Turgut Reis- Halikarnas Balıkçısı (Cevat Şakir Kabaağaçlı)

Pangaçça: Tahta oturak

Midillili köylü Yakup’un oğulları İshak, Oruç, İlyas ve Hızır (Barbaros)

İskopamare: Cunda yelkeninin en aşağısı, denizi süpürür.

http://denizcicoskun.blogspot.com/2012/12/yelkenli-gemi.html

Güverteye kum atılıyor, çıplak ayakla koşan gemicinin ayakları dökülen kanlardan kaymasın.

Fırkata/Fregat/Fırkateyn: 10-17 oturaklı her küreği 2-3 kişinin çektiği, hafif donanma gemisi. 80 kişi taşır. Nehirde de gider.

https://collections.rmg.co.uk/collections/objects/15148.html

Kırlangıç: Hafif donanma gemisi, ticaret, haberleşme ve karakol olarak da kullanılır. 100 kişi taşır.

https://gezginmimar-merze.blogspot.com/2020/05/osmanl-donanmasnda-bir-gemi-tipi-kadrga.html

Perkende/Brigantin: Ağır donanma gemisi, 18-19 oturaklı, baş tarafında topu var.

http://www.artnet.com/artists/louis-fran%C3%A7ois-prosper-roux/the-spanish-brigantine-nicolas-amidst-hduwBV4e8ErTxiTijeu0Vw2

Karavella: Yelkeni kare şeklinde, 2-3 direkli, sığ suya uygun, kargo kapasitesi az.

http://www.sureyelken.com/etiket/karavela/

Kalita/Galea: Ağır donanma gemisi, 19-24 oturaklı, 220 savaşçı taşır. Baş tarafında topu var. Düşmanı takip eder.

https://www.pinterest.de/pin/400116748143443447/

** Kadırga/Gali: Çekdiri sınıfından savaş gemisi. Hafif, uzun, dar, su seviyesinde alçak, kıçı aynalıklı yapılmış, köşkü köşeliydi. Sonra her ikisi de dairevi olmuş. 25 oturaklı, 49 kürekli. Her küreği 4-5 kişi çekiyor. Yelkenleri 3 köşeli, direkte yaklaşık 10 trinket (dörtköşe küçük yelken) var. 100 savaşçı taşır. Başta 1 büyük, 2 küçük topu var. (http://www.turkosfer.com/turk-denizcilerinin-kullandiklari-gemi-cesitleri/)

http://www.okyanustekne.com/agac-yelkenli-kadirga-gemi-modeli-72×72-ak-2

Payzen: Kürekçi, forsa, önlerindeki basamağa basıp ayağa kalkarken ayaklarını vuruyorlar.

Barça: Yelkenli nakliye ve savaş gemisi. Kalyon çeşidi, altı düz. 2-3 direkli. 80 kişi alır. Topu var.

Kalyon: Yelkenli, 3 direkli büyük savaş gemisi. Osmalı’da Göke denir. 60-100 topu var. Gövdesi kat kat ve buna göre ad alır.3 ambarlı vs…

https://tr.pinterest.com/pin/786863366119181115/

Barbarossi: Baba (Oruç Baba, Baba Reis)

Bayle del Kardil: Endülüs’te Ramazanda kandil geceleri Müslüman kadınların dansı

Tarihte ilk defa kale bedenlerine toprak sürüp topları duvarlara yaklaştırmak ve kumbara/hambire kullanmayı Türkler Rodos Savaşı’nda yaptılar.

Türkler, Tunus Savaşı’nda toplara yelken takarak karadan yürüttüler.

Kadın olmayan fakat kadın kadar boş bırakılmaya gelmeyen bir yer varsa o da Sicilya.

O ışık her şeyi aydınlatıyor, fakat hiçbir şeyi olduğu gibi göstermiyordu.

Geceleyin yapılmış işe gündüz gülermiş.

Alluzo/Kılıç/Uluç Ali: Sicilyalı

Mapa: Halka

Karaka: 3-4 direkli yelkenli, karaveladan büyük ve dayanıklı, kargo kapasitesi çok, manevra gücü az.

http://www.shipspotting.com/gallery/photo.php?lid=2923196

Arkebüz: Topa benzer, namlusu sehpa üstüne konan bir çeşit tüfek

https://seyler.eksisozluk.com/el-topundan-akilli-mermilere-atesli-silahlarin-yillar-icindeki-gelisimi

Çektiri: Yelken ve kürekle giden, kadırga, karamürsel ve baştarda gibi pek çok gemi türünü içeren bir gemi sınıfı

https://tr.wikipedia.org/wiki/Ba%C5%9Ftarda

Pruvalarda köpükten beyaz bıyıklar meydana geliyordu.

Salamis Deniz Savaşı: Kıta Yunanistan ile Persler arasında oldu. Themistokles ve Kserkes arasında trieres denilen gemilerle yapıldı. İlk kadın amiral I. Artemisia savaşa girdi. Yunanlılar yendi. (M.Ö. 480)

https://eudaimonia.gr/boat-museum-and-trieres/

Preveze Deniz Savaşı: 1538’de Osmanlı donanması başında Barbaros ve Haçlı donanması başında Andrea Doria karşılaştı. Osmanlı donanması Akdeniz’e hakim oldu. Bu savaşta Barbaros donanmaya yarım eğmeç (Kavisin iki ucuna boynuz deniyor) yaptırdı.

https://www.wikiwand.com/tr/Preveze_Deniz_Muharebesi

İşte bundan sonra rüzgar değişti… Bulut dağıldı ve ay da parlayarak, yaptığı marifete “Hah! Hah! Hah!” diye güldü.

Rodos alındıktan sonra Şarlken (V. Karl) Malta Adası’nı Saint Jean şövalyelerine her yıl İspanya’ya bir şahin kuşu vergi karşılığında verdi.

** Şarlken: ( 1500 -1557) Babası 1506’da ölünce, halası onu Hollanda Kral naibi yaptı. İkinci Ferdinand’ın ölümünden sonra, Aragon ve Kastilya’nın yönetimini, annesinin akıl hastalığı nedeni ile Şarlken üstlendi. Kanuni Sultan Süleyman’ın 1520’de Osmanlı tahtına çıkmasından sonra Osmanlıların Avrupa’ya akınları daha da arttı. Macaristan Bohemya Kralı, 1526’da Mohaç’ta Osmanlılara yenilince, Şarlken’in kardeşi Ferdinand, geride kalan toprakların yönetimini ele geçirdi. Şarlken 1527’de, çoğunluğu paralı Germen askerlerinden oluşan ordusu ile Roma’ya girerek kenti yağmaladı. Papa ile bir antlaşma imzalayan Şarlken, Bologna’ya geçti ve Şubat 1530’da Papa tarafından kutsal Roma-Germen İmparatoru olarak kutsandı. 1529’da Viyana’yı kuşatan Kanuni Sultan Süleyman, Avusturya’ya büyük kayıplar verdirdi. Şarlken’in kardeşi Ferdinand Osmanlı akınları ile uğraşırken Alman prensleri üzerindeki otoritesini yitirdi. Şarlken, 1532’de Viyana önlerinde Kanuni Sultan Süleyman tarafından bir meydan savaşına zorlandıysa da buna yanaşmadı. Fransa üzerine akınlar düzenledi. Bu seferlerin sonuncusu da başarısızlıkla sonuçlanınca, İspanya ve Hollanda’yı oğlu Phillipe’e verdi. Avusturya’yı ise kardeşi Ferdinand’a bıraktı. Eylül 1556’da İspanya’ya gitti ve 1557’de Yuste Manastırı’na kapandı ve burada öldü. Şarlken Avrupa’da kendi egemenliği altında birleşmiş, Katolik bir imparatorluk kurmak istiyordu. Bu amaçla uzun yıllar Protestanlar ve Osmanlılarla savaştı. Ancak geniş bir alana yayılmış, farklı iktisadi, dinsel ve kültürel yapılara sahip krallıkları Katoliklik etrafında bir araya getirmeyi başaramadı. (http://www.kimkimdir.gen.tr/kimkimdir.php?id=540)

** Saint Jean Şövalyeleri: Hospitalier (Hastane) Şövalyeleri veya St. Jean Şövalyeleri olarak bilinen bu tarikat, 11. yüzyılda kurulmuş şövalye birliğidir. Sonradan ismi üs olarak seçtikleri Rodos Adası nedeniyle “Rodos Şövalyeleri” olarak değiştirilmiştir. Önceleri bir hayır kuruluşu olarak bilinen bu oluşum, İtalyan tacirler tarafından Müslümanlardan alınan özel izinle Kudüs’te şehre gelecek yoksul ve hasta hacı adaylarına yardım etmek için kurulmuştur. Katolik Kilisesi’ne bağlı olan bu yardım kuruluşu, günümüze kadar süregelmiş, tarihin bazı dönemlerinde bağımsız bir devlet olarak güçlü bir ordu ve donanmaya sahip olmuştur. Merkezi İtalya’nın Roma kentinde bulunan tarikat (Malta Tarikatı) zaman geçtikçe güçlenmiş, 1309’da Rodos Adası’nı ele geçirmiş ve güçlü bir donanma kurmuşlardır. Sayıları 2000’lerle belirtilen bu şövalyeler, yerel veya merkezi yönetimden ayrı olarak hareket etmiş; kendilerini sadece Papa’ya karşı sorumlu hissetmişlerdir. Zırhlarının üzerinde giydikleri uzun mantoların üzerindeki beyaz haç ile tanınan bu şövalyeler, Haçlı Ordusu’nun süvari birliği olarak en çetin çatışmalarda düşman ile savaşmışlardır. Önceleri “Hacıyolu” olarak adlandırılan Kudüs yolunu korumalarına rağmen zamanla Haçlı ruhuna katılmış, daha sonraları ise Müslümanların Endülüs’ten çıkarılmaları sürecinde ve Haçlıların denizdeki harekatlarında görev almışlardır. Şövalye tarikatının başlangıcı kesin olarak saptanamamaktadır. İlk Hıristiyanlar kutsal saydıkları Kudüs’ü ziyaret etmek istediklerinde zorluklarla karşılaşıyorlardı. Uzun yolculuklar, hastalıklar ve yollardaki çeteler ile birlikte bu hac yolu çok zordu. M.S 600’lerde Papa, Büyük Gregori Abbot Probus’a fakir ve yardıma muhtaç hacılar için Kudüs’te bir düşkünler evi açması için yetki verdi. M.S 800’lerde Bin Bir Gece Masalları’nın ünlü kişisi Harun Reşid, İmparator Şarlman’ın isteği üzerine düşkünler evininin daha büyük bir yapı olarak inşasına ve yanına da kütüphane eklenmesine izin verdi. Bu hoşgörülü anlayış İslam ve Hıristiyan kültürlerini birbirine yaklaştırmış; fakat bu huzur ortamı 200 yıl kadar sonra, Halife El-Hakim zamanında son bulmuştur. El Hakim’in ölümünden sonra İtalya kıyılarında küçük bir devlet olan Amalfili tüccarlar, Şarlman’ın yardımıyla kurdukları düşkünler evinin toprağını satın alarak burayı bir hastaneye çevirmişlerdir. Hospitalier Şövalyeleri’nin sembolü olan “Beyaz Haç” işareti (Malta Haçı) kurulan bu hastanenin duvarına asılmıştır. Malta Haçı olarak da bilinen bu sembol, aynı zamanda Amalfili Cumhuriyeti’nin resmi bayrağı ve Amalfili tüccarların gemilerinin de kullandıkları bir semboldü. Avrupalı Hıristiyanların 1. Haçlı Seferini başlattıktan sonra 1099 yılında Kudüs’ü ele geçirmeleriyle birlikte, kuşatma sırasında bu hastane birçok şövalyeye yardım etmiş ve hastanede tedavi olan şövalyelerin bir kısmı hastaneye yüklü bağışlarda bulunurken bir kısmı da hastanede kalarak bu kutsal mekana hizmet etmeyi seçmişlerdir. Hastanenin kurucusu sayılan kutsanmış Gerard, Benedektin tarikatını bırakarak “Saint Jean Aziz Yahya Düşkünler Evi Keşişleri” adıyla yeni bir tarikat kurmuş ve kurulan bu yeni tarikat II. Pascalis tarafından onaylanmış ayrıca bünyesine bir askeri hizmet bölümü de eklenmiştir. 1099 yılında haçlıların Kudüs’ü ele geçirmesiyle birlikte, bu hastane daha da güçlenmiş ve İtalyanlar’ın Filistin yolu üzerinde birçok han kurulmuştur. Gerek şövalyelerin maddi ve gerekse askeri yardımlarıyla Hospitalier Şövalyeleri dönemin en etkili kurumlarından biri haline gelmiştir. 1187 yılında Selahaddin Eyyubi tarafından Kudüs’ün geri alınmasından sonra şövalyeler Kudüs’ü terk etmek zorunda kaldılar. Tarikat üyeleri bu olay üzerine Akka’ya yerleştiler. Akka’ya yerleşen tarikat üyeleri daha sonra 1291 de Acre’nin (Akka) düşüşüyle birlikte hem hac yolu üzerindeki hacıları tedavi etmek hem de onlara yardım etmek için Filistin’e yakın olan Kıbrıs’a yerleştiler. Ardından 1308 yılında Menteşeoğulları’nın elinde bulunan Rodos’u ele geçiren şövalyeler burayı tarikatın merkezi yaptılar. Mayıs 1312 tarihinde Papa V. Clement’in “Tapınak Şövalyeleri”nin kapatıldığını ve mallarının Hospitalier Şövalyeleri’ne devredildiğini açıklamasıyla birlikte tarikat daha da güçlendi. Donanma olarak güçlenen ve Akdeniz’deki Türk ticaret gemilerine ve Osmanlı donanmasına zarar veren Rodos Şövalyeleri, Rodos Adası, 1522’de altı aylık kuşatmadan sonra Osmanlı Devleti tarafından ele geçirildi ve şövalyeler adadan kovuldular. 1 Ocak 1523’de adayı terk eden şövalyeler, Akdeniz’de başıboş dolaşmaya başladılar. Başıboş gezen şövalyelere Avusturya, İspanya ve Sicilya’yı yöneten İmparator V. Charles 1530 yılında Akdeniz’in ortasındaki Malta adasını verdi. Türkler 1565 yılında bu sefer Malta’ya hücum ettiler; fakat bu sefer başarılı olamadılar. 1798’de Napolyon Bonaparte adayı ele geçirdi ve tarikatın merkezi 1834 yılında Roma’ya taşındı.  (https://www.tarihiolaylar.com/tarihi-olaylar/hospitalier-sovalyeleri-st-jean-sovalyeleri-rodos-sovalyeleri-239)

https://www.yolculuktutkusu.com/rodos-sovalyeleri.html

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Web sitenizi WordPress.com ile oluşturun
Başla
%d blogcu bunu beğendi: