Renklerden Moru- Alice Walker

Ama ben nasıl savaşılır bilmiyorum. Tek bildiğim hayatta kalmak.

Çocuklarını dövdüğü gibi beni de dövüyor. Gerçi onları neredeyse hiç dövmüyor… Ağlamamak için bir yol buldum. Kendimi tahta yerine koyuyorum. Kendime diyorum ki Celia, sen bir ağaçsın. Ağaçların erkeklerden korktuğunu buradan biliyorum.

İnançsızlık korkunç bir şey. Bilmeden başkalarına çektirdiğimiz acılar da öyle.

Doğruyu söyle Celia, dedi, Tanrıyı kilisede bulduğun oldu mu hiç? Ben hiç bulamadım. Tanrının ortaya çıkmasını ümit eden bir takım insanlar buldum yalnızca. Kilisede varlığını hissettiğim tek Tanrı yanımda getirdiğim Tanrı’ydı. Bence diğer herkes de öyle yapıyordu. Kiliseye Tanrı’yı paylaşmaya geliyorlar, bulmaya değil.

Benim inandığım şey şu dedi Shug: Tanrı senin ve bütün herkesin içinde. Tanrı’yla birlikte geliyorsun dünyaya. Yalnızca kendi içinde arayanlar bulabilir onu. Bazen de sen aramasan bile ya da ne aradığını bilmesen bile gösterir kendini. Bana kalırsa çoğu kimse derde düştü mü bulur onu. Istırap çektiğinde.

Tanrının bütün her şey olduğuna inanıyorum, dedi Shug. Geçmişte olmuş ve gelecekte olacak her şey. Böyle hissettiğinde ve böyle hissetmekten mutlu olduğunda, onu bulmuşsundur.

O her şeyin parça olma, hiçbir şeyden ayrı olmama hissinin…

Tanrı bütün duyguları sever. Tanrının yarattığı en güzel şeylerden biri de o duygulardır. Tanrının sevdiğini bildiğinde onlardan daha çok keyif alırsın. Rahatlayıp kendini akışa bırakabilirsin ve senin hoşuna gidenden, o da hoşlandığı için Tanrıyı övmüş olursun.

İnsanlar Tanrı’nın sadece memnun edilmek istediğini sanır. Ama bu dünyada yaşayan her aptal asıl onun hep bizi memnun etmeye çalıştığını görür.

Bize hep küçük sürprizler hazırlar ve hiç beklemediğimiz anlarda karşımıza çıkarır.

Hep onu düşünmekten Tanrı’nın yarattığı hiçbir şeyi tam olarak fark etmemişim şimdiye kadar.

Olinkaların dilinde çıplak demek beyaz demekmiş. Kendileri renkle örtülü olduklarından çıplak sayılmıyorlarmış. Beyaz bir insana bakan herkes çıplak olduğunu anlar, ama siyah insanlar çıplak olamaz, çünkü beyaz olamazlar, diyorlarmış.

Onlara göre, beyazların en büyükleri yeryüzünden silindikten sonra, birilerini yılan yerine koymamanın tek yolu, herkesin herkesi Tanrı’nın ya da aynı annenin çocukları olarak kabul etmesi olacakmış, görünüşleri ve davranışları nasıl olursa olsun.

Omatangu: Tanrı’nın yarattığı ilk erkeğe yakın bir yerlerdeki, çıplak olmayan ve ne olduğunu bilen adam.

Fark ettim ki neden buradayım diye sormadıkça neden siyahım, neden erkek veya kadınım ya da bir çalıyım diye sormanın hiçbir anlamı yok, işte o kadar.

Bence merak etmek için buradayız. Merak etmek. Sormak. O büyük şeyleri merak ederken ve o büyük şeyleri sorarken küçükleri de öğreniyorsun, neredeyse tesadüfen oluyor bu. Ama büyük şeyler hakkında asla ilk başta bildiklerinden daha fazlasını bilemiyorsun. Merakın arttıkça sevgin de artıyor.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Web sitenizi WordPress.com ile oluşturun
Başla
%d blogcu bunu beğendi: