Moby Dick- Herman Melville

Ishmael deyin bana. Birkaç yıl önce -kaç yıl önce olduğu önemli değil paramın azaldığı ya da hiç kalmadığı bir sırada-, karada da beni ayrıca bağlayan bir şey olmadığı için, bir engine açılayım, bu dünyanın denizlerini şöyle bir göreyim dedim. Ben böyleyimdir; böyle bulurum sıkıntıdan kurtulmanın, uyuşan kanıma hız vermenin yolunu.

Marcus Portius Cato Utiensis, Caeser’a karşı yenilince onun yönettiği dünyada yaşamamak ve ona kendini affettirme yüceliğini bağışlamamak için intihar etti.

** Marcus Portius Cato Utiensis: (M.Ö. 95-46) Roma Cumhuriyeti’nin son dönemlerinde yaşamış olan Romalı politikacı ve devlet adamı Cato, aynı zamanda efsanevi inatçılığı ve bildiğinden şaşmaz kişiliği ile hatırlanır. Döneminde oldukça yaygın olan rüşvetle mücadele etmesi, ahlaki dürüstlüğü ve özellikle Jül Sezar ile olan uzun mücadelesi ile tanınır. Cato (Kato) Marcus Porcius Cato ve onun karısı Livia Drusa’nın oğlu olarak Roma’da dünyaya geldi. Ebeveynini erken yaşlarda kaybeden Cato dayısı Marcus Livius Drusus’un evine taşındı. (https://tr.wikipedia.org/wiki/Gen%C3%A7_Cato)

Ama işte o görüntünün aynısı, biz kendimiz bütün nehirlerde ve okyanuslarda görürüz. Bu, hayatın yakalanamaz hayaletinin görüntüsüdür ve bu her şeyin anahtarıdır.

Çünkü yolcu olarak gitmek için insanın bir çantası olmalıdır. Ve bir çantada da içinde bir şey yoksa bir paçavradan başka bir şey değildir. Ayrıca yolcuları deniz tutar, kavgacı olurlar, geceleri pek uyumazlar ve genel bir kural olarak hoş vakit geçirmezler.

Eski Mısırlıların kızarmış kümes hayvanı ve nehir atı (Hipopotam) etine karşı olan putperest düşkünlüğü nedeniyle bu hayvanların mumyalanmalarını ancak piramit denilen büyük pişirme evlerinde görürsünüz.

Öyleyse bu yaşlı kaptanlar bana ne kadar emir yağdırsalar da ne kadar itip kaksalar da bunun bir sorun oluşturmadığını düşünürüm, herkesin fiziksel ya da metafizik anlamda şöyle ya da böyle aşağı yukarı aynı muameleyi gördüğünü bilmenin huzurunu duyarım, böylece evrensel olarak bu itip kakmaları herkes birbirine aktarır ve birbirinin sırtını sıvazlayıp mutlu olur.

İki bahçe hırsızı: Adem ile Havva

Pythagoras: Gaz yaptığı için fasulye yenmemesini salık verir.

Tıpkı aslında sıradan insanlar liderlerini yönettiği halde, liderlerinin bundan pek kuşkulanmaması gibi…

Nantucket: Amerika kıtasında ilk balinanın karaya çıkarıldığı yer.

Leviathan (İbranice): Eski Ahit’te deniz canavarı, burada balina

Şalopa: Küçük bir gemi gibi kullanılabilen büyük sandal

https://www.pikist.com/free-photo-xerpa/tr

Kara Meclis: İskoç kralı Robert’ın 1320’de kendisini öldürmeyi amaçlayan suikastçılara karşı topladığı meclis.

Tofet: Eski Ahit’in Yeremya kısmında geçen, Ben Hinnom Vadisi’nde kurulan ve çocuklarını canlı canlı kurban eden şehir, cehennem.

Lazarus ve Dives: İsimsiz zengin adam ve Lazar adında yoksul bir dilenci arasında (ölüm ve yaşam) ilişkinin hikayesidir.  İncil’in metninde, zengin adamın adı verilmediğinden,  Latince zengin adam anlamına gelen Dives  olarak anılır. Hikaye, Yeni Ahit’te bulunan ölümden sonraki hayatın en canlı açıklaması olduğu için sanatçılar ve ilahiyatçılar için bir favori olmuştur. (https://religion.wikia.org/wiki/Lazarus_and_Dives)

Mokomokai: Maorilerin (Yeni Zellanda yerlileri) dövmelerle süslü mumyalanmış kafataslarına verilen ad.

https://tr.pinterest.com/pin/506303183105336206/

Tomahawk: Bir ucu savaş baltası, diğer ucu barış çubuğu.

https://www.maskworld.com/english/products/costume-accessories/–/accessories–330/indian-pipe-tomahawk–107660

Bir an durup ona baktım. Bütün dövmelerine karşın genel olarak temiz, sakin görünen bir yamyamdı. Neydi bütün bu kopardığım patırtı diye düşündüm kendi kendime … adam aynı benim gibi bir insanoğlu onun da benden korkması için benimki kadar sebebi var. Ayık bir yamyamla uyumak sarhoş bir Hıristiyanla uyumaktan evladır.

ama birbirine zıt iklimleri, kuşak kuşak tek bir demette sergileyen And Dağları’nın batı yamaçları gibi rengarenk çizgiler Queeqweg’den başka kimde var?

Ah ölüleri yeşil çayırların altında yatanlar! Çiçeklerin arasında durup-burada, işte burada yatıyor sevdiğim diyebilenler! Sizler bu insanların bağrında yatan hüznü bilemezsiniz. Altında külleri bile olmayan şu siyah kenarlı mermerlerde kim bilir ne acılar gizli. Şu donuk yazılarda kim bilir ne hüzünler var. Şu satırlardaki hangi ölümcül boşluklar ve istenmeyen sadakatsizlikler bütün inançları kemirerek bir mezar taşı bile olmadan yersiz yurtsuz yitip giden bu insanların yeniden dirilişine engel olur! Bu yazıtlar ha burada durmuş ha Elephanta Mağaraları’nda ! (Bombay körfezinde ünlü bir tapınak mağara)

https://namasteindiatrip.com/blog/elephanta-caves/

… nasıl oluyor da bulundukları yerde tarifsiz mutluluklar içinde olduklarını düşündüklerimiz için teselli bulamıyoruz; neden bütün canlılar ölüleri susturmaya bu denli çabalıyor … Bütün bunların bir anlamı olmalı.

Bence gölgem olduğu söylenen şey benim esas varlığım. Bence manevi şeylere bakışımız denizin içinden güneşe bakan ve üzerinde kalın su tabakasının yalnızca ince bir hava tabakası olduğunu düşünen istiridyeler gibi. Bence vücudum varlığımın iyi tarafının bir posasından öte bir şey değil. Hatta isteyen alsın vücudumu, samimiyim o ben değilim.

Ama unutmayın, Tanrı’nın yaptırmak istediği her şey zordur bizim için ve onun içindir ki bizi ikna etmeye çalışmaktansa buyurur. Ve Tanrı’ya itaat edersek kendimize itaatsizlik etmemiz gerekir ki Tanrı’ya itaatin zorluğu tam da burada, kendimize itaatsizlikte yatar.

Bu dünyada yoldaşlarım, parasını ödeyen günah özgürce seyahat edebilir hem de pasaportu bile olmadan; öte yandan erdem şayet fakirse her sınırda durdurulur.

Ah! Vicdanım da aynı lamba gibi içimde asılı! diye homurdandı, alevi dik yanar ama ruhumun odaları hep yamuk yumuk!

Tarşiş: Cadiz’in eski adı.

Yopa: Yafa’nın eski adı.

Tüm günahkarlığına rağmen Yunus ağlayıp sızlamaz hemen bırakılmak için. Bu korkunç cezanın adil olduğunu hisseder. Kendini Tanrı’nın yargılamasına bırakır ve bununla yetinip tüm acılarına ve sızılarına rağmen Tanrı’nın kutsal mabedine döner yüzünü.

** Yunus Peygamber: İbrânîce Yonah (güvercin) kelimesi Grekçe’ye Ionas, Arapça’ya Yûnus, Batı dillerine Jonas ve Jonah şeklinde geçmiştir.Buna göre Yûnus, Filistin’in İsrâil Krallığı’na ait Celîle bölgesindeki Gatheferli Amittay’ın oğlu olup Zebulun kabilesine mensuptur.  Yahudi rivayetlerine göre Peygamber Elişa’nın talebeleri arasında en başarılısı Yûnus peygamberdir. Elişa onu Yehu’yu kral olarak meshetmek ve Kudüs’teki halkın helâk edileceğini haber vermekle görevlendirmiş, fakat Kudüslüler tövbe edince azap gerçekleşmemiştir. Bundan dolayı İsrâilliler, verdiği haber gerçekleşmediğinden Yûnus’u yalancı peygamber saymıştır. Nitekim Ninevâ halkına felâket haberini vermekle görevlendirildiğinde, “Şundan eminim ki oradaki putperestler tövbe edecekler ve affedilecekler, böylece putperestler arasında benim yalancı peygamber olduğum yayılacak” demişti. Ninevâ’ya gitmek için Yafa’ya vardığında limanda gemi bulamaz. Ancak Tanrı onu sınamak için fırtına çıkarır ve limandan ayrılan bir gemi tekrar limana döner, Yûnus bu gemiye biner. Bir günlük yolculuktan sonra tekrar fırtına çıkar, gemide bulunan yetmiş millete mensup insanlar kendi ilâhlarına yalvarmaya başlar, fırtına dinmeyince kaptan Yûnus’a milletini sorar, İbrânî olduğunu öğrenince, “İbrâniler’in tanrısı çok güçlüdür, dua et de Yahudileri Kızıldeniz’den kurtardığı gibi bizi de kurtarsın” der. Ancak Yûnus bu felâkete kendisinin yol açtığını söyleyerek denize atılmasını ister. Önce gemideki ağırlıklar atılır, ancak fırtına dinmeyince bu defa Yûnus denize atılır. Yûnus’u çok büyük bir balık yutar ve Yûnus balığın midesinde bir süre kalır; balığın gözleri de pencere vazifesi görür. Ardından balık onu görülebilecek bir sahile götürür. Bu arada Yûnus, Tanrı’ya yalvarmayı unutunca Tanrı çok iri başka bir balık gönderir, bu balık Yûnus’u ister. Ardından Yûnus kendisini içinde bulunduğu durumdan kurtarması için Tanrı’ya dua eder, duası kabul edilir ve balık Yûnus’u sahile çıkarır. Yûnus hemen Ninevâ’ya gidip halka felâketin yakın olduğunu haber verir. Yûnus’un sesi çok güçlüdür, şehrin her köşesine ulaşır, bunu duyan halk kötü yoldan dönmeye karar verir. Tövbe edenlerin başında Asur Kralı Osnappar vardır. Kral tahtından iner, tacını çıkararak başına kül serper ve yerde yuvarlanır. Üç gün oruç tutulur ve göz yaşları içinde Tanrı’ya dua edilir, Tanrı da onları bağışlar. Yûnus Tanrı’dan kendisini affetmesini ister. Tanrı, “Sen benim şanıma saygılı davrandın, denize gittin (çünkü Yûnus insanların Tanrı’ya olan güveninin sarsılmamasını istiyordu, dolayısıyla yalancı durumuna düşmemek için denize açıldı), bundan dolayı sana merhametimle muamele ettim, seni yer altı dünyasından kurtardım” der. Yûnus balığın karnında geçirdiği bu sıkıntılı zamanı uzun müddet unutamaz ve üzerinde izleri kalır. Nitekim balığın karnındaki aşırı sıcaklıktan elbisesi erimiş, saçları dökülmüş, böcekler de onu hırpalamıştır. Yûnus’u korumak için Allah kikayon bitkisini (Hint yağı/Castor oil) yaratmıştır. Yûnus sabah kalktığında baş ucunda kendini güneşten koruyan, her yaprağı bir karıştan büyük, 270 yapraklı bir bitki bulur. Fakat daha sonra bitki kuruyunca tekrar böceklerin hücumuna uğrayan Yûnus ağlar ve ölmek ister. Tanrı ona bir ders vermiş, hiç emeği geçmediği halde bitkinin kurumasına üzülen Yûnus’a, iman eden Ninevâ halkını affetmesinin tabii olduğunu göstermiştir. Ardından Yûnus secdeye kapanır. Ancak Ninevâ halkı kırk gün sonra yine yoldan çıkarak öncekinden daha çok günah işlemeye başlayınca kendilerine haber verilen azap gelir ve hepsi toprağa gömülür. Çektiği şiddetli sıkıntılardan dolayı Tanrı, Yûnus’u ölümden kurtarmış ve daha hayatta iken cennete girmesine izin vermiştir.  (https://islamansiklopedisi.org.tr/yunus)

https://godasagardener.com/tag/castor-bean/

Ah Tanrım- elindeki sopasından tanırım- ister fani ister ebedi, işte ölüyorum. Hep senin olmaya çalıştım, bu dünyanın ya da kendimin olmaktan çok. Ama bu ne ki? Sonsuzluğu sana bırakıyorum, insan kim ki Tanrı’sından daha uzun yaşasın!

Ruhu gizleyemezsiniz.

Frenoloji: Kafatası şeklinden kişinin karakter ve suça yatkınlığının belirlenmesi.

Ne zaman falanca şahsın filozofluk tasladığını duysam hazımsızlık çeken yaşlı bir kadın gibi barsaklarını bozduğunu düşünürüm.

30 gümüş dolar: Rahiplerin İsa’ya ihanet etmesi için Yehuda’ya ödedikleri miktar.

… zaten bu dünyada tam zıddıyla kıyaslanmadan değeri ortaya çıkan bir şey yoktur. Hiçbir şey kendi başına var olmaz. Eğer tepeden tırnağa huzurlu olduğunuzu sanıyorsanız ve uzun zamandır böyleyseniz o zaman artık huzurlu olduğunuz söylenemez.

Çünkü hiç kimse kendi kişiliğini gözleri kapalı olmadan doğru algılayamaz, ışık toprak yanımızla daha uyumlu olsa da sanki karanlık gerçekten de özümüzün en has parçasıymış gibidir.

Ama yabancı şehirlerin tersanelerinde ırgatlık etmeye razı olan Çar Petro …

Yalnızca Nantucket’lı denizde yaşar ve denizde savaşır, yalnızca o İncil’de dendiği gibi gemileriyle denizlerin derinliklerine gider, sanki kendi toprağıymış gibi sürer denizi.

Devil-dam: Şeytanın anası,

Tit-bit: Çerez

Pequot: Conneticut, ABD’de bulunan Thames vadisinde, Massachusetts körfezi, Plymouth, Saybrook’da yaşayan ve Algonkin dili konuşan, Amerikan yerlileri. Pequot Savaşı sırasında, 1637 tarihinde Mystic Katliamı olarak adlandırılan olaydaJohn Mason komutasındaki İngiliz sömürgecilerin Kızılderili kabilelerinden Mohegan ve Narragansett müttefikleriyle birlikte, günümüzdeki Conneticut eyaletinde Mystic Nehri kıyısındaki büyük bir Pequot köyüne gece baskını düzenlemiş ve evlerinde uyumakta olan yaklaşık 600–700 kadar Kızılderiliyi evleriyle birlikte yakmış ve yanmaktan kurtulabilenleri de öldürmüşlerdir. Pequot Savaşında Pequot Kızılderililerinin yüzlercesi öldürülmüş, yüzlercesi tutsak alınmış ve Batı Hint Adaları’na köle olarak satılmışlardır. Kurtulabilenler ise dağılmışlardır. (https://tr.wikipedia.org/wiki/K%C4%B1z%C4%B1lderili_soyk%C4%B1r%C4%B1mlar%C4%B1#Pequot_Soyk%C4%B1r%C4%B1m%C4%B1_(Pequot_Genocide))

Köln katedrali: Burada bebek İsa’ya hediyeler getiren 3 kralın kalıntıları olduğuna inanılır.

Thorkill Hake: Yaptığı savaşların tasvirlerini yatak ve mobilyalarına kazıyan İzlandalı savaşçı.

Ahab: (M.Ö. 935-852) M.Ö. 871-52 yıllarında hüküm sürmüş zalim 7. İsrail kralı. Omri’nin oğlu,Jezebel’in eşi. Özellikle Jezebel’in dinsel politikalar üzerindeki etkisine ve Naboth’un keyfi infazının arkasındaki başlıca rolüne göz yumduğu için kötü bir kral olarak sunulur. Jezebel’in Ahab üzerinde baskın bir etkisi olduğunu ve onu Yahveh’i terk etmeye ve İsrail’de Baal dinini kurmaya ikna ettiğini belirtir. Ahab, Omri tarafından kurulan kraliyet başkenti Samiriye’de yaşadı ve orada Baal için bir tapınak ve sunak inşa etti. Bu eylemler İsrail için birkaç yıl süren kuraklık gibi ciddi sonuçlara yol açmıştır ve Jezebel’in Yehova peygamberlerine ve inananlarına en fanatik dini zulümüne Ahab göz yummuştur. (https://tr.qaz.wiki/wiki/Ahab)

Daha önce de söylediğim gibi hangi dinden olursa olsun kişi bir başkası aynı şeye inanmadığı için onu öldürüp aşağılamadıkça kimsenin dinine karışmam. Ama birinin dini gerçekten zıvanadan çıkıp kendisi için tam bir eziyet haline gelir ve sonunda şu dünyamızı içinde yaşanmayacak bir hale çevirirse işte o zaman o kişiyi kenara çekip tartışmanın zamanı gelmiş demektir.

Elijah: İlyas Peygamber. Kral Ahab, Baal adlı puta tapınca uyardı.

Ama insan bir şeylerin yanlış olduğundan kuşkulandığında eğer işe zaten bulaşmışsa kuşkularını farkında olmadan kendisinden bile gizlemeye uğraşır.

Queequeg, memleketinde kanepe, koltuk yerine şişman ve tembel adam alıp, üzerine oturduklarını anlattı.

Sanki kara ayaklarını yakıyordu. En güzel şeyler kelimelerle anlatılamaz, en derin anıların yazıtları yoktur …

Ama fırtınada liman ve kara, gemi için en korkunç tehlikedir… gemi kudurmuş denizin karasızlığının peşindedir; sığınmak için umutsuzca tehlikeye doğru koşar, tek dostuna, en azılı düşmanına doğru.

Öldürecek kadar dayanılmaz gerçeği, samimi düşüncelerin, ruhun denizinin bağımsızlığını korumak için yılmaz bir çabadan başka bir şey olmadığını; cennetin ve dünyanın en azgın rüzgarlarının onu hain ve aşağılık kıyılara sürüklemek için ne dolaplar çevirdiğini bir parça görebildiniz mi? Ama gerçeklerin en yücesi yalnızca kararsızlıktadır, kıyısızlık, Tanrı kadar sonsuzluktur, bu muazzam sonsuzlukta yok olmak, daha güvenli olsa da sütliman bir kıyıda şerefsizce hırpalanmaktan evladır!

Nut: Mısır mitolojisinde Osiris ve İsis’in annesi. Osiris, kardeşini anne karnında hamile bıraktı.

Japonya, Moby Dick yayınlandıktan (1851) 5 yıl sonra kapılarını Batı’ya ve ticarete açtı.

Benjamin Franklin’in annesi Mary Morrel (evlilik soyadı Folgar) Nantucket’lı.

Cetus (Balina) Takım yıldızı, güney yarı kürededir.

Quaker: 17. yüzyılda İngiltere’de Dini Dostlar adıyla George Fox tarafından kuruldu. Hıristiyan pasifizmini savunur. 3 barış kilisesi bulunur: Quaker, Mennonite ve Brethren. Tanrı insanın içinde, kilisede değil. Kadın- erkek eşitliği, eşcinsel evlilik, hayvan haklarını savunur. Amerikan başkanlarından Hoover, Nixon üyelerinden bir kaçıdır.

Birinci zabit Starbuck, bir denizcide rastlanmayacak kadar insaflı bir karakteri ve içinde barındırdığı derin saygı, vahşi sulardaki yalnızlığının onu batıl inançlara yöneltmesine neden olmuştu, fakat bu batıl inançlar bazı insanlarda olduğu gibi cehaletten değil de akıldan kaynaklanıyordu. Onun ki dış dünyaya doğru kehanet, iç dünyaya doğru önseziydi. Nantucket’lıydı.

Kayığımda balinadan korkmayan adam istemiyorum, dedi Starbuck. Böyle demekle yalnızca en güvenilir ve yararlı cesaretin karşılaşılan tehlikenin doğru algılanmasından doğduğunu değil, aynı zamanda son derece gözü kara bir adamın bir korkaktan çok daha tehlikeli olduğunu anlatıyordu.

John Bunyan: (1628-88) Protestanlar arasında etkili, muhalif görüşleri yüzünden hapsedilen rahip. Bilgelik her yerdedir. (İstiridyenin içindeki inci, bir kurbağanın kafasında da büyüyebilir.)

Yataktan burunsuz kalkması ne kadar beklenirse ikinci zabit Stubb’ın da piposuz kalkması o kadar beklenirdi. Cape Cod’luydu.

Üçüncü zabit Flask, Martha’s Vineyard’lıydı.

1790’da Prusyalı Baron de Cloots (1775-94), Fransız Devrimi’ni dünyanın desteklediğini göstermek için değişik ulus ve ırklardan delegasyon oluşturmuş. Jean-Baptiste du Val-de-Grâce olan adı yerine, Anacharsis kullanmış. Bundan sonra bu adı kullanmış.

Yaşlılar az uyurlar, sanki hayatla bağlantısı ne kadar uzarsa, ölümle ilgisi o kadar azalırmış gibi.

Canlı bir tekmeyle ölü bir tekme arasında da dağlar kadar fark vardır. Zaten bu yüzden bir tokada tahammül etmek, bir sopaya tahammül etmekten elli misli zor gelir insana. Canlı bir insan parçası, hakareti de canlı yapar sevgili dostum.

Musur: Yunusgillerden bir balık

https://tr.wikipedia.org/wiki/Beyaz_yanl%C4%B1_musur

Charing Cross: İngiltere’de tahta geçecek kralın ilan edildiği meydan

Balinalar: 1- Folio (Büyük olanlar) I. İspermeçet (Trumpa/ Physeter/ Kaşalot/ Örs kafalı/ Çanak balığı/ Koca kafa): Balina yağı elde edilir. Mum, merhem, ilaç yapımında kullanılır.

http://www.senbildiye.com/dunyanin-en-buyuk-yirticisi-ispermecet-balinasi/

II. Doğru balina (Siyah balina/ Grönland balinası/ Mistiketus/ Growlands Walfish) Balen ve balina yağı elde edilir.

https://bilgibirikimi.net/2013/12/20/dunyada-en-uzun-yasayan-canlililar-hangileri/gronland-balinasi/

III. Sırtı kanatlı balina (Long John/ Yassı burunlu/ İbikli/ Mızrak kafalı/ Taraklı/ Alt çeneli / Gagalı) Zeytuni, dudakları kırışık, tek dolaşır, ağzında baleni var.

https://www.nkfu.com/gagali-balinalar-hakkinda-bilgi/

IV. Kambur balina (Fil/ Mahfe balinası): Balenli, oyuncu, gamsız, neşeli

https://www.lafsozluk.com/2013/12/kambur-balina-nedir.html

V. Ustura sırtlı balina / Fin balinası:

https://tr.pinterest.com/pin/643662971715192149/

VI. Kükürt Karın/ Mavi balina

https://www.bilgikilavuzu.com/dunyanin-en-buyuk-hayvani-mavi-balinalar/

2- Octavo (Orta boy balinalar): I. Grampus /Boz Yunus: Sürü halinde gezer.

https://www.deviantart.com/topgon/art/Grampus-griseus-659357078

II. Karabalık/ Sırtlan balina: Siyah, dudaklarının kenarları yukarıya kıvrık, ucuz yağ çıkar.

https://society6.com/product/ii-the-octavo-whale_throw-blanket

III. Deniz gergedanı (Narwhale/Boynuzlu/Sivri dişli /Burun deliği balinası): Sol tarafından çıkan boynuz gibi dişi var. Kutup civarında yaşar. Süt beyaz üzerine yuvarlak siyah benekli.

IV. Katil Balina

V. Döven Balina

3- Duodecimo (Küçük balinalar): I. Hurra Domuz balığı: neşeli, sıçrar, sürüyle gezer. Yağ ve alt çene kemiğindeki sıvı mücevher ve saatçiler kullanır. Eti lezzetli.

II. Cezayir Domuz balığı: Vahşi, saldırgan

III. Ağzı unlu Domuz balığı: En büyük domuz balığı, üst kısmı siyah, alt tarafı beyazdır.

https://www.artflakes.com/en/products/the-duodecimo-whale

Katil balina denmesine itiraz edebilirsiniz. Hepimiz birer katiliz çünkü karada da denizde de…

Specksynder (Yağ kesen): Baş zıpkıncıdır, balina gemisinde kaptanla birlikte komuta eder.

Ne kadar entelektüel yetkinliği olursa olsun bir insan, kendileri de değersiz ve aşağılık olan dış mihraklı oyunlar ve bağlantıların yardımı olmadan asla gerçek anlamda başka insanlara bir üstünlük sağlayamaz. Tanrı, imparatorluğunun gerçek prenslerini dünyadaki krallıkların başına geçmekten sonsuza kadar alıkoyan, bu dünyanın bahşedeceği en büyük şerefleri, şöhretleri sıradan insanlara olan üstünlüklerinden çok, bir avuç seçkin insana karşı hissettikleri sonsuz aşağılık duygusuna borçlu olan kişilere terk etmelerine neden olan, işte budur. Politikanın aşırı ve boş inançları tarafından kuşatıldığında büyük faziletler bile küçük şeyler içinde kaybolup gider ve krallıklarda bile gücü bazen en ahmak ve aptallara teslim eder.

Babil kralı Baltazar: Son Babil kralı (Bel şar Utsur) Nabukadnesar yerine kral oldu.

William Scoresby (Sleet: Sulu sepken): (1789-1857)İngiliz balina avcısı, kutup kaşifi, din adamı.

Belki de öyledir ya da belki de ufukta sürüleri vardır ama bu dalgın delikanlı dalgaların düşüncelerine karışan ahengiyle sanki afyon yutmuş gibi öylesine boş, bilinçsiz bir hayal dünyasına dalmıştır ki sonunda unutuverir kimliğini; ayaklarını dibinde uzanan gizemli okyanusu, insanlığı ve doğayı sarıp sarmalayan kendi derin, hüzünlü ve dipsiz ruhunun görüntüsü zanneder, dikkatini dağıtan her tuhaf şey, yarım yamalak gördüğü, deniz yüzeyinde kayan güzel şeyler ne olduğunu tam anlayamadığı tuhaf şekilli her balık kanadı, ona içinde hiç durmadan çırpınarak ruhunu dolduran anlatılması zor düşüncelerinin vücuda gelmesi gibi görünüyordur. Bu büyülenmiş ruh halinde insanın ruhu geldiği yere döner, zaman ve boşlukta dağılır gider, Wycliffe ‘in etrafa saçılmış külleri gibi panteist dünyanın dört bir yanındaki kıyılarının en azından bir parçasını oluşturur.

** John Wycliffe (Wycliff , Wyclif, Wicliffe veya Wiclif): (1330-84) İngiliz ilahiyatçı, filozof, kilise reformcusu ve İncil’in ilk defa İngilizce’ye çevirisinin tamamlatan. Protestanın öncülerinden biriydi. Geliştirdiği siyasi-dini teoriler, kilisenin dünyevi mülklerinden vazgeçmesini gerektirdi ve 1378’de kilisenin inançlarına ve uygulamalarına sistematik bir saldırı başlattı. Wycliff, rahip sınıfının ayrıcalıklarını eleştirdi. Sahip oldukları ayrıcalıklar, rahip sınıfının İngiltere’de güçlü olmasının temel sebebiydi. Yerel kiliselerin dini ayinlerdeki lüksünü ve tantanasını eleştirdi. Wycliffe Kutsal Kitap’ın konuşma diline tercüme edilmesi taraftarıydı. 1382 senesinde Vulgata’yı (Latince İncil) esas alarak zamanının konuşma dili olan Orta İngilizce’ye (İngiltere’nin Normanlar tarafından fethinden 15. yüzyıl sonuna kadar konuşulan İngilizce), günümüzde Wyclifffe’in Kutsal Kitabı olarak bilinen tercümeyi yaptı.  Wycliffe’in takipçileri Lollards olarak bilinirdi. 16. yüzyıldan başlayarak Lollards hareketi, Protestan Reformu’nun tetikleyicisi olarak görülmektedir. Bu görüşte olanlar için, Wycliffe, skolastik çağın akşam yıldızı, İngiliz reformasyonunun ise sabah yıldızı idi. Wycliffe’in Latince yazıları, Çek reformcu Jan Hus’un öğretilerini ve felsefesini derinden etkiledi. Onun 1415’te idamı, Husçu Savaşlarını başlatmıştır.(https://www.britannica.com/biography/John-Wycliffe) (https://tr.wikipedia.org/wiki/John_Wycliffe)

** Thomas Fuller (1608-61): İngiliz kilise adamı ve tarihçiydi. (https://en.m.wikipedia.org/wiki/Thomas_Fuller)

Thomas Fuller, Wickliff’in cesedinin mezarından çıkarılıp yakılması ve dereye atılmasıyla ilgili olarak: Bu küllerin din adamının görüşleri gibi Okyanuslardan tüm dünyaya yayıldığını hayal etmiştir.

https://suphinindunyasi.wordpress.com/2013/02/18/32/

Kırış kırış ve çopur alnına dikkatle bakarsanız orada daha da tuhaf ayak izleri görürsünüz- asla uyumayan, sürekli gezinen tek bir düşüncenin ayak izleri.

Bu düşünce, içinde öylesine yer etmişti ki grandi direği ile pusula dolabının arasında tekdüze bir şekilde yaptığı her dönüşte kafasındaki o düşüncenin de kendisiyle birlikte döndüğünü; o yürürken onunla birlikte yürüdüğünü görebilirdiniz neredeyse, bu düşünce onu öylesine ele geçirmişti ki dışa vuran her hareketin içerideki kalıbı gibiydi.

Göze görünen nesneler karton maskeden başka bir şey değildir. Ama her durumda- işin aslında, gerçek olayda- bilinmeyen ama düşünen bir şey o düşünmeyen maskenin ardından ortaya koyar yüzünün kalıbını. Vuracaksan eğer maskenin ardına vuracaksın.

Benim esas nefret ettiğim de bu gizemli şey, beyaz balina ister aracı olsun ister esas suçlu, tüm nefretimi yıkmalıyım üzerine. Bana kafirlikten dem vurma, güneşe bile vururum bana hakaret ederse.

Kim benden üstündür? Gerçek, sınır tanımaz.

Bak Starbuck, kızgınlıkla söylenen şeyler gerçekten söylenmiş sayılmaz.

Bak görüyor musun şu, ilerideki güneş yanığı lekeli vahşi Türk yanaklarını, güneşin boyadığı nefes alan, yaşayan resimleri.

Ey nasihatler ve uyarılar! Neden hemen kayboluverirsiniz göründüğünüzde? Ey gölgeler, yoksa uyarı değil de yalnız birer belirti misiniz siz! Siz hariçten gelen öngörülerden çok, İçimizdeki şeylerin dışa vurmuş görüntülerisiniz. Çünkü hariçten bizi sınırlayan bir şey yoksa içimizdeki gereksinimlerdir bizi sürükleyen.

Lombardiya’nın demir tacı: Kutsal Roma İmparatoru’nun tacı.

Veya onlar karınca yuvasına benzeyen barut yığınları gibi önümde duruyor, ben de onların kibritiyim de diyebilirsiniz isterseniz. ama işin kötüsü diğerlerini ateşlemek için kibritin kendisini yok etmesi.

Ah! Açıkça görüyorum sefil görevimi. İsyan ederken itaat, daha da kötüsü nefret etmek bir yandan acıyarak.

Çünkü acayip şeylere verilecek en bilge ve kolay yanıt bir kahkahadır, ne olursa olsun her zaman insanın içini rahatlatacak bir şey vardır-bu hiç şaşmaz rahatlık, her şeyin alın yazısı olduğudur.

… ölümsüzlük de zaman içinde aynı anda birden fazla yerde olmaktan başka nedir ki …

Arkansaslı bir düellocunun düşmanına saldırdığı gibi…

Sarıklı Türk, parayla tutulmuş Venedikli, Malayalı …

Ofit: 2. yüzyılda yılana tapan Hıristiyan mezhebi.

Acaba bu belirsizliği sayesinde mi evrenin acımasız boşluklarını ve sonsuzluğunu temsil eder beyazlık ve yok oluş düşüncesiyle bizi sırtımızdan bıçaklarken kendisi Samanyolu’nun beyaz derinliklerini seyreder? Yoksa esasen bir renk olmaktan çok görünür bir renk olmamak mıdır beyazlık ve aynı zamanda bütün renklerin tek bir renkte somutlaşması, bu nedenlerini kırları örten karda anlam yüklü sessiz bir boşluk vardır- ateizmin renksiz ya da bütün renkleri içeren görüntüsü mü bizi ürküten?

Cholo: Yarı Kızılderili yarı İspanyol, Peru melezi.

Ekvator mevsimi: Balina avı için Pasifik’te en uygun yer Ekvator çizgisi, en uygun ay Ocak’tır.

Tarsuslu Saul: Aziz Paulus’un İbranice adı.

Kaderin dümdüz çözgüleri rotasından asla saptırılmamalı- zaten her titreşimi buna hizmet eder, özgür irade mekiğini iplikler arasında dilediğince hareket ettirir ve raslantı, gösterisi kaderin çizgileri arasında sınırlanmış olsa da yanlamasına hareketlerini özgür irade yönetse de ve böylece raslantı diğer ikisinin buyruğu altında olsa da raslantılar sırayla bir birini bir diğerini yönetir ve olaylarda son sözü söyler.

Ağızında gümüş kaşıkla doğan varlıklı aile çocukları ve demir kazıkla doğan yoksul aile çocukları birlikte yaşarlarsa deneyimli kürekçiler olurlar.

Çok gördüm bunun gibi tutku ve kibrin yüce ruhlu dünyanın canlı toprağında tepindiğini ama dünya ne sularının kabarmasını değiştirdi ne de mevsimlerini.

Hayat dediğimiz bu tuhaf, karman çorman meselede, insanın bütün kainatı koca bir şaka zannettiği acayip zamanlar ve durumlar vardır ve insan buradaki ince espriyi tam olarak kavrayamasa da şakanın bedelini esasen kimsenin değil kendisinin ödeyeceğinin farkındadır.

… ölümün dişleri arasında ölümsüzlük …

İnançsızlığın sembolü olan bu adam çaresizliğin ortasında umutsuzca umudu tutarak oturdu.

Beelzebub (Sineklerin tanrısı), Ekran (Eski Filistin şehri)’ın semitik tanrısı daha sonra Luciferla cehennemi yöneten efendilerden biri.

Ümir Burnu: Bartolomeu Dias buraya Fırtınalar Burnu (Tormentoso Burnu) demiş.

Dünyanın çevresi! Bu laflarda insanın gururunu okşayacak hisler uyandıracak pek çok şey vardı ama nereye götürecekti bizi bu dünyanın çevresini dolanmak? Sayısız tehlikelerden sonra başladığımız yere, arkamızda güven içinde bıraktığımız ve aslında hep önümüzde olan yere.

Aslına bakarsanız İngiliz balina avcıları sayıca az olduğu için bu karşılaşmalar çok sık olmazdı, ama olduğu zaman aralarında kısa süreli bir çekingenlik olurdu çünkü biliyorsunuz İngilizler hep biraz mesafeli olurlar ve Amerikalılar da bu tür özelliklerin kendilerinden başkasında olmasından hoşlanmazlar.

Korsanlık mesleği bazen gerçekten de beklenmedik derecede yüksek düzeylerde sonlanır ama darağacında.

Gam: İki ya da daha fazla balina gemisinin genellikle av bölgesinde sosyal buluşması; selamlaşmadan sonra mürettebat karşılıklı kayıklarla birbirini ziyaret eder, bu sırada her iki kaptan bir süre bir gemide, birinci zabitler ise diğer gemide kalır.

Town- Ho: Balinacıların balina ilk görüldüğünde ve Galapagos kaplumbağası avlarken kullandıkları ünlem.

Aşante: Gana’da yaşayan Afrikalı

Kaderin işine bakın ki nasıl büyük şehirlerde bütün çapulcular adalet dağıtan mahkemelerin çevresine kamp kurmuşsa, günahkarlardan da kutsal yerlerin yakınlarında bol miktarda bulunur.

Auto de Fe: Engizisyon mahkemelerinde kafirlikle suçlananların diri diri yakılmalarından önce düzenlenen tören

Fransız ressamlar hareketli sahneleri daha iyi yansıtıyorlar.

Jean François Garneray: (1755-1837) Fransız ressam, balina gravürcüsü

Koa: Hawaii’de yetişen akasya türü ağaç, Savaşçı anlamına da gelir. Kerestesinden gemi ve savaş aleti yapılır.

Kraken: Erik Pontoppidan’ın Norveç’in Doğu Tarihi kitabındaki canavar.

** Erik Pontoppidan: (1698-1764) Danimarkalı-Norveçli bir yazar, Norveç Kilisesi’nin Lutherci piskoposu, tarihçi ve antikacıdır.  Versuch einer NATURLICHEN Geschichte Norwegens (Norveç Doğa Tarihi)  adlı kitabında deniz yılanı, Kraken ve deniz kızlarının varlığını savunur. (https://en.m.wikipedia.org/wiki/Erik_Pontoppidan)

Kral Edward’ın huzurundaki 6 Calaisli: Kasabalarını kurtarmak için boyunlarında iple huzura çıkıp, hayatlarını sunmuşlar.

Mazepa: Kazak lider, Lord Byron’ın bir şiirinde Polonyalı bir asilzadeyi karısıyla ilişkisi olduğu için vahşi ata bağlayıp, steplere sürer.

** Ivan Mazepa: (1639-1709) Ukraynalı Kazak lider.

Tüm insanlar balina halatlarıyla sarmalanmış yaşarlar. Hepsi boyunlarının etrafında bir ilmekle doğmuştur, ama faniler yalnızca ölümün o ani ve hızlı döngüsüne kapıldıkları zaman fark ederler hayatın her zaman var olan sessiz ve göze batmayan tehlikelerini.

Et tu Brute (Laince): Sen de mi Brütüs!

Hey insanoğlu! Balinaya hayran ol ve balinayı kendine örnek al! Sen de buzların içinde sıcacık kal. Sen de yaşa bu dünyada dünya gibi olmadan! Ekvatorda serin kal, kutuplarda sıcakkanlı.

Vatikan’da Aziz Petrus bazilikasının kubbesi yıl boyu aynı sıcaklıktadır.

Balinanın kalıntılarına kuşlar üşüşür uzaktan geçen gemiler sığlık, kayalık zanneder.

İşte teamüllerin yasası, işte şu geleneklerimizin faydası, işte asla ayağı yere basmayan ve artık esamesi okunmayan eski inançların inatla yaşaması. İşte tutuculuk!

… bir Felemenk ambarını kuyumcu terazisiyle tartmak kadar abestir.

Judith adlı Yahudi kadın Asur generali Holofernes’i baştan çıkarıp, başını kesmiş.

Ey doğa ve insanoğlunun ruhu! Kelimelerle anlatılamaz sizi birbirinize bağlayan benzerlikleriniz! Maddenin içinde kımıldayan ya da yaşayan tek bir atom bile yoktur ki insan zihninde marifetli bir eşi olmasın.

Neskyeuna Shaker: Quaker’ların br kolu olan mezhep. 7 meleğe, Tanrı’nın gazabı mühür olarak verilmiş. 7 boru üflenince kötüler ve İsa’ya inanamayanlara boşaltılacak. 7. mühürde deprem (Shaker/Sarsıntı) bulunuyor.

** 7 Mühür: Zamanın sonundan Tanrı’dan gelen yargılardır ve gittikçe şiddeti artar. İlk dördü Mahşerin 4 atlısı olarak bilinir. 1. Mesih karşıtı/Deccal, 2. Büyük bir savaş, 3. Kıtlık, 4. Büyük bir salgın hastalık daha çok savaş ve kıtlık getirir. 5. Mesih’e inançları nedeniyle şehit olanlar, 6. 7 borazan ve 7 kase yargıları gelir. Yedi borazan, yedinci mührün “içeriği”dir. İlk borazan dolu ve ateşe neden olur ve dünyadaki bitkilerin büyük bir kısmını yok eder. İkinci borazan, okyanuslara düşen ve dünyanın denizlerindeki yaşamın büyük bir kısmını yok eden bir meteora benzeyen bir şeyi getirir. Üçüncü borazan da ikincisine benzer, ancak o okyanuslar yerine dünyanın gölleri ve nehirlerini etkiler. Yedi borazanın dördüncüsü güneş ve ayın kararmasına neden olur. Beşinci borazan, insanlara saldırıp onlara işkence eden “şeytani çekirgeler”den oluşan bir belâya neden olur. Altıncı borazan, insanların üçte birini öldüren şeytani bir orduyu salıverir. Yedinci borazan, Tanrı’nın gazabının yedi kâsesini taşıyan yedi meleği çağırır. Yedi kâse yargısı yedinci borazanla çağrılır. İlk kâse insanların üzerinde acı veren çıbanların çıkmasına neden olur. İkinci kâse denizlerdeki bütün canlıların ölümüne neden olur. Üçüncü kâse nehirlerdeki suların kana dönüşmesine neden olur. Yedi kâsenin dördüncüsü güneşin ısısının artıp insanlara büyük acı vermesine neden olur. Beşinci kâse büyük bir karanlığa ve birinci kâsenin çıbanlarının yoğunlaşmasına neden olur. Altıncı kâse Fırat Nehri’nin kurumasına ve Mesih-karşıtı’nın ordularının Armageddon (Kıyamet) Savaşı için toplanmalarına neden olur. Yedinci kâse çok yıkıcı bir depreme ve bunun ardından da dev dolulara neden olur. 7. Büyük bir deprem gerçekleşir ve bu deprem çok büyük bir yıkım getirir, bu depremin yanı sıra sıradışı astronomik fenomenler de oluşur. (https://www.gotquestions.org/Turkce/yedi-muhur-borazan-kase.html)

Kentucky Mamut Mağarası: Dünyanın en uzun mağarası. 640 km’den uzun.

Hollanda Haarlem’de 5 bin borulu dünyanın en büyük orgu Sint Bavokerk adlı kilisededir. (1738’de yapıldı)

Hiedelberg Tun: Dünyanın en büyük fıçısı 220.000 litre (58.124 galon) alıyor. (1751’de yapıldı.)

Sanctum sanctorum: Tapınağın en iç, en kutsal yeri.

Shakespeare ya da Melanchthon (Philipp Melanchthon, Alman filolog, filozof, Hümanist, teolog, ders kitabı yazarı ve şair. Almanya’nın öğretmeni anlamına gelen “Praeceptor Germaniae” lakabıyla da bilinir.)’unki gibi çok tepeden başlayıp çok aşağı kadar inerek gözlerin berrak, sonsuz derinlikli, gelgitsiz dağ göllerine benzemesine yol açan alınlara az rastlanır; gözlerin üstünde, tıpkı yaylalardaki avcıların karda geyik izi sürmesi gibi, alnın kırışıklarında su içmeye inen geyik boynuzu kadar çatallı düşüncelerin izini görürsünüz.

Romalı tarihçi Plutarkhos, eski Mısırlıların Nil timsahını dili olmadığı için tanrılaştırdıklarını yazar.

Jungfrau (Almanca): Bakire genç kız

Kaptan var der Decken (Davy Jones): Uçan Hollandalı’nın kaptanı. Ümit burnunu geçerken batar. Denizci argosunda denizin ruhudur ve ölen denizcilerin ruhları yanına gider.

… aynı zamanda koşulsuz olarak kimsenin kimseye zarar vermemesinin vaaz edildiği kutsal kiliselerini aydınlatmak için ölmesi, öldürülmesi gerekiyordu.

Jappa : Yafa’nın antik zamanlarda adı. Burada Perseus’un öldürdüğü balinanın iskeleti varmış, İtalya’ya gitmiş. Yunus peygamber de buradan yelken açmış.

Aziz George balina /ejderha avcısı (?)

Dagon: Eski bir Filistin tanrısı yarı adam, yarı balık şeklinde. Samson onun tapınağını yıkar.

Shaster (Hindu dini kuralları)’de Brahma ilk yokoluşundan sonra balinayı kutsar. Vedaları almak için Vişnu, balinaya döner, denizden çıkarır.

Kintsugi/Kintsukuroi: Japonların altın gibi kıymetli metallerle tamir tekniği. Geçmişin izleri değerli hale dönüşüyor.

Harris’in Seyahatleri kitabında, 1500’lerde Musul’daki Hz. Yunus Camiinde yağsız yanan kandiller varmış.

Darmonodes’in fili çiçekli kıza aşık olur, sarılır. (Moralia- Plutharkos)

Gally (Sakson İngilizcesi): Korkudan ödünü koparmak, şaşkına çevirmek

Sakson: Orta ve Kuzey Almanya’daki Germen halkı.

Anglosakson: Güney İngiltere’de yerleşen Anglar, Saksonlar ve Jutlardan(Danimarka’da Jylland’dan gelenler) oluşan halklar.

Norman: Viking kökenli (Norse/ Kuzeyliler) Fransa’dan gelen halk.

Eugene Françoise Vidocq (1775-1857): Önceleri suçlu iken, sonradan özel dedektif ve polis şefi olan ve kadınları baştan çıkartıp bunları yazan Fransız.

… her ne kadar içinde karamsar sırlar barındırsa da doğa, kadınların en iyisidir.

… sağduyulu hiçbir sigortacı Yale ya da Harvard’lı bir asi genci sigorta etmediği gibi…

Sahip olunan şeyin nasıl elde edildiğine bakılmaksızın mülkiyet adaletin yarısıdır demek, herkesin dilinde olan bir laf değil midir? Ama çoğunlukla mülkiyet adaletin tamamıdır. Rus köylülerin ve Amerikan Cumhuriyeti kölelerinin kasları ve ruhları, mülkiyetin adaletin tamamını oluşturduğu bağlı bir balıktan başka nedir?

John Bull: Büyük Britanya

Sam Amca/ Birader Jonathan: ABD

İnsan hakları da özgürlükler de birer başı boş balık değil de nedir? İnsan fikri de düşüncesi de birer başı boş balık değil de nedir? Başkasının fikirlerini çalıp kendisininmiş gibi satan biri için düşünürlerin düşünceleri başı boş balık değil de nedir?

Crappo (Fransızca): Karakurbağası

Baton de rose (Fransızca): Gül goncası

Dr. Benjamin Holmes Brandreth: (1809-1880) ABD’li ürettiği müshili reklamla tanıtan, bu konuda öncü doktor.

Paracelsus (Philippus Aureolus Theophrastus Bombastus von Hohenheim) : (1493-1541) İsviçreli hekim, simyacı ve astrolog. Farmakolojinin babası. İnsan dışkısı bütün soylu esansları içerir.

Grönland kıyılarında Smeerenberg / Schmerenburgh (Yağ yığmak) köyleri balina yağlarını eritirmiş.

… ırkına özgü tatlı, neşeli ve keyifli bir zekası vardı; zaten bu ırk bütün tatillerin, şenliklerin tadını diğer bütün ırklardan daha güzel daha özgürce çıkarırdı. Siyahlar için takvim 365 tane 4 Temmuz ve yılbaşından başka şey göstermez.

İnsanın deliliği cennetin aklıdır, her tür fani fikirden sıyrılan insan sonunda mantık için saçma ve çılgınca olan ilahi düşünceye ulaşır ve ister mutlu olsun ister kederli, artık dokunulmaz hisseder kendini umursamaz olur Tanrısı gibi.

Slobgollion: İspermeçet yağı fıçısının dibindeki madde.

Gurry: Grönland balinasının sırtındaki kara, tutkala benzer madde.

Nipper: Kıskaç, kuyruğun incelen kısmından kesilen kısa sert, tendon şerit.

Yunan Ateşi/Vahşi ateş: Peloponez Savaşı’nda (M.Ö. 431-404, Atina ve Sparta arasında, sonuçta Sparta kazandı) kızgın kömür, zift ve kükürtten oluşan karışım. Su dökülünce alevleri artar.

Eski Ahit’te Shadrach, Meshach ve Abednego Babil kralı II. Nabukadnesar’ın altından putuna tapmadıkları için ateşe atılır. Sapasağlam ateşten çıkınca kral, halkına o tanrıya tapın der.

Metampsikoz: Pythagoras’ın( M.Ö. 570-495) kurduğu ruhların bedenden bedene göç ettiğine inanan bir tarikat.

Poctolus: Sart Çayı’nın antik dönemdeki adı.

Kendi gizemlerini çözemeyip dünyadan çözüm bekleyenler büyük acılar karşılığı, küçük kazançlar elde ederler.

Eski Ahit’te Babil’in son kralı Baltazar’ın düzenlediği ziyafette duvarda bir el görünür ve yazı yazar: Mene mene, tekel uparharsin. (Medler ve persler Babil’i ele geçirecek, sen kral olmayacaksın) Handwriting on the wall. (Kötüye işaret)

Quito: Ekvator altını

Moidore: Portekiz/Brezilya sikkesi

Pistole: İspanyol sikkesi

Joao: Portekiz sikkesi

Bana bak sikke, senin şu burçların, tekmili birden bir insanın hayatını anlatıyor… İlk önce işte Koç-azgın köpek- bizi o peydahlar, sonra Boğa, ilk işi bize tos vurmaktır, sonra İkizler yani Erdem ve Ahlaksızlık, tam biz erdeme erişmek isterken hop, Yengeç yani kanser gelir ve çeker bizi geriye ve şurada Erdem’den ayrılırken bu sefer aslan, kükreyen Aslan çıkar yolumuza- vahşice ısırır birkaç sefer ve tabii ki dokunur hafifçe pençesiyle ama kaçarız ondan ve selam veririz Başak’a yani Bakire’ye! İlk aşkımız o bizim, evleniriz ve tam sonsuza kadar mutlu olacağız derken hop gelir Terazi, mutluluk tartılır ve noksan çıkar ve biz buna üzülüp dururken, aman Tanrım, nasıl da sıçrarız yerimizde Akrep bizi arkamızdan soktuğunda; biz yaramızı iyileştirirken bu sefer şak, oklar gelir, Yay eğleniyor. Tam okları çıkarırken saplandıkları yerden, aman kenara çekilin! Al sana toslayan Oğlak, hızla üstümüze geliyor ve bodoslamasına tosluyor bize; Kova gelip sularını üstümüze boşaltıp bizi boğar, en sonunda işi Balık’la bitirir uykuya dalarız.

Gemiye bir şeyin çakılması, teslim olmayı reddetmek anlamına gelir. Savaştaki gemiler indirilmesin diye bayraklarını direğe çakarlar.

Gel kemik sıkışalım! Bir kol ve bir bacak!

Joannes Leo Africanus: (1488-1554) Papa’nın Afrika rehberi hazırlaması için görevlendirdiği Müslüman.

Multum in parvo (Latince): Az ve öz

… ama sakınsın Ahab kendini Ahab’dan, sakın kendini kendinden, ihtiyar.

Ego non baptizo te in nomine patris, sed in nomine diaboli! (Latince): Seni Tanrı adına değil, şeytan adına vaftiz ediyorum.

Hayatta hiç geriye dönmeden hep ileriye gidilmez; aşama aşama ilerleyip son durağa gelmez insanoğlu; bebekliğin bilinçsiz büyüsünden çocukluğun hesapsız kitapsız inancına, ondan ergenliğin güvensizliğine (Herkesin yazgısı) ardından kuşkuculuğa, sonra inançsızlığa ve nihayet eğer denen insanlığın o düşünceli huzuruna sıra sıra geçmeyiz. Hepsini geçtikten sonra yeniden başa döneriz ve tekrar bebek, çocuk, adam ve sonra sonsuza kadar eğer de kalırız.

Ölmekte olan ispermeçet balinaları başlarını güneşe doğru çevirir.

Boşuna yalvarıyorsun her şeye hayat veren güneşe, o hayatı yaratır ama geri vermez. Ama sen doğanın karanlık yarısı, daha mağrur ama daha karanlık bir inançla sarsıyorsun beni. İçindeki tarifi imkansız karışıklıklar yüzerek arkamdan geliyor, bir zamanlar hayatta olan şeylerin nefeslerinde yaşıyorum, o nefesler ki hava olarak verilmiş ama suya dönmüş.

Pitch Gölü/Asfalt Gölü: Doğal olarak yüzeye zift çıkıyor. Karayipler, Trinidad Adası’ndadır.

Elmo’nun Işıkları/Taç Boşalımı/ Corpusant/ Corpus Sancti: Gemilerde görülen fırtınalarda elektrik deşarjı sonrası olan ışık küreleri

Sen kendin bir ışıksın ama karanlıktan çıkıyorsun; bense ışıktan çıkan karanlığım, senin içinden çıkıyorum!

Tek gözlü biri bile mantıklı olabilir.

Tayfalar birbiri ardından gelip baktılar çünkü bu cahillikleriyle kendi gözleriyle görmeden hiçbir şey onları inandıramazdı.

Parakete: Teknenin süratini ölçer. Parakete salva sarkıtılan kadar ölçer.

Parampet Vardavela: Parampet dik, vardavela paralel olan yük ve insan denize düşmesin diye olan korkuluklar.

O sıcak ve rutubette uzun zaman kalmak sizi yıprattı mı? Görünüşe göre siz dayanıyorsunuz. Ya da daha doğrusu hayat size tutunmuş, siz hayata değil.

Sorgulayıcı kafaların hepsi sonunda ölür, kör bir duvara toslar.

Her zaman daha aptal olanlar daha az aptal olanları azarlar.

Zayıf insanların tüm hayatlarına yayılan sığ acılar, yüce gönüllerde bir anda tek bir derin sancıda yoğunlaşır. Bu yüreklerin hepsi kendi acılarını çeker ama yine de eğer tanrılar buyurursa birer anlık sancılarından oluşan tüm bir çağın kederini ömürleri boyunca toplarlar, çünkü bu asil ruhlar aşağılık ruhların içindeki şeylerin tümünü içlerindeki tek bir noktada barındırırlar.

Ah keşke bir vücudu olsaydı rüzgarın, oysa şu insanoğlunu kızdırıp delirten şeylerin hiç birinin vücudu yok ama yalnızca somut olarak vücutları yok kavram olarak değil.

İsa’nın ölüp tekrar dirilerek göğe yükselişinden sonra Kutsal Ruh’un havarilerin üzerine alevlerin dili gibi çöktüğüne inanılır. (Hamsin Yortusu/ 23 Mayıs) Hıristiyanlığın dünyaya karşı görevlerinin başladığı gün kabul edilir.

Bak! Moby Dick’in senin peşinde değil. Sensin çılgın bir şekilde onun peşinde olan.

En uzak menzillerden gelin akın içeri ey geçmiş hayatımın yiğit dalgaları ve örtün üstümü ölümümün bu koca dalgasının. Akıyorum sana doğru balina, her şeyi yok eden ama her şeyi ele geçiremeyen balina…

Fata Morgana: Kral Arthur’un üvey kardeşi, Morgan Le Fay’den adını alır, büyücülükle suçlanır.

İksion: Yunan mitlojisinde Hera’yı baştan çıkarmaya çalıştığı için Zeus tarafından, alevli bir tekerleğe bağlı sonsuza kadar döner. Ölümsüz olduğundan cezası sonsuza kadar sürer.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Web sitenizi WordPress.com ile oluşturun
Başla
%d blogcu bunu beğendi: