Vakıf’ın Sınırı- Isaac Asimov

Söylevleri insanın bilincini ateşlemiyordu, heyecan verici hareketler yapma yeteneğine de sahip değildi, ama sessizce karar alma ve haklı olduğuna inandığı sürece de bunları uygulama becerisi vardı. Belirgin herhangi bir albenisi olmaksızın, oy verenleri bu sessiz kararların doğru olduğuna ikna etme ustalığına sahipti.

… ve çok uzun süreden beri bu görevde kalmış ve çok az şey yapmış gibi- halkı 1 yüzyıldan fazla zamandır barış içinde yaşamış bir askerden beklenebileceği üzere- bıkkın görünüyordu.

Trevize yalan söylemeden önce doğrudan emin olmak isteyecek ve o halde bile, yüz ifadesi ve ses tonu kendini ele verecek profesyonel birinin karşısında olduğunun ayırdına vardı.

Bir kişiye dokunulmadı ve her şey kaybedildi! bireyin hiçbir şey ve kitlenin her şey olduğu yolundaki Seldon Planı’nı çevreleyen tüm efsanelere rağmen, bu bireyin önemiydi.

Ahlak ilkelerinizin sizi doğru olanı yapmaktan alıkoymasına izin vermeyin. (Salvor Hardin)

İnsanlar elleriyle düşünürdü. Merakın yanıtıydı onlar; hisseden, yoklayan, çeviren, kaldıran, sıkan elleriydi. Hatırı sayılır büyüklükte beyinleri olan hayvanlar vardı, ama onların elleri yoktu ve tüm farkı yaratan da buydu. O ve bilgisayar el ele tutuşurken düşünceleri kaynaştı…

Birinci Vakıf’ın hükümranları, tarihsel olarak her zaman gerçekçi davranmışlardır; bu da genelde “ahlak”a metelik vermedikleri anlamına gelir.

Golan, uygarlığın ilerlemesi, özel yaşamın kısıtlanmasından başka bir şey değilmiş gibime geliyor.

Ama en azından sana bir meşgale vermiş, bu nedenle hocanın bu kadar dar kafalı olmasına sevinmelisin.

Antropik ilke: Gözlemci gözlemlediği olayları, sırf onları gözlemlemek için orda bulunarak etkiler.

Sayşel, Vakıf Federasyonu’nun bir parçası değil. Bundan dolayı, bağımsızlıklarından çok gurur duydukları için, Vakıf’tan çok daha zayıf olduklarını ve sadece bizim onların böyle kalmasına izin vermeye istekli olmamız nedeniyle bağımsız kalabildiklerinin hatırlamak hoşlarına gitmediğinden, bizden hoşlanmama lüksüyle şımarıyorlar.

İnsanları asla anlayamayacağım. Anlayacak bir şey yok. Yapman gerekenin tümü kendine yakından bakmaktır ve diğer herkesi anlarsın. Bizler hiç de birbirimizden farklı değiliz.

Gerçeğe ne kadar yakın olursa, yalan o kadar iyi olur ve gerçeğin kendisi de kullanılabildiğinde en iyi yalandır. ( Preem Palver)

Uzanabileceğinin ötesinde de olsa, bir şeyi arzu etmenin utanılacak bir tarafı yok.

… ama bildiklerinden daha fazlasını öğrenmek ve zaten yapabildiğinden daha fazlasını yapacak hale gelmek için asla çok yaşlı olmazsın.

İnsanlar komşularından daha iyi olduklarına, kültürlerinin diğer dünyalarınkinden daha eski ve üstün olduğuna, başka dünyalarda iyi olanın onlardan alındığına, kötü olanınsa bu alımda çarpıtıldığı veya yozlaştırıldığına ya da başka bir yerde icat edildiğine kesin gözüyle bakmaya meyillidirler. Bu eğilim de nitel üstünlüğün süresel üstünlükle eş tutulmasıdır.

Pelorat irkildi. Her dünyanın kendine özgü bir kokusu olduğu gibi, yine kendine özgü bir sinirleri ayağa kaldırma tarzı olduğuna hükmetti.

Önemli olan soracak soruyu bulmuş olman ve iyi bir soru elbette sonsuz yanıtların sayısının sınırlandırılabileceği bir anahtardır.

Ben kararımı senin nedenlerine değil, kendi nedenlerime dayanarak özgürce aldım.

** Yıldız sınıflandırılması: 1- Anakol Yıldızları: Enerjilerini üretebilmek için Güneş gibi hidrojeni yakıp helyuma çeviren yıldızlardır. Yıldızların büyük çoğunluğu, ömürlerinin %90’ını anakol yıldızı olarak geçirirler. Yıldızlar hidrojen yakıtlarını bitirdiklerinde, dış katmanları büyük oranda genişleyebilir ve yıldız bir dev halini alır. Bu durum, yıldızın dış katmanlarını fırlatıp atarak, bozulmuş çekirdeğini ortaya çıkarana kadar yalnızca birkaç milyon yıl sürer. Ender bazı durumlarda, çekirdek yerine ortaya bir kara delik çıkabilir. Tayflarına göre: O (Orion ) En büyük çaplı, en sıcak, çok nadir, ağır, hızlı yok olur. B (Ülker), A (Sirius), F (Arrakis), G (Güneş), K (Aldebaran), M (Antares) En yaygın bulunan, en küçük, en soğuk, en uzun ömürlü. 2- Dev yıldızlar (Ömrünün sonuna gelmiş, düşük kütleli yıldızlar, tayf türü G,K,M) Beyaz Cüceler (Ölmekte olan cüce yıldız, tayf türü D) Üst Dev Yıldızlar (Ömrünün sonuna gelmiş büyük kütleli yıldızlar, tayf türü O,B,A,F,G,K,M) (http://www.bulutsu.org/evreninharitasi/startype.php)

… galakside 1 milyon zeka varsa, ama sadece biri-yani biz- yayılımcıysa? Diğerleri oldukları yerde saklı, dikkat çekmeden kalır.

Bliss (Galaktik Standart Dil): Kendinden geçmek, aşırı mutluluk.

Her neyse, önemi yok. Kilo gerektiği gibi iner ve çıkar. Kafamı takmama değmez.

Bliss eğlenmiş gözüküyordu. “Buna inanacak mısın bilmiyorum, Trev, ama ben Gaia’yım”… Toprak. Şu ağaçlar. Şurada otların üzerindeki tavşan. Ağaçların arasından gördüğün adam. Tüm gezegen. Ve üzerindeki her şey Gaia’dır. Biz hepimiz bireyleriz- hepimiz ayrı organizmalarız- ama tümümüz kapsamlı bir bilinci paylaşırız. Cansız gezegen hepsinin arasında en az katkıyı sağlar, çeşitli yaşam biçimleri değişik düzeylerde verirler ve insanlar da en fazlasını verir… ama tümümüz paylaşırız.

Ama tüm nesneler çevrime girer. Yemek zorundayız ve ister bitki, ister hayvan olsun- ölü baharatlar bile- yediğimiz her şey Gaia’nın bir parçasıdır. Ama bu durumda, sizin de gördüğünüz üzere, hiçbir şey spor olsun diye ya da zevk için öldürülmez, hiçbir şey gereksiz acıyla yok edilmez.

Bu yüzden yenilen de sonuçta gezegen bilincinin bir parçası olarak kalır. Parçaları benim bedenime katıldığı ölçüde toplam bilincin daha geniş bir payına katkıda bulunur. Ben de- sadece çürüme bakterileri tarafından da olsa- yenileceğim ve o zaman ben de toplamın çok daha küçük bir payına katkıda bulunacağım. Ama günün birinde benim parçalarım başka insan varlıklarının, çoğun bir parçası olacak.

Her yeni birey, molekül ve genlerin yeni bir oluşumda karılmasıdır. Gaia için yeni yetenekler, yeni katılım, yeni katkılardır. Onlara sahip olmalıyız ve bunu yapabilmenin tek yolu da yeni yerler açmak.

İnsanlık tarihi kayıtları ne kadar titizlikle tutulur, dosyalanır ve bilgisayara girilirse girilsin, zamanla belirsizleşiyorlar. Hikayeler eklemeler yapılıyor. Söylentiler toz gibi birikiyor. Ne kadar uzun zaman akarsa, tarih o kadar tozlu hale geliyor… ta ki, masallara dönüşünceye dek.

Sahte duygusallık gerçek sıkıcılığı kovar. (Liebel Gennerat)

Robot biliminin Üç Yasası: 1- Bir robot bir insana zarar veremez ya da eylemsiz kalarak bir insanın zarar görmesine izin veremez. 2- Bir robot ona insanlar tarafından verilen emirleri, bu emirlerin birinci yasayla çeliştiği durumlar dışında yerine getirmek zorundadır. 3- Bir robot, böylesi bir koruma Birinci ya da İkinci Yasa ile çelişmediği sürece, kendi varlığını korumalıdır.

Toplumlar kendi tarihlerinin yaratır ve alçakgönüllü başlangıçları ya onları unutarak ya da tamamen hayali kahramanca kurtuluşlar icat ederek yok etmeye eğilim gösterirler.

Gücün özünü korumak için güçlü gibi görünmekten vazgeçtik.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Web sitenizi WordPress.com ile oluşturun
Başla
%d blogcu bunu beğendi: