlar? Onu bilen bunların hepsini bilmiş olmaz mı? Asıl bileni nasıl bilmeli?

Yeryüzü (beden), sular (mavi), ateş (söz), rüzgar (soluk), güneş (göz), yönler (kulak), ay (akıl), şimşek (vücut ısısı), gök gürültüsü ( ses ve tonlama) , boşluk (kalp boşluğu), Dharma ( erdemlilik), Doğru ( doğruluk), İnsanlık (insan), Atman (öz).

Öz, her şeyin efendisi, tüm varlıkların kralıdır. Tekerleğin çubuklarının birleşmesi gibi bütün her şey ( tanrılar, dünyalar, soluk alan canlılar, özler) onda birleşir.

Bal öğretisini açıklayanın başını İndra keser. ( Bal: Dharma.  Evrenin düzenini ve ruhsal gelişimi sağlayan kozmik doğa yasaları.)

İndra:  Hint mitolojisinin en eski ve en büyük tanrısıdır. Hintlilerin en önemli dini kaynakları olan Vedalardan Rigveda ilahilerinin dörtte biri ona sunulmuştur. Başka hiçbir tanrıya bu kadar ilahi sunulmamıştır. İndra; şimşekli yağmurlu fırtına tanrısıdır. Her zaman kuraklık ve karanlıkla mücadele eder. Ayrıca Ari ulusunun savaşçı tanrısıdır. Elinde yere doğru çarptığı vacra (şimşek) vardır. Bu silahı sanatçı Tanrı Tvashtri yapmıştır. Ellerinde ok, yay, ankuşa denilen bir kanca, deniz kabuğu ve ağ tutar. Tüm vücudunda bin göz vardır. Bu yüzden ona Sahasrasha (Bin gözlü) denilir. Binek hayvanı dört hortumlu beyaz bir fil olan Airavata veya beyaz bir at olan Uççaişravas’tır. Karısı İndirani’dir ve oğlu Cayanta’dır.
İndra’nın Vritra (Kuraklık) ile savaşı oldukça meşhurdur. Vritra adındaki yılan dünyanın yedi nehrini yutar ve onları büyük dağında hapseder. İndra şimşeğini kullanarak suları tutmakta olan Vritra’yı yok edip dağları delerek, suları serbest bırakır. (https://hindistanadair.blogspot.com/2017/11/hindu-tanrilari.html)

Vamşa: Soy ( İkinci Adhyaya, Brihadaranyaka)

Hangi yolla ölümden kurtulunur? Hatri rahibi ile o ateştir, o sözdür. 3 Rig beyiti okur. Soluk kazanır.

Gece ve gündüzden kurtaran, Adhvaryu rahibi, o gözdür, o güneştir. 3 adak ( Tanrı, atalar, insanlar) yapar.

Büyüyen ve küçülen aydan kurtaran, Udgatri rahibi, o yeldir, o soluktur. 3 övgü ilahisi ( İç soluk/ yer dünyası, dış soluk/ hava dünyası ve yaygın soluk/ gök dünyası) okur.

Cennete yükselten, Brahman rahibi, o akıldır, o aydır, kurbanı koruyan bir Tanrı’dır. (Akıl)

Bağlayıcı ve karşı bağlayıcılar 8 tanedir: 1- Soluk (Prana) bağlayıcı, karşısı Dış soluk (Apana) koku koklar. 2- Söz, karşısı Ad ( Kişi adları sözle söyler). 3- Dil, karşısı Tat ( Tatlar dille alınır). 4- Göz, karşısı Görüntü. 5- Kulak, karşısı Ses. 6- Akıl, karşısı İstek. 7- Eller, karşısı Eylem (İş). 8- Deri, karşısı Temas.

Ateş ölümdür ve suyun yiyeceğidir. Ölümü zapteder.

Kişi ölünce adı kalır. Sonsuzdur ve sonsuz dünyayı kavrar.

Ölmüş insanın sesi ateşe, soluğu yele, gözleri güneşe, aklı aya, işitmesi yönlere, bedeni toprağa, özü boşluğa, saçları bitkilere, vücut kılları ağaçlara, kan ve menisi suya karışır.

Her şeyin içindeki öz, görüneni göreni göremezsin, işitileni işiteni işitemezsin, düşünüleni düşüneni düşünemezsin, anlamayı anlayanı anlayamazsın, senin özündür.

Öz, açlık- susuzluk, keder-kuruntu, yaşlılık ve ölümün ötesindedir. Oğul, zenginlik ve dünyaları kazanma isteğini yenen dilenci rahip olarak gezer, çocuk gibi yaşar, öğrenmeyi bırakmaz. Bundan bıkınca çileci bir ermiş (Muni) olur. Bundan bıkınca Brahman olur.

Dünya suda, su havada, hava gökte, gök Gandharvaların dünyasında, Gandharvaların dünyası güneşte, güneş ayda, ay yıldızda, yıldız tanrıların dünyasında, tanrıların dünyası İndra’nın dünyasında, İndra’nın dünyası Pracapatinin dünyasında, Pracapatinin dünyası Brahma’nın dünyasında örüldü ve dokuldu.

Gandharva: Veda müziği, Evrenin sonsuz müziği, doğanın günün değişik saatlerindeki titreşimlerinden oluşan melodisinin bir replikasyonu. Raga denilen melodilerden oluşur. (https://www.alternatifterapi.com/icerik/gandharva-veda-nin-tarihi)

Pracapati: Baba Tanrı.

Bu dünyayı, ötekini ve her şeyi kontrol eden iç kontrolü topraktır. Toprağın içindedir. Suda barınır. Ateşte barınır. Havada barınır. Rüzgarda, gökte, güneşte, yönlerde, ay ve yıldızlarda, boşlukta, karanlıkta, aydınlıkta yönetir. Tanrılar ölümsüzdür.

Varlıklar içindedir, ölümsüzdür.

Soluk, söz, göz, kulak, akıl, deri, anlama meni içindedir, ölümsüzdür.

Görülmeden gören, işitilmeden işiten, düşünülmeden düşünen, anlaşılmadan anlayandır. İç kontrol edendir.

Göğün üstünde, yerin altında ve bu ikisi arasında olup, insanların geçmiş, bu gün ve gelecek dedikleri, dokulu, örülü şey boşluktur. Brahman’lar Akshara ( ölümsüz) derler.

Kaç tanrı vardır? Vişvedevalara sunulmuş ilahinin Nividine göre 303.000 ve 3.003 ( onların gücü),. Aslında 33, 6, 3, 2, 1.5, 1.

Aslında 33; 8 Vasu, 11 Rudra, 12 Aditya, İndra ve Pracapati.

Vasular: Vas barınmak demek. Dünyayı kuran elemanlar. Ateş, toprak, rüzgar, hava, güneş, ay, gök ve yıldızlar

Rudralar: Rud ağlamak demek. 10 yaşam soluğu ve 1 Atman’dır. Bu ölümlü bedeni terk edince ağlarlar.

Adityalar: Ada alıp götürmek demek. Yılın 12 ayı. Dünyayı alıp götürürler.

Altılar: Ateş, toprak, rüzgar, hava, güneş, gök. Tüm dünya 6’dır.

Üçler: 3 dünya, bütün tanrılar bunlardadır.

İkiler: Besin ve soluk

Bir buçuk: Üfürürek temizleyen. Rüzgar esince her şey büyür.

Bir: Soluk, Brahma, O

Barınağı toprak, dünyası ateş, ışığı akıl olan her Öz’ün son kaynağı bende olanın tanrısı ölümsüzdür.

Barınağı istek, dünyası kalp, ışığı akıl olan her Öz’ün son kaynağı istek yapıcı kişi, tanrısı kadınlardır.

Barınağı biçimler, dünyası gözler, ışığı akıl olan her Öz’ün son kaynağı güneş, tanrısı gerçektir.

Barınağı boşluk, dünyası kulak, ışığı akıl olan her Öz’ün son kaynağı işiten ve yansıtan kişidir, tanrısı yönlerdir.

Barınağı karanlık, dünyası kalp, ışığı akıl olan her Öz’ün son kaynağı gölgesi olandır, tanrısı ölümdür.

Barınağı biçimler, dünyası gözler, ışığı akıl olan her Öz’ün son kaynağı aynadaki kişi, tanrısı yaşamdır.

Barınağı su, dünyası kalp, ışığı akıl olan her Öz’ün son kaynağı sulardaki kişi, tanrısı Varuna’dır.

Barınağı meni, dünyası kalp, ışığı akıl olan her Öz’ün son kaynağı oğul olarak çıkan kişi, tanrısı Pracapati’dir.

Varuna: Okyanus tanrısı ve suların efendisidir. Ayrıca doğa yasalarının ve mevsimlerin düzenleyicisidir. Onun emriyle gece ay ve yıldızlar parlar, gündüz ise kaybolurlar. Nehirleri akıtan ve okyanusları suyla dolduran da odur. Mitra ile bir tanrı ikilisi oluştururlar. İki veya dört kolludur. Ellerinden birinde günahkar insanları çekip götürdüğü bir ip vardır. Bu ipe Nagapaşa, Pulakanga veya Vişvacit denir. Dünyayı ve ahlak kanunlarını korur, gözetir. Bin gözlüdür. İnsanları gözlediği gözü güneştir. Her türlü hileyi parlayan ayağıyla ezer. Karısı Varuni’dir. Binek hayvanı timsah, yunus ve köpek balığı karışımı bir hayvan olan Makara’dır. Varuna’nın simgesi balıktır. (https://hindistanadair.blogspot.com/2017/11/hindu-tanrilari.html )

Tanrıların bulundukları yönler ve barınakları: 1- Doğu : Güneş, barınağı göz, gözün barınağı görüntü, görüntünün barınağı kalp. Görüntüleri bilir ve kurar. 2- Güney: Yama, barınağı kurban, kurbanın barınağı din adamlarına sunulan hediyeler, din adamlarına sunulan hediyelerin barınağı inanç, inancın barınağı kalp. İnancı bilir ve kurar. 3- Batı: Varuna, barınağı su, suyun barınağı meni, meninin barınağı kalp. Oğula babası gibi derler, kalpten kayıp gelmiştir. 4- Kuzey: Soma, barınağı Diksha töreni, Diksha töreni barınağı gerçek, gerçeğin barınağı kalp. Doğruyu söyle ! derler. 5- Dikine Yön: Agni, barınağı söz, sözün barınağı kalp.

Yama: Ölüm tanrısıdır. Adına sunulmuş üç ilahi vardır. Bir elinde gürz taşır, diğer elinde kurbanlarını götüreceği bir ip tutar. Yanında aç gözlü iki köpek bulunur. Diğer elçileri Baykuş Uluka ve Güvercin Kapota’dır. Bazen de siyah bir sığıra biner. İnsanların ilki ve ilk kez ölen kişi olarak düşünülür. Ona uzun ömür ve tanrılara ulaşmak için yakarılır. Babası Vivasvat, annesi Saranyu’dur. İkiz kardeşleri Yami ve Yamuna’dır. Yama’nın birçok karısı vadır. Yamapura adlı kentteki sarayında yaşar.

Soma: Aslında, süt gibi suyu olan, bir bitkinin öz suyudur.Fakat tanrılaştırılmıştır. Sarhoşluk hissi veren bu bitkinin hem tanrılar hem de Brahmanlar tarafından içildiği söylenir.En çok İndra içer. Soma’nın sarhoş etme gücü,onun ölümsüz bir yaşam sağlayan kutsal bir içki olarak düşünülmesine neden olur. Bu yüzden ona Amrita (Ölümsüzlük İçkisi) denir. Soma; bakır renkli, ellerinde keskin ve korkunç silahlar tutan, bir yayı ve bin oku olan bir tanrıdır.Aynı zamanda ay tanrısı Chandra olarak da bilinir. Rigveda’da adına sunulmuş 120 ilahi vardır.Bir çift atla çekilen göksel bir arabası vardır.Binek hayvanı ise bir kartaldır. Rishi Dasa’nın yirmi yedi kızıyla evlidir. Bunlar aslında yirmi yedi yıldızın kişileştirilmesidir.

Agni: Dyaus (Gökyüzü) ve Prithivi (Yeryüzü) ‘nin oğlu Agni; Ateş Tanrısıdır. Rigveda’da adına sunulmuş 200 ilahi vardır. Üç bacaklı, iki veya yedi kollu, kırmızı gözlü, alev saçlı, kızıl sakallı, sivri çeneli, altın dişli bir adam olarak betimlenir. Ellerinde mızrak, yelpaze, kap, kaşık, ateş çubuğu gibi şeyler taşır. İnsanlar ve tanrılar için ara bulucu, insanların evlerinin koruyucusu ve davranışlarının gözleyicisidir. Sahip olduğu yedi ateşten dil ile kurban yağlarını yalayıp yutar. Günde üç kez beslenir. Odun ve yağ onun yemeği, erimiş yağ içeceğidir.Aynı zamanda diğer tanrıların da beslendiği ağızdır. Gökte güneş, havada parlaklık ve yerde ateş olmak üzere üç görünümü vardır. Her sabah yeniden doğar, bu yüzen en genç tanrı olarak adlandırılır. Karısı Svaha‘dır. Binek hayvanı koçtur. Parlak, kırmızı ve siyah atların çektiği bir arabası vardır. Tanrı İndra ile çok yakındır ve ikiz kardeş olarak düşünülür. ( https://hindistanadair.blogspot.com/2017/11/hindu-tanrilari.html )

Diksha Töreni: Sanskritçe bir kelime olarak anlamı, kendini adamak, inisiyasyon, kutsamak olan Deeksha; kişinin gerçek yaşam enerjisi, Kundalini uyanışını hedefleyen “Shaktipat İnisiyasyonu” olarak da bilinmektedir. ( http://kendigucunukesfet.net/?pnum=8&pt=DEEKSHA+%28D%C4%B0K%C5%9EA%29+NED%C4%B0R+%3F)

Beden ve Öz iç soluk ( Prana) da barınır. Prana, dış soluk (Apana) da barınır. Apana yaygın soluk (Vyana) da barınır. Vyana üst soluk ( Udana) da barınır. Udana orta soluk (Samana) da barınır.

Ormandaki güçlü bir ağaç gibidir insan;.. fakat bir ağaç devrildiği zaman kökünden yenisi çıkar; bir insan öldüğünde ise o hangi kökten tekrar çıkabilir ki?.. Bir kez doğdu mu bir daha doğmaz, onu tekrar kim yaratabilir ki? ( Üçüncü Adhyaya, Brihadaranyaka)

İtihasa: Efsane

Purana: Eski öykü

Vidya: Bilim

Şloka: Beyit

Sütra: Vecize

Anuvyakhyana: Açıklama

Vyakhyana: Yorum

Brahma, söz (Vaç) dür. Desteği boşluktur. Kişi ona akıl olarak tapınmalıdır. Bu dünya ve öteki ve tüm varlıklar sözle bilinir.

Brahma, yaşam soluğu (Prana) dur. Desteği boşluktur. Kişi ona sevgili (Priya) olarak tapınmalıdır. Yaşam soluğunun sevgisinden kişi, kimsenin kurban sunmadığına kurban sunar, kimsenin hediye vermediğinden hediye alır. Yaşam soluğu sevgisinden kişi nereye giderse gitsin öldürmekten korkar.

Brahma, göz (Çakshus) dür. Desteği boşluktur. Kişi ona gerçek (Satya) olarak tapınmalıdır. Gerçeklik görüşün kendisidir.

Brahma, işitme ( Şratra) dir. Yeri kulak, desteği boşluktur. Kişi ona sonsuzluk (Ananta) olarak tapınmalıdır. Sonsuzluk göğün yönleridir. Hangi yöne gidersen git, sonunu göremezsin.

Brahma, akıl (Manas) dır. Yeri akıl, desteği boşluktur. Kişi ona mutluluk (Ananda) olarak tapınmalıdır. Mutluluk akıldır. Akılla kadın alır, ondan oğul edinir ve mutlu olur.

Brahma, kalp (Hridaya) dir. Yeri kalp, desteği boşluktur. Kişi ona sağlam (Sthiti) olarak tapınmalıdır. Kalp her şeyin barınma yeridir.

Sağ gözde İndha (İndra) yaşar. Sol gözde karısı Virac yaşar. Kalpte birleşirler. Besinleri kalpteki kırmızı topak, örtüleri kalpteki ağ yapılar, gittikleri yol, kalpten yukarı giden damardır. Hita denilen damarlar, kalpte yapılanır ( Kan dolaşımı).

Atman, bu değildir, o ne budur ne de şudur. ( Neti nati)

İnsanın ışığı güneştir, o batınca ay, o batınca ateş, ateş yoksa söz ( Bir kimse kendisi algılayamıyorsa yükselen sesin bulunduğu tarafa doğru yönelir), ses susunca Atman insanın ışığıdır.

O duyular arasındaki bilgi, kalpteki ışıktır. Hep aynı kalarak, düşünür gibi veya hareket eder gibi yapıp iki dünya ( uyku/uyanıklık, derin uyku/rüyalı uyku) arasında gider gelir. Uyku halinde bu dünyayı ve ölümün her çeşidini aşar.

Doğan ve bir beden edinen kişi kötülüklerle buluşur. Öldüğü zaman bütün kötülükleri arkasında bırakır.

Bu kişinin iki durumu vardır: Bu dünyada var olma ve öteki dünyada var olma. Uykuda olmaktan oluşan ortada 3. durum da vardır. Bu ortadaki durumla her iki dünyayı görür. Uykuya daldığında her şeyi kapsayan dünyadan aldıklarını yıkar, yeniden yapar, kendi ışığı parlaklığıyla rüya görür. Kendi kendini aydınlatır.

Gerçek huzur, zevk, mutluluk yoktur. Kişi huzuru, zevkleri, mutluluğu kendisi yaratır… O bir yaratıcıdır.

Beden uykuya dalınca o uyanık kalır, üzerine aldığı ışıkla kendi yerine döner.( Altın kişi, biricik ruh- Hamsa-)

Bir kimse aniden uyandırılmamalıdır. Bedenine geri gelmesi zor olan insanı iyileştirmek de zor olur.

Uyku ve uyanıklık aynı değildir.

Derin uykuda gezen, eğlenen, iyi ve kötüyü gören uykuya başlangıca döner. Orada gördükleri onu izlemez çünkü bu kişinin hiçbir bağı yoktur.

Uyanıklık durumunda eğlenen, gezen, iyiyi ve kötüyü gören uykuya başlangıca döner.

Hita adlı damarlar beyaz, mavi, sarı, yeşil, kırmızıdır.

İstek ve kötülüklerden uzak korkusuz olduğunda akıllı Öz’ü kucaklar. Gerçek biçimidir, bütün istekleri doyrulmuştur, tek isteği Öz’dür, kederden uzaktır.

Kişi yaptıkları ve davranışlarına göre belirlenir. Bazı insanların isteği neyse tasarladığı da odur, tasarladığı neyse işleri ve hareketleri de odur. İşleri ve hareketlerinin sonucu onu belirler.

Bir insanın kafasında ne varsa ona göre bir işe bağlanır. Bu dünyada hangi işi yapıyorsa onun sonuna geldiğinde, o dünyadan yine bu işin dünyasına gelir. İsteyen insan böyledir.

İstemeyen insan, istekten kurtulmuştur. İsteği doyurulmuştur. Sadece Öz’ü ister. Yaşam solukları ondan gitmez. Brahma olan o, Brahma’ya gider.

İnsan kalbine yerleşen tüm isteklerden kurtulduğunda ölümlüyken ölümsüz olur.

Tinsel, ölümsüz yaşa soluğu (Prana) ise Brahma’dır, gerçek ışıktır.

Cehalete tapanlar kör karanlığa girerler, haz için bilgi edinenler ise daha da büyük karanlığa girerler.

Bu kümelenmiş barınağa girmiş olan Öz’ü bulmuş ve onu uyandırmış olan kişi, her şeyin yapıcıdır; çünkü o her şeyin yaratanıdır. Dünya O’dur, O dünyanın ta kendisidir.

Bir kimse bu Öz’ü tanrı olarak kavradığında onu olmuş olan ve olacak olan her şeyin efendisi olarak kavradığında artık ondan korkmaz.

O beş varlık ve bir boşlukta kurulmuştur. Gandharvalar, Pitriler, Devalar, Asuralar, Rakshasalar veya 4 kast ve Nishadalar veya soluk, göz, kulak, besin ve akıl.

Bir Brahman’ın büyüklüğü yaptığı işlerle ne artar ne de azalır. Kişi onu tanımalıdır. Bunu bilene kötülük işlemez! O yüzden bu bilgiye sahip olarak, sessiz ve sakin kalarak, sabredip katlanarak kişi Öz’deki özü görmelidir.

Zenginlikte ölümsüzlüğe dair bir umut yoktur.

Her şey onları sevdiğin için değerli değildir; her şey Atman’ı sevdiğin için değerlidir. Atman görüldüğü, işitildiği, düşünüldüğü ve anlaşıldığı zaman her şey anlaşılmış olur.

Bu öğretiyi Brahma’dan Parameshthin aldı. ( 4. Adhyaya, Brihadaranyaka)

Damyata: Kendini geri tut

Datta: Ver (Cömertlik)

Dayadhvam: Merhametli ol

Başlangıçta bu dünya sadece suydu. Su gerçeği yarattı, gerçek Brahma’dır. Gerçek (Satyam) üç hecedir. Sa-ti-yam. İlk ve son hece gerçek, ortadaki sahtedir. Bu sahtelik gerçeği iki yönden sarar, gerçeğin doğasından alır.

Güneş bu gerçekle aynıdır. Sol göz ışınları, sağ göz yaşam soluğuyla birbirlerini destekler. Yaşamdan ayrılacak olursa ışınları beyaz görür.

Küredeki insanın başı Bhur (Tek hece, tek baş), kollar Bhuvar ( İki hece, iki kol), ayaklar Svar ( İki hece, iki ayak), gizli adı Ahan (Gün), Aham (ben)

Kalp akıldır, ışık nitelikli, her şeyin yöneticisi evrene hükmeder.

Söz, inek gibi, Svaha (selamlama), Vashat (sunum), Hanta (bağrış), Svadha (kutsama). ilk ikisi tanrılar, diğerleri insanlarla ilgili. Soluk boğa, akıl yavrusudur.

Bir kimse bu dünyadan ayrılınca rüzgara gider, onu güneşe taşır, güneş aya, ay sıcak ve soğuğun olmadığı dünyaya gider.

Viş: Besin

Ram: Yaşam

Uktha: Kalkındıran

Yacus: Yaşama bağlılık

Saman/ Samyanci: Bir arada , birlik

Kshatra: Yönetim

Bhumi: Yeryüzü ( 8 heceli, 3 dünya)

Antariksha: Hava boşluğu ( 8 heceli, 3 dünya)

Dyaus: Gökyüzü ( 8 heceli, 3 dünya)

Yacumshi: Kutsal formüller (8 heceli, 3 bilgi)

Samani: Şarkılar (8 heceli, 3 bilgi)

Ricas: Beyitler (8 heceli, 3 bilgi)

Turiya: 4. ayak, ötede parlayan güneş, görüş verir. Gayatri burada barınır.

Güç gerçekten güçlüdür. Ev hizmetçilerini korur. Bunlar yaşam soluklarıdır. Gaya (ev hizmetçisi) -tra ( korumak) (5. Adhyaya, Brihadaranyaka )

Soluk (Prana) birinci ve en iyi olandır.

Söz en zengin olandır.

Göz en sağlam temeldir, böylece kişinin doğru ya da eğri her yerde temeli olur.

Kulak kazanmadır, bütün vedalar kulakta kazanılır, bunu bilen istediği her şeyi elde eder.

Akıl barınaktır, bunu bilen tüm halkının ve tüm insanların barınağı olur.

Meni üretmedir, bunu bilen nesil ve sığır sürüsü yönünden zengin olur.

Su soluğun besinidir… Kutsal bilgi bilicileri (Şratriyalar) yemeden önce bir yudum suyla ağızlarını çalkalarlar.

Öte dünya kurban ateşidir, güneş yakıtı, ışınlar dumanı, gün alevi, göğün yönleri kömürler, orta yönler kıvılcımlar, Tanrılar inanç (şraddha) sunar ve Kral Soma doğar.

Yağmur bulutu kurban ateşi, yel yakıtı, bulutlar dumanı, yıldırım alevi, şimşek kömürü, dolu taneleri kıvılcımlar, Tanrılar Kral Soma’yı sunar ve yağmur doğar.

Bu dünya kurban ateşi, toprak yakıtı, ateş dumanı, gece alevi, ay kömürü, yıldızlar kıvılcımlar, Tanrılar yağmuru sunar ve besin doğar.

Erkek kurban ateşi, açık ağız yakıtı, soluk dumanı, söz alevi, gözler kömürü, kulaklar kıvılcımları, Tanrılar besini sunar ve meni doğar.

Kadın kurban ateşi, cinsel organ yakıtı, saçlar dumanı, döl yolu alevi, çine giren kömürü, cinsel zevkler kıvılcımlar, Tanrılar meni sunar ve insan doğar.

Onu ateşe sunarlar, Tanrılar insanı sunar ve parlak renkli insan doğar.

İnanca ibadet edenler ateş, alevleri gün, günden büyüyen yarım ay, güneşin kuzeye yöneldiği altı ay, Tanrıların dünyası doğar, güneşten şimşek ateşi çıkar, bu ateşten akıllı adam olur, Brahma dünyaları oluşur ve geri dönmez.

Kurban, sadaka ve çileyle dünyaları kazananlar ateş, dumanı gece, geceden küçülen yarım ay alev, güneşin güneye yöneldiği altı ay kömürü, ataların dünyası kıvılcımları, ay doğar, besin olur, azalınca boşluğa geçer, havaya döner, yağmur olur, toprağa gider, besin olur, insan ateşi sunulur, kadın ateşinde doğar.

Şeylerin özü topraktır. Toprağın su, suyun bitkiler, bitkilerin insan, insanın konuşma, konuşmanın ilahi (Rig), ilahinin melodi (Saman), melodinin yüksek şarkı ( Udgitha) dır.

Udgitha özlerin özüdür. OmDur.

Rig konuşma, sözdür. Çifttir.

Saman soluk (Prana) dır. Çifttir.

Om ile bu çift herbiri diğerinin isteğini tamamlar. Om onaylamadır, istekleri tamamlar.

3 Veda Om ile başlar. Adhvaryu rahibi çıkar. Hatar rahibi dua okur. Udgathar Samaveda okur.

Tanrılar ve ifritler (Devalar ve Asuralar) birbirleriyle çarpışırken Udgitha’yı aldılar.

Burunda soluk, iyi ve kötü kokuyu alır.

Söz, iyi ve kötü konuşur.

Göz, güzel ve çirkin görür.

Kulak, işitmesi gereken ve gerekmeyeni duyar.

Akıl, düşünülmesi gereken ve gerekmeyeni düşünür.

Ağızda soluk, ifritleri parçaladı. Bu soluğa sahip olan kötülükten uzak olacağı için iyi koku kötü koku bilmez. Bununla yiyen, bununla içen kişi diğer yaşamsal solukları da korur.

Angirasa ( anga- organ, ruhu) onu Udgitha olarak yüceltti. Brihaspati (brihati-büyük, pati- efendi) konuşma büyüktür ve efendidir. Ayasya (asya-ağız, ayate- çıkar gider)

Kişi güneşi Udgitha olarak yüceltmelidir. O doğup yükseldiği (ud-yan) için kişi canlılara şarkılar söylemelidir (udgayati). Yükselerek korku ve karanlığı dağıtır.

Ağızdaki solukla güneş aynı şeydir. Sıcaktır. Buna ses (Svara), ses yansıması (Pratyasvara) derler.

Yaygın soluk (Vyana), soluk (Prana) ve dışarı verilen soluk ( Apana) dan oluşur. Konuşma yaygın soluktur. Konuşurken soluk ne içeri çekilir, ne dışarı verilir.

Ric, konuşmadır. Saman Ric’dir. Udgitha Saman’dır.

Güç isteyen işlerde ( ateş yakma, koşma, yay germe vs..) ne soluk alırız ne de veririz.

Udgitha : Ud (soluk) solukla doğruluruz. (Ut- tishthati) gi (söz) kişi diyeceklerini söz (Giras) ile belirler. Tha (besin) tüm dünya besinle ayakta kalır. (Sthitha)

Ud (gökyüzü) gi (atmosfer) tha ( yeryüzü)

Ud (güneş) gi (rüzgar) tha ( ateş)

Ud (Samaveda) gi (Yacurveda) tha ( Rigveda)

Konuşma süt verir. Udgitha bilen için besindir.

Dua, Saman’dır. Şair, dua okunulan tanrıdır. Ric, ilahidir. Duanın şiir ölçüsü, kendisi için okunacak duada ilahilerin biçimi, duayı okuyacağı gökyüzü yönünde ve isteğini dikkatlice düşünüp dua okumalıdır.

Tanrılar ölümden korktular ve 3 bilgi (Veda) ye sığındılar. Şiir ölçüsüyle kendilerini kapladılar ( Aççhadayan). Şiir ölçüsüne Çhandas dendi.

3 Veda Ric, Saman ve Yacus’dur. Bitince Om sesi çıkar ve ses ölümsüz, korkusuzdur.

Ric yeryüzü, Saman ateştir. (Sa-dünya, ama-ateş,Sama) Saman Ric’de dinleniyor. Ric atmosfer, Saman rüzgardır (Sa- atmosfer, ama- rüzgar) Saman Ric’ de dinleniyor. Ric gök, Saman güneştir. Ric yıldızlar, Saman aydır. Ric güneşin parlak beyazlığı, Saman koyu karanlıktır.

Ud (yüksek) gathri (şarkıcısı) Udgatar rahibi denir.

Ric konuşma, Saman soluk; Ric göz, Saman ruh (Atman); Ric kulak, Saman akıl; Ric gözün müthiş parlaklığı, Saman koyu karanlıktır. Gözle görülen kişi ilahi (Ric) dir. Şarkı (Saman) dır. tekrarlamadır (Uktha), kurban formülüdür (Yacus) duacıdır (Brahman). Gerçekten de dua okuyan isteklerinin efendisidir.

Saman sese, ses soluğa, soluk besine, besin suya, su öte dünyaya, öte dünya bu dünyaya, bu dünya uzaya döner.

Her şey uzay boşluğunda ortaya çıkar, o boşlukta kaybolur. Boşluk her şeyden büyüktür, son hedeftir. Bu en üstün Udgitha’dır. Sonsuzdur.

Prastava (soluk), Udgathri ( güneş), Pratihara (besin)

Bu dünya: ha-u , ha-i (hava) , atha (ay), iha (öz), i (ateş), ü (güneş), e (ünlem)

Au-ho-i: Vişvedeva ( bütün tanrılar)

him: Pracipati

Svara: Prana (soluk)

ya: besin

Virac: Vaç

hum: on üçünü, ünlemsi ses ( 1. Adhyaya, Chandogya)

İyi olan Saman, iyi olmayan Asaman’dır.

Saman 5 katlıdır. Dünya (Himkara), ateş (Prastava), atmosfer (Udgitha), güneş (Pratihara) ve gök (Nidhana)’dır. Alçaktan yükseğe doğrudur.

Ters sıralandığında: gök (Himkara), güneş (Prastava), atmosfer (Udgitha), ateş (Pratihara) ve dünya (Nidhana)’dır.

Yağmurlu fırtınada: Doğu rüzgarı (Himkara), bulutlar (Prastava), yağmur (Udgitha), şimşek çakması (Pratihara) ve suyun yükselmesi (Nidhana)’dir. Bunu bilen, yağmur yağdırır.

Her türlü suda: bulutların toplanması (Himkara), yağmur damlaması (Prastava), suların doğuya doğru akması (Udgitha), suların batıya doğru akması (Pratihara) ve deniz (Nidhana)’dir. Bunu bilen, suda ölmez, bol suyu olur.

Mevsimlerde: ilkbahar (Himkara), yaz (Prastava), yağmur mevsimi (Udgitha), sonbahar (Pratihara) ve kış (Nidhana)’dır.Bunu bilene mevsimler hizmet eder.

Hayvanlarda: keçiler (Himkara), koyunlar (Prastava), inekler (Udgitha), atlar (Pratihara) ve adam (Nidhana)’dır. Bunu bilen, hayvan edinir.

Yaşam soluğunda: soluk (Himkara), söz (Prastava), göz (Udgitha), kulak (Pratihara) ve akıl (Nidhana)’dır. Bunu bilen, en üstün kişi olur.

7 katlılarda: Hum (konuşma) Himkara, Pra (Prastava), A (adi), Ud (Udgitha), Prati (Pratihara) Upa (upa drava), Ni (nidhana) dır. Bunu bilen konuşmasında süt yayar, konuşması süttür, besin yer.

Güneş, Saman (aynı) dır. Tüm canlılar onunla bağlantı halindedir. Güneş doğmadan önce Himkara’dır. Hayvanlar bu biçimle ilgilidir. Başlangıç türünden sesler çıkarırlar. Güneş doğduğunda Prastava’dır. İnsanlar bununla ilgilidir. Dua ve istekte bulunurlar. İnek toplama zamanı Adi’dir. (başlangıç) Kuşlar ilgilidir. Destek almadan uçarlar. Gün ortası Udgitha’dır. Tanrılar bununla ilgilidir. Pracapati’nin dölleridir. Gün ortasından akşam üzerine kadar Pratihara’dır. Ceninler ilgilidir. Sıkı tutunur, düşmezler. Akşam üzerinden gün batımına kadar Upadrava’dır. Vahşi hayvanlarla ilgilidir. İnsan görünce kaçarlar. Güneş battıktan sonra Nidhana’dır. (bitiriş) Atalarla ilgilidir. İnsanlar atalarını korurlar.

Himkara, Prastava, Udgitha, Nidhana 3’er heceli, Adi 2 heceli, Pratihara ve Upadrava 4’er hecelidir. Hepsi toplam 22 hecelidir. 21 ile güneşe erişilir, 22 ile güneşin ötesi kazanılır. Bu göktür, kedersizliktir.

Akıl Himkara, konuşma Prastava, görme Udgitha, duyma Pratihara, soluk Nidhana’dır. Yaşam soluğuna kurulu Gayatri Saman’dır. Bunu bilen, uzun, dolu dolu yaşar. Ünü, soyu, büyük sığır sürüleri olur. Yüce akıllıdır.

Ateş çubuklarının sürtüşmesi Himkara, duman çıkması Prastava, alevlenmesi Udgitha, odunların kömürleşmesi Pratihara, ateşin sönmesi Nidhana’dır. Ateş üzerine kurulu Rathantara Saman’dır. Bunu bilen, besin yiyendir. Kutsal bilgisi önemli, uzun, dolu dolu yaşar. Ünü, soyu, büyük sığır sürüleri boldur.Ağzına yudum alıp ateşe tükürmez.

Çağıran Himkara, rica eden Prastava, kadınla yatan Udgitha, üstüne yatan Pratihara, sonuncu gelen Nidhana’dır. Bitiren Nidhana’dır. İlişki üzerine kurulu Vamadevya Saman’dır. Bunu bilen, her türlü ilişkiye erişir. Uzun, dolu dolu yaşar. Ünü, soyu, büyük sığır sürüleri boldur. Kadından kaçmaz.

Doğan güneş Himkara, doğmuş güneş Prastava, gün ortası Udgitha, akşam üzeri Pratihara, güneşin batışı Nidhana’dır. Güneş üzerine kurulu Brihad Saman’dır. Bunu bilen, parlak yiyici olur. Uzun, dolu dolu yaşar. Ünü, soyu, büyük sığır sürüleri boldur. Sıcakta kusur bulmaz.

Sislerin toplanması Himkara, bulut oluşması Prastava, yağmur yağması Udgitha, şimşek çakması Pratihara, yağmurun kesilmesi Nidhana’dır. Yağmurla ilgili Vairupa Saman’dır. Bunu bilenin çok çeşitli ve güzel sığırları olur. Uzun, dolu dolu yaşar. Ünü, soyu, büyük sığır sürüleri boldur. Yağmur yağınca kusur bulmaz.

İlkbahar Himkara, yaz Prastava, yağmur mevsimi Udgitha, sonbahar Pratihara ve kış Nidhana’dır. Mevsimler üzerine kurulu Vairaca Saman’dır. Bunu bilenin nesilleri, sığır sürüleri ve kutsal bilgisiyle parlar. Uzun, dolu dolu yaşar. Ünü, soyu, büyük sığır sürüleri boldur. Mevsimlere kusur bulmaz.

Yeryüzü Himkara, atmosfer Prastava, gökyüzü Udgitha, yönler Pratihara, okyanus Nidhana’dır. Dünyalar üzerine kurulu Şakvari Saman’dır. Bunu bilen dünya sahibi olur. Dünyalara kusur bulmaz.

Keçiler Himkara, koyunlar Prastava, inekler Udgitha, atlar Pratihara ve insan Nidhana’dır. Hayvanlara kurulu Revati Saman’dır. Bunu bilen, hayvan edinir. Hayvanlara kusur bulmaz.

Saç Himkara, deri Prastava, et Udgitha, kemik Pratihara, ilik Nidhana’dır. Vücut organlarına kurulu Yacnayacniya Saman’dır. Bunu bilen vücut organlarına hakim olur. Organları kusursuzdur. Bir yıl ilik yemez. Kişi hiç ilik yememelidir.

Agni (ateş) Himkara, vayu (rüzgar) Prastava, aditya (güneş) Udgitha, nakshatralar (yıldızlar) Pratihara, çandarma (ay) Nidhana’dır. Tanrılar üzerine kurulu Racana Saman’dır. Bunu bilen Tanrılarla bir olur, onların yaşadığı dünyaya gider. Brahmanlara kusur bulmaz.

3 bilgi (Rig, Soma, Yacur) Himkara, 3 dünya (Yer, hava, gök) Prastava, agni, vayu, aditya Udgitha, yılanlar, Gandharvalar, atalar Nidhana’dır. Dünyadaki her şey üzerine kurulu Saman’dır. Bunu bilen dünyadaki her şey olur.

Saman kükreyen, hayvan biçimli; Agni,Udgitha, Pracapati, Soma, Vayu yumuşak ve sakin; İndira saf ve güçlü; Brihaspati turna gibi dua etmeli. Kötü ses veren Varuna’dan kaçınmalıdır.

Sesli harfler İndira’nın biçimleridir. “Se” sesi Pracipati’nin, diğer sessiz harfler Mrityu (ölüm) biçimleridir. Birisi birisine Onun sesleri ile saldırırsa “Koruması için İndira’ya yalvarırım. O sana karşılığını verecektir.” Se sesi ile saldırırsa ” Koruması için Pracipati’ye yalvarırım. O seni pataklayacaktır.” Bütün sessiz harflerle saldırırsa “Koruması için Mrityu’ya yalvarırım. O seni yakıp kül edecektir.”

Bütün sesliler güçlü ve seslice telaffuz edilmeli ve İndira’ya güç vereyim diye düşünülmelidir. Bütün “se” ‘li sesler kaydırmadan, atlanmadan telaffuz edilmeli ve Pracipati varlığımdan güven duysun diye düşünmeli. Kalan sessiz harfler de birbirine karıştırmadan yavaşça telaffuz edilmeli ve ölüm varlığımdan geri dursun diye düşünmelidir.

Dharma 3 türlüdür: 1- Kurban sunma, Veda çalışma ve sadaka sunma 2- Çile doldurma 3- Bir hocanın evinde öğrenci olma, bunlarla dünyalar kazanılır. Brahma’da barınan ölümsüz olur.

Pracipati, dünyalara yoğunlaştı. 3 bilgi çıktı: Bhur, Bhuvah ve Svar. Bunlar yoğunlaşınca Om’da birleştiler. Dünyadaki her şey Om’dur.

Vasular sabah Soma sunumuna aittir, Rudralar gün ortası, Aditya ve Vivadevalar üçüncü Soma sunumuna aittir. (2. Adhyaya, Çhandogya)

Uzaktaki güneş tanrıların balı, gökyüzü eğik direkleri, hava küre peteği, ışık parçacıkları ondan türeyenlerdir. Doğu ışınları, doğu petek hücreleri, Rig beyitleri arılar, çiçek Rigveda’dır. Ab-ı hayat damlar. Rig beyitleri, Rigveda’ya yoğunlaşır. Bundan parlaklık, güç, gayret, besin ve öz ihtişamı doğar. İleri akar, güneşi tazeler, kırmızı görünür.

Güney ışınları güney petek hücresi, Yacur formülleri arılar, çiçek Yacurveda, ab-ı hayat damlar. Yacur formülleri Yacurveda2ya yoğunlaşır. Güneşin beyaz görünüşüdür.

Batı ışınları batı petek hücreleridir, Saman şarkıları arılardır. Çiçek Samaveda’dır. Güneşin kara görünüşüdür.

Kuzey ışınları kuzey petek hücreleridir, Atharvanlar ve Angiraslar onun arılarıdır. Çiçek eski hikayeler ve efsaneler (İtihasa- Purana)’dir. Güneş çok fazla karanlık görünür.

Yukarı giden ışılar yukarı petek hücreleridir, gizli öğretiler arılar, çiçek Brahma’dır. Güneşin ortasındaki titreyen görüntüdür.

Vedalar öz ve nektardır.

Agni ağız, ilk nektar (Rigveda) ile Vasular (sabah sıkılan Soma ayinine gelen baş tanrılar) yaşam bulur. Kırmızıdır. Doğudan doğup, batıdan batar.

İndira ağız, ikinci nektar (Yacurveda) ile Rudralar yaşam bulur. Beyazdır. Doğudan doğup, batıdan batar ve 2 kez güneyden doğup kuzeyden batana kadar Rudraların yöneticisi olur.

Varuna ağız, üçüncü nektar (Samaveda) ile Adityalar yaşam bulur. Karanlıktır. Güneyden doğup, kuzeyden batana ve 2 kez batıdan doğup, doğudan batana kadar yönetici ve hükümdar olur.

Soma ağız, dördüncü nektar (Atharveda) ile Marutlar yaşam bulur. Fazla karanlıktır. Batıdan doğup, doğudan batana ve 2 kez de kuzeyden doğup güneyden batar.

Brahma ağız, beşinci nektar (Upanishadlar) ile Sadhyalar yaşam bulur. Güneşin ortada titreyen biçimidir. Kuzeyden doğup, güneyden batan ve 2 kez de en yüksek noktada doğup en alçak noktada batar. Bundan sonra doğmak ve batmak yoktur. O ortada yalnız durur (O uzak gökte batmaz ve uzak gökte doğmaz. Bu gerçekle, ey tanrılar, Brahma’dan mahrum kalmayalım. Bu kişi için her zaman gündüzdür.

Ortaya çıkmış her ne varsa Gayatri şiir ölçüsüdür. Gayatri sözdür. Söz şarkı okur (Gayati) ve tüm varlıkları korur (Trayate). Bu dünya neyse Gayatri’de odur. Ne varsa üzerinde var olmuştur. Bu dünya neyse insan bedeni de odur, yaşam solukları vardır. İnsan bedeni neyse insanın kalbi de odur, yaşam solukları onda kurulur.

Gayatri 4 yönlü, 6 katlıdır. Rig beyiti (Purusha’nın büyüklüğü böyle, hatta bundan da fazladır. Yaratıklar onun 1/4’dir. 3/4 gökteki ölümsüzlüktedir.) Brahma denilen kavram insanın dışındaki boşlukla aynıdır. İnsanın dışındaki boşluk neyse içindeki boşluk odur.İnsanın içindeki boşluk kalbindeki boşlukla aynıdır. O dolu ve eylemsizdir.

Bu kalbin tanrılara açılan 5 kapısı vardır. Doğu kapısı Prana soluğu, göz, güneştir (Kızarıklık ve besin). Güney kapısı Vyana soluğu, kulak, ay (Başarı ve şan), Batı kapısı Apana soluğu söz, ateş (Kutsal bilgi ve besin), Kuzey kapısı Samana soluğu, akıl, yağmur bulutu (Ün ve güzellik), Yukarı kapısı Udana soluğu, rüzgar, uzay (Kuvvet ve azamet) Bu 5 Brahma adamı göksel dünyanın kapı bekçileridir.

Göğün tüm yaratılışın, her şeyin ötesinde en yüce dünyalara parlayan ışıkla kişinin içindeki ışık aynıdır.

Algılamak için, vücuttaki ısıyı dokunup hissetmek, kulakları kapatıp bir ses varmış gibi bir gürültü, bir yanan ateş sesi varmış gibi dinleme. Bir şey görmüş ya da duymuş gibi olan ışığa dikkatle hürmet etmeli.

Bütün her şey Brahma’dır. Onda var olan, onda son bulan, onda soluyan insan ona tapınsın. İnsan istektan oluşur. Bu dünyada isteğine göre yer alır, isteğine göre göç eder.

O akıl olarak vücutta Prana olarak görülür, biçimi ışık, düşüncesi gerçek, ruhu boşluktur. Tüm işler, istekler, korkular, tatlar dünyayı içine alır, konuşmaz, kayıtsızdır.

Kalbimdeki öz pirinçten küçük, bütün dünyalardan büyüktür. Bu öz Brahma’dır. Bu dünyadan ayrılınca ona kavuşacağım. Bir kimse buna inanırsa bütün şüpheleri kaybolur.

Üst kısmı hava, alt kısmı toprak, köşeleri yönler, kapağı gökyüzü ve hiç bozulmayan bir hazine sandığıdır ve her şey onun içindedir.

Son saatinde insan şunları düşünmelidir: Sen ölümsüzsün, sen sarsılmazsın, sen yaşam soluğusun.

2 Rigveda beyiti söylemeli: Evreni yaratan ilk tohumdan çıkarak karanlığı dağıtan o en yüce ışığı gören bizler, o göklerden yüce ışığa, o tanrılar tanrısı Surya’ya bakarak kavuşur, en yüce ışığa, evet en yüce ışığa.

Akıl Brahma ve kişisel alandır. Boşluk (uzay) Brahma’dır ve tanrısal alandır. Bu 2 yönlü öğretidir.

Brahma’nın 4 bacağı vardır: 1- Söz 2- Soluk 3- Göz 4- Kulak Bunlar kişisel alandır. Tanrısal alanda: 1- Bacak (Agni/Ateş) 2- Vayu (Hava) 3- Aditya (Güneş) 4- Göğün yönleri

Söz Agni ile, Soluk Vayu ile, Göz Aditya ile, Kulak göğün yönleri ile parlar.

Güneş, Brahma’dır. Başlangıçta dünya yoktu. O ortaya çıktı, gelişti. Bir yumurtaya dönüştü. Bir yumurtaya dönüştü. 1 yıl boyunca yattı, çatladı. Kabuğun bir parçası altın, bir parçası gümüştü.

Gümüş, bu dünyadır. Altın gökyüzü, dış zarları dağlardır. İç zarı bulutlar ve sis, damarları nehirler ve iç sıvı okyanustur.

Sonra ötedeki güneş doğdu. O doğunca tüm canlılar, bütün her şey “Yaşasın” diye bağırarak ona doğru koştular. Bu yüzden her doğuşunda “Yaşasın” der mutlu olurlar. (3.Adhyaya, Çhandogya)

Vayu (Hava) içine çekicidir. Ateş yanınca, güneş ve ay batınca, su buharlaşınca havaya karışır. Bu tanrısal alandır.

Prana (Soluk) içine çekicidir. Kişi uyuyunca sözü,, gözü, kulağı, aklı soluğa karışır. Bu kişisel alandır.

Dört büyük canlıyı yutan dünya koruyucusu, sayısız biçimler içinde barınır ve onu ölümlüler göremez. O tanrıların özü, yaratıkların yaratıcısı olan altın dişli bilge tanrı, herkesin güçlü dediği gerçekten güçlü, besin olmayanı da yiyen ama kendisi yenmeyendir.

İlk 5: hava, ateş, su, güneş, ay

İkinci 5: soluk, göz, kulak, söz, akıl. Bu iki 5’li zardaki en yüksek atış 10’dur. En yüksek atış olan tüm yönler besindir. Bu Virac’dır ve besin yiyendir. Tüm dünya bununla aydınlanır.

Brahma’nın 1. bacağı 4 yöndür, parlak denir. Boğa ile gösterilir.

2. bacağı yeryüzü, hava, gökyüzü, okyanustur. Sonsuz denir. Ateşle gösterilir.

3. bacağı ateş, güneş, ay, parlaklıktır. Aydınlık denilir. Kuğu ile gösterilir.

4. bacağı soluk, göz, kulak ve akıldır. Destek sahibi denir. Dalgıç kuşuyla gösterilir.

Brahma, yaşamdır, Ka (Keyif)’dir, Kha (Boş olma)’dır. Ka ve Kha aynı şeydir.

Gözde görünen kişi Atman’dır. Ölümsüz, korkusuz Brahma’dır. Güzellikleri toplayan, iyilik getiren, ışık getirendir. Alevlere geçer, oradan güne, yükselen yarım aya, güneşin kuzeydeki altı ayına, yıla, güneşe, aya, şimşeğe geçer. Bu kişi insan değildir (Amanava). Tanrılara giden, Brahma’ya giden yoldur. Bunu izleyenler insan biçimlerine dönemezler.

Pracapati dünyalar üzerine yoğunlaşınca özleri, topraktan ateş, havadan rüzgar, gökten de güneş çıkarttı. 3 tanrıya yoğunlaşınca özleri, ateşten Rig beyitleri, rüzgardan Yacus formülleri, güneşten Saman şarkıları çıkarttı. 3 bilginin özü, Rig beyitleri Bhur, Yacus formülleri Bhuvas, Saman şarkıları Svar’dır.

Boraksla altın, altınla gümüş, gümüşle teneke, tenekeyle kurşun, kurşunla pirinç, pirinç veya meşinle ahşap iyileştirilir. (4. Adhyaya, Çhandogya )

Prana (Yaşam soluğu) en büyük ve en iyi olandır. Söz en zengin olandır. Göz bu dünyada ve öteki dünyada en güçlü temeldir. Kulak, kutsal ya da insansı tüm isteklere sahip kazançtır. Akıl barınaktır. Bunların hepsi yaşamsal güçlerdir, yaşam soluğu hepsidir.

İyi davrananlar, iyi rahimlerden Brahman, Kshatriya veya Vaişya olarak doğar. Kötü davrananlar, kötü rahimlerden köpek, domuz veya kast dışı, insan olarak doğar. İkisi dışında doğan küçük canlılar doğ ve öl olarak nitelendirilir. Bu yüzden de öte dünya dolmaz. Kişi kendine dikkat etmelidir: Altın çalan, içki içen, hocasının yatağını işgal eden, Brahman öldüren ve bunlarla birlik olanın yolu aşağı doğrudur. Bu 5 ateşi bilen, bu insanlarla birlik olmayanlara kötülük bulaşmaz. Saf, temiz, güzel bir dünyanın sahibi olur.

Atman gökyüzüdür, parlaktır, Soma sıkılır, besin yer, hoş olanı görür, kutsal bilgi Atman’ın başıdır. Atman güneştir, çokluktur, her çeşittir, Atman’ın gözüdür. Atman rüzgardır, evrensel ruhun çeşitli yollarıdır, sunaklardır, Atman’ın soluğudur. Atman uzaydır, yaygındır, nesil ve zenginliktir, Atman’ın bedenidir. Atman sudur, zengin ve başarılıdır, Atman’ın mesanesidir. Atman topraktır, destektir, nesil ve sığır sürüleridir, Atman’ın ayağıdır.

Evrensel Atman, kendimizle bir ve aynıdır. Parlayan gökyüzü başı, güneş gözü, rüzgar soluğu, yaygın boşluk bedeni, su mesanesi, yeryüzü ayakları, kurban sunma göğsü, kutsal çimler saçları, Garhapatya (Ev sahibi) ateşi kalbi, Anvaharyapaçana ( Güney kurban) ateşi aklı, Ahavaniya ( Doğu kurban) ateşi ağzıdır. (5. Adhyaya, Çhandogya)

Cisimlerin adları değişik ama gerçek tektir. Bu dünya ikincisi olmayan tek varlık (Sat)’dır. Yoktan (Asat) var olmamıştır. Çok olmalıyım kendimi yaratayım dedi. Isı yaydı. Isı çok olmalıyım kendimi yaratayım dedi su yaydı. Su çok olmalıyım kendimi yaratayım dedi. Yiyecek yaydı. Canlı ruhla birlikte 3 tanrılık niteliğine (ateş, su, besin) gireyim, ad ve biçim ayırayım, her birini 3 aşamalı yapayım dedi.

Kırmızı ateşin, ısının, güneşin, ayın, şimşeğin; beyaz suyun, siyah besinin biçimidir. Ayrılık sadece sözcüklerde, adlandırmadadır. Gerçek yalnızca 3 biçimdir.

Kimse duyulmadan duyulanı, düşünülmeden düşünüleni, anlaşılmadan anlaşılanı öğretemez. Bilinmedik bir şeyle karşılaşıldığında bunun o 3 tanrısallığın karışımından oluştuğunu bilirler.

Besin yenilince 3’e bölünür. En kötü kısmı dışkı, orta kısmı et, en iyisi akıl olur. Su içilince 3’e bölünür. En kötü kısmı üre, orta kısmı kan, en iyi kısmı soluk olur. Ateş yenilince 3’e bölünür. En kötü kısmı kemik, orta kısmı ilik, en iyi kısmı ses olur. En iyi özler yukarı çıkar (akıl,soluk,ses).

İnsan 16 parçadan oluşur. 15 gün sadece su içip, yemek yemezse Rig beyiti, Yacus formülleri ve Samana şarkılarını hatırlayamaz. 16 parçadan bir tanesi besinle beslenirse daha çok alevlenir.

Uyku hali kendi özüne karışmadır. Akıl yaşam soluğuna bağlıdır.

Açlık ve susuzlukta, acıkınca su yediklerine yol gösterir. Besin filiz su köküdür, su filiz ateş (ısı) köküdür, ateş filiz varlık köküdür. Tüm canlılar varlığa kökleri olarak, barınakları olarak, destekleri olarak sahiptirler. Susayınca ateş içtiğine yol gösterir.

Üç Tanrısal nitelik insana ulaşınca üçlü hale gelir. Ölünce ses akıla, akıl soluğa, soluk ateşe, ateş en yüksek tanrısallığa gider. Tüm canlıların sahip olduğu en ince ruh budur. Gerçek, Atman sensin. Tüm canlılar biz ana varlığa vardık demeden Ana Varlığa karışırlar. Tüm dünya bu öze sahiptir. Ana varlıktan çıktıkları halde canlıların hiçbiri biz ana varlıktan çıktık demezler. Tüm dünya bu öze sahiptir. Yaşam bedenden çekilirse beden kurur. Yaşam ölmez. Bu en güzel özdür. Tüm dünya buna sahiptir. İncirin tohumu, sudaki tuz görülmese de ayrılmasa da varlık, öz buradadır.

Kişi yol gösterici sayesinde cehaletten kurtulmalıdır. Kişi suçlu değilse kendini doğru görür, doğruyu konuşur, doğruya sığınır. Tüm dünyanın sahip olduğu bu ruha sahip olanlar yanmazlar. O gerçektir. O Atman’dır. O sensin. (6. Adhyaya, Çhandogya )

İsim Brahma’ya kadar yüceltilirse sınırsız özgürlüğe ulaşılır. Vaç (Söz) isimden büyüktür. Doğru/yanlış, iyi/kötü, gerçek/sahte, güzel/çirkin söz sayesinde bilinir. Manas (Akıl) sözden büyüktür. İsim ve sözü kavrar. Atman akıldır. Bu dünya akıldır. Brahma akıldır. Samkalpa (Niyet) akıldan büyüktür. Bir şeye niyetlenince akıldan geçer, sözle söyler, adını dile getirir. Kutsal dualar ad içerir, kutsal işler kutsal duaları içerir. Birleşme noktaları özlerinde niyet vardır. gökyüzü ve yeryüzü, hava ve boşluk, su ve ateş niyetle kurulur. Çitta (Düşünce) niyetten büyüktür. Düşünce niyet eder, aklında tutar, söze döker, adını söyler. Birleşme yerinde düşünce vardır. Bir kimse çok bildiği halde düşüncesizse “Bildiği halde varlığı yok. Gerçekten bilseydi bu kadar düşüncesiz olmazdı.” Bilip de biraz düşünceli olanlar dinlemek ister. Düşünce birleşme noktası, Atman, şeylerin temelidir. Dhyana (Derin düşünce) düşünceden büyüktür. Yeryüzü, gökyüzü, su, dağlar, tanrılar ve insanlar derin düşünür. Büyüklük kazanan derin düşünceden bir parça kazanır. Bu üstün insandır. Kavgacı, dedikoducu ve kıskanç olanlar küçük insanlardır. Vicnana (Anlama) derin düşünceden daha büyüktür. Brahma olarak yücelten, Cnana (Bilgi) ve anlama dünyalarını kazanır. Bala (Güç) anlamadan büyüktür. Bir güçlü adam, 100 anlayışlı adamı titretir. Güçlü olan yükselir, hizmete girer, öğrenci olarak yanaşır, gözlemci olur. Sonra işiten, düşünen, kavrayan, yapan ve anlayan olur. Anna (Besin) güçten büyüktür. 10 gün bir şey yemeyen yaşar ama gözlem yapamaz, işitemez, düşünemez, kavrayamaz, yapamaz, edemez ve anlayışını kaybeder. Apas (Su) besinden büyüktür. İyi yağmur yağarsa yiyecek bol olur. Her şeyi güçlendirir. Tecas (Ateş) sudan büyüktür. Havayı kavrar, boşluğu ısıtır. Çok sıcaktan sonra yağmur yağar. Şimşek ve yıldırımdan sonra yağmur yağar. Ateş önce görünür, sonra su çıkar. Akaşa (Boşluk) ateşten büyüktür. Güneş, ay, ışık, yıldızlar, ateş boşluktadır. Boşluk sayesinde duyar, cevap verir, eğlenir/ eğlenmeyiz, boşlukta doğarız. Smara (Hafıza) boşluktan büyüktür. Hafızası olmayan insanlar biraraya gelince birbirini dinlemez, kafa yormaz, anlamazlar. Hafıza ile çocuklarını idrak eder, sığırlarını ayırt eder. Aşa (Umut) hafızadan büyüktür. Hafıza umutla ateşlendiğinde kutsal duaları öğrenir, kutsal işleri yapar, oğul ve sığır bekler. Bu dünya ve ötekine sarılır. Prana (Yaşam soluğu) umuttan büyüktür. Her şey yaşam soluğuna bağlıdır. Yaşam bu solukla sürer. Kişinin babası, annesi, kardeşleri, hocası yaşam soluğudur. Brahman yaşam soluğudur. Onunla sert konuşmamalıdır. Bunu gören, düşünen, anlayan olağanüstü bir konuşmacı olur. İnsanlar ona “Sen dilin sınırlarını aşmışsın” derler. O da “Evet dilimin sınırlarını aştım” demelidir. Bunu inkar etmemelidir. sadece gerçeği sınırsızca konuşan mükemmel konuşuyor sayılır. Bunun için gerçeği anlamak istemelidir. Anlamayı anlamak istemelidir. Bunun için düşünmelidir. Düşünerek anlar. Düşünceyi anlamak için inançlı olmalıdır. İnancı anlamak için bağlılıkla hizmet etmelidir. Bağlılıkla hizmet etmek için aktif olmalıdır. Aktif olmak için zevk almalıdır. Zevk sınırsızlıktır. Sınırsızlık görmez, duymaz, anlamaz olmalı yani ölümsüzlüktür. Görür, duyar, anlarsa sınırlı, ölümlüdür. Sınırsızlık kendi büyüklüğü üzerine kuruludur. Bu tüm dünyadır, aşağıdır, yukarıdır, batıdır, doğudur, güneydir, kuzeydir. Bu Atman’dır. Bunu gören, düşünen, anlayan, Atman’da zevk duyan, hoşlanan, birleşen; onda coşan kişi kendisinin efendisidir. Bütün dünyalarda sınırsız özgürlük sahibidir. Bunun tersini yapan başkaları tarafından yönetilendir. Sınırlı dünyaları kazanır. Hiç bir dünyada özgürlüğü olmaz.

Bilen kişi ne ölümü görür, ne hastalığı, ne de kederi. Bilen kişi sadece Bütün’ü görür, Bütün’ü elde eder. Atman tek katlı, 3 katlı, 5 katlı, 7 katlı ve 9 katlıdır. 11 katlı, 111 ve 20.000 katlıdır.

Saf beslenme bedenin saf olmasını sağlar. Geleneksel öğretilerin kuvvetle yerleşmesine neden olur. Bunlar öğrenilince tüm bağlardan kurtulur. Sanatkumara’nın karanlığın öteki tarafını gösterdiği böyle bir kimse tüm lekelerinden kurtulur. (7. Adhyaya, Çhandogya)

İstekler yanılgıyla örtülür. Gerçekleri örter.

Atman kalptedir. (Hridyam) Hridi (kalp)- ayam(bu)

Sat (Ölümsüz varlık)- ti (Ölüm)- yam(ikisini birlikte tutar). Bunu bilen göksel dünyalara gider.

Atman bu dünyalardan ayıran settir. Gece, gündüz, yaşlılık, ölüm, keder, iyi işler, kötü işler geçemez. Tüm kötülükler geri döner. Brahma dünyası aydınlıktır. İffetli kutsal bilgi öğrencileri ulaşır. Tüm dünyalarda sınırsız özgür olurlar.

Kurban: İffetli kutsal bilgi öğrenciliğidir. Bu yaşamı arayıp bulan Atman’a kavuşur. Uzatmalı kurban sunma, iffetli kutsal bilgi öğrenciliği yaşamı yoluyla Atman’ı korur. Sessiz çilecilik, iffetli kutsal bilgi öğrenciliği yaşamı yoluyla ruhunu bularak düşünür. Oruç tutmak, iffetli kutsal bilgi öğrenciliği yaşamı yoluyla bulunan ruh kaybolmaz. Ormanda çileci yaşamına çekilmek, iffetli kutsal bilgi öğrenciliği yaşamıdır.

Üçüncü gökteki Brahma dünyasında Ara ve Nya iki denizdir. Airammadiya gölü, Somasavana incir ağacı, Brahma’nın kalesi Aparacita ve tanrının altından salonu vardır.

Kalbin ve güneşin öz kanalları benzer. Bu ve öteki iki dünyaya gider. Sakin ve rahat uykuya dalan rüya görmez bu kanallara geçer, kötülük dokunamaz, en güçlü ışığa ulaşmıştır. Kişi bedenini terk ettiğinde güneş ışınları aracılığıyla yukarı yükselir. Om hecesini düşünürse engelsiz yükselir. Aydınlanmışlar için Brahma dünyasının kapısıdır. Aydınlanmamışlara kapalıdır. Kalbin 101 kanalı var, onlardan biri başın üstüne gider. Ona ulaşarak kişi ölümsüzlüğe ulaşır, diğerleri başka yönlere gider.

Atman kötülük, yaşlılık, ölüm, keder, açlık ve susuzluktan uzaktır. İsteği, tasavvuru gerçektir. O aranmalı, kişi onu anlamaya çalışmalıdır. Bulunup anlaşıldığında tüm dünyaları ve istekleri elde eder.

Atman kişinin bu dünyada mutlu olmasıdır. Kişi ona hizmet etmelidir. Her kim kendine (Atman) hizmet eder, onu (kendini) mutlu ederse hem bu hem de öteki dünyayı kazanır. Bu yüzden hayır işlemeyen, inançsız, kurban sunmayan kişiye Viroçana (İfrit) denir.Gelip geçici bedeni süsleyerek öteki dünyayı kazanacağını zanneder. (32 yıl) Rüyada mutlu gezinen Atman’dır (32 yıl). Uykuda tüm organları devreden çıkmış, sessizlik içinde rüya görmeyen Atman’dır (32 yıl). Beden ölümlüdür. Zevk ve acının bileşimidir. Birleşik haldeyken zevk ve acıdan kurtulamaz. Bedensiz olunca zevk ve acı ona dokunamaz (5 yıl). Bu Brahmaçarya hayatıdır ve 101 yıldır.

Brahma Pracapati’ye, Pracipati Manu’ya, Manu insanlara bunları bildirdi. (8. Adhyaya, Çhandogya)

Bütün canlılar Atman’da kendisinin de bütün canlılarda olduğunu gören kişi artık kimseden çekinmez. Bilen kişi için her şey Atman’la aynıdır, bu birliği gören için ne hayal ne keder söz konusudur.

O her şeyi kaplar, parlaktır, bedensizdir, incitilemez. Enerjisizdir, saftır, kötülükten uzaktır. O bilge, o düşünür, o her şeyi saran ve kendi kendine var olan, bütün her şeyi doğasına göre sonsuz yıllar içinde dağıtmıştır.

Cehalete bağlı olanlar kör karanlığa girer, zevk alır gibi sadece bilgiyle uğraşanlar ise daha büyük karanlığa girerler. Bilgi ve bilgisizliğin ikisini de bilen kişi cehaletle ölümün ötesine geçer, bilgiyle de ölümsüz yaşama kavuşur. Görünmeyene tapanlar kör karanlığa girerler, görünürden zevk alanlar ise daha büyük karanlığa girer. Görünenin ve görünmeyenin ikisini de bilen kişi görünmeyenle ölümün ötesine geçer ve görünenle de ölümsüz yaşama kavuşur. ( İşa Upanishad)

O kulağın işitmesi, aklın düşünmesi, sözün sesi, soluğun soluğu, gözün görüşüdür. Bilge kişi bunları bırakır, bu dünyadan vazgeçerse ölümsüz olur.

Gözler oraya ulaşamaz, ne söz, ne akıl. Onu bilmeyiz, anlamayız, onu öğretemeyiz. O bilinenlerden de bilinmeyenden de farklıdır. ( 1. Khanda, Kena Upanishad)

O, ona bilinmez olanı bilir. O ona bilinmez olanı bilmez. O, onu çok iyi anladığını söyleyenler tarafından anlaşılmaz. O, onu hiç anlamadığını söyleyenler tarafından anlaşılır.

Bir uyanışla bilindiği zaman, O kavranır. Doğrusu birisi onda ölümsüzlüğü bulur, birisi kendi özüyle güç, birisi de bilgiyle ölümsüzlüğü bulur.

Akıllı kişiler her canlıda onun var olduğunu anlarlarsa, bu dünyadan ölümsüz olarak ayrılırlar. ( 2. Khanda, Kena Upanishad)

Yoksha: Harika yaratık

Catavedas: Her şeyi bilen, Agni’nin lakabı

Matarişvan: Vayu

Maghavan: İndra

İndra diğer tanrılardan üsttedir. Parlayan şimşek sonucu kişi gözlerini kırpıştırır, kutsallığa yarar.

Sürekli tekrarlayarak akla ne getirilirse o, düşünülen ana kavram olur. ( Tadvana)

Çilecilik, kendine hakimiyet ve çalışma ( Tapas, Dama, Karman) Brahma Upanishaddır. Vedalar onun uzuvlarıdır. Gerçek de onun barınağıdır. ( 4. Khanda, Kena Upanishad)

Ambhas: Su, Gökyüzünün ötesindeki dünya, gökyüzünü destekler.

Mariçi: Işık. Atmosfer

Mara: Ölüm. Yeryüzü

Apah: Sular. Yerinaltı

Dünya koruyucuları yarattı. Sulardan çekip insan yaptı. Isıttı, yumurta gibi ağız ayrıldı. Ağızdan söz ( Vaç) çıktı. Sözden ateş (Agni) ayrıldı. Ondan burun delikleri, burun deliklerinden soluk (Prana) ve soluktan hava (Vayu) ayrıldı.

Gözden, görüş (Çakşus), güneş (Aditya) ayrıldı. Kulaklardan, işitme (Şratra), göğün yönleri ayrıldı. Deriden, saçlar, bitkiler ve ağaçlar ayrıldı. Kalpten, akıl (Manas), ay ayrıldı. Göbekten, yellenme (Apana), ölüm (Mrityu) ayrıldı. Erkeklik organından, meni, su (Ap) ayrıldı. ( 1. Khanda, Aitareya Upanishad )

Bu tanrılar ( ateş, rüzgar, güneş, göğün yönleri, bitkiler, ağaçlar, ay, ölüm, sular) açlık ve susuzlukla kontrole alındılar.

Önce öküz, sonra at verildi yetmez dediler. Sonra insanı gönderdi beğendiler. Açlık ve susuzluk tanrılar arasındadır, sunu sunulunca paylaşırlar. ( 2. Khanda, Aitareya Upanishad )

Yiyecek için, sular ısındı, maddesel bir biçim ( Murti) aldı ve besin oluştu. Besin, kaçmaya çalıştı, söz yakalayamadı, yakalasaydı besinden söz edilince doymuş olurdu. Soluk yakalayamadı, yakalasaydı koklayıp doyacaktı. Gözle yakalayamadı, yakalasaydı görerek doyacaktı. Kulakla yakalayamadı, yakalasaydı duyarak doyacaktı. Dokunmayla yakalayamadı, yakalasaydı dokunarak doyacaktı. Akılla yakalayamadı, yakalasaydı düşünerek doyacaktı. Erkeklik organıyla yakalayamadı, yakalasaydı fışkırtarak doyacaktı. Yellenmeyle yakalamaya çalıştı, onu tüketti. Rüzgar neyse yiyecek yakalayan ve onunla hayat bulan odur.

Yarık denilen kapıdan mutluluğa gidilir. 3 barınma yeri, 3 uyuma biçimi vardır.

Purusha (İnsan) Brahma olarak görüp “Ben onu gördüm (İdam adarşa) “dedi. O yüzden adı, İdandra (O görür) dır. Örtülü olarak İndra denir. Tanrılar gizlenmeye düşkündür. Doğrudan nitelenmeyen isimleri severler. ( 1. Adhyaya, 3. Khanda, Aitareya Upanishad )

İnsan (Purusha) biçiminde gözüken bu Atman önce embriyon (Garbha) idi. Benlik kendi benliğini içinde taşır oldu. Meni ve kuvvetini kadına akıttığında onu doğurtur. Bu ilk doğumudur. Her bir organı kadına benzer kendi kendine oluşur. Kadına zarar vermez. Kadın bu özü besler. Kadını da beslemek gerekir. Doğduktan sonra erkek çocuğa bakar, büyütür. Bu sırada kendisini büyütmüş olur. Dünyaların devamı için bu gerekir. Bu ikinci doğumdur. Bu kişinin özü (oğlu) kişinin erdemli işlerinin ortaya konmasıdır. İşlerini yaparak ölür. Tekrar doğar bu üçüncü doğuştur.

Rahimde yatarken bile, tüm tanrıların doğuşunu bildim! Yüz demir kale hapsetti beni, yine de bir şahin gibi kaçtım kurtuldum. Bunu rahimde yatan Vamadeva söyledi. ( 2. Adhyaya, 4. Khanda, Aitareya Upanishad )

Kalp, akıl, bilinç, kavrama, ayırt etme, akıl, bilgelik, iç yüzünü anlama, sebat, düşünce, düşüncelilik, dürtü, hafıza, anlayış, niyet, yaşam, tutku, istek; hepsi Bilinç’i tanımlar.

O Brahma, İndra, Pracapati’dir, tüm tanrılardır ve 5 büyük elementtir. Toprak, rüzgar, hava, su, ışık. Bunların iyi karışımıyla elde edilen her şeydir.

Tüm bunlar akılla temellenir, yönetilir. Dünya akılla yönetilir. Temel akıldır. Brahma akıldır. ( 3. Adhyaya, 5. Khanda, Aitareya Upanishad )

Beş maddede mistik anlam (Upanishad) dünyalara aitlik, parlayan şeyler, bilgi, soy ve öze aitlikler vardır. Bunlar büyük kaynaştırmadır. Dünyaya ait, yeryüzü ilk şekil, gökyüzü ikinci şekil, hava kaynaştıkları yerdir. Rüzgar bitişmedir. Parlaklıklara ait, ateş ilk şekil, güneş son şekil, su birleştiren, parlama bitişmedir. Bilgiye ait, öğretici ilk şekil, öğrenici son şekildir, bilgi bitiştiren, eğitim bitişmedir. Soya (Nesil) ait, anne ilk şekil, baba ikinci şekildir. Nesil birleşmeyle olur, döllenme bitişmedir. Öze (Birey) ait, üst çene ilk biçim, alt çene son biçimdir. Konuşma birleştiren, dil bitişmedir. ( 3. Anuvaka, 1. Valli, Taittiriya Upanishad)

Svaha: Selam, tanrılara sunu yaparken denir.

Brahmaçarin: Kutsal bilgileri edinen öğrenciler ( 4. Anuvaka, 1. Valli, Taittiriya Upanishad)

Bhuh, Bhuvah, Suvah 3 söz (Vyahriti) 4. söz Mahaçamasya (Maha: büyüklük). Brahmadır. Bhuh: Bu dünya, Agni, Rigveda, Prana (İç soluk)’dır. Bhuvah: Atmosfer, Vayu, Samaveda, Apana ( Dış soluk)’dır. Suvah: Öteki dünya, Aditya, Yacurveda, Vyana (Yaygın, vücutta dolaşan soluk) Maha: Güneş, tüm dünyalar gelişir. Ay (Çandra) tüm ışıklar gelişir. Brahma’dır. Tüm vedalar gelişir. Besindir. Tüm yaşam solukları gelişir. Bu dördü 4 katlıdır. Vyahriti 4 kere 4 katlıdır. ( 5. Anuvaka, 1. Valli, Taittiriya Upanishad)

Kalpteki boşlukta akıldan ibaret bu insan vardır. Ölümsüz ve parlaktır. Damağın arasında duran çıkıntı ( Küçük dil) İndira yani. İndira’nın çıkış yeri, bireysel ruh, Brahma’nın yolu. Bhuh yani Agni, Bhuvah yani Vayu, Suvah yani Aditya ve Maha yani Brahma’ya varılır. Kendinin kralı olur. Aklın efendisi, söz, göz, işitme, anlamanın efendisi ve bundan fazlası olur. Bedeni boşluk olan Brahma olur. Ruhu gerçek, zevk yeri soluk olan ruhu, aklı mutluluğu olur. Huzuru bol ve ölümsüz olur. ( 6. Anuvaka, 1. Valli, Taittiriya Upanishad)

Yer, hava, gök, yönler, orta bölgeler (Adhibhuta /Maddesel varlık), Ateş, rüzgar, güneş, ay, yıldızlar (Adhibhuta /Maddesel varlık) Su, bitkiler, ağaçlar, boşluk ve insanın bedeni (Adhibhuta /Maddesel varlık) Prana, Vyana, Apana, Udena, Samana (Adhyatma/ Bireye ait) Görme, işitme, akıl, konuşma, dokunma (Adhyatma/ Bireye ait) Deri, et, kas, kemik, ilik (Adhyatma/ Bireye ait) Bunlar beşli beşlidir. ( 7. Anuvaka, 1. Valli, Taittiriya Upanishad)

Om: Brahma, bütün dünya, itaat, ortaya çıkartma, Saman şarkısı, dua töreni, karşılık, giriş methiyesi, kabul etme, kutsal sözdür. ( 8. Anuvaka, 1. Valli, Taittiriya Upanishad)

Rita (doğruluk), Satya (gerçek), Tapas (çilecilik), Dama (kendini kontrol), Şama (sessizlik), kurban ateşi, Agnihotra töreni, misafirler, insanlık, nesil, çocuk yapma, dölleme, çalışma ve öğrenme bu çileciliktir. ( 9. Anuvaka, 1. Valli, Taittiriya Upanishad)

Doğruyu konuş, erdemli davran, çalışırken hata yapma, öğretmenine makul bir hediye getir. Neslin sürüşünü kesme, doğrulukta, erdemlilikte, sağlıkta, başarıda, öğrenme ve öğretmede ihmalci olma.

Tanrılara, atalara, anne, baba, öğretmen, misafire kusursuz davran, ihmalci olma.

İnançla ver, çok ver, alçakgönüllülükle ver, dostlukla ver. Korkuyla, inançsızlıkla verme. ( 11. Anuvaka, 1. Valli, Taittiriya Upanishad)

Brahma’yı gerçek olarak, bilgi olarak, sonsuzluk olarak bilen, yer edinir. Kalbin gizinde, en yüksek gökte; isteklerine ulaşır, her şeyi bilen Brahma’yla bir olur. Bu özden (Atman) boşluk, boşluktan rüzgar, rüzgardan ateş, ateşten su, sudan toprak, topraktan bitkiler, bitkilerden yiyecek, yiyecekten meni, meniden insan (Purusha) olur. Bu insan yiyeceğin özünü taşır. Bu onun başıdır. ( 1. Anuvaka, 2. Valli, Taittiriya Upanishad)

Yiyeceklerden yaratıklar oluşur, yeryüzünde yaşarlar. Yiyecekle yaşamlarını sürdürüp sonunda yiyeceğe karışırlar. Yiyecek varlıkların başıdır. Ona ilaç da denir.

Soluğun niteliğinden olan öz insan biçimindedir. Önceki insan biçiminden olur. Prana başı, Vyana sağ yanı, Apana sol yanıdır. Boşluk Atman, toprak alt yandır. ( 2. Anuvaka, 2. Valli, Taittiriya Upanishad)

Tanrılar, insanlar, hayvanlar Prana ile yaşar. Her şeyin yaşamı denir. Bu bedensel kendiliğidir. Akılla oluşturulmuş öz bulunur. İnsan şeklindedir. Başı Yacurveda, sağ yanı Rigveda, sol yanı Samaveda, bedeni Atman öğreti, Atharvangirasaların ilahileri alt kısmıdır. ( 3. Anuvaka, 2. Valli, Taittiriya Upanishad)

Akılla birlikte varamayıp sözcüklerin geri döndüğü yerde Brahma’nın mutluluğunu kavramış olan kişi hiçbir zaman korkmaz.

Bu düşünsel bedenle karşılaştırıldığında anlamayla oluşturulmuş bir öz bulunur. İnanç (Şraddha) başı, doğruluk (Rita) sağ yanı, gerçeklik (Satya) sol yanı, düşünceye dalma (Yoga) bedeni (Atman), güç (Mahas) alt kısmıdır. ( 4. Anuvaka, 2. Valli, Taittiriya Upanishad)

Bedensel kendiliğinden Anlamayla oluşturulmuş özün içinde zevk duyan benlik vardır (Atma Anandamaya) Bu onunla doludur. İnsan biçimindedir. Zevk (Priya) onun başı, haz (Moda) sağ yanı, büyük haz (Pramoda) sol yan, mutluluk (Ananda) beden, Brahma temelidir. ( 5. Anuvaka, 2. Valli, Taittiriya Upanishad)

Başlangıçta bu dünya var değildi, ondan varlık (Sat) doğdu. O kendini bir ruh yaptı, o yüzden ona iyi yapılmış denir. Bu iyi yapılmış şey varlığın ruhudur. Ruh kazanan neşe dolu hale gelir. Mutluluk sebebidir. Kişi korkusuzluğu görünmez, bedensiz, tanımsız, temelsiz bir kurulum içinde bulursa, o korkusuzluğa ulaşmış demektir. Bunların arasında boşluk varsa o kişi korkuya kapılır. Kişi bildiğini sanıyorsa o gerçekten korkuda demektir. ( 7. Anuvaka, 2. Valli, Taittiriya Upanishad)

Onun korkusuyla Vayu eser, Surya (güneş) doğar. Onun korkusuyla Agni, İndra ve ölüm devinir.

Dünyadaki zenginlikler, gençlik, iyi, okumuş, çevik, sağlam, güçlü kişi mutludur. Bu bir insan mutluluğudur. 100 insan mutluluğu, 1 insan-Gandharva (Yarı Tanrı) ve vedaları iyi bilen, istekle çelinmemiş kişinin mutluluğuna eşittir. 100 insan-Gandharva mutluluğu, 1 göksel Gandharva ve vedaları bilen kişinin mutluluğuna eşittir. 100 göksel Gandharva mutluluğu, uzun süre katlandıkları dünyalarda yaşayan ataların ve vedaları bilen 100 ataların mutluluğuna eşittir. 100 ataların mutluluğu, doğumla ortaya çıkan tanrıların mutluluğu ve vedaları bilen kişilere eşittir. 100 doğumla ortaya çıkan tanrıların mutluluğu, çalışarak tanrılara giden çalışma tanrılarının (Karmadevah) mutluluğu ve vedaları bilenlere eşittir. 100 çalışma tanrılarının mutluluğu ve vedaları bilenlerin mutluluğu İndra’nın 1 mutluluğuna eşittir. 100 İndra mutluluğu, Brihaspati’nin 1 mutluluğu ve vedaları bilenlere eşittir. 100 Brihaspati mutluluğu, 1 Pracipati mutluluğu ve vedaları bilenlere eşittir. 100 Pracipati mutluluğu 1 Brahma mutluluğu ve vedaları iyi bilen istekle çelinmemiş kişininkine eşittir.

İnsandaki O ile güneşteki O birdir. Bunu bilen bu dünyadan ayrılırken, bu özün besinden, soluktan, akıldan, anlamadan, mutluluktan oluştuğunu anlar. ( 8. Anuvaka, 2. Valli, Taittiriya Upanishad)

Sözün akılla birlikte kavuşamayarak dönüp durduğu yerde, Brahma mutluluğunu bilenler hiçbir şeyden korkmazlar. (Neden iyi olanı yapmadım? Neden kötü olanı yaptım? demez.) ( 9. Anuvaka, 2. Valli, Taittiriya Upanishad)

Besin, soluk, akıl, bilgi, mutluluk içinde canlılar doğar, yaşar, ölünce içinde yiterler. Bu Brahma’dır. Soluk besin, beden besini yiyendir. Beden soluk, soluk beden üzerine kurulmuştur. Besin besin üzerine kuruludur. Su besin, ışık besin yiyendir. Besin besin üzerine kuruludur. Yeryüzü besin, boşluk besin yiyendir. Besin besin üzerine kuruludur. Besin ayıplanmamalı. Çok besin elde edilmeli. Eve gelen geri çevrilmemeli. Besin olarak Brahma tanıma: sözünü sakınma, soluk alıp verirken soluğu tutma, üst- alt kazanma- sakınma, ellerle çalışma, ayak hareketleri, anüsten hava boşaltma. Kutsal olan, yağmura doygunluk, şimşeğin gücü, sığırların ihtişamı, yıldızların parlaması, dölleme, ölümsüzlük, üretici organdaki zevk, uzaydaki her şeydir. Brahma’ya destekleyici tapınana destek, uluyan ulu düşünceyle tapınana düşünme yeteneği, eğilerek tapınanın istekleri önüne gelir. Sihir formülü olarak tapınan kendisi sihir formüllerine sahip olur. ( 3. Valli, Taittiriya Upanishad)

Ölenler aya gider. İlk yarıda ruhları sevinir, ikinci yarıda yeniden doğarlar. Yanıt verenleri salıverir. Vermeyenler yağmur olarak döner. Yaptıkları işler ve bilgi düzeyine göre hayvan, insan, bir şey olur. Dünyaya gelince kimsin sen denince ” Mevsimlere hükmeden, 15 bölümden oluşan bilge aydan geldim, tohumlarıyla bizi var eden atalarımızın diyarı aydan geldim. Ben de 20. veya 13. ayda doğan babamın sayesinde 20./13. ayda doğdum. Böylece Brahma’yı bilmem veya bilmemem gerekiyordu. O nedenle ey mevsimler bana Brahma’yı öğreterek beni ölümsüzleştirin. Bu gerçekler ışığında, bu zahmetin sonunda, ben mevsimim, ben mevsimlere bağlıyım. Ben kimim? Ben senim.” salıverir.

Ölünce Tanrıların yoluna gelir. Agni, Vayu, Varuna, İndra, Pracapati, Brahma’nın dünyasına gelir. Brahma dünyasında, Ara gölü, Yeshtiha cevherleri, Vicara (Yaşlanmazlık) nehri, İlya ağacı, Salacya şehri, Aparacita sarayı, kapıda bekçi olarak İndra ve Pracapati, Vibhu holü, Viçakshana tahtı, Amitaucas sediri, sevgili Manasi ve tamamlayıcısı Çakshushi, ellerinde çiçeklerle Apsaraslar, Ambalar, Ambayaviler ve Ambaya nehri vardır. 500 Apsaras koşar. 100 meyve, 100 yağ, 100 çiçek kolye, 100 giysi, 100 güzel kokular tutar. Ara gölünü aklıyla geçer. Gerçeği bilmeyenler batar. Yeshtiha cevherlerine gelir. Onlar ondan kaçar. Vicara nehrine gelir. Aklıyla geçer. İyi ve kötü işlerini atar. İyi akrabaları iyi, kötüler kötü işleri alır. İlya ağacına gelir. Brahma’nın kokusu ulaşır. Salacya şehrine gelir. Brahma’nın tadı ulaşır. Aparacita sarayına gelir. Brahma’nın parlaklığı ulaşır. 2 Kapı bekçisine yaklaşır. Onlar ondan kaçar. Vibhu holüne gelir. Brahma’nın şanı ona ulaşır. Viçakshana tahtına gelir. Brihad ve Rathantra Samanları onun 2 ön bacağı, Şyaita ve Naudhasa samanları arka bacaklarıdır. Vairupa ve Vairaca samanları uzunluğuna, Şakvara ve Raivata samanları çapraz parçalarıdır. Bu taht bilgidir, bilgiyle görülebilir. Amitaucas sediri, Prana’dır. Geçmiş ve gelecek ön bacaklarıdır. Başarı ve canlılık arka bacaklarıdır. Bhadra ve Yacnayacniya Samanları 2 baş parçası, Brihad ve Rathantra Samanları uzunluğuna parçalardır. Rig beyitleri ve Saman şarkıları uzunca, Yacus formülleri çapraz geçen parçalardır. Ay ışığı yastık, Udgitha uzun süs yastığıdır. Başarı minderdir. Brahma orada oturur. Kimsin sen der: ” Ben bir mevsimim. Mevsimlere bağlıyım. Sonsuz boşluğun rahminden, ışıktan fırladım çıktım. Işık, yılın özü, geçmiş, gelecek, tüm canlılar ruhtur. Sen de ruhsun. Sen neysen ben oyum.” Ben kimim? “Sen gerçeksin.” Gerçek ne demek? “Duyu organlarından ve yaşam soluğundan başka olana gerçek denir. Yaşam soluğu ve duyu organları Tyam’dır. Satyam ile açıklanır. Sen tüm bu dünyasın.”

Karnı Yacus, başı Saman, biçimi Rig olan o büyük ölümsüz, Brahma olarak bilinir. “Eril adlarımı nasıl ele geçirdin? Prana ile, Dişil adlarımı Vaç ile. Nötr adlarımı Manas ile. Kokularımı burunla; biçimlerimi gözle; seslerimi kulakla; tatlarımı dille; eylemlerimi elle; zevk ve acıyı bedenle; mutluluk, haz ve üremeyi cinsel organla; seyahati ayakla; düşünce, bilme ve istekleri zekayla. Sular benim dünyamdır, o senindir de.” (1. Adhyaya, Kauşitaki Upanishad)

Prana Brahma’dır. Akıl haberci, göz bekçi, kulak bildirici, söz hizmetçidir. Prana istemeden sunu taşırlar.

Kimse dilenmemelidir. Yardımsever insanlar verir.

Prana Brahma’dır. Sözün arkasında göz, gözün arkasında kulak, kulağın arkasında akıl, akılın arkasında ruh durur.

Daiva Parimara: Tanrıların çevresinde yok olma

Ateş yandığında Brahma parlar, yanmadığında yok olur. Parlaklığı güneşe gider, yaşam soluğu havaya karışır. Güneş görüldüğünde Brahma parlar, görülmediğinde yok olur. Parlaklığı aya gider, yaşam soluğu havaya karışır. Ay görüldüğünde Brahma parlar, görülmediğinde yok olur. Parlaklığı şimşeğe gider, yaşam soluğu havaya karışır. Şimşek çaktığında Brahma parlar, çakmadığında yok olur. Parlaklığı havaya gider, yaşam soluğu da havaya karışır. Hepsi yok olduğunda ölmezler havada kaybolurlar. Bu nedenle de tekrar geri gelirler.

Bir kimse söz söylediğinde Brahma parlar, susunca kaybolur. Parlaklığı göze gider, yaşam soluğu yaşam soluğuna karışır. Bir kimse gözüyle baktığında Brahma parlar, görmeyince kaybolur. Parlaklığı kulağa gider, yaşam soluğu yaşam soluğuna karışır. Bir kimse kulağıyla duyduğunda Brahma parlar, duymadığında kaybolur. Parlaklığı akla gider, yaşam soluğu yaşam soluğuna karışır. Bir kimse aklıyla düşündüğünde Brahma parlar, düşünmeyince kaybolur. Parlaklığı yaşam soluğuna gider. Yaşam soluğu da yaşam soluğuna karışır. Bu tanrılıklar yaşam soluğuna karışarak ölmezler, kaybolur, geri gelir. Ona zarar veremezler. (2. Adhyaya, Kauşitaki Upanishad)

Büyük olan seçmez, küçük olan seçer.

İndra ” İnsanlık için en yaralı şey beni anlamaktır. Kim beni bilir, beni anlarsa bu dünyadaki işleri yolunda gider, hırsızlığa uğramaz, annesi babası öldürülmez, çocuğu düşmez. Eğer bir kötülük yaparsa yüzündeki karanlık asla kaybolmaz.”

Pracnatman: Bilinçli öz

Prana ile bu dünyada ölümsüzlük kazanılır, akılla da doğru düşünce. Bir kimse aynı anda sözle bir adı, görmeyle bir biçimi, duymayla bir sesi, akılla bir düşünceyi bilmek durumunda olduğuna göre Pranalar bir haldedirler. Bir olduktan sonra Pranalar, her şeyi birer birer kavrarlar.

Sadece Prana bilinçli özdür. İkisi birlikte bu bedende yaşarlar ve birlikte ayrılırlar. Bu biliştir, bu anlayıştır. İnsan uyur da hiç rüya görmezse bu Prana ile bir olmuş demektir. Kişi uyandığında özünden çıkan Pranalar kendi konumlarına (söz, göz, kulak, akıl) dağılır. Pranalardan tanrılar, tanrılardan da dünyalar doğar. Bu kanıttır, bu anlamadır.

Söz Pracna’dır. Tüm adlar, tüm kokular, tüm biçimler, tüm sesler, tüm işler, tüm acılar ve zevkler, tüm zevk, haz, üreme, yürüme, tüm düşünceler edinir. Bunların hepsi Pracna olmaksızın akıl düşünmeyi başaramaz, bilinebilecek hiçbir şeyi bilemez.

Kişi sözü değil, konuşanı anlamalı. Koku değil, koklayanı, biçimi değil, biçimi bileni bilmeli. Ses değil işiteni, tad değil tadı tadanı, iş değil yapanı, zevk ve acı değil zevk ve acıyı sağlayanı, zevk, haz ve üremeyi anlamaya çalışmamalı, bunları sağlayanı bilmeli, yürümeyi değil yürüyeni bilmeli, aklı anlamayı değil, düşüneni bilmeli. Bu 10 varlıksal öge akla dayanır, onlar da varlığa (Akıl varsa varlık var, varlık varsa akıl var).

Varlıksal ögeler, akılsal ögelere, akılsal ögeler de yaşam soluğuna bağlıdır. Prana ve Pracna aynıdır. Yaşlanmaz, ölümsüz ve kutludur. O kişi iyi ile yücelmez, kötü ile alçalmaz. O dünya koruyucusudur, hükümdardır, her şeyin efendisidir. O benim özümdür. (3. Adhyaya, Kauşitaki Upanishad)

Güneşte büyüklük, ayda besin, ışıkta gerçek, şimşekte ses, rüzgarda İndra Vaikuntha (engel/lerden arınmış), boşlukta doluluk, ateşte alt edici, suda parlaklık bulunur. Bunlar tanrılarla ilgilidir. Aynada suret, gölgede çift, yansımada yaşam, seste ölüm, uykuda Yama, bedende Pracipati, sağ gözde söz, sol gözde gerçek vardır. Bunlar özle ilgilidir.

Güneşteki kişi, büyük, beyaz giysili, en yüce ve her şeyin başıdır. Aydaki kişi, Kral Soma, besinin ruhudur. Işıktaki kişi, gerçeğin ruhudur. Şimşekteki kişi, sesin ruhudur. Rüzgardaki kişi, zaptedilemez kahraman İndra’dır. Boşluktaki kişi, doluluk, eylemsiz Brahma’dır. Gölgedeki kişi, ayrılmaz çifttir (Eşini elde eder). Yansımadaki kişi, yaşamdır (Zamanından önce ölmez). Uykudaki kişi, ölüm tanrısı Kral Yama’dır ( Her şey onun gücüne boyun eğer). Sesteki kişi, ölümdür (Zamanından önce ölmez). Bedendeki kişi, Pracapati’dir (Nesil, sığır sürüleri, şan, göksel dünya sahibidir ve ömrünü tam yaşar). Sağ gözdeki kişi, ateştir, parlaktır ve sözün ruhudur. Sol gözdeki kişi, parlaklıktır, ışıktır, gerçeğin ruhudur. Bunlar bedensel öz (Şariratman) ile ilgilidir.

Om vanme manasiti şanti : Söz benim aklımda huzurdur. (4. Adhyaya, Kauşitaki Upanishad)

Göksel ateş cennete ulaşmayı sağlar. Anne, baba, öğretmen ile birlikte, kurban, dinsel metinleri ezberleme, sadaka alma ile ölüm ve doğumun ötesine geçilir. (1. Valli, Katha Upanishad)

İyi olan ile güzel olan ayrı şeylerdir. Farklı amaçları vardır. İyiyi seçen için daha iyi. Güzeli seçen amacına ulaşamaz. Akıllı olan iyiyi seçer. Budala kişi kazanma hırsı ve saklama hırsıyla güzeli seçer. Kendini akıllı ve bilgili zannederek cehalet içinde yaşayanlar, yanılgı içinde oradan oraya koşarlar. Bunlar körlerin yol gösterdiği körlere benzer. Çocukça davranan, pervasız olan, zenginlik yanılgısının hayali içinde olana öteki tarafa göçmek mümkün değildir.

Atman, çok işitmeyle elde edilemez, çok işitilse bile o bilinemez. Onu açıklayan muhteşemdir, onu kazanan da ustadır. Onu ustalıkla öğrenen harika bir kimsedir.

Sebatla kazanılanın ne kadar değerli olduğunu bilirim. Zaten sebatkar olmayanlar amaçlarına erişemezler.

Kalbin derinliklerinde saklanan ilksel maddeyi görmek zordur. Yoga pratikleriyle öze ait olanı tanrı olarak gören bilge kişi, mutluluğu da kederi de bırakır. Bu durumdaki bilinçli varlık ne doğar ne de ölür. Hiçbir yerden kök olmaz, hiçbir şey de ondan doğmaz. Doğmamıştır, değişmez, ölümsüzdür ve ilktir. O ne öldürür ne de ölür. En küçükten daha küçük, en büyükten daha büyüktür ve bu ruh her canlının kalbindedir. Eylemden (İstekten) uzak duran kişi onu kavrar ve kederden uzak olur. Dururken uzağa gider, yatarken her yere gider. Bedenler içinde bedensiz, ölümlüler içinde ölümsüzdür. Bu Atman eğitimle kazanılmaz. Akılla ya da çok okumayla kazanılmaz. O, ancak kendisini seçen tarafından kazanılır. Atman kendi doğasını böyle bir kişiye açık eder. Kötü davranıştan vazgeçmeyen, sakin ve kendi halinde olamayan, aklını huzur içinde tutamayan kimse onu akılla kavrayamaz. Onun için din adamlığı ve askerlik, her ikisi de besindir. Ölüm de sos gibidir. Onun nerede olduğunu kim gerçekten bilebilir. (2. Valli, Katha Upanishad)

İyi işlerin dünyasında doğruluk 2 şekilde içilir. 2’si kalbin gizli yerine ve göğün en yüksek katına girerler. Bunlar ışık ve gölgedir.

Ruh (Atman) arabaya (beden) binmiş gibidir. Bilinç (Buddhi) araba sürücüsü, akıl (Manas) dizginleridir. Duyular (İndriya) atlardır. Duyu ve akılla karışmış durumdaki benliğe hoşlanan (Bhaktri) denir. Bilinçsiz, aklı kontrolsüz, cahil, saf olmayan kişi amaca ulaşamaz. Doğum- ölüm yolunda (Samsara) gider durur. Bilinçli, aklı kontrollü, saf kişi amaca ulaşır. O artık bir daha hiç doğmaz. Vishnu’ya ulaşır.

Duyunun yukarısı duyu nesneleri, yukarısı akıl, yukarısı bilinç, yukarısı büyük öz (Atman)dür. Gözle görülmeyen, büyükten daha yukarıda, Purusha (İnsan) vardır. En yüksek nokta, amaç budur. Atman’ı ancak ince görüş, ince akıl sahibi üstün kişiler görebilir. Akıllı kişi sözüne aklıyla hakim olmalıdır. Aklına bilinçli özle, bilinçli öze Büyük Öz’le, ona da Huzurlu öz (Şanta Atman) ile hakim olmalıdır.

Uyan! Kalk! İyiliklerini kazan ve onları anla! Bu yol bıçak sırtı gibi yürümesi zor bir yoldur. (3. Valli, Katha Upanishad)

Kendi kendine var olan, dışarı doğru açılımlar yapar. Bu yüzden kişi dışarı doğru bakar, kendi içine bakmaz.

Kişi içindeki öz sayesinde tat alır, koklar, işitir ve dokunma zevkleri alır. Tüm bunları algılayan gerçekte odur. O yaşamla birlikte doğar, tanrısallığı yaratan Aditi (Sonsuzluk)dir. O kalbin gizli bölmesine girip orada durur. Buradaki neyse oradaki de odur, oradaki neyse buradaki de odur. Saf su saf suya akarsa onunla bir olur. (4. Valli, Katha Upanishad)

Bilinci çarpık olmayan doğmamış kişi, 11 kapılı (Şvetaşvatara Upanishad 9 kapılı/ beden) kalede hüküm sürer. O kimse keder duymaz. Bedenden ayrılınca gerçek anlamda kurtulmuş olur.

Ey Gautama, gizli ve ölümsüz Brahma’ya ölüm olduğunda Atman nasıl karışır? Bazıları cismani varlığın biçimlenmesi için rahimlere gider. Bazıları ise yaptıkları işlere (Karman) ve bilgi düzeylerine göre değişmez maddeye gider.

İstek ardına istek gerçekleştiren Purusha, herkes uyurken uyanık kalır. O doğrusu saftır, O Brahma’dır, ona ölümsüz denir. Bütün dünyalar onda barınır, ondan öte hiçbir şey yoktur. Her varlığın içindeki ruh (Antaratman) içine girdiği şeklin biçimini alır. Tüm varlıkların içinde barınan ruh da bu dünyanın kötülüklerinden lekelenmez. Tek idareci olan her şeyin içindeki ruh tekten çoğu çıkarandır. Onun bir ve tek olduğunu algılayan bilge kişiler sonsuz mutluluğa ulaşır. O akıllıların akıllısı, değişkenlerin değişmezidir. O istekleri gideren, çokluk içinde tekilliktir. Parlayan güneş değildir, parlayan ay veya yıldızlar değildir. Yeryüzünün ateşi de parlamaz aslında. Tüm bunları parlatan, tüm dünyayı aydınlatan onun ışığıdır. (5. Valli, Katha Upanishad)

Ölümsüz incir ağacının kökü yukarıda, dalları aşağıdadır. O kök gerçekten saftır. O Brahma’dır.

Eğer bir kimse, beden çözülmeden önce yeryüzünde onu kavrayabilirse özgür olur. Aksi halde bu onun canlılar dünyasında cisimleşmesiyle sonuçlanır. O aynada görüldüğü gibi vücutta görülür. Rüyada görüldüğü gibi atalar dünyasında, suda görüldüğü gibi Gandharvalar dünyasında görülür. Brahma dünyasında da ışık ve gölge olarak görüldüğü gibi görülür.

Duyuların farklı niteliği ve onların doğuşu ve batışı ile canlılar farklı farklı var olurlar.

Onun biçimine bakılmaz, kimse onu gözleriyle göremez. O kalp, akıl ve düşünceyle kavranır. 5 duyu organı düşünceyle birlikte kaybedildiğinde bilinç de canlanmaz. Bunun en yüksek yol olduğunu söylerler. Bu duyuları kuvvetle geri tutma yolunu Yoga olarak görürler. Böylece kişi aklıselim hale gelir. Yoga başlangıç ve sondur.

Dünyadaki tüm bağlarını kalbinden söküp atan kişi ölümlüyken ölümsüz olur. Tüm öğreti budur. Kalpte 101 damar vardır. Biri başın üstüne kadar uzanır. Onu izleyen ölümsüzlüğe gider. (6. Valli, Katha Upanishad)

2 tür bilgi vardır: 1- Alçak (Apara) bilgi: Rigveda, Yacurveda, Samaveda, Atharvaveda ile Şiksa (Telaffuz) Kalp (Ayin), Vyakarana (Gramer), Nirukta (Etimoloji), Çhandas (Şiir ölçüsü), Cyotisha (Astroloji) içerir. 2- Yüksek (Para) bilgi: Ölümsüz olanı kavratır.

Brahma çilecilikle gelişir. Besin türer, yaşam soluğunu yapar, akıl, gerçek, dünyalar ve işlerdeki ölümsüzlükle ortaya çıkar. Bu çile tüm bilgileri kapsar, onunla her şey bilinir. Ondan Brahma türer, ad ve biçim ile besin ortaya çıkar. (1. Khanda, 1. Mundaka Upanishad)

Kara, korkunç, ruh gibi hızlı, koyu kırmızı, duman renkli, kıvılcım saçan, her şekle giren bunlar kutsal ateşin 7 parlayan dilidir.

Kurban biçimleri ve aşağı bilgiyi en iyi zannedenler, yaşlılık ve ölüme geri dönerler. Cehalet ve aldanış iç,indedirler. Ormanda inanç ile çile dolduranlar, dilendikleriyle huzur içinde yaşamayı bilenler tutkudan uzaklaşmış bir biçimde güneşin kapısından geçerler ve ölümsüz varlık (Purusha) ve ölümsüz ruh (Atman) olurlar. (2. Khanda, 1. Mundaka Upanishad)

Purusha başı ateş, gözleri güneş ve ay, kulakları yönler, sesi vedalar, soluğu rüzgar, kalbi tüm dünya, ayakları topraktır. O her şeyin içindeki Atman’dır. Ondan yakıtı güneş olan ateş çıkar. Aydan yakıtı olan yağmur bulutu, yağmurdan yeryüzündeki bitkiler doğar. (1. Khanda, 2. Mundaka Upanishad)

Upanishad yay, meditasyon ok, düşünce ile gerilir ve özüne nişan alınır. Om yay, Atman ok, Brahma hedef, Kişi ok gibi onunla birleşmelidir.

Yüksek ve alçak olmak üzere Öz’ü gören kişi, bütün işleri (Karman) bırakır, kalbini bağlayan bağlar çözülür ve tüm şüpheleri ortadan kalkar. (2. Khanda, 2. Mundaka Upanishad)

Atman gerçekle, çilecilikle, uygun bilgiyle, Brahmaçarya yaşamıyla kavranır. Gerçek kazanır, yalan değil. Tanrılara giden yol gerçekle ele geçer. O bakarak, konuşarak, her hangi bir duyu organıyla, çilecilikle ya da çalışarak kavranamaz. Kendini saflaştırmış ve bilgi huzuruna ermiş olan kişi, üzerinde düşüncesini yoğunlaştırarak yek vücut olan onu kavrar. Duyuları içinde 5 biçimde barındıran ruh, düşünceyle bilinebilir. İnsanların düşünceleri duyularıyla karışık haldedir. Saflaşıldığında Atman parlayarak öne çıkar. (1. Khanda, 3. Mundaka Upanishad)

İstekten kurtulmuş olanlar Purusha’ya taparlar, bilge kişi yeniden doğuş çarkının ötesine geçer. Şurada burada ortaya çıkan istekleri yüzünden hayalin peşinden koşar. Tüm istekleri doyurulmuş kişinin ruhu huzura erer, bu dünyadaki tüm istekleri kaybolur.

Atman eğitimle, düşünceyle veya çok öğrenmekle kavranır bir şey değildir. O, ancak onun seçtiği tarafından kavranabilir. Atman kendisini ancak böyle bir kimseye gösterebilir. Tahammülden yoksun olanlar, düşüncesizler ve çilecilik hayali içinde olanlarca algılanamaz. Bilgiye doymuş ermişler, mükemmel bir ruhla, tutkudan uzak ve sakin halde ona ulaşırlar. Vedanta bilgisini doğru anlayanlar, terk ve feragat yoluyla kendilerini saflaştıran çileciler, zamanın sonunda ölümün ötesine geçip Brahma dünyasına erişirler.

15 parça kendilerine denk gelen kendi yerlerine çekilir. Bütün duyu organları kendi tanrılıklarını kazanırlar. Bir kimsenin eylemleri ve bilinçli özü en yüce ölümsüz varlıkla bir olur. (2. Khanda, 3. Mundaka Upanishad)

Neden ortaya çıktık? Zaman (Kala), kendi kendine var oluş (Svabhava) kader/ gereklilik, şans, elementler, rahim (Yoni), erkek (Purusha) birliktedir. Bunlar ruh için vardır. Ruh zevk ve acının nedeni üzerinde kudretsizdir.

Yoga ve meditasyonla (Dhyama) Tanrının öz gücünün (Atmaşakti) kendi niteliklerinde saklı olduğunu görürler.

3 tekerlekli çark (Samkhya) felsefesinde, Sattva (saflık), Racas (tutku) ve Tamas (karanlık) dır. 16 bitim parçası (5 element, 5 anlama organı, 5 eylem organı ve akıl) 50 tekerlek parmağı (Samkhya’da 50 oluş /Bhava) 20 zıt parmak (10 duyu/İndriya ve 10 duyu nesnesi) 8’li 6 set (1. Prakriti meydana getiren 5 element ve akıl, bilinç, benlik; 2. Bedenin 8 unsuru; 3. İnsanüstü güçlerin 8 biçimi; 4. 8 oluşum; 5. 8 Tanrı; 6. 8 nitelik) Çok yönlü tek ip (istek), 3 ayrı yolu olan (Dindarlık/Dharma, dinsizlik/Adharma ve bilgi/Cnana) 2 neden oluşturan (iyi ve kötü işler) tek bir hayal (Moha)dir.

5 element sert ve kıvrık şekilde 5 kaynaktan çıkar. 5 duyu, 5 kollu nehir olarak anlatılır. Dalgaları 5 yaşam soluğu, gerçek kaynağı 5 katlı kavrama (Buddhi) dir. 5 kat felaket getiren seliyle 5 girdap 5 duyu nesnesidir. 5 koldan 5 kere bölünür. Ruh (Hamsa) her canlıya hayat veren, her canlıda görülen bu Brahma Çarkı’nda kanat çırpar. O kendini ayrı harekete geçireni ayrı olarak düşünür. Brahma’da 3’lü vardır (Dünya, bireysel ruh ve kozmik ruh)

Birbirine bağlı olan ölümlü- ölümsüz, görülür- görülmez her şeyi Tanrı (İşa) destekler. Tanrı olmadan ruh (Atman) tutukuları yüzünden bağlıdır. Tanrı’yı bilerek tüm bağlarından kurtulur. Her şeyi bilen, kadiri mutlak Tanrı ile bilgisiz ve aciz Bireysel ruh, her ikisi de doğmamıştır. Doğmamış olan O, zevk alana ve zevk nesnelerine bağlıdır. Atman sonsuz, evrensel ve eylemsizdir. Bu üç özelliği bilen Brahma olmuştur.

İlk madde (Pradhana) değişkendir, Tanrı ise değişken değildir ve ölümsüzdür. Değişken olanı ve ruhu Tanrı yönetir. Düşüncesini ona yoğunlaştıran, onunla birlik olur ve onun varlığına karışır. Om hecesi meditasyon yardımıyla bedendeki bireysel ve evrensel Brahma görülebilir. (1. Adhyaya, Şvetaşvatara Upanishad)

Gerçeği arayan aklı ve düşünceyi ilk kontrol eden Savitri (canlandırıcı/güneş) ateşi (Agni) ışık olarak ayırdı ve onu yeryüzüne getirdi.

Soluğunu, hareketlerini ve aklını kontrol eden kişi, temiz sessiz, rüzgardan korunaklı yerde Yoga uygulaması yapmalıdır. Sis, duman, güneş, ateş, rüzgar, ateşböceği, billuri şeyler, ay Yoga sırasında Brahma’nın kendini açığa vurmasından önce görülür. Toprak, su, ateş, hava ve boşluktan hareketlerle Yoga’nın 5 katlı niteliği ortaya çıkar. Parlaklık, sağlıklılık, metanet, yüz temizliği, ses güzelliği, koku güzelliği, az dışkılama : Yoga uygulamasından sonra ilk görülen belirtilerdir.

Ateşte olan, suda olan, tüm dünyanın içine işlemiş olan, bitkilerdeki, ağaçlardaki Tanrı’ya selamlar olsun! (2. Adhyaya, Şvetaşvatara Upanishad)

İkincisi olmayan, tek olan Rudra’dır. Bize nazik, korkutucu olmayan, kötü yönünü ortaya koymayan, şefkatli biçimini (Şiva) göster. Purusha güçlü tanrıdır (Prabhu) (3. Adhyaya, Şvetaşvatara Upanishad)

Kişi doğayı (Prakriti) hayal (Maya) ve güçlü efendiyi (Maheşvara) de hayal yapıcısı olarak bilmelidir. (4. Adhyaya, Şvetaşvatara Upanishad)

Hayal oyunlarıyla, dokunma ve görmeyle, yeme, içme ve döllenmeden sonra doğan özün gelişimiyle bedenlenmiş olan kişi, yaptığı işlere göre sıralı olarak çeşitli durumlara uyan çeşitli biçimler edinir. Bedenlenen kişi, iyi veya kötü, çok sayıda biçimi niteliğine göre kendine seçer. Kişinin yaptığı işlerin ve karakterinin niteliği, bir sonraki birleşimlerinin belirleyici nedenleri olur. (5. Adhyaya, Şvetaşvatara Upanishad)

Bir kimsenin özünde duranı (Atmastha) her şeyin ölümsüz barınağı olarak bil.

Mahatman: Büyük Ruh (6. Adhyaya, Şvetaşvatara Upanishad)

Yaratıcı Tanrı (Pracapati) nesil (Praca) istiyordu. Çile doldurdu sonunda Madde (Rayi, dişil) ve enerji (Prana, eril) çiftini oluşturdu. Güneş enerji, ay maddedir. Madde şekilli- şekilsiz her yerdedir. Özdeksel biçim maddedir. Güneş, evrensel ve her biçime girmiş ateştir. “O bütün biçimlerdir, altından alandır, her şeyi bilendir, en son amaç, tek ışık ve ısı verendir. Bin ışınlıdır, yüzlerce devir yapandır; canlıların yaşamı olan güneş doğar.”

Yıl yaratıcı tanrıdır. 2 yolu vardır: Kuzey ve Güney. Vedik kurban ve hayırseverlik ile tapınanlar Ay dünyasını kazanır ve buraya geri dönerler. Nesil isteyenler Güney yönünden gider. Madde, atalara götüren aynı yoldur. Atman’ı çilecilik, saflık, inanç ve bilgide arayanlar Kuzey yönünden Güneş’e ulaşırlar. Bu yaşam kaynağıdır, ölümsüz ve korkusuz olandır. En son amaçtır. Buradan dönüş yoktur. Son noktadır. “5 ayaklı (5 mevsim), 12 biçimli (12 ay), Göğün en yüksek parçasından yağmur veren, aşağı yarıda 7 tekerlekli (Güneşin 7 rengi) 6 tekerlik parmaklı (6 Hint mevsimi) derler.”

Ay Pracapati’dir. Yarısı karanlık madde, aydınlık yarısı yaşamdır. Ermişler aydınlık yarıda, başkaları karanlık yarıda kurban sunarlar.

Gün ve gece Pracapati’dir. Gün yaşam, gece maddedir. Gündüz cinsel birleşme yapanlar enerjilerini boşa harcar. Gece yapanlar doğru yapar. Çift oluşturup saf kalan, doğruluk içinde olanlar Brahma dünyasını kazanır. (1. Praşna Upanishad)

Güç (Deva)lerin en büyüğü Prana’dır. Agni (ateş) ısı yayar, Surya (güneş) Parcanya (bereketli yağmur), Vayu (rüzgar) toprak (Prithivi) madde (Rayi) varlık (Sat), yokluk (Asat), ölümsüzlük (Amritam) parlaklık (İndra) koruyucu (Rudra) ermiş (Vratya) hava (Matarişvan)dır. (2. Praşna Upanishad)

Yaşam soluğu Atman’dan doğar. Akıl hareketleriyle vücut bulur. Diğer yaşam soluklarını yönetir. Apana (dış soluk) boşaltım ve üreme organlarındadır. Yaşam soluğu (Prana) göz, kulak, ağız ve burundadır. Ortada eşitleyen soluk (Samana) vardır. Besin olarak dağıtılanı eşit dağıtır. Bundan 7 alev doğar. Atman kalpte yaşar. 101 damar var. Her birinden yüzlerce küçük damar, bunların her birinde de 72.000 kılcal damar vardır. İçinde yaygın soluk (Vyana) dolaşır. Üst soluk (Udana) iyi işlerin sayesinde insanı iyilerin dünyasına taşır. Güneş Prana, toprak Apana, Güneş- toprak arasında var olan Samana, Hava(Vayu) Vyana, ısı Udana’dır.

Kişi ölüm anında ne düşünürse onunla yaşam soluğunun içine girer. Ateşle birleşik Prana, Atman’la birlikte arzulanan dünyaya gider. (3. Praşna Upanishad)

Prana ateşi bu bedende canlı kalır. Apana Garhapatya ateşi, Vyana Anvaharyapaçana (Güney kurban) ateşi, Prana Ahavaniya (adak) ateşidir, Garhapatya ateşinden alınmadır. İç ve dış soluğu Samana dengeler. Akıl kurban sunandır. Kurbanın meyvesi üst soluk (Udana)dır. Kurban sunanı günden güne Brahma’ya yaklaştırır.

Uyku durumunda, tanrılık büyüklüğünü gösterir, görülmüş ve görülmemiş, duyulmuş ve duyulmamış, yaşanmış ve yaşanmamış, gerçek ve gerçek olmayan hepsini görür. O kendisini bunların hepsi olarak hepsini görür. Derin uykuda tanrılık rüya görmez. Beden huzur içindedir.

Her şeyi bilen her şey olur. (4. Praşna Upanishad)

Om (Aum) hecesi hem yüksek hem alçak Brahma’yı belirtir. Sadece bir hece üzerinde düşünen bu dünyaya geri gelir. Rig (İlahiler) insanların dünyasına taşır. Çilecilik, saflaşma ve bağlılıkla büyüklüğü deneyimler. 2 hece üzerinde düşünürse Yacur formülleri onu orta boşluğa, Ay dünyasına taşır. Orada büyüklüğü tadar, buraya geri gelir. 3 hece ile birlikte en yüce Purusha üzerine yoğunlaşırsa güneşin parlaklığıyla birleşir. Günahtan sıyrılır. Saman şarkılarıyla Brahma dünyasına taşınır. Yüceden yüce özden bu bedende yaşayan insana bakar. “Üç hece ayrı ayrı kullanılırsa ölümcül olur. (iç, dış, ara eylemler) Uygun olursa korkmaya gerek yok. Rig beyitleriyle bu dünyaya, Yacur formülleriyle orta boşluğa, Saman şarkılarıyla bilgelerin bildiği yere ulaşılır. Om hecesi bir destektir, onu bilen huzura, güvene, ölümsüzlüğe ve korkusuzluğa kavuşur.” (5. Praşna Upanishad)

16 parçalı Purusha bu bedendedir. O Prana’yı yarattı. Ondan inanç, boşluk, hava, ışık, su, toprak, duyu yetisi, akıl ve besin doğdu. Besinden erkeklik, çilecilik, kutsal dualar, kurban ve dünyalar doğdu. Dünyalardan ad (birey) doğdu. Bunların hepsi Purusha’da kaybolur, O parçasız ve ölümsüzdür. (6. Praşna Upanishad)

Bütün dünya Om hecesinden ibarettir. Geçmiş, bugün, gelecek. Her şey sadece Om’dur. Bu 3 zamandan fazlası Om’dur.

Her şey Brahma’dır. Atman denilen öz Brahma’dır. Atman’ın 4 yönü vardır: 1- Dıştan kavrayan: 7 uzuv (başı gökyüzü, gözleri güneş, soluğu hava, bedeni boşluk, alt organları su, ayakları yeryüzü) 19 ağız (5 duyu organları, 5 çalışma organı, 5 nefes organı, 4 zihin organı) büyük nesnelerden zevk sağlayan, uyanık yaşam alanındaki Vaişvanara’dır. (A hecesi, başlangıçtır) 2- İçten kavrayan: 7 uzuv, 19 ağızla ince nesnelerden zevk sağlayan uyuyan yaşam alanındaki Taicasa’dır. ( U hecesidir. Yüksek ve arada, dengededir.) 3- Uyurken rüya görmeyen, hiçbir şey hissetmeyen kişi, derin uykudadır. Tatların birleştiği, hazla dolu ve hazdan zevk alan, belirsiz çoklukları kavrayan ve belirli kavrayışların yolunu açan Pracna yaşam alanıdır. Bu onları bilen, onları içten kontrol eden, onların kaynağı olan, onları başlatan ve çözen Tanrı’dır. (M hecesidir. Sınır ve sondur.) 4- Ne iç ne dıştan, ne uyku ne uyanıklık, ne belirsiz bir kavrama ne ortak bir kavrama veya kavramama değildir. O görülmeyen, ilişkisiz kavranamaz, anlaşılamaz, hayal edilemez, tarif edilemezdir. O bilincin her durumuna uyan kendini kavramış bir özdür. Tüm olgular onda biter. O huzurdur, o mutluluktur, o ilksizliktir. Bu Atman’dır. (AUM, parçalanmamış) Doğaüstü görüntüsüz, sevecen ve ikincisizdir. (Mandukya Upanishad)

Apana soluğunu yöneten, kaba besin ve elementleri incelterek organlara taşıyan soluğa Samana denir. Vyana’dan yüksektir. Udana ikisi arasındadır. Yenilen içilen şeyleri püskürten soluğa Udana denir. Yaşam soluğu kendini 5’e böldü.

Soma kurbanı Antaryama ve Upamşu kaplarının arasındadır. Tanrı bu aradaki ısıdan insanı yarattı. İnsan evrensel ateştir.

Pracapati yine kendini 5’e böldü. Akıl, bedene can, biçime ışık, kavramı gerçek, ruhu boşluktadır. 5 idare aracıyla nesnelerden zevk aldı. Algılama organlarıdır. (Hareket organı atlar, bedeni araba, akıl arabacı, kişinin kişiliği kamçıdır)

Atman, yeryüzünde iyi ve kötü işlere göre bedenden bedene dolaşır. Gizlilik, incelik, görünmezlik, anlaşılmazlık ve özgecilik içindeki O, yapan gibi gözükür ama gerçekte o yapan değil barınandır. O saf, sağlam, sapmaz, lekesiz, sarsılmaz, istek barındırmaz. O içeride izleyicidir. Doğruluktan hoşlanır, kendisini niteliklerden oluşan bir örtüyle kaplar. Sarsılmaz kalır. (2. Prapathaka, Maitri Upanishad)

Bhutatman: Maddesel Atman, iyi ve kötü işlere göre tekrar doğar, karşıtlıklar tarafından çelinerek dolaşır. 5 hafif madde (duyma, dokunma, biçim, tat alma, koku alma) , Bhuta (5 ağır madde) birleşimlerine beden (Şarira)denir. Bunun içinde maddesel ruh vardır. Atman (ölümsüz ruh) lotus yaprağındaki su damlasına benzer. Maddesel ruh doğa (Prakriti)nın nitelikleriyle zapt edilince kişinin aklı karışır, yaratıcı olan, canlıların içindeki Tanrı’yı (Prabhu) göremez. Uzaklaşır, görüşü karanlıklaşır, karasız, istekle dolu, aklı başından gitmiş ve bencil olur. Ben, benim der ve kendi özüyle kendisini bağlar. Eylemlerinin getirdiklerine yenik düşer. Tekrar doğar. Maddesel ruh, içteki öz tarafından ele geçirilir ve nitelikler tarafından başka bir biçime geçirilir. Bu biçim 4 tabakada, 14 ve 84 çeşit canlı türü haline dönüşebilir. Purusha değişmez, Bhutatman niteliklere bağlı olduğundan değişir.

Karanlık (Tamas) niteliğin özellikleri: Korku, ümitsizlik, uyuma, yorgunluk, pervasızlık, yaşlılık, keder, açlık, susuzluk, perişanlık, öfke, tanrı tanımazlık, cehalet, kıskançlık, zalimlik, aptallık, utanmazlık, dini savsaklamak, kibir, düzensizlik.

Tutku (Racas) niteliğin özellikleri: İç susuzluk, sevgi, duygusallık, açgözlülük, kötü niyetlilik, şehvet, nefret, gizlilik, düşmanlık, doymazlık, döneklik, sebatsızlık, şaşkınlık, ihtiras, hırs, dostları kayırma, çevreye bağlılık, kötü şeylerden kaçma, güzel şeylere düşkünlük, ters ters konuşma, oburluk (3. Prapathaka, Maitri Upanishad)

İyilik (Sattva) çilecilikle elde edilir, iyilik yoluyla akla varılır, akılla ruh kazanılır ve onu kazanan bir daha geri dönmez.

Brahma, bilgi (Vidya), çilecilik (Tapas) ve düşünceyle (Çinta) kavranabilir. Böylece maddesel ruh, Atman ile birleşir. (4. Prapathaka, Maitri Upanishad)

Başlangıçta bu dünyada sadece karanlık (Tapas) vardı. O en yüksekteydi. O ayrımlaştı. Bu bizim tutku (Tamas) idi. Ayrımlaştı bu biçim saflık/iyilik (Sattva) zorladı ve Öz (Rasa) çıktı. Bu saf aklı anlayış, sebat, kendini beğeni özellikleri olan ruh (Vişva) denilen Pracapati’dir. Bir yönü Tamas denilen Rudra’dır. Bir yönü Racas denilen Brahma’dır. Bir yönü Sattva denilen Vishnu ‘dur. Böylece 1 olan 3 olur. 8, 11, 12 ve sayısız parça olur. (5. Prapathaka, Maitri Upanishad)

Atman kendini 2 türlü taşır: 1- Yaşam soluğu (iç ruh / Antaratman): Dış ruhun ölçüsüyle belirlenir. “Bilen kişi kötülükten kurtulmuş, duygularına hakim, saf akıllı, özüne tutunmuş kişi, Atman ile aynıdır.” 2- Güneş (dış ruh/ Bahiratman): İç ruhun ölçüsüyle belirlenir. ” Güneşte yer alan ve altından mekanında oradan yeryüzüne bakan altın kişi ile kalbin lotusunda yerleşmiş yemek yiyen kişi aynıdır.” Atman’ın yolu iç ve dış olarak 2’dir. Gece ve gündüz olarak döner. Kalbin lotusunda yemek yiyen ve güneş aynıdır. Buna Zaman denir ve her şeyi besiniymiş gibi yer. Lotus boşlukla aynı şeydir. 4 yön ve 4 ara yön yapraklarıdır.

Om hecesi, mistik Vyahriti sözleri ve Savitri duasıyla yaşam soluğu ve güneşe tapmalıdır. Brahma 2 türlüdür: Biçimi olan gerçek değildir. Biçimi olmayan gerçektir, ışıktır. Güneşle aynıdır. Om hecesinin özüdür. Bir kimse Om’un güneş olduğunu düşünerek kendini özümsemelidir. Udgitha Om’dur, Om Udgitha’dır. Udgitha güneştir. Parlak, uykusuz, yaşsız, ölümsüz, 3 bacaklı, 3 heceli, 5’li olarak bilinir. Kalbin gizli yerinde saklıdır. 3 yönlü Brahma’nın kökü yukarıdadır. Dalları boşluk, rüzgar, ateş, su, toprak ve benzeridir. “Issız İncir Ağacı”

Om Atman’ın sesli biçimidir. Cins biçimi olarak eril, dişil ve nötrdür. Işık biçimi ateş, rüzgar ve güneştir. Tapınılacak biçimi Brahma, Rudra ve Vişnu’dur. Ağız biçimi Garhapatya, Dakshinagni ve Ahavaniya kurbanlarıdır. Anlama biçimi Rigveda, Yacurveda ve Samaveda’dır. Dünya biçimi Bhur (yeryüzü), Bhuvas (hava) ve Svar (gökyüzü) dür. Zaman biçimi geçmiş, şimdi ve gelecektir. Isı biçimi soluk, ateş ve güneştir. Şişme biçimi besin, su ve aydır. Akıl biçimi mantık, düşünme ve bencilliktir. Soluk biçimi Prana, Apana ve Vyana’dır. Hepsi Om’un içindedir.

Başlangıçta dünyada söz yoktu. Atman Pracapati çile doldurarak Bhur, Bhuvas ve Svar sözcüklerini çıkardı. Bu en kaba biçimi, dünyalık biçimidir. Başı gökyüzü, göbeği hava, ayakları yeryüzüdür. Gözü güneştir. Kişinin madde dünyası göze dayanır. Göz gerçektir. Göze yerleşen kişi tüm nesneler arasında gezinir. Bu yüzden her şeyin ruhu, her şeyin gözü olan Pracapati’ye saygı duymalıdır. Bu Pracapati’nin her şeyi destekleyen biçimidir. Tüm dünya bunda gizli, bu da tüm dünyada gizlidir.

Düşünce meditasyondur.

Bharga (Parlaklık), güneş ve göz bebeğinde olan parlaklıktır. Işık huzmeleri (Bha) kendi yönünde gider (gati). Rudra (korkunç) Bharga diye adlandırılır. O kurutmaya (Bharcayati) neden olur. Bha dünyaları aydınlatır (Bhasayati), ra canlılara neşe verir (Rancayati), ga canlılar ona gider ve ondan gelir (Gaççhanti) “Bha-ra-ga” Bharga’dır.

Sürya (Güneş) devamlı sıkmadan (Süyamana) bu adı alır. Soma bitkisi ona adanır ve sıkılır. Savitri (Güneş) devamlı uyardığı (Savana) için bu adı alır. Aditya (Güneş) kendini yukarıya kaldırdığı (Adana) için bu adı alır. Pavana (Güneş) saflaştırıcı olduğu için (Pavana) bu adı alır. Apas (Su) kabarmaya (Apayana) neden olduğu için bu adı alır.

Bilgi, bildiren ve bilen olunca kişi işitir, görür, koklar, tadar ve dokunur, ruh da her şeyi bilir. Atman İşana (Efendi), Sambhu (Lütufkar), Bhava (Varlık), Rudra (Korkunç), Pracapati (Yaratılışın efendisi), Vişvasric ( Her şeyin yaratıcısı), Hiranyagarbha (Altın tohum), Satya (Gerçek), Prana (Yaşam), Hamsa (Ruh), Şastri (Öğreten), Vishnu (Kaplayan), Narayana (Tüm insanların sığınağı/ suyun üzerinde bir), Arka (Parlayan), Savitri (Canlandıran), Dhatri (Yaratıcı), Vidhatri (Takdir edici), Samrac (Hükümdar), İndra (Hava, savaş, cennetin tanrısı), İndu (Ay) hepsi ve daha fazlasıdır.

Bilinçli Purusha, maddenin (Pradhana) içindedir. O hoşlanandır ve Prakriti (Doğa) nin besininden hoşlanır. Maddesel ruh (Bhutatman) bile onun besinidir, yapıcı maddesidir. Besin 3 niteliğe sahiptir. Bunlar zevk, acı ve hayal görmedir. Purusha (İnsan) yiyici, Prakriti (doğa) yenilendir. (Hoşlanan ve hoşlanılan). Besin 14 yönlüdür. Akıl, mantık, düşünce, bilinç, 5 duyu organı, 5 hareket organından oluşur. Gerçekte tüm dünya besinden var olmuştur. Agni besin yiyici, Soma besin, ateşle yer. Maddesel ruha Soma denir. Çileci (Sannyasin) ve mürit (Yogin) Atman’a kurban sunar. Duyu nesnelerine kayıtsız kalarak bunu yaparlar.

Besin Atman’ın en yüksek biçimidir. Prana besin içerir. Besin, Vişvabhrit (Her şeyi destekleyen) kutlu Vishu’nun biçimidir. Yaşam soluğu besinin özüdür. Akıl yaşam soluğunun, bilgi aklın, hoşlanma bilginin özüdür.

Besin tüm dünyanın temeli, zaman besinin, güneş zamanın temelidir. Zamanın görünür şekli 12 ayıyla yıldır. Yılın yarısı Agni, yarısı Varuna’ya aittir. Magha yıldızlanmasından Şravishtha yıldızlanmasının yarısına kadar ( Haziran- Aralık) güneşin güney yönünden seyahati Agni’ye aittir. Sarpa yıldızlanmasından Şravishtha yıldızlanmasının yarısına kadar (Ocak- Mayıs) güneşin kuzey yönünden seyahati Varuna (Soma)’ya aittir. Atman’ın her bir ayının yıldız kümeleri, kendini karşılayan kursa göre 9 çeyrek içerir.

Zaman duyularla kavranamayacağı için güneş onun kanıtıdır. Kanıtı da bilinir kılan içerdiği parçalardır. Zamanın çok parçası vardır. Onların hepsi de güneşten gelir. Her kim zamana Brahma olarak tapınırsa zaman ondan uzaklaşır. Canlılar zamandan akıp gelirler, zamanla büyürler, zaman içinde kaybolup giderler. Zaman görülebilirdir ve görülemezdir.

Brahma’nın 2 biçimi vardır: Zaman ve zamansızlık. Güneş var olmadan önceki dönem zamansızlıktır ve parçasızdır. Güneş var olduktan sonraki dönem zamandır ve parçalıdır. Bu parçalar yıldır. Yıl, Pracapati’dir. Yıldan canlılar doğar, büyür ve kaybolur. Zaman besindir. Brahma’nın barınağıdır, Atman’dır. Zaman her canlıyı Büyük Ruh (Mahatman)’un içinde pişirir, zaman kendisi de pişer, olgunlaşır. Somutlaşmış zaman canlıların büyük okyanusudur. Savitri denilen güneş onda barınır ve o ayın, yıldızların, yılın ve öteki şeylerin ortaya çıkmasına neden olur. Bütün dünyada iyi kötü ne varsa hepsi de bunlardan gelir. O yüzden Brahma güneşin ruhudur.

Ateşte, kalpte ve güneşte bulunan O, bir ve aynıdır. Bununla bir olmak için 6 basamaklı Yoga yapılır: Nefes tutulur, duyu zevklerinden kaçınılır, derin düşünceye dalınır, dikkat yoğunlaştırılır, erilir. (Samadhi)

Yapıcı, Efendi, İnsan, Brahma, Kaynağı gören, bilen birisi olarak iyiyi ve kötüyü silkeler ve her şeyi en yüce Ölümsüz Varlık’la birlik haline gelir. Günahlar ona yaklaşamaz. Bilen kişi, Prana’yı dinlenmeye alıp aklını duyu nesnelerinden geriye çektiğinde o hiçbir şey düşünmeden kalır. Soluk alan ruh denilen canlı birey (Civa), soluk almayan ruhtan doğduğu için birey kendini 4. durum olan kendindelikten geri çeksin. Düşüncesizlik, düşünülemeyen en yüce giz olan düşüncenin içinde yatar. O nedenle kişi, düşüncesini ve bedenini zahmetsizce yoğunlaştırmalıdır. Bundan daha yüksek yoğunlaşma için; sesini aklını ve soluğunu tutarak dilinin ucuyla damağına bastırıp düşünürse Brahma’yı görür. Aklını baskı altına alarak kendi özü, inceden daha ince olan parlak özü görürse, böyle özün Öz’ü görmesiyle kişi Özsüz (Niratman) olur. Özsüz olmak demek, sayılamayan olmak (Asamkhya) olmak, kökensiz olmak kurtuluşa ermek demektir. Bu en yüce sırdır (Rahasya). Sushumna denilen damar, soluğu taşıyarak damağı delip yukarı gider. Solukla, Om hecesiyle ve zihinle birleşen bu damar kişiyi yükseltir. Dilin ucunu damakta geri döndürerek, hiçbir duyu organını kullanmadan yüceliğiyle, yüceliği görür. Buradan özsüzlüğe ulaşır. Burada acı ve zevki hissetmez, o mutlak birlik (Kevalatva) haline kavuşur. Sınırsızlıkla sınırlılığın ötesine geçen kişi kafasının içinde tekliği sağlar.

Üstünde düşüncelerin yoğunlaştırıldığı 2 Brahma vardır: Ses ve sessizlik. Sessizlik sadece sesle açığa vurulabilir. Ses Brahma’sı Om’dur ve onunla yükselen kişi sessizliğe ulaşır. Bunun yol olduğunu, ölümsüzlük, bütünüyle birleşme, huzurluluk olduğunu söylerler. Kulaklarını parmaklarıyla kapatıp, kalplerindeki boşluğun sesi Brahma derler. 7 tür ses karşılaştırılır: Nehirler, çan, pirinç kap, tekerlek, kurbağa vıraklaması, yağmur ve mağrada yankılanan ses.

Beden bir yay, Om ok, akıl sivri ucu, karanlık hedeftir. Karanlığı delip geçen kişi, ateş tekerleği gibi kıvılcımlar saçan Brahma’yı görür. Düşünce içerideki en yüksek varlığa ve dışarıdaki nesnelere yoğunlaştırıldığında, belirsiz anlama belirli anlamaya dönüşür. Ancak aklın işleri kaybolduğunda tek tanığı kişinin kendi özü olan mutluluk oradadır.

Soluğun, aklın ve duyuların bir olması ve her türlü yaşam durumundan geri çekilmeye Yoga denir. Sopası sebat olan, dinsel dilencilik yaşamından yay ile kendini beğenmişlikten kurtulmuşluğun okunu takar ve Brahma’ya giden kapıdaki ilk muhafız olan “Bencillik” i vurur. Bencillik kafa karışıklığını taç, açgözlülük ve kıskançlık küpe, bitkinlik, sarhoşluk ve kirlilik asa, yol göstericisi şehvet ve canlıları öldüren okları vardır. Bencilliği vurup, Om hecesinden kayığı ile kalpteki boşluğun ötesine geçer. Brahma’nın salonuna bir Guru (Ruhsal önder) ile girer. Saf, temiz, sessiz, sakin, soluksuz, benliksiz, sonsuz, ölümsüz, metin, doğmamış ve bağımsız biçimde kendi büyüklüğü içinde kalır.

Eğer insan duyularından uzak 6 ay Yoga yaparsa başarıya ulaşır. Eğer tutku (Racas) ve cehalet (Tamas) tarafından çelinir, kadın, çocuk, ev bağlılığı gösterirse Yoga başarısız olur. Temiz bir yere oturmalı, kendisi temiz olmalı, saflık içinde kalmalı, gerçeği çalışmalı, gerçeği konuşmalı, gerçeği düşünmeli ve gerçeği kurban etmelidir. Ödülü zincirlerinin koparılmasıdır, hem kendisi hem başkaları için korkudan, beklentiden, tutkudan uzak olmaktır. İsteklerden kurtulamayan, onları hayal eden bencilce bunları düşünen kişi bir esirdir.

5 tuğlasıyla kurban ateşi (Garhapatya) yıldır. Tuğlaları ilkbahar, yaz, yağmur mevsimi, sonbahar ve kıştır. Başı, 2 kanadı, gövdesi ve kuyruğu vardır. Kurban yeri yeryüzüdür. Purusha elleriyle kurban sunanı yukarı kaldırır ve Vayu’ya sunar. Bu Vayu Prana’dır. Prana Agni’dir. Tuğlaları Prana soluğu, Vyana, Apana, Samana, Udana soluklarıdır. Kurban yeri havadır. Kurbanı İndra’ya sunar. İndra uzaktaki güneş (Aditya)dir. İndra 3. ateştir. Tuğlaları Rigveda, Yacurveda, Samaveda, Atharvaveda ve Angiras efsaneler (İtihasa) ile Eski öyküler (Puranalar) dir. Kurban yeri gökyüzüdür. Atman’ı bilen kurbancıya hediye verir. Atman’ı bilen onu yukarı kaldırır. Brahma’ya sunar. Garhapatya ateşi yeryüzüdür. Dakshina ateşi havadır. Ahavaniya ateşi gökyüzüdür. Bunlar saflaşma (Pavamana) saflaştırıcı (Pavaka) ve saf (Şuçi) diye adlandırılır. Böylece 3 ateşin kurbanı görünür. Sindirici ateş bu üçünün toplamıdır.

Yağı olmayan ateş, yerinde nasıl sessizce yanarsa,

Eylemsiz düşünce de yerinde öyle yatmış durur.

Gerçeği arayan akıl, kaynağında öylece sönmüş olarak kalır,

Çünkü eylemin yanlış kontrolü duyu nesneleriyle kişiyi yanıltır.

Düşünce yeniden doğuşların nedenidir, kişi onu temizlemelidir.

Düşüncesi neyse kişi odur, bu ölümsüz bir sırdır.

Düşüncede huzuru bulunca iyi-kötü bütün işler yok olur,

Huzurlu düşünceyle Öz’ünde barınan sonsuz mutluluğa kavuşur.

Eğer kişi düşüncesini duyu nesnelerine olduğu kadar

Brahma’ya yoğunlaştırırsa, neden bağlarından kurtulmasın ki

Düşüncenin saf ve kirli diye 2 çeşit olduğunu söylerler

Kirli olan istekle doludur, saf olan ise bütünüyle özgürdür.

Kişi aklını tembellik, şaşkınlık ve tereddütten kurtarır

Eylemsiz hale getirirse, bu gelinecek en yüksek nokta olur.

Düşünce son demine kadar kalpte tutulmalıdır.

Bu bilgi ve özgürlüktür, gerisi sözlerden oluşan bir bağdır.

Aklın lekelerinin yoğunlaşmasıyla yıkandığı, kişinin Atman’a giderek mutlu olduğu

Dille anlatılamaz, bu içsel olarak kavranır.

Sudaki suyu, ateşteki ateşi, havadaki havayı kimse ayırt edemez.

Bunun gibi, düşüncesini özüne sokan kişi özgürlüğe kavuşur.

İnsanı bağlayan da özgür bırakan da sadece düşüncedir.

Dünyaya bağlanırsa esir olur, dünyaya bağlanmazsa özgür olur.

8 ayak: 8 ana ve ara yön

Kuğu: Güneş

3 düğüm: 3 Veda

Brahma ışığının 2 türlü görünüşü vardır: Sakin ve kaynaşan. Sakin olana hava destektir. Buna dualarla bitki, yağ, et, kurban pastası, haşlanmış pirinç vb… kurban sunulmalıdır. Kaynaşana besin destektir. Ağıza et ve içecekler atılmalı çünkü ağız Ahavaniya ateşidir.

Cenneti isteyen Agnihotra kurbanı yapmalıdır. Agnishtoma kurbanıyla Yama, Uktha kurbanıyla Soma, Shodaşin ile Surya, Atiratra ile İndira’nın dünyaları kazanılır. 20 gece kurbanıyla başlayıp binlerce yıl süren kurbanla da Pracapati’nin dünyası kazanılır. Agnihotra kurbanını yapan istek ağını yırtar. Kafa karışıklığını gideren bir daha hiç öfkelenmez.

En yüksek gökte (4 katlı Brahma kılıfının ötesi) kendini saflaştıran, saf varlıkla beraber olan aklı görür, kıpırdamayan, sarsılmaz, ölümsüz, gerçek istekle dolu, her şeyi bilen, bağımsız, kendi büyüklüğü içinde barınan bulunur. Güneşin ortasında ay, ayın ortasında ateş vardır. Ateşin ortasında Saf Varlık, onun da ortasında Sarsılmaz Olan vardır. (6. Prapathaka, Maitri Upanishad)

Gayatri ölçüsü, Trivit ilahisi, Rathantra şarkısı, bahar mevsimi, Prana soluğu, yıldızlar, Vasu Tanrıları doğudan doğarlar. O düşünülemez, biçimsiz, derin, gizli, masum, yoğun, içine nüfuz edilemez, niteliksiz, saf, parlak, renkten hoşlanır, korkunç, üretilmemiş, baş sihirbaz, her şeyi bilen, cömert, ölçülemez, başlangıç ve sonu olmayan, şanlı, doğmamış, bilge, tanımlanamaz, her şeyi yaratan, her şeyin özü, her şeyden hoşlanan, her şeyin efendisi, her şeyin içindekidir.

İndra, Trishtubh ölçüsü, Pançadaşa ilahisi, Brihad şarkısı, yaz mevsimi, Vyana soluğu, Ay, Rudra tanrıları güneyden doğarlar. O başlangıçsız ve sonsuz, ölçülemez, sınırsız, başka bir şey onu kıpırdatmaz, bağımsız, işaretsiz, biçimsiz, sonsuz güç sahibi, yaratıcı, aydınlatıcıdır.

Marutlar, Cagati ölçüsü, Saptadoşa ilahisi, Vairupa şarkısı, yağmur mevsimi, Apana soluğu, Venüs gezegeni, Aditya Tanrıları batıdan doğarlar. O huzurlu, sessiz, korkusuz, kedersiz, mutluluk dolu, doygun, sağlam, kımıldamaz, ölümsüz süre gidendir. Vishnu adlı son barınaktır.

Vişvadevalar, Anushtubh ölçüsü, Ekovimşa ilahisi, Vairaca şarkısı, sonbahar mevsimi, Samana soluğu, Varuna, Sadhya Tanrıları kuzeyden doğarlar. O saf, saflaştırıcı, ıssız, sessiz, soluksuz, benliksiz, sonsuzdur.

Mitra ve Varuna, Pankti ölçüsü, Trinava ve Trayastrimşa ilahileri, Şakravara ve Raivata şarkıları, kış mevsimi (Hemanta: Kasım ortası- Ocak ortası, 2 ay) ve nemli mevsim (Şişira: Ocak ortası- Mart ortası 2 ay), Udana soluğu, Angirasar, Ay, yukarıdan doğarlar. O Om, lider, ışık içerir, uykusuz, yaşlılık, ölüm ve kederden uzaktır.

Şani (Satürn) Rahu ve Ketu, yılanlar, Rakshasalar, Yakshalar, insanlar, kuşlar, geyikler, filler vb… aşağıdan doğarlar. O bilge, her şeyi doğru yerde tutar, her şeyin içinde, ölümsüz, saf, temiz, parlak, sabırlı, huzurludur.

Brihaspati: Tanrıların hocası

Şukra: İfritlerin hocası

Cahillerin arasında yaşayanlar kendilerini bilgili sanır.

Heyecanlanma anında kalpteki parlak güç canlılığını yitirir.

Gözüyle gören, rüyalarda gezen, derin uykuya giren, derin uykunun ötesine giden; bunlar kişinin 4 durumudur, dördüncüsü hepsinden büyüktür.

Brahma 1 ayağı ile 3’de, 3 ayağıyla geri kalanda dolaşır.

Doğru ve yanlışı tadayım derken Büyük Atman çift karakterlidir. (7. Prapathaka, Maitri Upanishad)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Web sitenizi WordPress.com ile oluşturun
Başla
%d blogcu bunu beğendi: