O İyi Kitaplar Olmasaydı- Emin Özdemir

** Bilgi Yayınevi, 2. baskı, Şubat 2017

Okuduğumuz o iyi kitaplar olmasaydı şimdikinden daha kötü durumda, daha uzlaşmacı, daha itaatkar olurduk. İlerlemenin motoru olan eleştirel ruhun esamesi bile okunmazdı. Roman ve öykü olmasaydı özgürlüğün hayatı yaşanılır kılmadaki öneminin, özgürlüğün bir zorba, bir ideoloji ya da dinin ayakları altında çiğnenmesinin, hayatı nasıl bir cehenneme çevirdiğinin farkında olmazdık. (Mario Vargas Llosa)

Kan var bütün kelimelerin altında (Cemal Süreya)

Dünyamızı kin, nefret ve şiddet değil, sevgi güzellik kurtaracak. (Dostoyevski)

Her şeyin başı sevgidir; her şey bir insanı sevmekle başlar (Sait Faik Abasıyanık)

Sanat, Tanrı’nın insanda eksik bıraktığını tamamlar. (Vincent Van Gogh)

Ulusların yazarları, ozanları olmaz, dillerin yazarları, ozanları vardır. Hangi dilde yazıyorlarsa o dilin yurttaşı sayılırlar.

Bu dünyada babasız bir kitap, öksüz bir cilt var mıdır? Başka kitapların soyundan gelmemiş bir kitap? (Carlos Fuentes)

Önemli olan, söylenmiş olanı yeniden kurgulayıp kendi söylemimize dönüştürmedir.

Hiç kimse bir Ada,

kendi başına bir bütün değildir;

Her insan Kıta’nın bir parçası,

Bütün’ün bir bölümüdür; Deniz

senin ya da dostlarından birinin Ev’ini

dağlık bir burnu, bir balçık toprağını alıp

götürse Avrupa o denli küçülür

herhangi bir kimsenin ölümü de

beni eksiltir, çünkü ben İnsanlık’la

ilgiliyim, öyleyse adam gönderip, çanlar kimin için

çalıyor, diye sordurma; onlar Senin için çalıyor. (John Donne)

İnsan yaşadığı yere benzer

O yerin suyuna, o yerin toprağına benzer

Suyunda yüzen balığa

Toprağını iten çiçeğine

Dağların, tepelerin dumanlı eğimine. (Edip Cansever)

Gerçeklik, asla gördüklerimiz değildir; daha keskin, adaleti bilen, tanıyan gözlerin gördükleridir.

Raskolnikov: Senin önünde yere kapanmadım, dedi, İnsanoğlunun çektiği acıların önünde yere kapandım. (Suç ve Ceza- Dostoyevski)

Hangi yazar vardır ki başka yazarların sesine ses vermesin. Bir bakıma onları dinleye dinleye kendi sesine kavuşur.

Bir baş sarımsağın dişleri gibi birbirine sarılmak… (Mo Yan)

Yorum kavramı kesinlik içermez, yorumlama da söylenenlerden söylenmeyeni çıkarmadır.

Cehennemimden ancak edebiyat sayesinde çıktım. (Kafka)

Acelem yok. İnsanlar sabırsızlıkları yüzünden cennetten kovulmuştu. Üstelik oraya dönmelerini engelleyen de yine aynı sabırsızlıkları oldu. (Kafka)

Bir metnin tüylerini yolar, acımasızca yağını çıkarır; filan metafor onun edebiyattan umudunu kesmesine neden olur, falan cümle horlar gibi ses çıkarmaktadır, bir başkası kulağa yanlış gelmektedir, şu iki cümle çürük bir dişin üzerindeki dil gibi birbirine sürtmektedir! (Kafka Hakkında – Max)

Yalnızca bizi ısıran ve bizi sokan kitapları okumalıyız, içimizdeki donmuş denizi kıran balta olmalı onlar. (Kafka)

Yazarları çok okumalı, çok yazar okumamalı. (Plinus)

Belki her okuyucu kendisi kıyıdır aslında ve ulaşılmaya değer tek kıyı o kıyıdır… (Saramago)

… sıradan, alışıldık, hergünkü sözcükler olan diğerleri ise kimsenin öngöremeyeceği sonuçlara yol açar, bu iş için doğmamışlardır ama yine de dünyayı altüst ederler. (Saramago)

Şurada burada gezip duran sözcükleri nasıl biraraya getirebileceğimizi bilebilseydik dünya belki biraz daha yaşanılabilir bir yer olurdu. (Saramago)

Her şeyi okuyan, hiçbir şey anlamamıştır. (Eski Ustalar- Thomas Bernhard)

Kamu duyarsızdır, kendisini bile sevme gücünden yoksundur, yalnız kalmaktan korkar. Köpek edinirler bu yüzden. Oysa bu, sahtekarlıklarının bir göstergesidir.

Ana babamın kulağı vardı, hiçbir şey duymuyorlardı, gözleri vardı ama hiçbir şey görmüyorlardı, mutlaka kalpleri vardı ama hiçbir şey hissetmiyorlardı. İşte ben bu soğukta büyüdüm, dedi. Anababam beni sevmiyordu ve ben de onları sevmiyordum. Beni yaptıkları için affetmiyorlardı beni. (Eski Ustalar- Thomas Bernhard)

Kitsch (Almanca): Bir sanatın aşağı kopyası, zevksiz, bayağı, rüküş, banal.

Grotesk (Fransızca): Varlıkların absürt özelliklerle yeniden tasviri.

Hiç kimse kendisinin kim olduğunu bilemez. Bize kim olduğumuzu diğerleri söyler değil mi? Ve bu size bir milyon kez söylenmiş olsa da eğer yeterince uzun yaşarsanız sonunda kim olduğunuzu hala bilemezsiniz. Siz kendiniz bile her an kendinize farklı bir şey söylersiniz. (Thomas Bernhard)

Dostoyevski’nin bütün romanlarının adı Suç ve Ceza olabilirdi. (Marcel Proust)

Her insanda insanlığın bütün halleri vardır. (Montaigne)

Ben hikayelerimde ve romanlarımda kişi oğlunu kendimce anlatıyorum. Bence bir kişinin iç dünyası varılamayacak keşfedilemeyecek kadar uçsuz bucaksızdır. Toplum da bireylerden kurulduğuna göre bireyin dünyasını iyice tanımak ve tanıtmak, niçin sosyal sanat yapmak olmasın? (Oktay Akbal)

İnsanın yaşadığı değildir hayat, aslolan hatırladığı ve anlatmak için nasıl hatırladığıdır. (Anlatmak İçin Yaşamak- Gabriel Garcia Marquez)

Yazı gerçeği değiştirir, başka biçime sokar. Sanat yapıtında yaratıcıyı aramak kolay bir yoldur çoğu kişiyi yanıltan bir tutumdur. (Oktay Akbal)

Gerçek yaratı, kişi oğlunun bakış açısını genişleten, onu kendi kafesinden çıkarandır, özgürleştirendir.

İnsanı etkileyen, kendini tanımasını sağlayan büyük sanatçılar, sanatsal yaratılardır. Bunlarsa, çağlarının tutsağı değil; öncüsü yol göstericilerdir… Yaratıcılar, insanı anlatarak ölümsüzlüğe kavuşur.

Uyuyamayacaksın

Düzelmeden memleketin hali

Düzelmeden dünyanın hali

Gözüne uyku girmez ki…

Uyumayacaksın

Bir sis çanı gibi gecenin içinde

Ta gün ışıyıncaya kadar

Vakur metin sade

Çalacaksın (Melih Cevdet Anday)

Aziz Nesin kendi deyişiyle yazarak düşünenlerdendir.

Edebiyat eseri ancak bir kızgınlık ürünü olabilir… Bu kızgınlığı doğrudan, fizik olarak ya da kızgınlığın etkisine eşit bir tepkiyle ortaya koyamaz, açık mücadele edemez, tek başına gücü yetmez çünkü, o zaman baskı altında ezilen duygularını, düşüncelerini edebiyat eserinde boşaltarak kendini yüceltir. Onun için kalem kılıçtan güçlüdür, derler. (Aziz Nesin)

Onlar ancak ölecekse ölürler, yaşayacaksa yaşarlar; ben yazar olarak buna karışmam ölmeyecek olanı yazar istemiyle- bir bakıma zorla- öldürürsem, gerçekten canlı birini öldürmüş, katil olduğum duygusuna kapılırım. Oysa oyunda yaşamayacak olanı yaşatmak, yaşayacak olanı öldürmek gibi bir cinayettir. (Aziz Nesin)

Ben bir simyacıyım. Gözyaşlarımı kahkahaya çevirerek dünyaya sundum. (Aziz Nesin)

Cortazar okumamış insan bir kader kurbanıdır. (Pablo Neruda)

İçine düşmüş olduğum yaşamın gereği, sonucunu düşünmeksizin direnmek, bazen de saldırmak zorunda kaldım- saldırmak da direnmenin yollarından yalnız biridir.- (Karanlığın Yüreği, Joseph Conrad)

Asla varolmadığını bildiğimiz birinin kederini paylaşmamızın anlamı nedir? (Umberto Eco)

Öyle sevdim ki seni,

Öylesine sensin ki!

Kuşlar gibi cıvıldar

Tattırdığın acılar (Sevda Sözleri, Cemal Süreya)

Hayal ile gerçeğin ayrılığı, Hamlet’i gerçeklik içine yerleştirir, gerçeklikten de doğal olarak ölüme götürür, Hamlet, ölümün temsilcisidir, ölümden gelir, ölüme doğru gider. Ama hayal ile hayalin özdeşleştirilmesi, Don Kişot’u kitaplarına döndürür. Don Kişot okuduklarının ürünüdür, onlardan gelir, onlara doğru gider. (Carlos Fuentes)

Üzgün ya da şanssız insanları betimlerken insanların yüreklerine dokunmak isterseniz daha soğuk olmaya çalışın; bu onların acılarına bir art alan sağlar; acıları bu art alanda daha keskin bir kabartma olarak belirir. (Çehov)

Öylesine keskin sözcükleriniz var ki okuyucu kendini onlarda bulmakta güçlük çeker ve yorulur… Oysa edebiyat saniyesinde zihne girmelidir. (Çehov)

Düşünmek için çabalıyorum. Havalanmak, yükselmek için acıyla kanat çırptığımdan çok az, çok az yükselebiliyorum. Bu arada içimden bir ses, olağanüstü bir kuş olduğumu canımı verdiğimde … küllerimden yeni bir kuşun doğacağını söylüyor, küllerimden… yeni bir kuş, gene ben mi olacağım? (Düş/üş, Ferit Edgü)

Yazmak, hem konuşmak hem de susmaktır, sessiz çığlıklar atmaktır. (Marguerite Duras)

Yazarlar kendi okurlarını arar, kendi okurlarını yaratırlar, okurlar da kendi yazarlarını.

Anlam özelliği bakımından kitapla belli bir biçimde kaynaşmıştır başlık. Hem kitabın içindekiler gibi kitaptan bir parçadır o, hem de bu içtekilerle aynı düzeyde değildir. Kitabın tümü nerdeyse içte olduğuna göre, kitabın ötesindedir sanki başlık… Sevilen bir kitapsa kitap, tapınak eşiği gözüyle bakılır başlığa, kutsaldır ama ilettiği şeyden ötürüdür bu kutsallık, çiğnenir, unutulur. (Nermi Uygur)

En iyi planları farelerin ve insanların sıkça ters gider. (Bir Fareye, Robert Burns)

Ölünce bir insan eksilirim ben; çünkü insanoğlunun bir parçasıyım, işte bundandır ki sorup durma çanların kimin için çaldığını, senin için çalıyor. (John Donne)

Buraları rüzgar, buraları yağmur

Sol omzuna güneşi asmadan gelme! (Buraları, Oktay Rifat)

Saadet bir çimendir, bastığın yerde biter

Yalnızlık gittiğin yoldan gelir. (Karıma, Oktay Rifat)

Ben insanoğlunun sadece dayanacağına değil güçleneceğine inanıyorum. Bütün yaratıklar arasında sadece onun, yanılmaz bir sesi olduğu için değil, bir ruhu- şefkat, fedakarlık ve dayanma gücü yüklü bir ruhu- olduğu için ölümsüzlüğü yakaladığına inanıyorum. (William Faulkner)

Anakronizm: Yer, zamanda yanılmalar

Kimsenin görmediği, söylemediği bir yanını bulmak için olaylara gerektiği kadar uzun ve dikkatli bakmalı. (Gustav Flaubert)

Yaşantının gerçeğinden, yaratının gerçeğine gidilmeden gerçek roman yazılamaz. (Yaşar Kemal)

İşte doğu bu.

Bit deprem ve acı

Mutluluk dediğin bir lavaş ekmek

Bir avuç ateştir umut dediğin

Gerisi kar, çamur ve tezek (Cahit Külebi)

Çocukluğudur insanın adı

Gökyüzü gibi bir şey bu çocukluk hiçbir yere gitmiyor (Edip Cansever)

Duygular da bitkiler gibidir, her ortamda yetişmez.

Mutsuzluğunun farkında olmayan bunca insanın mutluluğu beni ürpertiyor. İnsani hayatları, gerçekten duyarlı olsalar sonsuz acı verecek olaylarla dolu. Ama gerçekte bitkisel hayatta olduklarından yaşadıkları şeyler ruhlarına değmeden uçup gider. (Fernando Pessoa)

Yazar, örnek bir çilekeştir; çünkü hem acı çekmenin en derin katmanlarına inmiş hem de acısını yüceltmede profesyonel bir yöntem keşfetmiştir. Yazar, bir insan olarak acı çeker, yazar olarak da bu acısını sanata dönüştürür. (Susan Sontag)

Başkaları için yazmıyorum diyen yazarı alkışlayın ama ona inanmayın. (Albert Camus)

Çocuklar hissettikleri gibi konuştukları için müthiş edebiyatçı sayılırlar; hem ayrıca hissettikleri, başkalarının ne diyeceği hesaba katılarak hissedilenler cinsinden değildir… Bir keresinde bir çocuğun ağlamak üzere olduğunu anlatmak için, yetişkinler, yani aptal insanlar gibi “Canım ağlamak istiyor” yerine, “Canım gözyaşı istiyor” dediğini duydum. (Fernando Pessoa)

Rüzgarda ağaç dallarının, yaprakların kıpırdaması = Ağaç saçlarını tarıyor.

Retorik /Belagat: Etkileyici ve güzel konuşma

Sen kendi acına da yabancısın, kadınların siyah giyer, kederle solar tenleri ama onları görmezsin. Her kuytuda bir çocuğun vurulur, aldırmazsın. Merhamet dilenir, şefkat dilenir, para dilenirsin. Ve nefret edersin dilencilerden. Utancı bilir ama utanmazsın sen. Tanrıya inanır ama firavunlara taparsın. Bütün sesler arasında yalnızca kırbaç sesini dinlersin sen. Sana yapılmadıkça işkenceye karşı çıkmazsın. Senin bedenine dokunmadıkça acıyı duymazsın.

Hayvan, hayvan olarak doğar; ama insan, insan olarak doğmaz, insan olunur. (Erasmus)

… bağnazlık kendi ses tınısını taşımayan her sesi boğar.

Biz de yandık

Çünkü yandı halkımız

Boğulduk halkın boğulduğu sularda

Ve çocuklarımız

Onlar birer birer vurulduğunda

Can evinden yozudu binlerce (Gülten Akın)

Faşizm, atılan ilk bombalarla başlamaz, bir gazetede üzerine bir şeyler yazılabilecek olan terörle de başlamaz. Faşizm, insanlar arasındaki ilişkide başlar. (Ingeborg Bachmann)

Mikroskop ile teleskop, görme yetimizin uzantısıdır, telefon sesin uzantısıdır; silah ile kılıç insan kolunun uzantısıdır. Kitap ise bambaşka bir şeydir: İnsan belleği ile düş gücünün uzantısıdır. (Jorge Luis Borges)

İnsan ada değildir

Bütün de değildir tek başına

Anakaranın bir parçası

Okyanusun bir damlasıdır. (John Donne)

Sevgileri, yarınlara bıraktınız

Çekingen, tutuk, saygılı

Bütün yakınlarınız

Sizi yanlış tanıdı

Bitmeyen işler yüzünden

(Siz böyle olsun istemezdiniz)

Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi

Kalbinizi dolduran duygular

Kalbinizde kaldı (Sevgilerde, Behçet Necatigil)

Öykü, şiirin uzun saçlı kız kardeşi (Cemal Süreya)

Düzyazıda sözcükler, var olan anlamlarından sadece biriyle anlamlandırılma eğilimi taşırlar… Bu çözümsel bir işlemdir ve zor kullanmayı gerektirir, çünkü sözcüklerin birçok gizli anlamları vardır. Oysa şair bu sözcüğün çok anlamlılığına asla saldırmaz. Dil, günlük konuşmanın, kendisine zorla yüklediği kimlikten şiir yoluyla kurtulur; şiirle o ilk oluşumuna özgürlüğüne geri döner.(Octavio Paz)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Web sitenizi WordPress.com ile oluşturun
Başla
%d blogcu bunu beğendi: