Kulağımda Dünyanın Sesi- Giacomo Keison Bevilacqua

Bakıp da göremiyorsan belki de sorun, kendini gerçekten dinlemiyor olmandır. Dünyanın sesinin kulağında yankılandığına inanırsan eğer, göreceksin.

… nasıl bu kadar soğuk olabiliyorsunuz? Sizi kıskanıyorum doğrusunu isterseniz, tıpkı sizler gibi olmak istiyorum… Etrafınızdaki her şey sürekli değişirken siz bir yerde hiç kıpırdamadan duruyorsunuz, bunu nasıl başarıyorsunuz?

… iletişim kurma konusundaki yeteneksizliğime, insanları bir türlü sevemeyişime ve sürekli olarak bir meydan okumaya duyduğum ihtiyaca karşı bir meydan okuma… yalnız başına yazabilmek için her insanın, ister istemez kendi koyduğu tüm kurallara duyulan sıkı bağlılığa karşı bir meydan okuma. Aşk adına bir meydan okuma; çoğunlukla sokakta rast gelip bir an sonra çehresini unuttuğumuz, akıp giden düşüncelerimizin ve gelip geçen milyonlarca hayatın selinde kaybolan aşk… Çoğu zaman bir fotoğraf karesinde rastladığım o saf aşk… temelde, New York’a doğduğum kente, bana kucak açan ve yıllar boyu fiziksel ya da zihinsel rahatsızlıklarımın pek çoğunu iyileştiren, bu konuda bazen başarılı bazen de başarısız olan … New York şehrine karşı bir meydan okuma.

NewYork öyle kandırması kolay şehirlerden değildir çünkü ve eğer New York gibi bir şehri kandırmaya çalışırsan çoğu zaman New York da sana karşılığını verir.

Sam’in fotoğraf makinası son nesil bir Reflex’ti. Ama Sam değildi. Kendisi daha eski bir nesle aitti.

Fotoğraf çektiği anı beyninde somutlaştırırdı… O fotoğrafın baskısını hemen o anda kafasında yapıverirdi. Hafızadan ve bu acısından ve daimi mesafe arayışından kısa bir süreliğine kaçtığı tek andı. Kendini akışa bıraktığı, dünyayla bir olduğu yegane an.

Kim yalnızca bir Central Park olduğunu düşünüyorsa yanılıyor. Binlerce Central Park var. Her mevsim, iklim ve hava durumu için ve günün her saniyesi, dakikası ve saati için. Düşen her yaprak için. Ve dalların arasından sızan güneş ışığının her bir ışını için. Yere düşen her kar tanesi için bir Central Park var. Ve at arabasına bağlanmış her bir atın yere düşen bokunun her bir parçası için.

Hiçbir zaman kadere inanan biri olmadım. Ama bu şehirde her saniye bana tam olarak her şeyin meydana gelmesi kaderde olduğu için meydana geldiği bir yerde yaşadığım izlenimini veriyordu.

Kendimi, birden fazla kez, New York’ta basit bir dirsek çarpışmasının dahi her bir insanın hayatının gidişatını ne kadar etkileyebileceğini düşünürken buldum.

Bu milyonlarca insanı alın ve içerisi gökdelenlerle, ışıkla, parayla, taksilerle, limuzinlerle, umutlarla ve daracık kaldırımlarla dolu bir kutuya tıkıştırın. Kutuyu kapatın ve iyice çalkalayın. Alın size New York işte.

Şu çok açık; herkes dünyaya kendi tercih ettiği açıdan bakar. Ben tüm hislerimi engellerin içine hapsederim. Ve dünyayı onlar aracılığıyla gözlemlerim. Kelime nehirlerinin üzerine sessizlik köprüleri kurarım. Genelde hayata eldivenlerimle dokunarak soğuğu uzaklaştırırım.

Ve New York. New York bütün bunları yıkacak gücü olan tek şehirdir. New York göğsünüzün içinde titreşen bir matkaptır. Arkasına saklandığınız duvar yıkılana kadar delmeyi sürdürür. Sonra sizi yakalar ve güneş ışığına sürükler. Hem de herkesin gözü önünde. Böylece herkes size bakabilir. Ve siz de herkese bakabilirsiniz…

Kurallar halen hayatta olmamızın sebebidir. Hayat (ya da rast gele şerefsizin teki) bize zarar verdiğinde, ya da dünyayı filtrelemek için kullandığımız aygıtlardan birini bizden çaldığında bize kalanlardır kurallar. Kurallar değiştirilebilir, yeniden yazılabilirler. Ama çiğnenemezler.

Her neyse, aşk söz konusuyken güvenilebilecek tek yıldızın hepimizin görebildiği o yıldız olduğuna inanıyorum. Bana göre, bu yıldız dünyayı iki geniş kategoriye bölüyor: Onun gündoğumunda yükselişini izlemeyi sevenler, onu günbatımında kayboluşunu izlemeyi sevenler. İdeal eş sizinle aynı kategoride bulunan kişidir.

Burası etrafı suyla çevrili ve ortasından rüzgarın geçtiği bir şehir. Kimi akıntıya karşı yaşar akışın tersine gider. Kimi de kendini akıntıya bırakır onu sürer. Onu takip eder. Onun mantığını anlar. Çok az insan da onun en derinlerindeki mekanizmalarını kavrar.

Şans bu dünyadaki en korkutucu şeydir. Çünkü kural tanımaz tek yapabileceğiniz şey saymaktır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Web sitenizi WordPress.com ile oluşturun
Başla
%d blogcu bunu beğendi: