Vakıf Kurulurken- Isaac Asimov

Herkese eşit derecede inanılmaz, Dermezel. Oysa bir matematikçi kehanetini matematik formülleri ve teknik terimlerle destekleyebilir ve sonuçta bunların kimse anlamaz, ama herkes inanabilir.

Devlet görevlilerinin- hele ki İmparator’un özel hizmetinde olanların- galaksinin bütün yükü sanki onların omuzlarındaymış gibi somurtkan bir ifade taşıdıklarına defalarca tanık olmuştu. Üstelik bu insanların önemleri azaldıkça, üzerlerindeki hava gittikçe daha somurtkan ve tehditkar oluyordu.

İmparatorluk görevlilerinin ortak bir noktada, İmparatorluğa yönelik ortak bir duyguda buluşmaları önemlidir. Hepsini de Trantor’da doğup büyümüş olan kişilerden seçmek mümkün değildir, aksi takdirde dış gezegenler rahatsız olacaklardır. Bu yüzden, Trantor’da milyonlarca kişiyi kendine çekecek bir cazibenin bulunması gerekir. Nereden geldikleri, aksanları ya da kültürleri önemli değildir; önemli olan hepsinin Trantor’da yaşamış ve eğitim görmüş olmak şeklinde ortak bir geçmişte buluşmalarıdır.

Aşırı uzmanlaşma ne kadar zararlı olabiliyor. Bilgiyi 1 milyon parçaya bölüyor ve kan içinde bırakıyor.

Trantor karşılık olarak sadece yüksek bir toplumsal konum, hatırı sayılır bir güç ve para vaat etmekle kalmıyor, onlara özgürlük de sunuyor. Öğrenciler öğrenim süreleri boyunca devlete ağızlarına geleni söylemekte, barışçıl gösteriler yapmakta, kendi kuramlarını ve bakış açılarını oluşturmakta özgür davranıyorlar. Bundan hoşlanıyorlar ve çoğu da buraya bu özgürlük duygusunu tatmak için geliyor. Sanırım bu üzerlerindeki baskının hafiflemesine yardımcı oluyordur, dedi Seldon. Kırgınlıklarını boşaltıyor, genç devrimcilerin kibrini olabildiğince yaşıyor ve İmparatorluk hiyerarşisinde yerlerini almak zamanı geldiğinde konformizme hazır hale geliyorlar.

Kendine çok iyi bir yer edinmiş nice insanlar gördüm, ama mutlu olanına henüz rastlamadım. Belli bir yere ulaştığında rahata eremezsin, tekrar aşağı inmemek için sürekli olarak çabalaman gerekir.

Belki Dermezel de olmasaydı, dürüstlüğün nasıl bir şey olduğunu asla bilemeyeceğini düşündü Cleon. Belki bunu imparatorların hiçbiri öğrenememişti ve belki imparatorluğun içinde bulunduğu durumun nedeni de buydu.

Evrenin tamamını hesaplarınıza dahil etmeden, onu bir bütün olarak temsil edecek bir resim oluşturamazsınız. Ayrıca, evrenin bütününün bir resmini oluşturmak için önce küçük bir parçasının, sonra başka bir küçük parçasının vb… simülasyonlarını yapıp, hepsini bir araya getirmeye kalktığınızda da, bir araya getirilmesi gereken bu küçük simülasyonların sonsuz sayıda olacağı da kanıtlanmıştır. Sonuç olarak, evreni bir bütün halinde anlamak için sonsuz uzunlukta bir zamana gereksinim duyulacaktır, bir başka deyişle, var olan bütün bilgiyi edinmeniz mümkün değildir.

Sadece bizim aramızda olduğunuz sürece saçlarınızı örtmenizi istiyoruz… Çünkü bizim için saç iğrenç ve müstehcendir.

Tek sorun, dedi Bacı mutlulukla, kırk yılda bir son derece farklı bir lokum yiyorsun ve tadını asla unutamıyorsun, ama bir daha onun tadında bir lokum daha bulamıyorsun… İnsana dünyadaki her şeyin gelip geçici olduğunu öğretiyor.

Geleneklerimiz katıysa eğer, bunun nedeni bizim milyarlarca insanın arasında kalan milyonlardan oluşmamızdır sadece. Sizin sürüleriniz arasında kaybolup gitmemek için, biz değerli insanların bir şekilde kendimizi ayrı tutmamız gerekiyor. Saçlarımızın olmamasıyla, davranışlarımızla, yaşam tarzımızla kendimizi ayrı kılmamız gerekiyor. Kim olduğumuzu bilmeliyiz, siz eloğullarının da bizim kim olduğumuzu bildiğinizden emin olmalıyız… Sizden tek isteğimiz bu… bizi rahat bırakmanız.

Ama öyle geliyordu ki, bütün dünyalardaki en erken zamanlara dair tarih hikayeleri, kendini feda eden kahramanların hikayeleriyle küçük dramların karışımından oluşuyordu, yani aslında ahlaki tiyatro oyunları gibiydiler ve kelimesi kelimesine alınmamaları gerekiyordu.

Çıplak ten, açık olanda cinsel niteliğini kaybediyor. Dediğim gibi, asıl önemli nokta bir şeyin gizleniyor olması.

Otobüse bindiklerinde Seldon, Hiç para ödemedik, diye fısıldadı. Haritaya göre toplu taşıma hizmeti ücretsizmiş. Seldon dudağını büktü. Ne kadar uygarca. Bence hiçbir şey tek başına bulunmuyor: ne geri kalmışlık, ne barbarlık, hiçbir şey.

En önemlisi de, İmparator önemli olmayan bir sürü süslü laf kullanırken, önemli sözler vermemeye de dikkat etmek zorundaydı.

Ben tahtınıza asla göz dikmem. Onu gerçek veliahtımızdan çalmaya çalışmam asla. Ayrıca, sizi üzecek bir şey yaptıysam, beni adil bir şekilde cezalandırın. Yaptığım ya da yapacağım hiçbir şeyin beni İmparator yapmanıza değecek bir cezayı hak edeceğini sanmam.

İnsanoğlunun çıktığı bir dünya ve yaşanan bir altın çağla ilgili öyküler hep vardır. Karmaşıklaşmış ve bozulmuş bir toplumda insanlar daha basit ve erdemli bir yaşam sürüldüğü düşünülen bir geçmişin özlemini duyarlar. Bu, öyle ya da böyle her toplum için geçerlidir, çünkü ne kadar basit bir toplumda yaşarsa yaşasın herkes, yaşadığı toplumun karmaşık ve bozulmuş olduğunu düşünür.

Trantor’un sonu gelmeyen caddelerinde, bitip tükenmek bilmeyen kalabalıkların içinde insanlar- psikolojik olarak- ancak diğerlerini görmezden gelerek rahat edebiliyorlardı. Gözler hep başka yöne bakardı. Beyinleri kendi içlerine kapatılırdı.

Çok şaşırtıcı, ama kimsenin imparator olmak isteyeceğini sanmıyorum. Aklı başında biri istemezdi bence de, ama sık sık dendiği gibi “imparatorluk isteği” öylesine bir hastalıktır ki, bir kere yakalandı mı, aklın başından gider. Ve memuriyette ne kadar yükselirsen, hastalığa yakalanman da o kadar kolaylaşır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Web sitenizi WordPress.com ile oluşturun
Başla
%d blogcu bunu beğendi: