İran Masalları- Anonim

** Çeviri: Servin Sarıyer, Karakarga Yayınları, 29. baskı, Kasım 2019

10 derviş bir kilimde uyurken, 2 padişah bir dünyaya sığmaz.

Dihkan: Eski efsaneleri gelecek kuşaklara aktaran kişiler.

Çölün yaşlı adamı/ Dağların yaşlı adamı inancı : Haşhaşilerin başı (Sabuncunun Oğlu/ Henry Altemus)

** Haşhaşiler: Hasan Sabbah tarafından 1090 yılında kurulan Haşhaşiler dinî tarikat ve siyasî örgüttür. Haşhaşiler, Orta Çağ İslam dünyasında çok önemli rol oynamışlardır. Büyük Selçuklu Devleti’nin en parlak döneminde düşüşe geçmesine ve Sencer, Berkyaruk ile Muhammed Tapar arasındaki taht kavgalarına önemli etkide bulunmuşlardır. Haşhaşilerin en büyük amacı ise Büyük Selçuklu Devleti’ni yıkmak olarak biliniyor. Farklı bir dini ekole dayalı üst düzey dini bilgi birikimine ve otoriter bir liderlik karakterine sahip olduğu bilinen Hasan Sabbah tarafından kurulan Haşhaşiler; İran, Irak ve Suriye’de yaşamışlardır. Haşhaşinler veya Haşhaşin Tarikatı 1090 yılının Eylül ayında İsmaili din adamı Hasan Sabbah tarafından kurulmuş bir dini tarikat ve siyasi bir örgüttür. Şair ve matematikçi Ömer Hayyam’ın çok yakın bir dostu olan ve Dağın Şeyhi diye anılan Hasan Sabbah tüm zamanların en korkutucu olan tarikatını 1090 yılında kurmuştur. Hasan Sabbah, geniş kültürlü, şiire duyarlı, bilimin son gelişmelerine meraklı bir liderdi. Tarikat 11.yy’da İsmaililik mezhebi esaslarına dayanan Fatımiler devleti içindeki dinsel bir hizipleşme sonucu ortaya çıkmıştır. En önemli saldırıları arasında Başta Nizamülmülk olmak üzere Büyük Selçuklu yetkililerinin, Abbasi din görevlilerinin ve bazı Haçlı liderlerinin öldürülmesi, Selahaddin Eyyubi’ye suikast girişimi yer alır. Tarikat, rakiplerine suikast düzenlemek için fedailerine haşiş/esrar ya da afyon veriyordu. Haşîşîler, suikast silahı olarak her zaman ve yalnızca hançer kullandı. Haşhaşiler, sarp bir kayalığın tepesinde, İran’daki Elbruz sıradağlarında yer alan ulaşılmaz “Kartal Yuvası” Alamut Kalesi’ne yerleşmişti. (https://www.sabah.com.tr/yasam/2020/09/28/hashasiler-kimlerdir-hashasiler-nerede-yasadilar) (https://www.herkesebilimteknoloji.com/slider/bir-profesyonel-suikastciler-tarikati-hashasiler)

Sistan Prensi Zaloğlu Rüstem (Rüstem’in 7 Badiresi/ Charles John Tibbitts)

** İran asıllı şair Firdevs’in ”Şahname” isimli ünlü eserinde İran ülkesinin büyük kahramanlarından biri olarak gösterilen Zaloğlu Rüstem Türk edebiyatında ”Rüstem-i Zal” ismiyle halk arasında ise Zaloğlu Rüstem adıyla anılmaktadır.  İran’ın millî kahramanı ve efsane adamı Rüstem’in ne zaman ve nerede yaşadığı konusunda kesin bir bilgi yoktur. Hakkında anlatılanlar, efsane ile karışmış olduğundan zaman ve mekân konusu birbirine karışmış ve muhtelif rivayetler ileri sürülmüştür. Bilgi karışıklığı ile birlikte; İran, Türkistan, Azerbaycan, Irak ve Anadolu’da önemli gelişmelerin, göçlerin gerçekleştiği on ikinci ve on üçüncü yüzyıllarda yaşamış olma ihtimali yüksektir. Efsaneye göre Rüstem, daha doğmadan evvel dikkat çekmeye başlamıştır. Anne karnında iken iri yarı bir hâl almış, ancak annesinin karnı yarılmak suretiyle doğumu gerçekleşmiştir. Bir günlük bir bebekken bir yaşında gibi görünmüş, beslenebilmesi için kendisine süt anne tutulmuş, on kişinin yiyebildiği kadar yemeği yiyerek kısa zamanda çok güçlü ve iri yarı bir hal almıştır. Eşsiz silâh kullanma yeteneği ve bilek gücü, pehlivanlığı, yiğitliği ve korkusuzluğu ile ünlenerek adından söz ettirmiştir. Zamanın geçmesi ile birlikte hayatı etrafında menkıbeler, hikâye ve efsaneler yazılmak suretiyle adeta insan üstü güce sahip olan bir hüviyete büründürülmüştür. İran, Türkistan ve Doğu Anadolu dolaylarında yaşamış olma ihtimali bulunan Rüstem’e İranlılar kadar Türkler de sahip çıkmış ve kendi millî kahramanları olarak görüp, yaşatmışlardır. Bu kahraman hakkında çok sayıda hikâye ve efsane kaleme alınmıştır. Bunlardan birine göre: Rüstem, babası Zal’ın çalınmış olan kılıcını bulmak için Şiraz’dan Semerkand’a doğru yola çıkmıştır. Yolculuğu sırasında, zamanının ünlü pehlivanlarından olan Demir Pehlivanın kızını görüp aşık olmuştur. Kızı alabilmek için, müstakbel kayınpederini yenmek zorunda olan Rüstem, Demir Pehlivan ile üç gün boyunca müsabakaya tutuşmuştur. Ancak, hiçbiri diğerine üstün gelememiştir. Bir süre sonra Demir Pehlivan hastalanıp yatağa düşmüş, doktorların tavsiyesine uyan Rüstem, kayınpederini kurtarmak için aslan kanını getirmek maksadıyla ava çıkmıştır. Çok iri bir aslanla boğuştuktan sonra, onu öldürüp kanını getirmiş ve getirdiği bu kan kayınpederi için şifa olmuştur. Demir Pehlivan iyileşmiş olmakla birlikte kısa bir süre sonra ölmüştür. Rüstem de bu ünlü pehlivanın kızı Rübab ile evlenmiştir. Rüstem’in kazandığı önemli zaferlerden bir tanesi de, Demir Pehlivan’ın düşmanlarından olup, kendisini daha önce öldürmeye gelen Rum silâhşörlerinden birisiyle yaptığı savaş olmuştur. Rum silâhşörle yaptığı savaşı kazanmış ve onu öldürmüştür. Rum silâhşörün intikamını almak isteyen Rum Pontus Kralı intikam almak için Rüstem’in üzerine yirmi bin kişiden oluşan güçlü bir ordu göndermiştir. Çoğu zaman yalnız başına, bazen de eşi ve kayınpederinin çiftliğinde çalışan adamlarıyla birlikte bu büyük orduya karşı savaşmış ve bunların önemli bir kısmını öldürdükten sonra, geri kalanlar da kaçmıştır. Böylece büyük bir zafer kazanmış, kendi memleketinde huzur ve güveni sağlayarak eşi ile birlikte mutlu ve uzun bir ömür yaşamıştır. Rüstem, İran ve Turan Türkleri arasında meydana gelen savaşların anlatıldığı efsanelere de konu olmuş ve kahramanlığı, sahip olduğu yenilmez gücüyle ön plana çıkmıştır. Bu sebepten dolayıdır ki, özellikle yiğitliği, pehlivan yapısı ile kendilerinden söz edilen hükümdarlar için de Rüstem benzetmesi yapılmıştır. İranlılar ve Turan Türkleri arasında meydana gelen savaşlarda ön plana çıkan Türk kahraman ve savaşçılarından biri Alp Er Tonga’dır. İran saldırılarına karşı koymak isteyen Turan hükümdarı Alp Er Tonga’ya haber yollayarak gelmesini istemiş ve akabinde İran üzerine yollamıştır. Bu haberi alan İranlılar da Zal’e müracaat ederek yardım istemişler. Zal, artık yaşlandığını belirterek yerine oğlu Rüstem’i yollamıştır. İki taraf arasında meydana gelen savaşta, Rüstem galip gelmiş, Alp Er Tonga’yı da son anda Türk savaşçıları kurtarmışlardır. Yenilen Alp Er Tonga babasının yanına dönmüş ve daha sonra barış yapılmıştır. Rüstem ile Alp Er Tonga, birkaç kez muhtelif sebeplerle karşı karşıya gelmeye devam etmişler ve hemen her seferinde Rüstem galip gelmiştir. Savaş dışında İran pehlivanları ile Turan Türk pehlivanları karşı karşıya gelmişler, Rüstem dışındaki İran pehlivanlarının tamamı yenilmesine rağmen, Rüstem’in bileği bükülememiş ve neticede yine zafer kendilerinin olmuştur. Bir rivayet ve efsaneye göre, Rüstem, Alp Er Tonga’yı hile ile yakalatıp hile ile mağlûp etmiştir. Bu iddia ve nakil sahiplerine göre; söz konusu olay ve hile anısına, “tongaya düşmek” dilimize deyim olarak yerleşmiştir. (https://lafmacun.net/liste/zaloglu-rustem-kimdir-ve-turbesi/) (https://www.yeniasya.com.tr/enstitu/zaloglu-rustem-rustem-i-irani_122523)

Cennetin yolları aranarak bulunmaz.

Yüksekler çoğu zaman aşağılardadır, aşağılar da yükseklerde.

Kahraman Terzi’nin taş,peynir, yumurta ile taş, tuz hikayesi burada da var. (Emin ve Gulyabani/ Charles John Tibbitts)

Sizden aşağı olanlara, sizden yukarıda olanlardan görmek istediğiniz hürmeti gösterin.

Kendi talihinizi aldatmaya kalkmayın.

Kendini bilenlere selam olsun.

Başlamadan önce sonunu düşün, ilerlemeden önce nasıl geri döneceğini düşün.

Kimseye sebepsiz yere acı verme, herkesi mutlu etmeye çalış.

Gücünü başkalarına zarar vermek için kullanma.

Bir şeye başlamadan, başkalarına danış ve işini acemilere bırakma.

Malını hayatın için, hayatını dinin için feda et.

İyi bilinmek için yaşa ve şans istersen iktifayı (yetinme) öğren.

Kırılana, çalınana, yanana, kaybolana üzülme.

Kimsenin evinde kimseye emir verme, ekmeğini kendi masanda ye.

Kadınlara esir olma.

Kötü bir aileden eş alma, utanmasını bilmeyenlerin yanında durma.

Kötü alışkanlıklara bulaşmışlardan kendini sakın, kibarlığı bilmeyenlerle iş yapma.

Başkalarının sahip olduklarına imrenme.

Hükümdarlara karşı dikkatli ol, onlar parlayan ve yakan ateş gibidir.

Kendi değerini bil, başkalarına da aynı şekilde değer ver, talihi senden iyi olanlarla yarışma.

Krallardan, kadınlardan ve şairlerden kork.

Kimseyi kıskanma, başkalarının hatalarını arama.

Mutlu olmaya çalış, öfkeden kaçın, yoksa hayatın acıyla geçer.

Ailenin kadınlarına saygılı ol ve onları koru.

Öfkenin kölesi olma, her zaman uzlaşmaya açık kapı bırak.

Giderin gelirini aşmasın.

Bir fidan dik, yoksa kesecek bir ağacın olmaz.

Ayağını yorganına göre uzat. (Nuşireven’ın Mezarı/ Charles John Tibbitts)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Web sitenizi WordPress.com ile oluşturun
Başla
%d blogcu bunu beğendi: