Ay Zalim Bir Sevgilidir- Robert Anson Heinlein

Tavariş (Rusça): Yoldaş

Bolşaye (Rusça): Çok

Stilyagi (Rusça): 19400-600 komünist rejime aykırı giyinenler

Pawlnoi zheezni (Rusça): Dolu dolu yaşa.

Düzeltme: Çirkin kadın yoktur. Bazıları diğerlerinden daha güzeldir.

Bolşaye spasibo tavariş (Rusça): Çok teşekkürler yoldaş.

Pjalst (Rusça): Rica ederim.

Kızlar ilginçtir Mike, senden bile daha az veriyle sonuçlara ulaşabilirler.

Gospodin (Rusça): Bay

Gospazha (Rusça): Bayan

Pathetic (İngilizce): Acıklı

Sine qua non (Latince): Olmazsa olmaz.

Bir insan bilinen bir tehlikeyle yüzleşebilir. Ancak onu bilinmeyen korkutur.

Her yeni üyeyle ihanete uğrama ihtimalimiz daha da arttı. Wyoming canım, devrimler kitleleri kaydettirmekle kazanılmaz. Devrim, çok az kişinin uygulayabilecek kadar yetkin olduğu bir bilimdir. Doğru örgütlenmeye ve hepsinden önce, iletişime bağlıdır. Sonra, tarihteki uygun bir anda saldırırlar. Doğru bir şekilde örgütlenilmiş ve zamanlaması iyi ayarlanmışsa, kansız bir darbe olur. Dikkatsizce veya zamanından önce yapılırsa sonucu iç savaş, çete şiddeti, katliamlar ve terör olur.

Örgüt gerekenden büyük olmamalı- asla sadece katılmak istiyor diye birini üye yapma. Fikirlerini paylaşan başka birinin daha olmasının mutluluğu içinde kimseyi ikna etme.

Temel yapıya gelince, devrim bir komplo olarak başlar; dolayısıyla yapı küçük, gizli ve ihanet sonucunda en az hasarı görecek şekilde düzenlenmelidir, zira her zaman ihanet edilir. Çözümlerden birisi hücre sistemidir, şu ana kadar da daha iyisi icat edilmedi. En uygun hücre boyutuna dair çok teori üretildi. Bence tarih bize üç kişilik hücrenin en iyisi olduğunu gösteriyor.

2. seviyede, kendi lideri, 2 arkadaşı ve 3. seviyede alt hücreden 3 kişiyi tanır.

Devletin kendi refahını benimkinin üzerinde tutmasını meşrulaştırabildiği hiçbir koşul yok.

Hangi koşullar altında, bir üyesi tek başına yaptığında ahlaksızlık olan şey grupça yapıldığında ahlaka uygundur? (Kilit soru, hükümetin köküne darbe vuran soru)

Rasyonel anarşist, suçu birine atmanın, suçu paylaşmanın, suçu dağıtmanın imkansız olduğuna inanır… zira suç, suçluluk, sorumluluk sadece insanların içinde yaşanan ve başka hiçbir yerde olmayan durumlardır. Ancak rasyonel olduğu için tüm bireylerin kendi tespitini kabul etmediğini bilir, dolayısıyla kusurlu bir dünyada mükemmel olarak yaşamaya çalışır… çabasının mükemmeliyetten uzak olduğunu, lakin kendini tanıma ya da kendini hüsrana uğratma gibi şeylerden yılmadığının farkında olarak.

Ahlak açısından devlet diye bir şey yoktur. Sadece insanlar vardır. Bireyler. Her biri kendi hareketlerinden mesul.

Alkolü siyasi bir tartışma kadar hızlı tüketen başka bir şey yoktur.

İki Çinliyi karanlık bölgelerden birine atsak birbirlerine taş satıp zengin olur, bir yandan da 12 çocuk yetiştirebilirlerdi. Sonra bir Hintli onlardan toptan aldığı malzemeleri perakendeden satardı; maliyetinin altına, dev karla. Yolumuzu bulurduk.

Kukai moa (Hawaiice): Tavuk budu

Sizin kendi özgürlüğünüz için gerekli olduğunu düşündüğünüz her kuralı kabul ederim. Ben özgürüm, etrafım hangi kurallarla sarılı olursa olsun. Eğer onları katlanılabilir bulursam, katlanırım; eğer fazla iğrenç bulursam, çiğnerim. Özgürüm, çünkü yaptığım her şey için ahlaken sadece benim sorumlu olduğumu biliyorum.

La belle patrie (Fransızca): Güzel vatan

Vaterland (Almanca): Babavatan

Profesör bizi hizaya getirdi: İnsanları sevmeye ikna etmektense, nefret etmeye ikna etmek daha kolay.

Scarlet Pimpernel : Barones Emma Orczy tarafından yaratılan, Fransız Devrimi’nde soyluları, Fransa ve giyotinden kaçıran İngiliz soylusu Sir Percy Blakeney’in takma adı.

John Galt: Ayn Rand’ın Atlas Silkindi romanındaki bir karakter.

Her işe Mike koştuğu için, bir nebze dürüstlükle bile lekelenmemişti.

Yetişkinlik, insanın ölmek zorunda olduğunu anladığı yaş olarak tanımlanabilir… ve cezasını dehşete düşmeden kabullendiği…

Simon The Jester: Şeytan şeklinde, çatallı kuyruklu, boynuzlu, sırıtıyor ve yabası var. William John Locke’un roman karakteri. Simon buradaydı. (Simon was there)

Giri (Japonca): Görev bilinci/ ahlakı

Gimu (Japonca): Sorumluluk, yükümlülük

Tabi (Japonca): Japon usulü çorap

Grok (Heinleinca): Sezgisel veya empati ile anlamak, ilişki kurmak, keyfi yaşamak

Tanstaafl (İngilizce): There Ain’t No Such Thing As A Free Lunch (Ücretsiz öğle yemeği diye bir şey yoktur.) Bedava olan her şeyin uzun vadede aslında iki katına mal olduğunu ya da değersiz olduğunu hatırlatıyordum.

Waldo Farthingwaite: Robert A. Heinlein’ın 1942 yılında yazdığı bir kısa hikayenin Miyastenia Gravis hastalığı olan kahramanı. Bu öyküde yazar adı Anson MacDonald olarak çıkmıştır.

Devrimci şarkılar: La Marseillaise, Internationale, Yankee Doodle, We shall overcome, Pie in the sky

…Alvarez’in kendini savunmak için verdiği cevaplar sadece psikotikle kaotiğin bir karışımı olarak tanımlanabilir.

Kırmızı şapka: Aykırıların “Luna’ya Özgürlük” simgesi

Der tag (Alamanca): O gün

Mükemmel bir yemek gibi, devrim de ” pişirilmelidir” ki her şey dengelensin.

Kadınlar inanılmaz yaratıklardır- tatlı, yumuşak, nazik ve bizden de kat kat daha vahşi.

İnsan kalbinin derinliklerinde diğerlerinin istediği şeyi yapmasını engellemeye yönelik bir arzu olsa gerek. Kurallar, kanunlar- hep öbür insanlar için.

Onların iyiliği için onları durdurmak konuşan kişi ondan zarar gördüğünü iddia ettiği için değil.

Thomas Jefferson, rasyonel anarşistlerin ilki.

** Thomas Jefferson: (1743-1826) Amerika Birleşik Devletleri’nin Kurucu Babası, Bağımsızlık Bildirgesi’nin (1776) baş yazarı ve Amerika Birleşik Devletleri’nin üçüncü Başkanı (1801-1809) “İnsanın zihnindeki her türlü zorbalığa karşı sonsuz düşmanlığa Tanrı’nın sunağı üzerine yemin ettim” der. Benjamin Franklin’in yerine Fransa bakanı olarak geçti. Fransız Devrimi’ne olan sempatisi, Jefferson Başkan Washington’un Kabinesinde Dışişleri Bakanı iken, onu Alexander Hamilton ile çatışmaya sürükledi. 1793’te istifa etti. Keskin bir siyasi çatışma gelişti ve iki ayrı parti, Federalistler ve Demokratik-Cumhuriyetçiler oluşmaya başladı. Jefferson yavaş yavaş Fransa’daki devrimci davaya sempati duyan Cumhuriyetçilerin liderliğini üstlendi. Federalist politikalara saldırarak, güçlü bir merkezi hükümete karşı çıktı ve devletlerin haklarını savundu. (https://www.whitehouse.gov/about-the-white-house/presidents/thomas-jefferson/)

Bağımsız tıpkı sevgi gibi, siz ne anlam çıkarmak isterseniz o anlama geliyor; sözlükte bağımlı ve bağıntı arasında yer alan bir kelime.

5 Mayıs 1862’de Meksika, Fransızlara karşı zafer kazandı. (Cinco de Mayo) O zamanın en güçlü ordusunu yendi. III.Napolyon’a karşı  General Ignacio Zaragoza Seguín komutasında savaştılar. (Puebla Savaşı)

Büyük New York karışık bir yer, ten rengine dikkat ediyorlar- ne kadar da dikkat etmediklerinin üstüne basa basa.

Ab inito (Latince): Başlangıçtan itibaren

Her zaman kötü niyetli bir soruya başka bir soruyla cevap ver.

… bir adamın neye varmaya çalıştığını bilmiyorsan, karşı sorunun muhabbeti üzerine konuşmak istediğin bir konuya yönlendirdiğinden emin ol. Sonra o ne cevap verirse versin, fikrini belirt ve başkasına söz ver. Burada mantığın yeri yok- sadece taktik.

İdareli bir demokrasi muhteşem bir şeydir, Manuel, idare edenler için … en büyük gücü de “özgürün” “sorumluluk sahibi” olarak tanımlandığı ve neyin “sorumsuz” olduğunu idarecilerin belirlediği “özgür basın”dır.

Haber özgürlüğünü “birazcık” kısıtlamak klasik “birazcık hamile” örneğiyle aynı kategoride.

Eğer herkesin kanıksadığı bir gerçek varsa o da şuydu: Eğer bir bilgisayara doğru sayılar girerseniz o da dışarıya doğru sayılar verir.

Weltpolitik: Reel politikten ayrılan ütopist dış politika kuramı.

Stratejimiz onları ilk darbeyi vurmaya kışkırtmak olmalı, oyun teorisinin klasik Pearl Harbor manevrası.

Lysistrata: Aristophanes’in yazdığı komedi. Kadınların savaşa karşı erkekleri yataklarına almaması.

Bariz olana güvenmeyin, geleneksele şüpheyle yaklaşın.

En az sayıda oy alan adayları dahil etmeyi bile düşünebilirsiniz, popüler olmayan adamlar sizi yeni bir tiranlıktan esirgemek için tam da aradığınız şey olabilirler.

Yasama erkinin kanunları 2/3 çoğunlukla geçirmesine izin verin… ancak feshediciler 1/3 azınlıkla her kanunu ilga (Varlığını ortadan kaldırma) edebilsinler. Saçmalık mı? Bir düşünün. Eğer bir yasa tasarısı sizin 2/3 onayını bile alamayacak kadar zayıfsa, berbat bir kanun olma ihtimali yüksek değil midir? Ve bir kanun 1/3 oluşturacak kadar fazla insanın hoşuna gitmiyorsa, onsuz daha iyi olmaz mısınız?

Lakin anayasanızı yazma konusunda olumsuzun muhteşem erdemlerine dikkat çekmeme izin verin. Olumsuza vurgu yapın! Belgeniz hükümetin yapmasının sonsuza kadar yasak olduğu şeylerle süslenmiş olsun. Zorunlu askerlik olmasın,.. basın, konuşma, yolculuk, toplanma, din, öğretim, iletişim, meslek özgürlüğünü minik bile olsa müdahele ihtimali olmasın… mecburi vergilendirme olmasın.

En çok korktuğum şeyse aklı başında ve iyi niyetli adamların, hükümet güçlerine yapılması gerek gibi görünen şeyleri yapma gücü veren olumlayıcı hareketleridir.

Ama gerçekten de komşularınızın kendi iyilikleri için kanunlara sahip olması gerektiğine inanıyorsanız, neden parasını siz ödemiyorsunuz? Yoldaşlarım, size yalvarıyorum; mecburi vergilendirmeye başvurmayın. Bir insanın parasını istemediği bir şey uğruna, sadece siz onun iyiliğine olacağını düşündüğünüz için almaktan daha beter bir tiranlık yoktur.

Bir defa kabul edildikten sonra vergilendirme gücünün sınırı yoktur; yok edene kadar devam eder.

Bir kral, halkın tiranlığa karşı tek korumasıdır… özellikle tiranların en kötüsüne, kendilerine karşı.

Shrecklichkeit (Almanca): Korkunçluk. I. Dünya Savaşı’nda Alman ordusunun sivillere yönelik hareketleri.

Bojemoi (Rusça): Aman Tanrım

Bizim bombalarımızın nükleer olduğu iddialarından vazgeçmişlerdi ama bütün Kuzey Amerika bize nükleer bomba atılsın diye taklalar atıyordu.

… Great New York Times tüm asi Luna hükümetinin Dünya’ya getirilip halka açık alanda idam edilmelerini talep etmişti- “Bu durumda, tüm insanlığın çıkarı için, idam cezasına karşı olan insani kanundan feragat edilmesi gerektiği apaçık ortadadır.”

Hindistan için daha yüksek dağlar seçmeliymişiz veya daha az uyarıda bulunmalıymışız, haberlere göre kutsal bir adamın önderliğindeki sonsuz sayıda hacı, her hedef tepesine tırmanmayı ve misillemesi katıksız ruhani güçle uzakta tutmayı tercih etmişti.

Suya yaptığımız atışlar milyonlarca balığı ve bir çok balıkçıyı öldürmüştü, zira balıkçılar ve diğer gemiciler uyarılara kulak asmamışlardı. Hint hükümeti balıkçılar kadar balıklar için de öfkeliydi ama her hayatın kutsallığı ilkesi bizim için geçerli değildi; kellelerimizi istiyorlardı.

Afrika’da hayat hiçbir zaman kutsal olmamıştı.

Manuel, eğer anlamadığın bir sorunla karşılaşırsan, anladığın bir kısmını yap, sonra tekrar bir göz at.

Sadece bedelini ödediğin şeyi alabilirsin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Web sitenizi WordPress.com ile oluşturun
Başla
%d blogcu bunu beğendi: