Sandman- Kısa Yaşamlar/7. Kitap-Neil Gaiman

Yani ne kadar oldu? 15 bin yıl. Bu gayet iyi değil mi? Oldukça uzun bir yaşam sürdüm. Sen de herkes kadar yaşadın Bernie. Bir ömür boyu. Ne daha fazlası ne daha azı. Bir ömrün oldu.

Samuel Taylor Coledrige, Kubla Khan (Kubilay Han) şiirini yazarken Porlock’tan gelen birisi ziyaret eder ve şiiri yarım kalır.

Porlock: Beklenmeyen/ İstenmeyen misafir

** Samuel Taylor Coledrige: (1772-1834)Modern İngiliz geleneğinin önde gelen şair-eleştirmenlerinden, yenilikçi dizeleri kadar edebiyat hakkındaki düşünceleri ve etkisi ile de öne çıkıyor. Fransız Devrimi’nin ardından muhalif bir broşür yazarı ve sıradan bir vaiz olarak aktif olarak, parlak bir yazar kuşağına ilham verdi ve yükselen orta sınıfın ilerici adamlarının himayesini çekti. William Wordsworth ile ortak çalıştı ve Romantizmin kurucuları olarak gösterildiler. Coleridge otuzuncu yılında şiir mesleğinden vazgeçti ve sanatı pratik bir eleştirmen olarak tanımlamak ve savunmak için yola çıktı. İngiliz edebi tepkisinin bir dönüm noktası olan Wordsworth’s mısrasını tanıtması, epistemoloji ve metafiziğin genel bir araştırmasıyla birlikte ilerledi. Coleridge, Immanuel Kant ve Friedrich von Schelling’in yeni Alman eleştirel felsefesini tanıttı; dil üzerine ara sıra yaptığı çalışmaları 1920’lerde Cambridge English’in kuruluşu ve gelişimi için ufuk açıcı oldu. Coleridge, kültür ve medeniyet arasındaki ayrımında, kendi çağımızda da sürdürülen faydacı devlet eleştirisi yaptı. Ve geç teolojik yazılarında İngiltere Kilisesi’nde reform için ilkeler sağladı. (https://www.poetryfoundation.org/poets/samuel-taylor-coleridge)

** Kubilay Han

Xanadu’da Kubilay Han, Buyurdu yapılmasını görkemli bir zevk kubbesinin,
Kutsal nehir Alph’in aktığı, Ucu bucağı olmayan mağaralardan geçerek, Karanlık bir denize aktığı o yerde.
Çevresi kulelerle ve surlarla çevrilmiş İki çarpı beş millik verimli topraklarda,
İçinden kıvrılan parlak derelerin geçtiği o bahçeler,
Çiçeklerini yeni açmış mis kokulu ağaçlar;
Ormanlar, şu tepeler kadar kadim,
Güneşli çimenleri kuşatan.

Ama ah! O derin romantik kanyon,
Yemyeşil tepelerden sedir ağaçlarına uzanan,
Her zaman kutsal ve büyülü, o vahşi yer!
Kaybolan perili ay ışığında,
Sevgilisi şeytanın yasını tutan o hayalet kadın.
Ve uçurumdan durmadan kaynaşan bu karmaşada,
Toprağın hızlı ve derin soluması gibi,
Birden güçlü bir kaynak fışkırdı:
Kesintili ve hızlı patlamalarıyla,
Dev parçalar fırladı, yere çarpıp tekrar zıplayan dolular gibi,
Ya da harmanda düvenin altındaki kepekli tahıl gibi:
Ve durmadan ve durarak dans eden kayaların altından
Aniden fışkırdı kutsal nehir.
Beş mil boyunca dolaşarak kıvrımlı yollarda,
Kutsal nehir aktı ormanlardan ve vadilerden,
Sonra ulaştı ucu görünmeyen mağaralara,
Ve sonra gömüldü cansız okyanusun derinlerine;
Bu hengamede uzaklardan duydu Kubilay
Atalarından yükselen savaş çığlıklarını.
Zevk kubbesinin gölgesi
Yüzüyordu ortasında dalgaların;
Orada duyuluyordu birbirine ahenkle karışan,
Kaynaktan ve mağaralardan yükselen sesler.
Görülmeyecek bir mucizeydi,
Güneşli bir zevk kubbesi ve buzdan mağaralar!

 Düşümde görmüştüm,
 Santur çalan genç kızı; Habeşli bir genç kızdı bu,
Ve santurunu çalarak,
Söylüyordu Abora Dağı’nın şarkısını.
Zihnimde tekrar canlandırabilir miydim,
Çaldığı müziği ve şarkıyı,
Bana derin bir haz versin diye,
Yüksek sesle söylenen o uzun müzikle,
Kubbeyi havada inşa edecektim,
O güneşli kubbeyi ve buzdan mağaraları!
Ve bunu duyan herkes onları orada görecekti.
Herkes haykırmalı, Dikkat! Dikkat!
Şimşek çakan gözleri ve dalgalanan saçları!
Çevresini üç kez tavaf edin,
Ve kapayın gözlerinizi korku dolu bir hayranlıkla,
Çünkü o çiçek özleriyle beslendi,
Ve cennetin sütünü içti…. (1816)

Etain: İrlanda mitolojisinde Cuchulain (Setanta)’nın eşi. Kelt mitolojisinde parlak anlamında. Ay Tanrıçası ve Yaz Bakiresi. Kehanet gücü var.

Alderman Leib Olmai/Leib Olmai (Laponca)Alder Man: Akçaağaçta yaşayan mitolojik ayı-adam/Ayı-Tanrı

Barnabas: Havariler çağında Pavlos’la anlaşamamış ve heretik (Sapkın) sayılmış. Levi kabilesinden Kıbrıslı. 11 Haziran Aziz Barnabas günü olarak kutlanır ve Kıbrıs’ta öldürüldüğüne inanılır.

Invisible College: Royal Society’nin (Kraliyet Cemiyeti) öncülüdür. 15 Temmuz 1662’de ilk toplantısı Gresham College’da yapıldı. Robert Boyle, John Wilkins, John Wallis, John Evelyn, Robert Hooke, Cristopher Wren ve William Petty’den oluşmuştur.

** Kraliyet Cemiyeti: Günümüzün en eski bilim akademisi unvanına sahip olmakla kalmamış, tarihi boyunca birçok ilke imza atmış, modern bilimin doğuşuna ve gelişmesine önderlik etmiştir. 1660’da kurulan “Doğa Bilgilerini Geliştirmek için Kurulan Londra Kraliyet Cemiyeti”nin [Royal Society of London for the Improvement of Natural Knowledge] başlangıcı, Londra’da, “doğa felsefesi” problemlerini tartışmak üzere bir araya gelen bilim adamlarının ve din âlimlerinin 1645’ten itibaren düzenledikleri gayriresmi toplantılardır. Bununla beraber, 1648’lerde, Oxford’daki Wadham Koleji’nde gerçekleşenler daha önemli sayılır, çünkü İngiltere’nin en eski ve dünyanın en büyük bilimsel derneklerinden biri olan Kraliyet Cemiyeti bu toplantıların sonucunda ortaya çıkar. İşlerinin izin verdiği kadar sık toplanıyorlardı: toplantıların gidişatını genelde söylevler değil eylemler belirliyordu; çoğunlukla kimya veya mekanik konusundaki oturumlara katılıyorlardı: sabit bir yöntemleri yoktu, çünkü niyetleri birbirleriyle keşifleri hakkında daha fazla iletişim kurmaktı ve bunu birleşik, sabit veya düzenli bir sorgulama ile değil dar kapsamlı toplantılarla yapmayı tercih ediyorlardı. Tüm diğer eğitimli dünyadan yardım istiyoruz. Ülkeleri, çıkarları ve dinleri farklı olsa da herkesin bu girişime destek vermesi gerekir. Gerçekten de tüm Avrupa’nın karşısında bugün onurunu koruması için iştirak edilmesi gereken iki savaş vardır: Biri kutsal bir savaştır, diğeri ise felsefi: Biri Hıristiyanların ortak düşmanına karşıdır, diğeri ise neredeyse altı bin yıldır bizi baskı altında tutan güçlü ve barbar düşmanlarımıza, cehalete ve yanlış fikirlere karşıdır. Bunlara karşı ortak bir sefere çıkmamız gereklidir; tüm medeni milletler ordularını bir düşmana karşı, akıllarını da diğer düşmana karşı birleştirmelidir; ayrıcalıklar veya üstünlükler konusunda hiçbir ufak çekişmeye mahal verilmemelidir. (http://dusuncetarihi.kapadokya.edu.tr/makale/kraliyet-cemiyetinin-tarihi.html)

** Robert Boyle: (1627-91) İrlandalı, doğa filozofu; kimyager, fizikçi ve kâşif. Modern anlamda ilk “element” tanımını yapmıştır. Gazın basıncıyla hacmi arasında bir bağlantı olduğunu açıklamıştır. Bu bağıntı “Boyle–Mariotte Yasası” olarak bilinir. En çok matematik ve fen alanında yaptığı çalışmalarla hatırlanmaktadır. Araştırmalarının ve de kişisel düşüncelerinin açık bir şekilde simyacılıkla bağlantısı olsa da, genellikle, ilk modern kimyager olarak görülür. Çalışmalarının arasından en ünlüsü, The Sceptical Chymist (Kuşkucu Kimyager), kimya alanında bir dönüm noktası olarak görülür. Bilim ile dinin karşılıklı olarak birbirini desteklediği yolları göstermeye çalışmıştır. (https://tr.wikipedia.org/wiki/Robert_Boyle)

** John Wilkins: (1614-72) Din adamı, doğa filozofu ve yazar. 1668’den ölümüne kadar Chester Piskoposu idi. Wilkins, hem Oxford Üniversitesi hem de Cambridge Üniversitesi’nde bir koleje başkanlık eden az sayıdaki kişiden biridir. Üniversite ve kolejlerinin özerkliğini yeniden tesis etmeye çalışan çeşitli komitelerde ulundu. Üniversite bu sırada hem yönetim şekli hem de müfredata saldıran çeşitli dini grupların saldırısı altındaydı. Wilkins, üniversiteyi bu dini saldırılara karşı savunmada özellikle güçlüydü. Üniversiteyi insanlığa fayda sağlayacak pratik konuları öğretmeye çalışan değişiklikleri teşvik etmek için güçlü bir konumdaydı.  Mercury ya da Secret and Swift Messenger adlı eserini yayınlayan kodlar ve şifreler üzerinde çalıştı. Kitap, iletişim ve dil ile ilgili çok çeşitli fikirleri tartıştı. Dünyanın farklı yerlerindeki farklı dil sorunlarını incelemiş ve öğrenmeyi engelleyen bu duruma çözüm aradı. Son çalışmasında evrensel dil fikrine değindi. Wilkins, aynı zamanda mekanik cihazları anlattığı Matematiksel Magick veya mekanik geometri ile gerçekleştirilebilir harikalardan bahsetmiştir. Makinelerin temel prensiplerinin açıklaması ve ilk kısım balans, manivela, tekerlek, kasnak, kama ve vidayı anlatmaktadır. (https://mathshistory.st-andrews.ac.uk/Biographies/Wilkins/)

** John Wallis: (1616-1703) İngiliz matematikçi  ve Isaac Newton’dan önce en etkili İngiliz matematikçiydi. Mathesis Universalis (“Evrensel Matematik”) cebir, aritmetik ve geometri üzerine, bilgileri daha da geliştirdi. O, ∞ sembolünü (sonsuzluk) icat etti ve tanıttı. Negatif ve kesirli üstel gösterimi tanıtması önemli bir gelişmeydi. Bir sayının gücü fikri çok eskidir; üslerin uygulaması 14. yüzyıldan kalmadır. 1632 yılında Fransız matematikçi Rene Descartes ilk sembolü kullanandır ; ancak Wallis, üssün faydasını özellikle negatif ve kesirli üsleri ile gösteren ilk kişiydi. Tractatus de Sectionibus Conicis (“Konik Kesitler Üzerine Yöntem”), bir düzlem ile bir koninin kesilmesiyle elde edilen enine kesitler olarak elde edilen eğrileri cebirsel koordinatların özellikleri olarak tanımladı. Onun Mechanica, sive Tractatus de Motu (“Mekanik veya Hareket Üzerine Yöntem”) Arşimet’in zamanından beri devam eden hareketle ilgili hataların çoğunu çürüttü; kuvvet ve momentum gibi terimlere daha katı bir anlam verdi ve Dünya’nın yerçekiminin merkezinde lokalize olarak kabul edilebileceğini varsaydı. Wallis, geleneksel geometri yerine cebirsel teknikleri uygulayarak, bazı problemlerin çözülmesine önemli ölçüde katkıda bulunmuştur: Sonsuz küçükler – yani hesaplanamayacak kadar küçük olan miktarlar. Böylece matematik, nihayetinde diferansiyel ve integral yoluyla, astronomi ve teorik fizikte en güçlü araştırma aracı haline geldi. (https://www.britannica.com/biography/John-Wallis)

** John Evelyn: (1620-1706) İngiliz kır beyefendisi, güzel sanatlar, ormancılık ve dini konular üzerine 30 kadar kitabın yazarı. Hayatı boyunca saklanan günlük, 17. yüzyıl İngiltere’sinin sosyal, kültürel, dini ve politik hayatı hakkında paha biçilmez bir bilgi kaynağı olarak kabul edilir. (https://www.britannica.com/biography/John-Evelyn)

** Robert Hooke: (1635-1703) İngiliz bilim adamı ve mimar, “İngiltere’nin Leonardo’su ” olarak adlandırılan bilge. Esneklik yasasını keşfeden İngiliz fizikçi. Kanun, gerilme ve şekil değiştirme çalışmaları ve elastik malzemelerin özelliklerinin anlaşılması için temel oluşturdu . Bu çalışmaları saatlerin denge yayları için tasarımlarında uyguladı. Gregoryen teleskopu ilk yapanlardan, Hooke Orion takımyıldızının beşinci yıldızı Trapezium’u keşfetti. Jüpiter’in kendi ekseninde döndüğünü ilk defa söyledi. Onun ayrıntılı Mars eskizleri 19. yüzyılda gezegenin dönüş hızını belirlemek için kullanıldı. Mikrografi (“Küçük Çizimler”) kar tanelerinin kristal yapısını içeren resimler bulunur, ipekböceğinin ipeğinin eğrilmesine benzer bir işlemle yapay lif üretme olasılığını ve ilk olarak hücre kelimesini mantardaki boşlukları adlandırmada kullandı. Fosiller üzerine yaptığı mikroskobik araştırmalar, onu evrim teorisinin ilk savunucularından biri haline getirdi. Bir sarkacın hareketini kullanarak yerçekimi kuvvetinin ölçülebileceğini öne sürdü ve Dünya ile Ay’ın Güneş’in etrafında eliptik bir yol izlediğini göstermeye çalıştı. Kırınımı keşfetti; açıklamak için, ışığın dalga teorisini önerdi. Gezegen hareketlerini tanımlamak için ters kare yasasını belirtti. Hooke, genel olarak tüm maddelerin ısıtıldığında genleştiğini ve havanın nispeten büyük mesafelerle birbirinden ayrılan parçacıklardan oluştuğunu belirten ilk insandı. (https://www.britannica.com/biography/Robert-Hooke) (https://en.m.wikipedia.org/wiki/Robert_Hooke)

** Christopher Wren: (1632-1723) 17. yüzyıl İngiltere’sinde yaşamış tasarımcı, gök bilimci, geometri uzmanı ve çağının en tanınmış mimarlarındandır. 1666 Büyük Londra Yangını’nın ardından ortaya çıkan tahribattan sonra, St Paul Katedrali’nin de aralarında bulunduğu 53 Londra kilisesinin yanı sıra birçok kamu binasını tasarlamıştır. Matematik için erken bir yetenek gösterdi ve karanlıkta yazı yazmak için bir alet ve pnömatik bir makine de dahil olmak üzere şeyler icat etmekten zevk aldı. Wren, Londra’daki Gresham Koleji’nde astronomi profesörü ve dört yıl sonra Oxford’da astronomi profesörü olarak atandı. Greenwich’teki Kraliyet Gözlemevi’ni tasarlamak için görevlendirildi. Diğer binalar arasında Cambridge’deki Trinity College Kütüphanesi ve Hampton Court Sarayı’nın cephesi bulunmaktadır.  St Paul Katedrali’ndeki mezar taşındaki Latince yazıtta: “Onun anıtını ararsanız, kendinize bakın.” yazar.(http://www.bbc.co.uk/history/historic_figures/wren_christopher.shtml)

** William Petty: (1623-87)İngiliz iktisatçı, bilim adamı ve filozof. Oliver Cromwell için yaptığı çalışmalarla kırsal bölgeye dair araştırmalarda kullanılacak niceliksel metotlar üretmiştir ve bu metotlar Politik Aritmetik olarak bilinen modern anlamdaki ilk istatistik biliminin kuruluşuna öncülük etmiştir. İktisat tarihi ve istatistik üzerine yazılarıyla John Graunt ve Adam Smith öncesi iktisadın önemli isimlerinden olmuştur. Petty refah üzerine çalışmayı tercih etmiştir. Bacon, matematiğin ve duyuların rasyonal bilimlerin temeli olması gerektiğini savunmuştur. Petty buradan hareketle, sadece ölçülebilir değerleri esas alacağını ve niceliksel kesinliği hedefleyeceğini söylemiştir. Buna da politik aritmetik adını vermiştir. Petty iktisat alanında üç eser geride bırakmıştır. Bunlar Treatise of Taxes and Contributions (Vergiler ve Katkıların İncelenmesi), Verbum Sapienti (Bilge Söz) ve Quantulumcunque Concerning Money (Parayla İlgili). (https://tr.wikipedia.org/wiki/William_Petty)

İştar: Babil ve Asur mitolojisinde ana kraliçe, kırmızı giyer, savaş, doğurganlık ve seks tanrıçası (Venüs). Erech kentinde en büyük mabedi var. Fenike şehri Babil’de Adonis’in yeraltına uğurlandığı gün, kadınlar yas gereği saçlarını kazıtır veya tapınakta fahişelik yaparlar ve bu çocuklar kutsal ve bakireden doğmuş sayılırlar.

Büyük Yıl /Platonik Yıl/ Ekinoks Yılı: Ekinoksların tam salınımı arasında geçen süre. Yaklaşık 25.765 yıl.

Basilisk: Zehirli nefesi ve taşa çeviren gözleriyle binlerce yıl yaşayan bir yılan. Bazen başı horoz, kuyruğu yılan tasvir edilir. Tilki ve gelincikte onu öldüren zehir var. Horoz ötüşü de öldürür. Basilisk, karakurbağası altında kırılan horoz yumurtasından doğar.

Cockatric: Dokunuşuyla taş eden yarısı horoz yarısı sürüngen. Elizabeth döneminde şiirde kimsenin görmediği, kaza sonucu 12. yüz yıl sonlarında doğmş ve yeni bilimin kurbanı olarak 17. yüz yıl sonunda ölen varlık.

Doggerel (İngilizce): Saçma sapan, edebi değeri olmayan şiir

Bast: Mısır mitolojisinde Güneş ve savaş tanrıçası. Merkezi Par-Bast’dır. Önceleri Aşağı Mısır’da koruyucu tanrıça ve aslan figüründeydi. Adı dişi, yiyici, yiyerek yok edendir. Hamile kadınları korur. Ateşin sıcaklığını temsil eder. Bubastis, Bast’a tapınılan ana şehirdir ve çok büyük kedi mezarlığı bulunur.

Tempus fugit (Latince): Zaman uçar.

Tempus frangit (Latince): Zaman parçalar/ kırar.

Düşler ülkesini yönetmek isteyen 3 tanrının en yaşlısının kafatası ve omurgasından miğfer, ortancanın fildişlerinden fildişi kapısı (Yalanlar, umutlar, korkuların rüyası) ve gencin boynuzlarından boynuz kapısı (Gerçek düşler) yapılmış.

Her şeyi biliyoruz sadece her şeyi katlanılır kılmak için kendimize bilmediğimizi söylüyoruz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Web sitenizi WordPress.com ile oluşturun
Başla
%d blogcu bunu beğendi: