Shylock Derler Bana- Howard Jacobson

** Shakespeare Yeniden serisinin “Venedik Taciri” yorumlaması.

Dünyaya geliriz, hayatta olduğumuz için şanslıyızdır, canımızın yongası eşyamızı hep yanımızda taşır ve bize ihanet eden çocuklarımızı hemen öldürüp onları acilen gömecek bir yer ararız.

Bizim kederimizin nedeninin her şeyimizin çok fazla olmasından kaynaklandığını düşünüyor musun?

Aborjin ve Amerikan yerlilerinin üzgün olmalarının nedeni yaşadıkları umutsuzluk yüzünden kendilerini alçaltıp gururlarını yitirmiş olmaları. Yani yok sayılmaları. Ve bu onların mahkum edildikleri bir durum. Kurban edildikleri için üzgünler.

Yahudiler kendi arzu ve istekleri yüzünden yok sayıldılar bence. Onlar hiçbir zaman modern ya da kurban olmadılar. Onlara yapılan sadece kendi doğru bildikleri yoldan gitmeyi seçtikleri içindi. Neden böyle bir şey yaptılar? Buna hata diyebiliriz ya da kurnazlık. Kesin bir şey söyleyemem ama bu huyları yüzünden kendilerini her zaman insanın ya da dinin ön planda olduğu dramların tam ortasında buldular. Bu yüzden onların üzgün olmalarının nedeninin politik olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden onlarla bütünleşmiş olan kendine acıma duyguları çok güçlüdür. Duygusal bir şantaj gibidir.

Hagar: Hacer

Bana kendisinin bir parazit, zararlı bir böcek olduğunu düşünen kişiyle ilgili komik o hikayeyi oku demişti. Metamorfozdan mı söz ediyorsun? Hayır aşkım, Mein Kampf’tan söz ediyorum.

Bu hayatın sürekli kabadayılık yapıp kargaşa çıkararak, gerçek olduğundan farklı görünmeye çalışmaktan ibaret uzun bir yol olduğuna (belli bir topluluk tarafından duyguları dinleriyle örtüştürülmüş ve çektikleri acılardan dolayı hüzünden zevk alır hale gelmiş bu küçük evcil hayvanların işaretlenmesine) kim hüküm vermişti ki?

Oysa bir yalanı itiraf ederken başka bir yalan söyleyen Hıristiyanları bu tür yalan beyanlarından dolayı hor görmesi…

Zaten tarih boyunca yaşanan terör, devrim haydutluğu, isyana teşvik gibi toplumsal olayların faillerine bakıldığında hep zengin iş adamlarının yoldan çıkmış ve kabul edilemez bir inanç suçu işleyerek din bile değiştirdikleri söylenen kızlarıyla doluydu.

Böylece karısı yeniden nefes alıncaya, tekrar yaşama başlayıncaya kadar o da ölü gibi bir hissiz olma duygusunu yaşıyordu ve bu da onların bu duyguyu birlikte yaşayabilen ilk kadın ve erkek konumuna taşıyordu.

… satın almadığı takdirde bir şekilde ülke dışına çıkarılacak olan paha biçilmez sanat eserlerini satın alarak ülkede kalmasına yardımcı olmuştu.

Devletin eline düşmekten kaçınmak, para kazanmak için başlı başına bir sebepti.

Yaşamama vesile olan şeyleri elimden alarak hayatımı alıyorsun… Ölürken de ölmeme vesile olan şeyleri vereceğini umuyorum.

Mezarlıktan çıkarken el yıkama, onlara bulaşan ölümün kirini alıp götürme anlamını taşıyor.

Medeniyet, insanın doğasında varolan vahşeti kabul etmesidir.

En iyi yaptığımız şey bir yerde yabancı olmak.

Bazen diğer insanların kalplerindeki sıcaklıkta da insanın kendisini mutlu hissetmesi mümkün olabiliyordu.

Böylece onları korkutanları taklit ederek korkularını yeniyorlar.

Oysa ki bizler sadece paramızı değil, spermimizi de biriktiririz ve her ikisini de herkesçe bilinen genel dolaşımın dışında tutar ve sadece özel durumlarda harcarız.

Barney, sanki Yaratıcı’nın huzuruna düşmüş bir melek gibi elini düşünceyle yanağına koydu.

Bir şeyin bizim tarafımızda olduğunu hissettiğimizde, korktuğumuz şey bizi gülümsetebiliyor.

… bir İngiliz’de iyi kahve bulunmaz diye düşünüyorum.

Kashrut/ Koşer (Aşkenazi)/ Kaşer (Sefarat): Yahudilerde helal ürünü belirleyen kurallardır.

** Kaşerut kuralları: Kaşer olarak addedilen bir yiyecek helaldir ve yenebilir. Terefa olarak addedilen bir yiyecek ise haramdır ve yenemez. Kaşerut kuralları sadece sağlıkla ilgili değildir. Bir yiyeceğin kutsanması, hayata duyulan saygı ve bu şekilde insanın kendini kutsanmış hissetmesi ile de ilgilidir. Herhangi bir şey yenmeye başlandığında beraha adı verilen bir dua okunmalı böylece yenilen şeyin kutsanması sağlanmalıdır. Kurallar saf ve temiz olanla saf olmayanı ayırt edebilmek üzerine kurulu olup, insan bunu hayatının her safhasına uygulayabilir. Kaşerut kuralları oldukça ayrıntılıdır. Birinci ve en temel kural etli gıdalar ile sütlü gıdaları karıştırmamaktır. Gıda maddesi olarak tüketilebilecek balık türlerinde de sınırlamalar getiren beslenme kuralları vardır. Kaşerut kuralları açısından yumuşakçalar ve kabuklu deniz ürünleri beslenme bakımından kapsam dışı olarak tanımlanır. Gıda maddesi olarak tüketilebilecek bitkisel ürünlerin türleri üzerinde önemli sınırlamalar bulunmasa da, bunların her türlü zararlı, böcek, asalak ve haşarattan arındırılmış bulunduğunun saptanmış olması çok önem taşımaktadır. Kaşerut kurallarına göre hiçbir şekilde kan yenemeyeceği gibi, et ve et ürünleriyle süt ve süt ürünlerinin bir arada ve/veya belirlenenden daha kısa aralıklarla yenmemesi, üzerinde çok büyük bir duyarlılıkla durulması gereken konulardır. Kaşerut kurallarına göre domuz, kemirgen hayvanlar, yırtıcı kuşlar ve hayvanlar yemesi men edilmiştir. Koşer sözcüğü, anlatımda vurgulanmak istenen tanımına uygun olarak dilimize “Dinen Uygun / Mubah /Caiz / Helal / Kısr” olarak çevrilebilir. Tüketilmesine izin verilen hayvanların ve kanatlıların bunları kesecek özel eğitim almış uzman din görevlilerince (Şohet) yapılması gerekmektedir. Hayvanlar kesim öncesi özel bir muayeneden geçirilir ve en azından görünür bir sakatlık ve sağlıksızlığının bulunmaması durumunda, usulüne uygun olarak kesilir. Kesim sırasında acı çekmemeleri ve kanının tamamen akıtılmış bulunması yanında, kesim akabinde iç organlarının muayene edilip gıda olarak tüketilmesine engel bir hastalık yada sakatlığının bulunmadığının saptanmış olması esastır. (http://www.turkyahudileri.com/index.php/tr/yahudilik/111-kosher-yemek)

Kızı şu an aydınlanmış bir anlayışın ilkin ortaya çıktığı ve o yüzden bilginin ışığının adeta bir şenliğe dönüştüğü 7. yüzyıldaki kara cehaletin bir benzeri olan elektronik cehaletin şişirilmiş ve abartılı dünyasında yaşıyordu.

Gözleri Rembrandt’ın tablolarındaki ışığı tutan karanlık kadar karanlıktı.

Müslümanlar dinlerini herkesle tartışsalar da kendileriyle asla tartışmıyorlardı.

Moses Ben Maimon: İspanyol Yahudi, filozof ve haham. Talmut felsefesini Aristo felsefesi ile uzlaştırmaya çalışmıştır.

** Ebû İmrân Mûsâ b. Ubeydillâh (Meymûn) el-Kurtubî el-İsrâîlî (1135-1204): Yahudi din alimi, filozof ve tabip. (Mûsâ b. Meymûn veya kısaca İbn Meymûn) Fransızca kaynaklarda Maïmonide, İngilizce ve Almanca kaynaklarda Maimonides diye geçer. Yahudi literatüründe ise Rabbi Moşeh ben Meymon olarak bilinir. Ayrıca bu isim zincirinin baş harflerinden hareketle Yahudi literatüründe Rambam şeklinde de adlandırılmaktadır. Kurtuba’da bir yandan Yahudi ilâhiyatı tahsil ederken bir yandan da Fârâbî, İbn Sînâ, Gazzâlî, İbn Bâcce gibi Müslüman düşünür ve tabiplerin eserlerini okuyarak İslâmî kültür içinde formasyon kazanan İbn Meymûn, bundan dolayı İslâm dünyasında yetişmiş diğer birçok benzeri gibi İslâm felsefe geleneği içinde değerlendirilir. Genellikle Ortaçağ’ın, hatta bazılarına göre bütün dönemlerin en büyük Yahudi filozofu kabul edilir. Yahudi toplumunu dinlerine sımsıkı sarılmaya, sıkıntılar karşısında metanetli olmaya davet eden ve önemli ölçüde etkili olan Arapça bir risâle yazdı. İbn Meymûn, daha sonra Selâhaddîn-i Eyyûbî ve oğlu el-Melikü’l-Efdal Ali’nin özel tabibi oldu. 1172 yılında Yahudi cemaatinin dinî liderliğine seçilen İbn Meymûn, hayatının sonuna kadar ücretsiz olarak sürdürdüğü bu görevi sırasında Yahudi mahkemesi hâkimliği yanında, entelektüel ve mânevî bakımdan Endülüs’tekilerden daha aşağıda bulduğu Mısırlı dindaşlarının dinî, ahlâkî ve kültürel bakımdan geliştirilmesi için çalışmalar yaptı; Yahudiler arasında yaygın olan hurafelerle mücadele etti, Yahudi teolojisine önemli katkılarda bulundu, iman ve ibadet esaslarını yeniden düzenledi ve bu düzenleme Doğu ülkelerindeki hemen bütün Yahudiler arasında yoğun ilgi gördü. Öldükten sonra : Hz. Mûsâ ile Mûsâ b. Meymûn kastedilerek, “Mûsâ’dan Mûsâ’ya kadar (ikinci) Mûsâ’nın dengi başka bir kimse gelmedi” sözü darbımesel haline geldi. (https://islamansiklopedisi.org.tr/ibn-meymun)

Sünnet bıçağı, çocuğa acımasız değil merhametli davranır, yani onu böylece beklenmeyen, nedeni açıklanamayan ani ve aşırı değişkenliklerin olduğu vahşi doğadan korur.

Tanrının yokluğu, bir insana veya bir fikre olan bağlılığın, yaşama olan sadakatin reddedilmesi- yani yaşamın bizlere bir hediye olduğu kadar bir zorunluluk da olduğu fikrine sahip olamama cehaletinden korumasıdır.

** Hasidik Yahudiler: (Dindar/ Sadık/ Zülüflü/ Gerçek Yahudiler): Hasidizm, İbranice’de, Dindar ve Sadık anlamına gelen hasid sözcüğünden geliyor. 18. yüzyıl sonlarında Doğu Avrupa’da (Polonya) İsrael Ba’al Şem Tov (İsrael Ben Eliezer)(1700-60) tarafından kurulan Ortodoks Yahudilik cemaati. Cemaat üyelerine Hasidim (Hasidler) deniliyor. Hasidik Yahudiler, kendilerini ”gerçek Yahudi”, olarak görüyor. Diğer Yahudileri özden sapmış kabul ediyor. Genel kabul gören tanımlamaya göre; Hasidizm hareketi on sekizinci yüzyılın ikinci yarısında Polonya-Ukrayna civarında başlayan cemaatsel-dinsel bir hareket… Avrupa genelindeki Aydınlanma’ya paralel şekilde ortaya çıkan Haskala (Yahudi Aydınlanması) hareketi, 18. yüzyılda Yahudileri kısıtlayan yasalardan kurtarmak için örgütlemişti. Bu yıllarda öğrencilerin aldığı geleneksel dini öğrenime laik ve bilimsel öğretim de eklenmiştir. Yahudi tarihi ve İbranice çalışmaları yeniden hayat bulmuş, ulusal Yahudi kimliğine olan ilgi büyümeye başlamıştır. Haskala, Reform ve Muhafazakar hareketleri doğurmuş, Siyonizm’in yayılmasına yönelik çabaları hızlandırmıştır. Aynı yıllarda, Haskala’nın neredeyse zıddını telkin eden Hasidik Yahudilik hareketi doğmuştur. Ancak kimi din tarihçilerine göre de tarihsel derinliğe bakıldığında, inancın kökleri Hz.Musa’nın ölümünden sonraki yıllara kadar uzanır. M.Ö. ikinci yüzyılda, Filistin’de, ‘Hasidean’ denen bir gruptan Torah kitabında bahsedilmektedir. Hasidik Yahudiler, kendilerini Helenleştirmeye kalkışan ve Hz.Musa’nın orjinal öğretisini çarpıtıp Yunan mitolojisine boğan ‘Antiochus Epiphanes’e’ karşı Judas Maccabaeus’un isyanına katılmışlardı. Hasidikler, ‘Peygamberlerin getirdiği mesajların takip edilmesi hâlinde bütün düşmanlıkların son bulacağını, Müslümanlar ve Yahudilerin yüzlerce yıl Filistin’de ve dünyanın başka yerlerinde barış ve huzur içinde birlikte yaşadığını, Yahudilik dininin peygamberi Hz. Mûsâ’nın, büyük ilahî peygamberlerden biri olduğunu’ dile getiriyor. Hasidikler, ibadet ve tefekkür ağırlıklı bir hayat yaşıyorlar. Amerikan yaşam tarzı ve kültürünü kabul etmiyorlar. Bu yüzden televizyon, sinema, spor ve müzikten uzak durmaya çalışıyorlar. Çocuklarını devlet okullarına ya da üniversitelere göndermiyorlar. Özel okullarda Tevrat’a göre eğitiyorlar. Kendilerini Amerikalı, Polonyalı ya da İsrailli olarak değil, Hasidik diye tanıtıyorlar. Hasidik inancının özünü oluşturan Besht öğretileri, Tanrı’nın bütün varlıklar içindeki gizemli varlığını yaşamın bütün alanlarına yayma amacı taşıyor. Hasidik grupları, Avrupa’da kurucularının doğum yerlerinin isimleriyle anılıyorlar, Amerika’da 4-5 tane daha benzer grup var. Bugün Hasidizme bağlı en ünlü ve en etken grup, merkezi New York’ta bulunan Lubavitcherler. Adlarını yıllarca hanedanlarının merkezliğini yapmış olan şehirden alan Lubavitchlilerin dünya çapındaki en kalabalık cemaatlerden biri olduğu kabul ediliyor. Bu grupların Amerika’daki nüfusu 250 bini buluyor. (https://www.dunyadinleri.com/dunya-dinleri/yahudi-tarikat-ve-mezhepleri/oku_hasidizm-hasidik-yahudilik)

İshak (İbranice): Gülüş

Beatrice (İbranice): Neşe

Her zaman güçlü olmaları, asla zayıf olmamaları gerektiği için hassaslıklarını, kırılganlıklarını cesurca sergileyemeyen, yaralarını göstermeye, onlardan söz etmeye hiçbir zaman cesaret edemeyen, bu yüzden de duygusal enerjilerini tüketen erkekler…

Bir erkeği eyleme iten, sevgi değil öfkedir.

Shomerim: Ölülerin başında durup onları koruyan

… ateşe verilen kulübeleri alevler içinde kalmış, kendileri de Kazakların atlarının toynakları altında ezilen başörtülü, takkeli büyükanne ve büyükbabalarının küf tutmuş tanrılarına bir şeyler mırıldandığı…

Ben zaten bir Yahudi’nin geri adım attığını hiç duymadım. Eğer merhamet gösterecek olurlarsa her şeylerini kaybedeceklerini düşünüyorlar.

Işık, Leonardo ve Caravaggio gibi büyük ressamların, anlamın aydınlatması olarak ele aldıkları, dünyevi şeylerin sıradan karanlığı ile anlayış ve ayırt edebilme yetisiyle ortaya çıkabilecek parıltı arasındaki farkı göstermenin bir yoludur.

Bir baba, kızının onun değerini bilecek, onu kendi erkek arkadaşlarından üstün tutacak bir kocayla evlenmesini ister.

Eğer bu adamların yaptığı şeyleri sevseydi, o zaman bunları yapan adamları da sevmek zorunda kalacaktı.

İnsanı tanıtan onun konuşmalarıydı, kullandığı sözcüklerdi, düşüncelerini sözcüklerle aktarırdı, sözcüklerle tartışır, sözcüklerle ayakta dururdu.

Evet haklısınız demişlerdi Hıristiyanlara, biz yaşamı sözcüklerin soğuk resimleriyle sınırlandırmışız, hayattaki tüm güzellikleri size bırakmışız. Biz düşünmüşüz, görmeyi size bırakmışız. Biz yargılamışız, mutlu olmayı size bırakmışız.

Kışın, İngiltere’nin kuzeyinde sabahları havanın canlı ya da ölü olmasının fark etmediği, ışığın yokluğunun belirgin olduğu ve derin bir hüzne yol açtığını görürsünüz. Ancak oradaki insanlar bu hüznü soyluca yaşayıp kendilerini diğerlerinin içine çekilmiş olduğu yaşamın gülünç saçmalıklarından uzak tutmakta ve bunu hayatın asıl gerçekleriyle uğraşmak için araç olarak kullanmaktadırlar. İnsafsızlık, adaletsizlik, adilik ve sürekli tekrar eden zulümlerle savaşmak için.

Saygınlığınız sizin aklınıza, karakterinize, merhametinize, ön yargılarınıza, mizacınıza bağlı olan bir şey.

Hiçbir insan diğer bir insanı Tanrı’nın onu sevdiği kadar sevemez.

Erdem sevgisizliğe sevgiyle karşılık vermek değil midir?

Senden alıp götürdüklerini onlara ver, bunun için onlara ceza verme, suç ne kadar büyükse, onu yüze vurmamak, bunun için içerlediğini belli etmemek daha büyük erdemdir. Merhamet gösteren kişinin adalet duygusu hiçbir zaman eksik olmaz. Merhamet gösteren kişi bizi yaratanın adil kanunlarını peşinen kabul etmiş ve onları titizlikle uygulayandır. Ve bu yüzden sadece Tanrı’ya ibadet eder.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Web sitenizi WordPress.com ile oluşturun
Başla
%d blogcu bunu beğendi: